20. Januar 2019

Stapf Ögretmen



Orta okul ögretmenimi kaybettim dün. Kendisi tarif edilemez bir ögretmendi. Öyle bir ögretmendi ki ortaokuldan mezun olali yirmi sene olmasina ragmen, her sene dogum günlerinde ziyaret ettik onu arkadasim Diana ile. Kendisi gecen sene mart aylarinda migde kanserine yakalandigini ögrendi. Sabah ise giderken tren istasyonunda gördüm karisi ile birlikte. O gün ilk defa kemo tedavisi icin sonda takilmaya gidiyordu. Ögrendigimde sok oldum. Ama kendisi güclü bir karakterdi. Güclü kalacagini biliyordum. Dügünümden iki hafta önce davetiyesini götürdüm. Haftaya ameliyat olacagim, baktin tekerlekli sandalyede gelirim dedi.
En büyük kizi ile ayni yastayiz. Bir kac hafta önce ameliyattan sonra yogun bakimda oldugunu söyledi. Bir iyi bir kötü diye haber verdi. Bay Stapf Ahu'ya tebriklerimi ilet, dügüne gidemedigim icin üzüntülü oldugumu ilet demis.
Ziyaret etmek istedim, ailesinden baska kimse alinmadigi icin gidemedim. Kathrin bana babasinin kendini iyi hissettigi bir günde beni aramak istedigini söyledi. Numarami verme firsatim olmadi.
Dün haberini aldim. Eve cikmis. Ameliyattan sonra eve alinmis gectigimiz günlerde yogun bakimdan ciktiktan sonra, rehabilitasyona gidecekmis fakat dün evde kalp krizi gecirmis.
Kizi haber verdi.
Cenazesi 28 Ocakta kalkacak. Ben 26 ocakta Istanbul'a uctugum icin cenazede bulunamayacagim icin cok üzgünüm.
Carsamba günü Diana ile birlikte Bayan Stapf'i ziyaret edecegim taziye dileklerimi iletmek icin.

Yaramazlik yaptigimizda kulaklarimizi cekerdi ama canimizi acitmadan.
Yatili okul gezilerinde ormanlarda gezerdik, daglara tirmanirdik. Ben ögrencilerimi plaj gezisi yaptirmam, bende kendi yemeginizi kendiniz pisireceksiniz dedi. Bir cok alman yemeginin yapilisini ondan ögrendim.
Gezilerimizde sigara icenlere madem bu merete basladiniz benden saklamayin icin ama on bes adim gerimden gelin derdi.
Ögle tenefüsünde yaninda kalan fazla salamli ekmegini paylasirdi. Ben domuz eti yemiyorum hocam dedigimde ertesi gün recelli ekmek getirip vermisti bana.
Ah ne diyebilirim ki. Gecen sene yetmis yasina basti.
Daha cok gencti.
Harika bir insandi. Harika bir baba, harika bir es, harika bir ögretmendi.
Nurlar icinde yatsin.

17. Januar 2019

Kanadi Kirik Melek'in Kanadina Takilanlar | Kitap Yorumu





Merhaba blogcanlar.
Bir kitap yorumu ile daha buradayim.
Kitabi gecen sene sonunda kisa da olsa instagram hesabimda tanitmistim.
Kitabin yazari Rukiye Türeyen ile ayni yastayiz. Bebekken gecirdigi bir rahatsizliktan dolayi %99 engelli olan Rukiye sol elinin isaret parmagini kullanabiliyor sadece.
Bu parmagi ile iki sene icinde bu kitabi yazmis. Kitabi yayimlayan yayimevi Egemen Yayinlari kitabin tüm gelirini Rukiye'ye birakiyor. Rukiye'nin hayali, kitabin geliri ile kendisine bakan annesine bir ev alabilmek.
Bu yüzden bu kitabi edinin ve okuyun. Azmin zaferidir bu kitap. Insan isterse yapamayacagi hic bir sey yoktur, bunun göstergesidir bu kitap.

Kitap dört hikaye, bir oyun, bir skec, bir senaryo ve bir mektuptan olusuyor. Tüm yazilarin ortak paydasi engelli insanlarin yasadigi zorluklari anlatmasidir. Benim ise en cok senaryo hosuma gitti.
Her bölümün sonunda Rukiye'nin okura yazdigi bir kac cümle var.
Kitabin sonunda birinci baskisindan sonra medyada cikan haberleri bir araya toplamislar.
Ben kitabi severek okudum. Rukiye'yi tebrik ediyorum.

Rukiye diyor ki ...

Ben engelimle mutluyum. Ya siz, sizler sagliginizla mutlu musunuz?

6. Januar 2019

M. Kemal


Senenin ilk biten kitabı Yılmaz Özdil'in M. Kemal kitabı oldu. Kitabı Ekim ayında İzmir'de D&R'dan aldım ve o günden beri elimde gezdiriyorum.
Bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum bir kitap oldu.
Atatürk hakkında bilmediğim bir çok şeyi öğrenmiş oldum. Bildiğim bir çok şeyi de yeniden tazelemiş oldum.
Atatürk'ün insan tarafını, içinde kaybetmediği çocuğu gördüm.
Yılmaz Özdil'in daha önce okuduğum kitaplarını da ayrı bir zevk ile okumuştum ama bu kitabı daha önemli oldu benim için.
Dün akşam Atatürk'ün ölümünü okurken ağladım yine. Anıtkabir'e taşınmak için ölümünden on beş yıl sonra naaşını açan Profesör Kamile Şevki Mutlu'nun anlattıklarını tüylerim ürpererek okudum.


    Hiç bozulmamıştı.

    Teni bronzdu.

    Altın saçları rengini kaybetmişti.

    Kalın kaşlarından birkaç tel kopmuştu...

    Sol göz kapağının üstüne düşmüşlerdi.

    Sakalı hafif uzamıştı.

    İnce dudakları yapışıktı.

    15 sene önce Dolbahçe'de yatağında uyur gibiydi.

... "Bir an için sanki konuşacakmışız gibi hissettim" diyecekti.


- 494 Sayfa


Atatürk'ü seven herkes bu kitabi okumalı. Hatta sevmeyen de okumalı ki neden sevmediğini sorgulasın.

Kitaptan bir kaç alıntı:








4. Januar 2019

Gizlilik Politikasi

Almanya'da, temel veri koruma yönetmeliği 25.05.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme aynı zamanda küçük bloggerleri de etkiledi. Bu yüzden uzun zamandır fazla yazmadim. 25.05.2018 tarihinde evlendim ve bu konu ile ilgilenecek zamanım olmadı. Son birkaç gündür blogumu yasalara göre değiştirdim ve düzenli olarak tekrar yazmaya başlayacağım. Almanya'da Instagram'da yayınlanan içeriğin, bir marka tanınabildiği anda #werbung (#reklam) etiketiyle etiketlenmesi gerekiyor. Ben de buna dikkat ediyorum. Yayınevlerinden incelemem icin kitap gönderildigi icin kitap hakkinda olan düsüncelerimi instagram da yazdigim zamanda reklam olarak isaretlendirmek zorundayim.
Bu konuda daha kararsiz kaldim. Cünkü kitabi bana gönderen yayinevi kitabin hakkinda istedigimi yazmamda özgür birakiyor beni. Instagramda yada blogumda kitap hakkinda yazi yazdigimda bundan para kazanmiyorum. Sadece kitap bana kalmis oluyor.
Bakalim ilerleyen günler ne getirecek.