Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2015

Yılan Hikayesi

Dün akşam Al Nazar'da otururken (arkadaşlarımızın nargilecisi) Muharrem amca (arkadaşlarımızın babası) geldi ve çok güzel bir hikaye anlattı.
Bu hikayeyi anlatmak istiyorum burada.
***
Yılan Hikayesi
Çok gariban sefil bir durumda bir adam varmış. Adam bir çeşme başına gider suya derdini anlatırmış.
Bir gün yine böyle su ile konuşurken çeşmenin kenarında bulunan taşın altından bir yılan çıkmış.
Adam yılandan hiç korkmamış ve o günden sonra derdini yılana anlatmaya başlamış.
Bir sonraki dertleşmelerinde yılan adama taşın altından bir altın çıkarıp vermiş.
Adam büyük bir sevinç ile bu altını alıp bozdurduktan sonra evdeki çocuklarına yemek almış. Adam her ne zaman eli sıkışsa çeşme başına gider, yılana derdini söyler, yılanın verdiği altın ile ailesine bakarmış.
Bir gün adam hastalanmış ve yatağa düşmüş. Adam oğluna çeşme başına gitmesini, taşa doğru konuşmasını ve yılanın çıkmasını beklemesini söylemiş.
Oğlu çeşme başına gitmiş ve babasının dediğini yapmış. Yılan çıkmış, oğlan babasının durumundan bahsetmiş ve yılan taşın altından bir altın çıkarıp oğlana vermiş.

Oğlan ikinci gittiğinde şeytana uymuş. Demiş ki kendi kendine - 'Ben bu yılanı öldürürsem taşı kaldırır altındaki altınları alırım. Hepsi bana kalır.'
Yılan taşın altından çıkmış oğlanın düşüncelerinden habersiz. Oğlan bir bıçak ile yılana saldırmış fakat sadece kuyruğunu koparmış.
Yılan da can acısı ile oğlanı sokmuş zehirlemiş.
Oğlan vefat etmiş. Cenazesi kalkmış. Aradan uzun bir zaman geçmiş.
Adam iyileşmiş.
Uzun bir zamandan sonra çeşme başına varmış ve taşa doğru konuşmaya başlamış.
Yılan taşın altından çıkmış ve şöyle demiş 'Sende bu evlat acısı varken, bende de bu kuyruk acısı varken, biz dost olamayız.'
***
Hikaye burada bitiyor. Ben bu hikayeyi daha önce hiç duymamıştım ve çok sevdim. Herkes istediğini çıkarabilir bu hikayeden.

30 Ekim 2013

Ayça (1. Bölüm)


Alt kat komşularını çok seviyordu küçük kız Ayça. Okuldan döndüğünde allem edip kallem edip annesinden izin alarak hemen aşağı iniyordu Süheyla teyzesine. Tahsin amca beşe doğru geliyordu genellikle ve onun gelmesini hiç istemiyordu aslında!
Ömer abisi 15 yaş büyüktü ondan ama onu çok seviyordu. Saatlerce oyun oynuyorlardı, resim çiziyorlardı.
Nalan abla Ömer abinin küçüğüydü. Sarı saçları yeşil gözleri ile pek bir havalıydı. Oturma odasında radyonun sesini son ses açar ve kendi kendine göbek atardı. Hakan Peker'in kim olduğunu Ayça ondan öğrendi. Bazen Ömer abi ile çizim yapmayı bıraktıklarında, Nalan ablanın yanına gider ve birlikte göbek atarlardı.
Tahsin amca işten döner yemek sofrası kurulurdu. Ömer abi ve Nalan abla annelerine sofranın kurulmasına yardım ederken Süheyla teyze Ayça'ya: "Sen git Tahsin amcanla otur, televizyon seyret" derdi ve işte bu cümle Ayça'nın korkulu rüyası olurdu.

Nedendir bilinmez ama Tahsin amca ona farklı gözlerle bakardı. Ayça daha 7 yaşındaydı ama Tahsin amcanın gözlerinde başka birşey görüyordu.
"Gel yanıma otur" derdi televizyon seyrederken, Ayça'da korkuyla oturduğu koltuktan kalkarak onun yanına geçerdi. "Bugün neler yaptınız bakalım Ömer abinle?" diye sorarken saçlarını okşar, bacaklarını sıkardı Ayçanın. "Ben Süheyla teyzeye yardım edeyim" diye kaçtı bir gün onun yanından ve mutfağa geçti ve "Annem beni merak eder siz bensiz yiyin" dedi ve üst kata anneciginin yanına kaçtı ...

Bende sevgili pe hito gibi yapayım madem.

kurgu, hikaye
ahukader 

28 Temmuz 2013

Adam gitti. Kiz agladi.

Odasını toplamaya başladı genç kız. İki gündür üzgün olduğu için eli hiç bir şeye gitmemişti. Ne ondan kalan bir hediye, nede onu hatırlatan bir eşya kalsın odasında istiyordu.

İki yılı aşkın bir süredir giden ilişkisi aniden bitmişti.
İlk günki gibi sevmiyorum seni herhalde bilemiyorum, bir senedir sana karşı duygularım varmı diye yokluyorum kendimi diyen bir adam vardı karşısında.
Ne yani, bir senedir beni duygularını dinlemek için oyaliyormusun diye sordu genç kız. Adamdan ses çıkmadı.

Zaten hep böyle yapardı. Önemli konular açıldığında ne cevap vereceğini bilmez, kız onunla konuşmak isteyince de beni sık boğaz ediyorsun derdi.

Otobüsten indi genç kız ve o büyük alışveriş merkezinin merdivenlerinin üzerine yığıldı. Ağlıyordu. Hiç tahmin etmediği bir anda, hayatını ona adadığı adam, hayatı ters düz edip bir otobüs durağında bırakıp gitmişti onu.

Odasını topluyordu genç kız. Aylardır yüzüne bakmadığı kıyafetlerini katlayıp dolabına yerlestiriyordu. Kağıt küreği topluyordu.

Ondan kalan parfümün son damlasininin gözünün yaşına bakmadan çöpe attı şişeyi.
Otobüsten inerken boynunda aylardır taşıdığı kalp kolyeyi çıkarıp adamın eline sıkıştırdı.
Ama ben bunu sana almıştım dedi adam.
Artık birlikte olmayacaksak benim için hiç bir önemi yok bu kolyenin dedi kız.

Adam gitti. Kız merdivenlere oturdu. Adam gitti. Kız ağladı.

24 Aralık 2011

öylece ...

öylece oturuyorlardı karşı karşıya. uzun uzun yazışmalar sonra ilk defa buluşmuşlardı. hangi gün bulusacaklarina erkek karar vermişti, nereye gideceklerine kız. kız her zaman olduğu gibi yarım saat önceden gelmişti bulusacaklari yere. ayıp olmasın ona diye dolanmıştı ilk önce biraz sokaklarda. buluşma saatine son beş dakika kala kafenin önünde beklemeye koyulmuştu.
iki girişi olan kafenin on tarafından mi yoksa arka tarafından mi gelecek diye düşünüyordu.
arka taraftan geleceğini tahmin etmişti kız, erkekte o taraftan gelmişti. kaçamak sarıldılar birbirlerine, girdiler içeriye.
oturdular en tenha köşede bir masaya ve iki kahve ismarladilar. erkek şeker ve süt kullanmiyordu, kız ikisinide seviyordu. kahvenin yanında verdikleri bisküviyi erkeğe uzattı kız - al severek yediğin belli - dedi.
daha ilk dakikadan sevdiği şeylerden onun için vazgeçmeye başladı. vazgeçmek denilemez, o mutlu olsun diye onunla paylaşmayı öğrendi desek daha doğru olur.
sohbet etmeye başladılar, günün nasıl geçti, nasılsın, neler yaptın diye sorular sordular birbirlerine. havadan sudan bahsettiler, kahvenin tadının güzel olduğundan. sonra kendilerinden bahsettiler uzun uzun. kız hep evde olduğundan bahsetti, erkek ne kadar faal olduğundan.
kız ailesinden bahsetti, erkek kendinden.
kız sustu, erkek sustu.
uzun uzun kızın gözlerine baktı erkek, kız gözlerini kaçırdı. ona böyle bakılmasına alışık değildi çünkü. erkek ne kadar güzel gözleri olduğundan bahsetti kıza, kız seninde gözlerin çok güzel diye karşılık verdi.
3 saat aniden geçti gitti bitti.
kalkalım mi dedi erkek, kalkalım dedi kız.
kız trenle gelmişti, erkek araba ile. arabayı park ettiği yere kadar birlikte yürüdüler. sonra yine sarıldılar birbirlerine, görüşürüz diyerek ayrıldılar.
kız trene bindi, eve giderken mesaj attı erkeğe. Teşekkür ederim dedi, benim için zaman ayirdigin için.
Senin için severek zaman ayiririm diye cevap geldi erkekten ...
Kız gülümsedi, yüreği gülümsedi ...
Erkek gülümsedi ...
Bir daha buluştular mi bilinmez ama ikisinin de beynine kazındı bu gün.