19. Mai 2019

İçimde Ölen Biri Var



Uzun zamandır yazmak istediğim ama yeni işe başladığımdan dolayı fırsat bulamadığım bir kitap yorumu ile karşınızdayım.
Sevgili Tolga'nın bu kitabı ben İstanbul da iken çıkacaktı ve ben alıp imzalatacaktım sevgili arkadaşıma ama kısmet değilmiş. Kitap bir iki hafta rötar ile piyasaya çıkınca bende Almanya'dan kitapyurduna siparişimi verdim.
Kitabın kapağına bayıldım. Harika bir kapak değil mi sizce de.
Kitabın kapağından anlaşılacağı üzere ilk kitabı blog yazıları ve hikayelerinden oluşan Tolga bu sefer bir polisiye roman ile çıkıyor karşımıza.


Kitap Beşiktaş Vodafone Arena yakınlarında (ki orası yazar içinde benim içinde hala Beşiktaş İnönü Stadyumu) intihar girişimi ile başlıyor.
Cinayet Büro'dan Başkomiser Kudret ile tanışıyoruz okur olarak.
Cinayet Büro bekar işidir diyor kitapta ki bunu Kudret'in hayatından da anlıyoruz bir sonra ki sayfalarda. Çünkü Kudret'in sevdiği Nupelda'ya ayıracağı pek vakti olmuyor ne yazık ki.
İlk cinayet bir kapalı oda cinayeti. 52 yaşında olan Julya Karasakal içeriden kilitli bir odada ölü olarak bulunuyor. İntihar gibi gösterilmeye çalışılan bu cinayet çok iyi planlanmış gibi gönünüyor.
Dinler, semboller, kişiler birbirine karışıyor. Bir daha olmaz derken bir cinayet daha oluyor. İstanbul sokaklarında cinayetleri işleyen katilleri ya da tüm cinayetlerin tek katilini kovalamaya başlıyoruz.

Kitabın sonu öyle bir bitiyor ki, hayrete düşüyorum.Karsimiza yeni bir karakter cikiyor. Sati.
Vay be Tolga diyorum, Satı'nın da hikayesi bir kitap olur ha.


Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

5. Mai 2019

Günce 05.05.2019

Is yerinde bir ayi geride biraktim. Nisan ayinda Almanyada bir cok tatil günü oldugundan dolayi neredeyse bütün haftalar dört günlük calisma haftasi ile cok cabuk gecti ve is yerine adapte olmamada da yardimci oldu.
Ayni ofisi paylastigim Barbara cok cana yakin bir kiz. Kendisi kiz kardesim ile yasit.
Yan ofiste ayni departmana ait oldugum diger iki arkadasim da cok iyiler ve ise alismam icin yardimlarini esirgemiyorlar.

Onun haricinde öksürük devam ediyor. Radyologa gönderildim. Akcigerlerimi kontrol ettiler zattürree olup olmadigima baktilar. Degilmisim. Cok sükür.
Evimi yerlestirdim. Artik büyük cati kati haric tüm odalar yerlesti ve tüm mobilyalarim da geldi.
Gectigimiz bir mayista hepimiz evde oldugumuzdan dolayi annem babam bana yardim etti sagolsun. Bahcemi yaptik. Sebzelerimi ektim. Domates, salatalik, kabak, maydanoz, dil, cilek ...
Bakalim ilk sebze ve meyvelerimi ne zaman görecegim.



Bir senedir bahcede bulunan agacta kus mamasi asili. Kuslar gelir yerler diye astik Sebo ile. Hak getire. Ama ne zaman ki bahceyi kurdum, topragi eseledim, kuslar resmen duvarda beklemeye basladi.
Duvarin üstünde görüyorsunuz. Sonra iyice yakina gelip beklemeye koyuldu.
Kovaladim, yine geldi. Cok sekerler. Cokta güzel ötüyorlar.



Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

20. März 2019

Selamlar

Selamlar blogcanlar,
uzun zamandir yazamadim. Bronsit kötü bir hastalikmis onu anladim.
Onu atlattiktan sonra araya bir sürü is görüsmesi, prova calisma günleri girdi.
Dün son is görüsmesine gittim ve bugün itibari ile kararimi vermis bulunuyorum.
Calismak istedigim sirketi aradim ve departman müdürüne mesaj biraktim, bana geri dönmesini bekliyorum.
Allah nasip ederse Nisan da calismaya baslamak istiyorum.

Onun haricinde yeni evime alistim yavas yavas. Mobilyalar geldikce ev daha bir güzellesti. Simdi 3 eksigimiz ile iyice yerlestik diyebilirim.
Bol bol kitap okumaya basladim yine. Su an elimde canim blog arkadasim Tolga'nin Icimde Ölen Biri Var kitabi var. Bitsin yorumunu muhakkak yazacagim.

Bacaklarimda olan hastalik Lipödem'e yüzmek iyi geldigi icin gecen hafta burada ki havuza gidip su sporuna katildim. Ertesi gün de masajda hemen fark edildi. Bundan sonra bol bol yüzmeye gidecegim.

Sizler neler yaptiniz?
Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

22. Februar 2019

Bursa'ya veda ve Kadiköy Iskelesinde neden taksi bulamadik

Cuma günü için Selma izin almıştı. Sabah kalkıp kahvaltımızı ettikten sonra tanıdık bir taksici abi bizi Güzelyalı sahilinde bulunan vapur iskelesine bıraktı.

İDO ile İstanbula geçeçtik ve biraz zamanımız vardı. İskelede bulunan bir çay bahçesinde çay içtik. Ben Türkiye'de severek yediğim bir tost yedim.


Ardından 14:30 seferi için iskeleye gittik ve İDO'ya bindik.





Düğünden geç döndük. Geç yattık. Erken kalktık İDO'da biraz uyuruz diye düşünüyordum ama hak getire. Bir amca vardı maşallah taramalı tüfek gibi horluyordu. Baştan öyle bir sesti ki, birisi cep telefonunda savaş oyunu oynuyor sandım. Yok. Amcayı da bulamadık. Ses geliyor, dönüp bakıyoruz ama kim olduğunu bulamıyoruz. Neyse iki saatlik yolculuktan sonra Kadıköy İskelesine vardık.


Bavullarımız çok ağırdı. İskeleye varınca bir bavulumuzun tekerleği kırıldı zaten. İskeleden taksiye binip Üsküdar'a geçecektik. Taksi durağında beklemeye başladık. Bir amca daha vardı. Taksi durağına kadar gelmiyor taksici, şerefsizlik yapıyor geriden alıyor. Baktık ki herkes geride bekliyor, bavullarımızı çeke çeke geriye gittik bizde.


Elimizde iki büyük bavul 3 tane de el bagajı vardı. İlk taksi durdu, atmış arkaya kocaman bir hoparlör - abla bu valizler buraya sığmaz - dedi. Eh tabi ki sığmaz. Hay senin hoparlörüne dedim içimden. Başkası bindi taksiye, arkasından mendil salladık.

Bir sonra ki taksi geldi. Valizleri görünce - benim araba gazlı arkada kocaman tekerlek var, bunları almaz - dedi. Hay dedim senin de tekerine ...
Bu taksiye  de başka birisi bindi. Biz yine arkasından mendil salladık.

Kadıköy'e indiğimiz gün Fenerbahçe maçı vardı. Trafik berbattı. Karmakarışıktı. Bir Fenerbahçe'li olarak - Burası Kadıköy buradan çıkış yok - cümlesi geldi aklıma.
Yarım saattir taksi beklemiştik bir baktım sokağın karşı şeridinden genç bir taksici - geleyim mi abla? - manasında el işareti yapıyor. Gel gel dedim bende zaten.
Bavullar sığmıyor kardeş, bizi kimse almadı dedim.
Sığar ablacım, ben de karşı tarafın taksicisiyim bir an önce kaçmaya bakıyorum, sizi de bırakayım karşıya geçeyim dedi.
Hay dedim Allah senden razı olsun.

Üsküdar'da Nilgün ablamda kaldık. Nilgün abla anne ve babamın amca kızı Yücel teyzemin en büyük kızı. O gün ayrıca Nilgün ablamın doğum günüydü ve eşi ve çocukları pasta almıştı. Ablam mumlarını üfledi. Çok güzel yemekler hazırlamıştı bize. Oturduk yemek yedik.
Sonra yorgun olmamıza rağmen ilk akşamdan biraz dolaşalım diye Nilgün ablamın büyük kızı Nil ve küçük kızı Selin ile Üsküdar sahiline indik.

Kız kulesini bu kadar yakından görmek çok güzeldi.


Ardından sahilde oturabileceğimiz bir yer aradık. Bir adam durmadan - burası çok sakin bir yer, alkolsüz ortam, kafa dinlersiniz - diye bizi içeriye sokmak istedi. Hadi bir bakalım dedik. En önden ben gidiyordum. Hemen döndüm kızlara başka yere diye işaret ettim. İçerisi sadece erkek doluydu. Orada hiç rahat edemeyecektik. Hatta Selma adama - biz çok mu yaşlı duruyoruz, sakin bir yer mi aradığımızı sanıyorsunuz - deyip sakinliğini daha fazla koruyamadı. :)

Ardından 5. Cadde'ye oturduk. Ortam güzeldi. Bir grup çok güzel şarkılar söyledi. Türk kahvemizi içip eğlendik.
Kızlar arasında cok sakin geçirdiğimiz akşam esprisi kaldı.


Dügün davetiyeme benziyor
Kuzenim Nil





Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

21. Februar 2019

Bursa da bir persembe ve dügünümüz

Tarihler 31 Ocagi gösterdiginde kuzenim Eda'nin en güzel günü geldi catti. Eylül ve ben sabah kahvaltimizi ettikten sonra kuaföre gittik.
Kuaförden sonra bir taksi cagirip Emine teyzemin evine gittik. Biz oraya vardigimizda gelinimiz kuaföre gidiyordu.

Hepimiz evde hazirlandik ve gelinin gelmesini bekledik.

Eda tatli kedisi Pasa ile

1. Damadimiz Gürkay Eda'yi almaya gelince.
2. Eda babasi Davut enistemin elini öperken.
3. Gelinimizi ugurluyoruz.

Gelinimizi ugurladiktan sonra biz de dügün salonuna gectik.






Güzel bir dügün oldu. Eda ve Gürkay'a ömür boyu mutluluklar diliyorum.





Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

20. Februar 2019

Bursa da bir carsamba ve acil servis

Bursa da carsamba gününü belki Uludag'a cikariz diye düsünmüstük. Malum pazar günleri dolu hafta ici herkes calistigindan dolayi sakinlikten yararlaniriz diye düsündük.
Fakat sali günü baslayan kirginlik carsamba oldugunda bizi hepten ele gecirdi.
Eylül 38,5 derece atesle bütün gün yatti. Ben de öksürük ve eklem yerlerimin agrimasindan dolayi bütün gün diger kanapede yattim.

Selma isten gelince - anammm bu kadar kötümüsünüz. Ev karantinaya dönmüs - dedi. Bize tarhana corbasi yapti sagolsun.
Ama olacak gibi degildi. Persembe Eda'nin dügünü olacakti. Selma "ben sizi acile götürecegim, baksinlar. Yoksa yarin birak dügüne gitmeyi kapinin önüne cikamazsiniz" dedi.
Acil Servis'e gittik. Acil Servis'e varinca bir kac aksilik yasadik. Türk kimliginiz yok mu? Bu formu ben degil doktor dolduracak? SGK ya gitmeniz gerekirdi vesaire.
Almanya da ki saglik sigortasindan izine gittigimiz zaman bir form aliyoruz. Olur da yurt disinda hastalanirsak, bu formu orada ki doktorlar doldurunca Almanya ya döndügümüzde masraflarimizi geri alabiliyoruz.
Bugüne kadar hic karsilasmamislar herhalde, biraz sorun yasadik form yüzünden.

Isimleriniz sisteme gecti bekleyin isimle cagiracaklar diyorlar, doktor odadan cikiyor sirada ki gelsin diyor. Selma da birisi isimle cagiralacaksiniz diyor, siz de siradan gelsin diyorsunuz deyince doktora, hangisi dogru bizde siramizi bilelim de siraya girelim o zaman deyince, doktor Selma'ya cok ukala oldugunu söyledi.

Neyse efendim, igne vurulduk kardesim de bende. Kardesime antibiyotik, bana ise agri kesici yazildi.
150Lira muayene parasi adam basi da 15Lira igne parasi ödedik.
Hani acil durumlarda hastadan para alinmayacakti? Ben mi yanlis hatirliyorum?
Bu konu ile ilgili daha fazla bir sey yazmak istemiyorum cünkü bu sefer de Almanci kalkmis Türkiye'yi begenmiyor oluyor. Evet bazi seyleri begenmiyorum.

Bu gün ile ilgili tek fotografimiz da acilin önünde cekildigimiz fotograf. Igneyi yeyip az biraz kendimize geldikten sonra eve dönmek icin hastanenin önünde taksi beklerken.


Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

19. Februar 2019

Bursa da bir sali ve kina gecemiz

Bursa da sali gününü uykumuzu aldiktan sonra hazirlanarak gecirdik kiz kardesim ile. Eylül'ün hastaliginin yavas yavas basladigi gündü sali günü. Benim de üzerimde kirginlik vardi.
Hazirlandiktan sonra carsida Cafe Siesta da yemek yedik. Sonra da Emine teyzemin evine gectik.
Kinayi sitenin kendine ait ufak salonunda yaptik.

Hanimlar kina icin harika seyler hazirlamisti
Misafirler geldikten sonra kendimiz calip kendimiz oynadik.

Kuzenim Elif ablasinin kinasi icin müzikleri hazirlarken ...


Gelinimiz Eda ve kiz kardesim Eylül 

Kuzenim kardesi Elif ve annesi Emine teyzem ile dans ederken

Yemeklerimizi yedikten sonra Eda bindallisini giydi ve kinasini Neslihan ablam yakti.




Gelin elini acmiyor :)







Tüm kuzenler bir arada ...


Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

18. Februar 2019

Bursa da bir pazartesi

Merhaba blogcanlar,
ben Türkiye'den döndügümden beri agir bir bronsit geciriyorum. Hava degisimi bu sefer bana kötü bir oyun oynadi. Bir haftadan fazladir evde yatmak beni cok yordu. Umarim bir an önce iyilesirim.
Ama gelelim Bursa'nin ikinci yazisina.

Bursa'ya kuzenim Eda'nin dügünü vesilesi ile gittigimiz icin pazartesi gününü ona dügün hediyesini almak ile baslattik. Selma'nin ablasi Yasemin bize o gün icin eslik etti sagolsun.
Tanidigi bildigi bir kuyumcuya götürdü ve annemin istegine göre bir dügün hediyesi sectik.

Ardindan Bursa'nin meshur Ulu Camiisine gittik. Cami o kadar güzeldi ki anlatamam. Iceride insanin tüyleri diken diken oluyor. Bir kac fotograf birakiyorum buraya.








Camiden ciktiktan sonra Koza Han'da ipekciler carsisini gezip kendimize bir kac parca esya satin aldiktan sonra Koza Han'in bahcesinde türk kahvelerimizi ictik.


Koza Han ve Fidan Han birbirine yakin oldugu icin Koza Han'dan kalktiktan sonra Fidan Han'a gecip bahcesinde bir kac fotograf cekme imkanim oldu.





Günümüzün geri kalanini Podyumpark alisveris merkezinde gecirdikten sonra gelin evine teyzeme gectik.
Görüştüğümüz zaman görüşürüz.