22. Februar 2019

Bursa'ya veda ve Kadiköy Iskelesinde neden taksi bulamadik

Cuma günü için Selma izin almıştı. Sabah kalkıp kahvaltımızı ettikten sonra tanıdık bir taksici abi bizi Güzelyalı sahilinde bulunan vapur iskelesine bıraktı.

İDO ile İstanbula geçeçtik ve biraz zamanımız vardı. İskelede bulunan bir çay bahçesinde çay içtik. Ben Türkiye'de severek yediğim bir tost yedim.


Ardından 14:30 seferi için iskeleye gittik ve İDO'ya bindik.





Düğünden geç döndük. Geç yattık. Erken kalktık İDO'da biraz uyuruz diye düşünüyordum ama hak getire. Bir amca vardı maşallah taramalı tüfek gibi horluyordu. Baştan öyle bir sesti ki, birisi cep telefonunda savaş oyunu oynuyor sandım. Yok. Amcayı da bulamadık. Ses geliyor, dönüp bakıyoruz ama kim olduğunu bulamıyoruz. Neyse iki saatlik yolculuktan sonra Kadıköy İskelesine vardık.


Bavullarımız çok ağırdı. İskeleye varınca bir bavulumuzun tekerleği kırıldı zaten. İskeleden taksiye binip Üsküdar'a geçecektik. Taksi durağında beklemeye başladık. Bir amca daha vardı. Taksi durağına kadar gelmiyor taksici, şerefsizlik yapıyor geriden alıyor. Baktık ki herkes geride bekliyor, bavullarımızı çeke çeke geriye gittik bizde.


Elimizde iki büyük bavul 3 tane de el bagajı vardı. İlk taksi durdu, atmış arkaya kocaman bir hoparlör - abla bu valizler buraya sığmaz - dedi. Eh tabi ki sığmaz. Hay senin hoparlörüne dedim içimden. Başkası bindi taksiye, arkasından mendil salladık.

Bir sonra ki taksi geldi. Valizleri görünce - benim araba gazlı arkada kocaman tekerlek var, bunları almaz - dedi. Hay dedim senin de tekerine ...
Bu taksiye  de başka birisi bindi. Biz yine arkasından mendil salladık.

Kadıköy'e indiğimiz gün Fenerbahçe maçı vardı. Trafik berbattı. Karmakarışıktı. Bir Fenerbahçe'li olarak - Burası Kadıköy buradan çıkış yok - cümlesi geldi aklıma.
Yarım saattir taksi beklemiştik bir baktım sokağın karşı şeridinden genç bir taksici - geleyim mi abla? - manasında el işareti yapıyor. Gel gel dedim bende zaten.
Bavullar sığmıyor kardeş, bizi kimse almadı dedim.
Sığar ablacım, ben de karşı tarafın taksicisiyim bir an önce kaçmaya bakıyorum, sizi de bırakayım karşıya geçeyim dedi.
Hay dedim Allah senden razı olsun.

Üsküdar'da Nilgün ablamda kaldık. Nilgün abla anne ve babamın amca kızı Yücel teyzemin en büyük kızı. O gün ayrıca Nilgün ablamın doğum günüydü ve eşi ve çocukları pasta almıştı. Ablam mumlarını üfledi. Çok güzel yemekler hazırlamıştı bize. Oturduk yemek yedik.
Sonra yorgun olmamıza rağmen ilk akşamdan biraz dolaşalım diye Nilgün ablamın büyük kızı Nil ve küçük kızı Selin ile Üsküdar sahiline indik.

Kız kulesini bu kadar yakından görmek çok güzeldi.


Ardından sahilde oturabileceğimiz bir yer aradık. Bir adam durmadan - burası çok sakin bir yer, alkolsüz ortam, kafa dinlersiniz - diye bizi içeriye sokmak istedi. Hadi bir bakalım dedik. En önden ben gidiyordum. Hemen döndüm kızlara başka yere diye işaret ettim. İçerisi sadece erkek doluydu. Orada hiç rahat edemeyecektik. Hatta Selma adama - biz çok mu yaşlı duruyoruz, sakin bir yer mi aradığımızı sanıyorsunuz - deyip sakinliğini daha fazla koruyamadı. :)

Ardından 5. Cadde'ye oturduk. Ortam güzeldi. Bir grup çok güzel şarkılar söyledi. Türk kahvemizi içip eğlendik.
Kızlar arasında cok sakin geçirdiğimiz akşam esprisi kaldı.


Dügün davetiyeme benziyor
Kuzenim Nil





Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

Kommentare: