17 Mart 2017 Cuma

Günce

Is yerinde sorunlar yasadim. Yaklasik bir bucuk hafta önce ufak bir seyi anlamadigim icin proje yöneticisi biraz üzerime geldi ve bakalim deneme süresi olan 6 ayi basarabilecekmisin dedi.
Seni ise ben aldim insan olarak seni cok seviyorum ama yazilimda sorunlar var dedi. Dedi de dedi. 15 dakika veriyorum sana dedi.
Aglamamak icin kendimi zor tuttum. Birine böyle sözler söyledikten sonra on bes dakika versen ne olur, on bes saat versen ne olur.
Kafam bloke oldu. Böylece bes dakika sonra denedikten sonra ofisine gidip, kusura bakma su an kafam durdu dedim.
Elinde kalem kagit tekrar ofisime geldi ve "hatayi kendimde ariyorum, belki ben anlatamiyordumdur" dedi.
Bir seyler cizdi ve hemen anlayip yaptim. Önümüzde ki iki gün moralim cok bozuktu.
Bunlarin hepsi gecen sali olmustu. Persembe sabahi geldigimde proje yöneticisi ve bölüm yöneticisi biraz konusalim dediler ve ofise cagirdilar beni. Bölüm yöneticisi "Ahu kendini nasil hissediyorsun burada?" diye sordu.
Acik acik düsüncelerimi söyledim. Üniversiteden yeni ciktigimi, yazilimci olarak daha cok sey ögrenmem gerektigini, soru sormak isteyince herkesin yeterince isi oldugunu ve bu yüzden her seyi kendi kendime ögrenmeye calistigimi anlattim.
Önümüzde ki haftalarda bakip kendime göre karar verip, eger ki bu isin bana göre olmadigini anlarsam, altinci ayin sonunda, yani deneme süresinin sonunda kendi istegimle ayrilacagimi söyledim.
Bay W. "sakin, bu konusmayi sizi isten cikarmak icin yapmiyoruz. Biz sizi kalmaniz icin ise aldik" dedi.
Bunun üzerine proje yöneticisi A. "Ahu'nun daha iyi oldugu baska bir bölüm var. Bunu fark ettim dedi. Programi cok iyi derecede test edebilir müsterilere iade edilmeden önce. Böylece müsteriler ile yasadigimiz sorunlari yüzde ona kadar indirebiliriz" dedi.

Bunun üzerinde yazilim testi yapiyorum o günden beri. Kendimi daha iyi hissediyorum.
Dün A. ofisime geldi ve "bu isle kendini daha iyi hissediyormusun" diye sordu. "Evet" dedim.
"Ama bu demek degil ki asil alindigim projeye daha fazla ilgi göstermiyorum. Onun icin de evde kendi basima calismalarima devam ediyorum" dedim.
A. söyledigi sözlerin agir oldugunu anlamis ve bir nevi benden özür diledi.

Her sey yoluna girecek gibi.

Hadi görüstügümüz zaman görüsürüz. (Dondurma Delisine sevgiler ile ;))


24 Şubat 2017 Cuma

3096 Tage

Ein Beitrag geteilt von Ahu (@ahukader) am


Natascha Kampusch kacirildiginda ben 16 yasindaydim. Sekiz yil sonra kurtuldugunda 24 yasindaydim. Gecenlerde gecirdigi sekiz yili ve kurtulusunu anlattigi bu kitabi okudum ve su an 34 yasindayim. Her gün haberlerde onunla ilgili haberleri takip ediyorduk. Tüm Almanya, tüm Isvicre aylarca senelerce bu kiz cocugunu aradi ama bulamadi. Kacirildiginda 10 yasindaydi, serbest kaldiginda 18 yasindaydi. Dile kolay koskoca 8 yil. Onu kaciran pislik herif Natascha kactiktan sekiz saat sonra kendini bir tramvayin önüne atip intihar etti. O da biliyordu ki sekiz yil boyunca iskence yaptigi bu kizin kacmasindan sonra, muhakkak ki ömür boyu ceza hapsi ile yargilanacakti.
Natascha Wolfgang'in kendini nasil dövdügünü, istedigini dogru dürüst yapmayinca nasil ac biraktigini anlatiyor. Iki sene sonra bahceye cikardigini, bahcede yari ciplak isleri yaptirttigini anlatiyor.
Polislere göre kaynalarda hata var. Natascha'nin kacirildigini gördügünü söyleyen baska bir kiz cocugu iki kisiden bahsediyor. Natascha ise kacirildigi günden itibaren sekiz yil icinde asla bir baskasini görmedigini söylüyor.
Hatta tanik kizi tek kisi gördüm demeye zorluyorlar ama o ifadesinden vazgecmiyor. Bir cok söylentiye ragmen Natascha kitabinda da Priklopil'in kendine asla tecavüz etmediginden bahsediyor. Kitabin son sayfalarinda kurtulusu beni derinden etkiledi. Kalbim cok hizli atmaya basladi okurken.
Muhakkak okuyun. Türkce kitap adi: 3096 Gün 

20 Şubat 2017 Pazartesi

Einstand

Ein Beitrag geteilt von Ahu (@ahukader) am
Almanya da bir adet vardir. Yeni bir ise basladiginda, bir de üstüne balli kaymak tüm is arkadaslarin ile iyi gecinirsen, seni kollari acik sana her seyi ögretmeye hazir bir sekilde kabul etmislerse, birinci yada ikinci ayinda yemek verirsin.Ben de bugün is arkadaslarima türk yemekleri getirdim. Pogaca yaptim ve kisir hazirladim dün aksam.
Hepsi teker teker ofisime gelip tesekkür ettiler. Su an pogacalar kapisilmak üzere. :)


Takip Edeni Takip Ederim Cilginligi



Sosyal medyada hesaplarimiz cogaldikca baska bir sorun ile karsi karsiya kaldik. Beni takip edeni takip etmek zorundamiyim? Hayir degilim.
Ben birini takibe aldim. Beni takip etmek zorunda mi? Hayir degil.
Cünkü eger ki birinin fotograflarini, yazilarini, sözlerini begeniyorsam takip ederim. Beni takip ediyor mu diye bakmam.
Bir zamanlar benim de bu duruma düstügüm dogru idi.
Bu sorunu yasadigimiz en önemli sosyal medya araci bloglarimiz. Yeni bir blogger en basta hepimizin düstügü hataya düsüyor. „Blogumu takip etmiyorsun ama …“ diye bir cümle kuruyor yorumlarda.
Sen blogu öncelikle kimin icin yaziyorsun? Otur bir düsün. Kisisel bir blog isen, kendin icin yaziyorsundur. Elle yazi yazmaktan bikmissindir belki, yillardir tuttugun günlüklerin yerini klavye almistir.
Defter, not defteri, kitapcik yerine bloggerin yazi panelini kullanmaya baslamissindir. Kendin icin sosyal bir günlük yaratmissindir.
Takip eden varsa ne mutlu sana. Ama „…ah beni takip etmiyorsun“ deme. Cünkü sen ilk önce kendin icin yazdigini idrak et. Evet yorumlar geldikce mutlu olacaksin. Takipci sayisi arttikca mutlu olacaksin. Ama kimseyi seni bir tusa basarak takip etmiyor diye kasma lütfen.
Inana bana takipci sayisini takmadigin ilk anda kendin icin bir sey yapacaksin.

14 Şubat 2017 Salı

Baba Dunjas letzte Liebe

Ein Beitrag geteilt von Ahu (@ahukader) am


Baba Dunja ist eine Tschernobyl-Heimkehrerin. Wo der Rest der Welt nach dem Reaktorunglück die tickenden Geigerzähler und die strahlenden Waldfrüchte fürchtet, baut sich die ehemalige Krankenschwester mit Gleichgesinnten ein neues Leben auf. Wasser gibt es aus dem Brunnen, Elektrizität an guten Tagen und Gemüse aus dem eigenen Garten. Die Vögel rufen im Niemandsland so laut wie nirgends sonst, die Spinnen weben verrückte Netze, und manchmal kommt sogar ein Toter auf einen Plausch vorbei. Während der sterbenskranke Petrov in der Hängematte Liebesgedichte liest, die Gavrilovs im Garten Schach spielen und die Melkerin Marja mit dem fast hundertjährigen Sidorow anbandelt, schreibt Baba Dunja Briefe an ihre Tochter Irina, die Chirurgin bei der deutschen Bundeswehr ist. Und an ihre Enkelin Laura. Doch dann kommen Fremde ins Dorf – und die Gemeinschaft steht erneut vor der Auflösung. Alina Bronsky lässt in ihrem neuen Roman eine untergegangene Welt wieder auferstehen. Komisch, klug und herzzerreißend erzählt sie die Geschichte eines Dorfes, das es nicht mehr geben soll – und einer außergewöhnlichen Frau, die im hohen Alter ihr selbstbestimmtes Paradies findet. Auf kleinem Raum gelingt ihr eine märchenhafte und zugleich fesselnd gegenwärtige Geschichte. -goodreads

Damals war es Friedrich


Bu kitabin türkcesi yok ne yazik ki. Nazi döneminde komsu olan yahudi ve alman bir cocugun hikayesi. Alman aile elinden geldigince yahudi komsularina destek olmaya calissalarda durumlar onlari yasadiklari döneme ve diktatörlüge ayak uydurmak zorunda birakiyor. Cocuklar o kadar temiz ki. Ne olup bittigini anlamiyor. Yahudi cocuk alman cocuk ile cocuklarinin beyninin yikandigi Nazi toplantilarina bile gidiyor. Yahudi cocugun sinemaya gitmesi bile yasak. Yine de pasaportlarini göstermekten kurtuluyor sinemaya giriyorlar. Cocuk iste. Güzel yüreklerinden öperim tüm dünya cocuklarinin.

Der Junge im gestreiften Pyjama

Kitabın kapağı her ülkede ayni umarım. Yoksa bir anlam ifade etmeyeceğini düşünüyorum. Okuyanlar hemen anladı. Türkçe adı : Çizgili Pijamali Çocuk. Kitapta babası Ausschwitz toplama kampında asker olan Bruno babasının görevi yüzünden Berlin'den taşınmak zorunda kalır. Yeni evlerinin bahçesinde tel örgüler vardır ve camdan bakınca tel örgülerin diğer tarafında yüzlerce insan olduğunu gören Bruno kendi taraflarında olan sessizlikten sıkılmaktadır. Gezinirken tel örgünün diğer tarafında bulunan yere oturmuş yahudi çocuk Schmuel ile tanışır ve bir sene boyunca her öğleden sonra burada buluşur ve sohbet ederler. Aralarında bulunan tel örgü yüzünden oyun oynayamazlar. Bruno evden Schmuel icin yemek kacirmaya başlar ve Schmuel'in üzerinde ki çizgili pijamaya özenir. Çünkü Bruno çizgili seyleri çok sevmektedir. Berlin'e geri döneceklerini öğrendiği gün Schmuel ile vedalaşmaya gider. Fakat Schmuelin babası iki gündür ortada yoktur. Saçları bit yüzünden kazınan Bruno Schmuel'e benzemektedir. Bir de üzerine çizgili pijama giyerse ne olacaktır? Okuyun. #okudum #derjungeimgestreiftenpyjama #cizgilipijamalicocuk #fischer #ahureads2017 #kitaplaryolda @kitaplaryolda
Ein Beitrag geteilt von Ahu (@ahukader) am