Ne geldiyse başıma , bu dilimden geldi benim.
Konuşma diyorum sana kaç kere. Anlatma içinden geçenleri. Dökme ortaya herşeyini.
Belirtme sevdiğini, anlamıyorlar çünkü.
Ne arkadasliklarin peşinde kosturdun ondan sonra köşeye sıkıştırdılar seni. Herşeyin sorumlusu sen oldun.
Herkesin derdini dinledin de, kendi derdini anlatamadin kimseye. işlerine geldiği gibi anladılar seni hep.
Şimdi bakıyorsun da hala anlam veremiyorsun tüm bu olanlara. Sus Ahu sus konuşma. Her zamanki gibi beyaz kağıt ve kalem en kadim dostun işte.
Kaç kere daha söyleyeceğim bunu sana.
Günü geldi cana yakın olduğun için kullanildin, günü geldi neşeli insan olduğun için en kafa ortamlarda aranır insan oldun. Ben sizin saklabaninizmiyim dediğin günleri ne çabuk unuttun.
Güvenme kimseye… kendine güven sadece.
Aynaya baktığında o parlayan gözlerinin ardındaki nemi görüyorsun degilmi. Hiç bir zaman hak ettiğin değeri görmedin sen. Onun için değer vermekten vazgeç. Tıklım tıklım yalnızım kelimesini okudun geçenlerde bir yerde. Bu senin için geçerli olan bir söz.
Bunca insanın arasında tıklım tıklım yalnızsın işte.
Neyin pesindesin ki anlamadım bende. Oturur böyle kendi kendinle konuşursun işte.
Tüm yaralarını sarmaya birisi gelecek mi bilmiyorum ama sen kendi yaranı kendin sarmayı öğren artık.
Susayım susayım diyorum ama susamiyorum. İki kişinin bildiği sır sır değildir. Açma kimseye sırrını.
Ne demişlerdi , söyleme dostuna dostunda gider söyler
14 Kasım 2011
13 Kasım 2011
Yaralarım O. dosttan armağan
Dün sevgili Cherry'nin sayfasında bu yazıyı okuduktan sonra ilham geldi diyebilirim.
Bu yazıyı okurken hemen yıllar önce hayatımda var olan bir arkadaşım geldi aklıma.
Ben hayatımda her zaman her olaya tek taraflı bakmamayi, her açıdan bakmayı öğrendim.
Kimseyi yargilamam. Kimseyi suçlamam. Dinlerim uzun uzun. Severim dinlemeyi. Anlatmayida severim, dinleyen olursa tabiki.
O.da anlatmayı seven bir insandı, bende onu dinlemeyi severdim. Eski dostlar sayesinde tanışmıştık. Bir arkadaş topluluğunda, bak bu senin hemşerin diye tanıştırmışlardı bana.
Bende hemşerim diye çok sevmiştim onu.
Bir erkekle kadının arkadaş olamayacağını söyleyenlere inat, harika bir arkadaşlık kurmuştuk.
Ailemde çok sevmişti. Evin hiç var olmayan oğlu gibi olmuştu.
Her zamanımızı birlikte geçiriyor, her şeyimizi paylasiyorduk. Daha doğrusu ben paylasiyordum.
Onun anlattıklarının ne kadar doğru ne kadarı yanlış olduğunu hiç bir zaman kestiremedim.
Bir gün bir yerde çalışıyordu, bir gün başka yerde.
Annesi Babası ayrıydı, babası ile yaşıyordu. Babası ilede pek gecinemiyordu. 15 yıldır annesini görmemişti, yani O öyle diyordu.
Annemde bunu bildiği için, acımıştı ona.
Her akşam yemeğe geliyordu, sabahları gelip araba ile beni derse götürüyordu. Senin işin gücün yokmu kardeşim diyincede karmakarışık hikayeler çıkıyordu ortaya.
Sözüne güvenmekten başka birşey gelmedi elimden.
Ama bir gün bana öyle bir oyun oynadiki. Ben o günden sonra bu güzel yüreğimi kaybettim. İnsanlara güvenmemeyi O.nun sayesinde öğrendim.
O.nu tanıştırdığım bir çok arkadaşımdan para almış. Benim haberim yoktu. Benden de istiyordu ara sıra ve bende veriyordum tabiki.
Fakat benden aldığı gibi üç beş kuruş değilmiş arkadaşlarımdan aldığı.
Baya büyük bir rakam almış ve o gün bugündür ortada yok kendisi. Sırra kadem bastı anlıyacağınız.
Ve ben aylarca arkadaşlarımın yüzüne bakamadım. Çünkü ben tanistirmistim O.nu herkese ve benim sayemde sevmiş güvenmislerdi.
Kendimi anlatana kadar canım çıktı.
Ben hayatımda ilk defa nefret duygusunu onda hissettim. Başka hiç kimse acitmadi benim canımı O.nun acıttığı kadar.
Şimdi tam 10 yıl sonra bu olay aklıma geldiğinde O.nunla karşılaşsam acaba ne yapardım ? diye sordum kendi kendime.
Nefretim dindi, ben kin tutamam. Ama yaralarım O. dosttan armağan. Olaylara şüpheci yaklasmam O.nun sayesinde.
Tüm bunları yasamayacaktim ben belkide. Bu kötü duyguları barindirmayacaktim kalbimde. Onun için ne yapardım acaba seninle karşılaşsam yeşil gözlü çıyan ?
Ne yapardım biliyormusun, geçip giderdim yanından. Hiç bir zaman hak etmedin çünkü , sana olan saf arkadaşlık sevgimi.
Bana kattığın değerler için yinede teşekkür ediyorum sana.
29 Ekim 2011
29.Ekim Cumhuriyet Bayrami -Vol2
23.Nisan, 19.Mayıs, 30.Ağustos, 29.Ekim, 10.Kasım
Bu tarihler biz yurtdışında doguyan büyüyen Türk Gençleri için önemli günler.
Çünkü biz bu günlerde , eğer haftasonuna denk geliyorsa erkenden kalkar, hafta içine geliyorsada erken kalkmışken okula veya ise gitmeden hemen TRT yi açardık.
Törenleri seyrederdik. Anne Babamizdan, - biz bu törenlere katıldık , şöyle geçerdi, böyle geçerdi - hikayelerini dinler, gözlerimiz dolar, birkez daha türklügümüzle gurur duyardık. Tarihimizi tanır, Atatürk aşkımızı yenilerdik.
Bu sabah tüm bu duygulardan yoksun kaldık.
Hazır 29.Ekim bir Cumartesi gününe denk gelmişken, hepimiz evdeyken hiç bir şeye yaramadı televizyonu açmamız. Bir kenarda sadece Türk Bayrağı , ki o zaten her zaman Al rengi ile bizim gönlümüzde.
Yarın öbür gün bizimde çocuklarımız burada doğar büyürse diyeceğiz ki - Biz bu törenlere hiç katılmadık, hep televizyondan seyrettik , ama seyredemedigimiz günlerde oldu bizim diyeceğiz...
1937 Atatürk çok hasta..Doktorlar 'Gitmeniz İntihar' diyor ama o 'Hayır' diyor. "Halkın Morali Bozulur, kutlamalar olacak ve ben gideceğim"
Herkesin Cumhuriyet Bayramini kutluyor NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyorum
28 Ekim 2011
29.Ekim 2011 Cumhuriyet Bayrami
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Törenleri tüm Türkiye genelinde yapılmayacak.
Ölen Şehitler ve olan Depremden dolayı hükümet bu kararı aldı.
Onların derdi ne Şehitler nede Deprem.
Onların tek derdi Ulu Önder Atatürkün huzuruna çıkmamak.
Mustafa Kemal Atatürkün kurduğu Cumhuriyet sayesinde başa geçmeye hak kazanan bir Hükümetin Atatürkün yolundan gitmemesi ne kadar acı!
Türkiye Laiktir Laik kalacak ilkesine hiçte yarasmayan bir yönetimin yakında hangi törenlerimizi kaldıracağını çok merak ediyorum.
Kimse benim yarın Cumhuriyet Bayramını kutlamama engel olamaz!
Canım Ülkemin aydın gençleri... Alın Bayraklarinizi ellerinize ve dökülün meydanlara...
Bu konularda daha cok söyleyecek sözlerim var ama... Baska zaman insallah
17 Ekim 2011
Hayatımdaki Kuzey
Bir zamanlar orta okula giderken sinifimiza başka bir okuldan biri çıka geldi.
Pek sakin mülayim, kimsenin konuşmadığı, hep bir köşede duran biri.
Sonra sonra öğrendik ki, yakında zaten gideceğini bildiğinden dolayı kimseye bağlanmak istememiş, kimseyide bağlamak istememiş kendine.
Evet Kuzey-Güney dizisini seyrettikce O geliyor aklıma.
Oda benim hayatımdaki Kuzeydi.
Tam olarak nelerden dolayı suçlandığını bilmedik hiç bir zaman ama kötü arkadaşlar yüzünden yargılandığını da biliyorduk.
3 yıl sonra yeniden gün ışığına adım attığında ilk beni aramıştı.
Ben hiç bir zaman kötü niyet barindirmadim kalbimde. İnsani geçmişi ile yargilamadim.
Sistem onu kabul etmedi, ne iş bulabildi, nede kendine göre bir eş yada sevgili.
Hep geçmişinde olanlari sundular yeniden önüne.
Hep sorgulayıcı gözlerle baktılar gözlerine.
Kimse ona güvenmedi.. Ben dışında
Sonra tilkinin dönüp dolaşıp geri döneceği yer kürkçü dükkânı misali - yeniden buldu kendini içeride.
Geçenlerde bir gazetede adını kısaltılmış harflerle okuduğumda bile bildim bu Kuzeyin benim tanıdığım Kuzey olduğunu...
Demem o ki suçu ne olursa olsun hala kötü bakamıyorum bu arkadaşıma. Sistem bundan başka biri olmasına izin vermedi çünkü
Pek sakin mülayim, kimsenin konuşmadığı, hep bir köşede duran biri.
Sonra sonra öğrendik ki, yakında zaten gideceğini bildiğinden dolayı kimseye bağlanmak istememiş, kimseyide bağlamak istememiş kendine.
Evet Kuzey-Güney dizisini seyrettikce O geliyor aklıma.
Oda benim hayatımdaki Kuzeydi.
Tam olarak nelerden dolayı suçlandığını bilmedik hiç bir zaman ama kötü arkadaşlar yüzünden yargılandığını da biliyorduk.
3 yıl sonra yeniden gün ışığına adım attığında ilk beni aramıştı.
Ben hiç bir zaman kötü niyet barindirmadim kalbimde. İnsani geçmişi ile yargilamadim.
Sistem onu kabul etmedi, ne iş bulabildi, nede kendine göre bir eş yada sevgili.
Hep geçmişinde olanlari sundular yeniden önüne.
Hep sorgulayıcı gözlerle baktılar gözlerine.
Kimse ona güvenmedi.. Ben dışında
Sonra tilkinin dönüp dolaşıp geri döneceği yer kürkçü dükkânı misali - yeniden buldu kendini içeride.
Geçenlerde bir gazetede adını kısaltılmış harflerle okuduğumda bile bildim bu Kuzeyin benim tanıdığım Kuzey olduğunu...
Demem o ki suçu ne olursa olsun hala kötü bakamıyorum bu arkadaşıma. Sistem bundan başka biri olmasına izin vermedi çünkü
7 Ekim 2011
Dikişlerim alındı / Die Fäden sind weg
Evet sonunda bir hafta boyunca haşır neşir olduğum dikişlerimden bugün kurtuldum.
Açıkçası alışmıştım ama tabiki ömür boyu yanağımda o ufak iz ile gezmeyecektim. Eninde sonunda buda bana hayatımda bir hatıra ve ameliyatı ağrısız sızısız atlattığım için mutluyum.
Nachdem ich eine Woche mit meinen Fäden rumgelaufen bin, an die ich mich mittlerweile gewöhnt hatte, wurden sie heute endlich entnommen. Auch dies ist eine Erinnerung in meinem Leben.
Ich bin glücklich das ich diese kleine OP ohne Schmerzen hinter mich gebracht habe.
29 Eylül 2011
Ameliyat / Operation
Burası benim için bir nevi günlük olduğu için ve tüm başımdan geçen önemli olayları bir yerde biriktirmek istediğim için , bu günü de yazmazsam ayıp olur yani :)
Bugün ufak bir ameliyat geçirdim. Beni yakından tanıyanlar bilir. Şubat ayından beri yüzümde geçmek bilmeyen bir sivilce taşıyordum beraberimde..
Cilt doktorlarına mi gitmedim, haplarmi kullanmadım, merhemlermi sürmedim fakat hiç biri fayda etmedi.
En sonunda bende bunun kesinlikle bir ameliyat gerektirdiğini düşünürken, doktorum beni bir cerraha sevk etti.
Dün görüşme için gittiğim cerrahta bugün beş dk içinde ameliyat oldum.
Hiç bir acı çekmedim. Canım pektir benim zaten.
Narkoz iğnesini yerkende sesim çıkmadı, yüzümdeki parcagi kestiğinde duyduğum sestede.
Yanılmıyorsam kaç dikiş attığını bile saydım ama emin değilim ;)
Yüzümde bir santim bir dikiş izi kalacakmış. Dün saatlerce buna moralimi bozarken bugün artık o kadar da önemli olmadığını düşünüyorum.
Halaminda dediği gibi, önemli olan yüreğimizde yara izlerinin oluşmaması.
Korktuğum kadar değildi yani ama hastanelerden nefret ederim ben ve hep aglayasim gelir.. Bunun da sebebi var tabiki ama oda başka bir yazımda inşallah.
Beni merak edip arayan arkadaşlarıma, Facebooktan, Twitterden msj atan arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Ich habe heute eine kleine Operation gehabt. Wer mich kennt weiss, dass ich seit Februar ein Abzess auf meiner Wange hatte, das nicht verging.
Bei welchen Hautärzten ich war, welche Medikamente ich schon eingenommen habe und was für Salben ich verbraucht habe, nichts hat geholfen.
Als ich dann auch selbst letztendlich mir gedacht habe, dass das nur operativ entfernt werden kann, hat mich dann mein Arzt an einen Chirurgen überwiesen.
Bei dem Chirurgen , bei dem ich gestern bei einem Gespräch war, wurde ich dann heute innerhalb von 5 Minuten operiert.
Ich hatte gar keine Schmerzen.. Weder noch als ich die Spritze verpasst bekommen habe, noch bei den Geräuschen die ich mitbekommen habe.
Habe sogar mitgezählt wie viele Fäden er durchgezogen hat, aber ich bin mir nicht sicher :)
Es wird eine Narbe von 1cm in meinem Gesicht zurück bleiben. Während ich gestern darüber so sehr traurig war, mache ich mir heute nichts mehr daraus.
Wie schon auch meine Tante gesagt hat, das wichtigste im Leben ist, dass keine Narben im Herzen zurück bleiben.
Also war die ganze Angst umsonst... Aber ich habe Angst vor Krankenhäusern und muss immer losweinen. Das hat natürlich auch einen Grund, aber das dann irgend wann anders.
Auf diesem Wege noch mal Danke an alle Freunde die mich angerufen und auf Facebook und Twitter nach meinem Befinden gefragt haben.
Bugün ufak bir ameliyat geçirdim. Beni yakından tanıyanlar bilir. Şubat ayından beri yüzümde geçmek bilmeyen bir sivilce taşıyordum beraberimde..
Cilt doktorlarına mi gitmedim, haplarmi kullanmadım, merhemlermi sürmedim fakat hiç biri fayda etmedi.
En sonunda bende bunun kesinlikle bir ameliyat gerektirdiğini düşünürken, doktorum beni bir cerraha sevk etti.
Dün görüşme için gittiğim cerrahta bugün beş dk içinde ameliyat oldum.
Hiç bir acı çekmedim. Canım pektir benim zaten.
Narkoz iğnesini yerkende sesim çıkmadı, yüzümdeki parcagi kestiğinde duyduğum sestede.
Yanılmıyorsam kaç dikiş attığını bile saydım ama emin değilim ;)
Yüzümde bir santim bir dikiş izi kalacakmış. Dün saatlerce buna moralimi bozarken bugün artık o kadar da önemli olmadığını düşünüyorum.
Halaminda dediği gibi, önemli olan yüreğimizde yara izlerinin oluşmaması.
Korktuğum kadar değildi yani ama hastanelerden nefret ederim ben ve hep aglayasim gelir.. Bunun da sebebi var tabiki ama oda başka bir yazımda inşallah.
Beni merak edip arayan arkadaşlarıma, Facebooktan, Twitterden msj atan arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Übersetzung:Da das hier für mich wie ein Tagebuch ist und ich wichtige Tage in meinem Leben aufbewahren will muss ich auch diesen Tag niederschreiben.
Ich habe heute eine kleine Operation gehabt. Wer mich kennt weiss, dass ich seit Februar ein Abzess auf meiner Wange hatte, das nicht verging.
Bei welchen Hautärzten ich war, welche Medikamente ich schon eingenommen habe und was für Salben ich verbraucht habe, nichts hat geholfen.
Als ich dann auch selbst letztendlich mir gedacht habe, dass das nur operativ entfernt werden kann, hat mich dann mein Arzt an einen Chirurgen überwiesen.
Bei dem Chirurgen , bei dem ich gestern bei einem Gespräch war, wurde ich dann heute innerhalb von 5 Minuten operiert.
Ich hatte gar keine Schmerzen.. Weder noch als ich die Spritze verpasst bekommen habe, noch bei den Geräuschen die ich mitbekommen habe.
Habe sogar mitgezählt wie viele Fäden er durchgezogen hat, aber ich bin mir nicht sicher :)
Es wird eine Narbe von 1cm in meinem Gesicht zurück bleiben. Während ich gestern darüber so sehr traurig war, mache ich mir heute nichts mehr daraus.
Wie schon auch meine Tante gesagt hat, das wichtigste im Leben ist, dass keine Narben im Herzen zurück bleiben.
Also war die ganze Angst umsonst... Aber ich habe Angst vor Krankenhäusern und muss immer losweinen. Das hat natürlich auch einen Grund, aber das dann irgend wann anders.
Auf diesem Wege noch mal Danke an alle Freunde die mich angerufen und auf Facebook und Twitter nach meinem Befinden gefragt haben.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

