29 Aralık 2021

Gidiyor 2021

2021 yilinin gitmesine iki gün kala bu yil nasil gecti gitti diye düsündüm.

Nedense sene sonunda ilk önce benden ne aldi bu yil diye düsünürüm.

Pandemide gecirdigimiz ikinci senede, bir kac ay sonra yine sirkete gideriz dememin üzerinden tam 21 ay gecti.

21 ayi evden calisarak tamamladim. Ne zaman is yerine dönecegimiz muamma.

2021 yili ilk anneligimi aldi elimden. Mart ayinda sekizinci haftada bebegimi kaybettim. Anneligimi kaybettim. Sanki dogurmayinca anne sayilmiyormusum gibi ... 

Yanlis bir düsünce. Ben beni sekizinci haftada birakip giden bir melegin annesiyim. 

Ardindan aylarca Almanya'nin bürokrasi duvarlarina carptim carptim yilmadim. Doktor kontrolleri, tahliller, asi sertifikalari derken tedaviye basladik.

Hormon igneleri, sinir krizleri, ameliyatlar, embriyo transferleri ...

Umutlanmalar, heyecanli beklemeler, denemeler, tedirginlikler, bol gözyasi, daha da cok gözyasi. Yere düsüp tekrar ayaga kalkmalarim.  

Her seye inat, psikolojime inat icimdeki kiz cocugunu kaybetmedim, yüzümdeki gülümsemeyi de kimseden esirgemedim.

Subat ortasinda yillardir arkadasim olan Damla'nin kulubü Yazariyla Konusanlar'a dahil oldum. Sevgili Kemal Varol'un Kara Sis kitabi ile tanistim. 

Icimdeki acilardan haberdar olmasalar da, silada bulunan yüzlerce kitap sevdalisi merhem oldu bana. Gülümsemeye devam ettim.

Yazariyla Konusanlar bana yeni bir yazar ile sevgili Defne Suman'la tanismama vesile oldu. Sonra haftalarca aylarca bu kadinin o güzel aurasinda takildim kaldim. Ilk önce insan olarak sevdim kendisini sonra kalemi ile tanistim.

Yazma sevdami gelistirdim. Sevgili Fatih Gezer'in verdigi sekiz haftalik yazarlik atölyesine katildim. Mekani mekana asik ettim. Gönlümün lisaninda kisa metinler yazdim. Bir cok sey ögrendim ve bir arkadas kazandim.

Instagram'i yine dolu dolu kullandim. Sosyal medyayi okuma ve yazma askima alet ettim. Senenin son dönemlerinde aktapotokur'a katildim. Bir türlü yanasamadigim Murakami okumalari yaptim, birbirinden güzel insanlar ile tanistim.

Dostlar edindim. Bana iyi gelmeyen seylerden/kisilerden sessizce uzaklastim.

Neredeyse her gün annemle telefonlastim. Yogun calisan babam icin endiselendim. Ikisini de her gün daha cok sevdim. Kardesimle her haftasonu vakit gecirdim. Sebo ile bolca huzurlu saatler gecirdim.

Cok güldük, cok agladik bu sene. Güzelliklerin ve üzüntülerin ile güle güle git 2021.

Umutla gelsin 2022.


Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

15 Temmuz 2021

Yol

Luna yıllardır yalnızlıın oturduu bu birilerinin adına ev dedii yapıda son kez dolaıyordu. Koridorun sonunda bulunan aynada ei tarafından aldatılmasının dükırıklıklarının yansımasını izliyordu.
Dün ak
am O’nun yanına son kez uzanmıve ölüme yatmıtı aslında, çünkü bu sabah kalktıında bu aldatılmıa bir son verecek ve O’nu terk edecekti.

Oturma odasında bulunan okuma köesine oturdu ve içine acısını sardıı sigarasını yakip derin bir nefes aldı.
O Luna’nın kendisini aldattı
ını bildiini bilmiyordu ve aylardır Luna’nın yüzüne söyledii yalanların açtıı yaraların da farkında deildi pek tabii ki, fakat Luna aldatıldıını örendii günden beri tüm dertlerini içine kustuu bir defteri sayfaları açık bir ekilde yemek masasının üstüne bıraktı.

Yatak odasına geçip dün geceden içine kalp arılarını, acılarını, dükırıklıklarını, yerletirdii bavulunu alıp evden çıktı.
Geçmi
, imdi, gelecek tek bir takvim yapraında birleen bu günde, Luna çıktıı yolun nereye varacaını bilmeyerek yola koyuldu.

En güvendigi insanin ihanetine nasil ugradigini sorgulamaktan vazgecip gögüs kafesinin icinde, kalbinin tam üstünde bir dövme gibi islenmis ihanetin tarihini kendi elleri ile söküp arabanin camindan disariya firlatti.
Ba
ına yıkılan dünyanın tepetaklak olmusokaklarında dümdüz ilerliyordu Luna ve bu yol bir yere gitmeyecekti, yol duracaktı, giden Luna idi.

Iki yaninda acilari bulunan sokaklari ardinda birakiyordu.
Bu yolun sonunda kendi özüne varacak, kafasından O’nu silmi
olacak ve yıkılan dünyanın kırıntılarından kendine yeni bir dünya ina edecekti.

 

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

30 Mayıs 2021

Evvel Bahar




Evvel Bahar kitabinda yatili okulda ayni yatakhaneyi paylasan Öykü ve Firuze'nin hayatini okuyoruz

Kardes kadar yakin olan iki kadinin bir sekilde yollari ayriliyor ve yirmi yil sonra bir dag evinde birbirlerine birbirlerinden uzak kaldiklari yirmi yilda neler yasadiklarini, acilarini, sevinclerini, asklarini, hastaliklarini anlatiyorlar.

Ikisinin de hayatlarinda anne sevgisi eksikligi var. Birisi babasini hatirlamayacak kadar kücük bir yasta kaybederken digerinin ise babasi var da yok gibi.

Yirmi yil sonra dag evinde Firuze'nin cok degistigini düsünen Öykü Firuze aniden ortadan kaybolunca telasli anlar yasayacaktir.  Firuze'nin Istanbul'a döndügünü düsünen Öykü dostu Ozan ile birlikte Firuze'nin arkasindan gitmeye kalkisacak, cig düsmesi ile birlikte sabaha kadar arabada mahsur kalacaktir.

Son yüz sayfayi büyük bir heyecan ile okudum. 

Bu iki kadinin hikayesi beni gercekten etkiledi.


Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

16 Mayıs 2021

Perisiz Kösk


 Bir Yıldız Alatan yani Yıldız abla macerasının daha sonuna geldik. Bu sefer 1985-86 yılları arasında bir intihar vakası ile karşı karşıya kalıyor Yıldız abla.

Komşusu Beti'nin anaokulu açmak istediği için bir köşk kiralaması ile başlıyor bütün macera. Köşk'te temizlik yaparken yandaki harabe köşk ilgisini çekiyor Yıldız ablanın ve köşke bir şekilde giriyor ve bodrum katında bir ceset buluyor.
Zavallı ayyaş Metin Karaman intihar etmiştir. Fakat intihar vakasında bazı şeyleri kafasında oturtamıyor Yıldız abla ve araştırmaya başlıyor.

Yıldız abla olayın gerçekten intihar yoksa cinayet olup olmadığını ayınlatabilecek mi? Başkomiser Nejdet Bey ona ne kadar yardımcı olacak? Rahmetli Metin Karaman'ın yurtta yaşayan kızı gizemli olayın çözülmesinde ne kadar rol oynayacak?
Bu soruların tüm cevapları bu kitapta. Yıldız Alatan'ın maceralarını halen okumaydısanız çok şey kaçırıyorsunuz.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

8 Mayıs 2021

Villa Sakayik


 

Farahnaz'ın Çiçeği'nde Yıldız Ablayı 1979 yılında Zonguldak Kozlu Kılıç Mahallesinde işlenen iki cinayeti çözerken bırakmıştık.

Bu kitapta ise 1984 yılında yaz aylarını geçirmek için kiraladıkları Villa Şakayık'ta harika bir yaz geçirme planları yaparken bulduk kendisini.
Villa Şakayık'ta esrarengiz olayların döndüğünü fark eden Yıldız Abla eşi Ziya Bey'e karışmayacağına dair söz verdiysede araştırmalarına hafta içi başlayıp sürdürecek, haftasonları eşi Zonguldak'tan Adapazarı'na geldiğinde, yaz tatiline devam edecektir.
Villa'yı kiraladıkları Tanju Bey çok serttir. Bir şey mi gizliyor? Eşi Handan Hanım da sanki ruh hali karmakarışık, Tanju Bey'den korkmasa Yıldız Ablaya açılacaktır. İstanbul'dan gelip karın tokluğuna Kalipso Bar'da DJlik yapan genç kız Yağmur neyin peşindedir?
Tüm bu soruların cevapları bu güzel kitapta.

Sevgili Yaprak Öz daha iki yaşımda olduğum 1984 yılına götürdü beni. Zamanın modasını, siyaset olaylarını, çıkan virüs hastalıklarını okumama vesile oldu.
Siz hala Türk kahvesi yanında lokumsuz yapamayan sevgili Yıldız ablanın yaşadıklarını okumadıysanız, çok şey kaçırıyorsunuz.

 

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

2 Mayıs 2021

Botter Apartmani


 1900'lerde İstiklal Caddesi üzerinde II. Abdülhamid tarafından sarayın terzisi Jean Botter için inşaa ettirilen Botter Apartmanı'nın hikayesini okuyoruz bu kitapta. Botter Apartmanı'nın mimarı olan İtalyan mimar Raimondo'nun hikayesi ile günümüzde Apartman'da yaşayan insanların zamanı arasında gidip geliyor kitap.
En üst iki dairede hem yaşayan hemde muayehanesi olan psikiyatrist doktor Kaan Yamaner'in ve İstanbul'a büyük dedesinin inşaa ettiği binaları görmeye gelen İtalyan Esta'nın aşkına ve bu aşkın sonlanmasına şahit oluyoruz. 


 

Binanın cephesinde bir kadın yüzünün figürü bulunmaktadır. Binanın inşaa edildiğini anlatan bölümlerde yazar bu figure harika bir karakter yaratmış. Mimar Raimondo'nun yorgancı kız Nazlı'nın yüzünden esinlendiğini ve Nazlı'nın Raimondo'ya aşık olduğunu okuyoruz. Fakat Nazlı Ermeni Garo ile evlenmiş ve yıllar sonra Botter Apartmanı'nda şimdi Kaan'ın yaşadığı daireyi satın almıştır.
Kitap hakkında daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Ben keyif ile okudum. Kitapta en çok rahatsız olduğum konu ise imla hataları oldu. Yer yer hikayeden çıkmama sebep oldu. Umarım diğer basımlarında bu hatalar düzeltilir.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

25 Nisan 2021

Hos Bulduk Hayat

 

Dün akşam Yazarıyla Konuşanlar kulübümüz ile sevgili Attilâ Senkon'u ağırladık ve okuduğumuz kitabı Hoşbulduk Hayat hakkında sohbet ettik.
"Ekranlar ile değil akranlar ile büyüdüm" dediği andan itibaren içimin işindiği bir yazar oldu kendisi.
Hoş Bulduk Hayat 1976 ve 2016 yıllarında gidip geliyor. 1976 yılında yaşayan Hüsrev Pertev'in yazdığı bir kitabı 2016 yılında bir yayımevi yayımlamak istiyor ve editör Sema'nın kitabı okurken aslında bu kitabın Hüsrev Pertev'in kaleminden çıkmamasını anlaması ile devam ediyor hikayemiz.
Sonu açık bitiyor kitabın. Sema yayımcı Ömer Bey'e kitabın Hüsrev Pertev'in olmadığını kanıtlayabilecek ve Ömer Bey'i kitabı basmamaya ikna edecek mi? Ömer Bey sadece işin parasında olduğu için yinede bu kitabı basacak mı? Tüm bu soruların cevaplarını bulmayı biz okurların hayal gücüne bırakan Atilla Bey'e bin teşekkür.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.