30 Mart 2013

Seyrettim: The Help

Dayanamadım ve dün akşam hemen "The Help" filimini seyrettim. Normalinde ben kitapların filime dönmüş hallerini pek beğenmiyorum. Daha doğrusu okurken kendi düşünce özgürlüğümüz ile olayları hayal ettiğimiz için, çekilen filimlerde hayal ettiğim gibi karakterler bulamayinca, yada olaylar kitapta ki gibi anlatilmayinca hayal kırıklığına uğruyorum.
Fakat "The Help" güzel bir şekilde sinemaya uyarlanmış ve okurken hissettiğiniz tüm duyguları hissedebiliyorsunuz.
Miss Hilly'i den nefret edeceksin demişti arkadaşım Seda ve gerçekten de öyle oldu. Kitapta okurken kendisinden nefret etmiştim zaten, dün akşam filimide seyredince tam oldu.
Ne diyebilirim ki, harika bir kitap ve harika bir filim. Ön yargilarinizdan kurtulmak için, insanliginizi hatırlamak için çok uygun.
Seyredin.

***

Gestern hatte ich geschrieben, dass ich das Buch von Kathryn Stockett zu Ende gelesen habe und das Buch sehr schön fand.Nachdem mir auch geraten wurde, dass ich unbedingt den Film dazu schauen sollte, habe ich mir gestern Abend "The Help" angeschaut.Normalerweise bin ich bei Bücherverfilmungen sehr skeptisch.Ich finde nun mal die Bücher besser und bin dann meistens enttäuscht, wenn die Filme nicht so ausfallen, wie ich es mir beim Lesen vorgestellt habe."The Help" ist aber einer der Filme, der wirklich zum Buch passt. Ein schönes Buch, ein schöner Film. Sollte man gelesen und gesehen haben.

Ahu Kader 

29 Mart 2013

Kathryn Stockett: The Help/Duyguların rengi


Bu kitabı arkadaşım muhakkak okumalisin diye elime sokuşturdu. Daha önce filimi olduğunu da duymuştum, konunun az çok ne hakkında olduğunu da biliyordum ama bir türlü okumaya fırsatım olmadı.
Kitabı ingilizce okudum. Beni hem çok etkileyen, hemde okurken çok yoran bir kitap oldu. Kitapta mürebbiyelerin kendi aralarında konuşmaları amerikan aksanı ile yazildigindan biraz zorluk çektim. Anlamakta değil, okurken konsantre olmakta.
Ama kitabın konusu çok güzeldi. Evlerinde kendi bebeklerini büyütmeleri için emanet edebilecek kadar güvendikleri siyahi mürebbiyelerin, yinede her an dolaplarindan değerli gümüş eşyalarını çalabilecekleri kanısında olan beyaz aileler.
Çok acı ve ilginç bir durum. Mürebbiyelerin bir olması ve yaşadıkları hakkında bir beyaz kadının sayesinde bir kitap yazmaları ile ortalık karışıyor. Kitabı okuyan beyaz kadınların kendileri olduklarını anladıklarında olaylar gelişmeye başlıyor. Fazla anlatmayayım. Çok güzel bir kitaptı, son sayfalarını dün akşam yutar gibi okudum ve ağlamamak için kendimi zor tuttum.


Kitap Açıklaması  
Renkler farklı olsa da duygular hep aynıdır. Farklı renkteki ellerin birleştiği bu romanda yer alan kadınları unutamayacaksınız Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya... Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem. Skeeter, Aibleen ve Minny... Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikâyeleri oldu. On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikâyesidir. Her okurun seçmesi gereken bir kitap...Yılın kurgu şampiyonu. Duyguların Rengi'nin bir konusu var. Gerçek ve önemli bir konusu...


***


Sie sagte: "Du musst dieses Buch lesen" und drückte es mir in die Hand. Ich wusste zwar davon, dass dieses Buch schon verfilmt wurde und auch ungefähr die Thematik, nur kam ich nicht dazu es zu lesen.
 Es war eines der schönsten Bücher, die ich gelesen habe und zugleich auch anstrengend. Die Stellen, an denen die afroamerikanischen Hausangestellten mit ihrem amerikanischen Dialekt gesprochen haben, waren sehr aufregend und auch schwer zu lesen.
 Das Buch ist so aufgebaut, dass man in den einzelnen Kapiteln jeweils den Hauptcharakteren aus der Ich-Perspektive folgt. Eine Zeit, in der weiße Familien ihren afroamerikanischen Hausmädchen ihre Kinder anvertrauen, damit sie sie erziehen, aber ihnen nicht über den Weg trauen und sich sicher sind, dass sie irgendwann mal das Silber aus den Schränken klauen. Traurig.
Skeeter, die gerade ihren Abschluss an der Universität gemacht hat, kommt in ihre Heimatstadt zurück und würde am liebsten wissen, was mit ihrem Hausmädchen passiert ist und fängt an ein Buch zu schreiben, in der sie über die afroamerikanischen Hausmädchen und ihre Erlebnisse schreibt. Dafür trifft sie sich heimlich mit den Hausmädchen im Haus von Aibileen, die als erstes Skeeter beiseite steht.
Als das Buch, das Skeeter geschrieben hat veröffentlicht wird und die weißen Herrschaften so langsam verstehen, dass es um sie in diesem Buch geht, nimmt alles seinen Lauf.
Ahu Kader 

28 Mart 2013

Duvarlar

Etrafınızda kurduğunuz duvarların size yarardan çok zarar verdiğini hiç fark ettiniz mi?
Kurulan duvarların kurulmasında önemli sebeplerin bulunduğu apaçık ortada.
Fakat size yaklaşmak için bu duvarları kırmaya çalışan insanların duvarlarınızı kırmaları yerine, kendilerini kirmalarina da izin vermeyin.
Sizinle ilgilenmek ve bir arkadaşlık kurmak için o duvara başını çarpıp kanamaya başlayan insanların değerlerini anlayın ve dostlugunuzu kazanmak için çırpınan, size zarardan çok yararı dokunacak insanlar için duvarlarınızı yıkın ve duvarların ardına geçmesine izin verin.
Hiç bir şey kaybetmessiniz. Aksine, etrafınızda bulunan güzel insanlar kazanırsınız.

Not: Ben o duvarlara carpa carpa nasir tuttum ;)

Ahu Kader

25 Mart 2013

iPhone'un mu var, derdin var

Yaklaşık bir buçuk hafta önce cep telefonumu tamire vermiştim. Ara sıra takılıyordu ve ekranın sol tarafında sağ tarafta baştan aşağı doğru inen ince bir sarı çizgi vardı. Faturalı hattim olduğu için ve her ay tamirat için de bir aidat ödediğim için götürdüm telefonu tamir edilmesi için verdim.
Bana yaklaşık 7 hafta süreceğini ve bu aralar tüm iPhone'ların tamire gittiğini söylediler.
Bu gün cep telefonuma bir mesaj düştü. (Arkadaş bana yedek telefon vermişti sağ olsun) Cep telefonunuz tamirden geldi, gelip alabilirsiniz diye. Şok oldum, 7 hafta nerede, bir buçuk hafta nerede?
Ofisten çıktıktan sonra bir heves gidip telefonumu aldım ve eve geldim. iTunes'a daha önce kayıt ettiğim bilgilerimi aktardım telefona, telefonumu açtım bir de ne göreyim, o çizgi orada hâlâ duruyor.
Bana verdikleri tamir kâğıdında ise, sorunlu mekanik parçalar değiştirilmiştir yazıyor.

Cinlerim tepeme çıktı ve ben de hemen iletişim hattı üzerinden arayıp neyin tamir edildiğini sordum ve çizginin hala ekranda belirdiğini belirttim. Bayanın dediğine göre tamir edilmiş, istersem yeniden tamire verebilirmisim. Şimdi ben bu telefonu tamire verdiğim taktirde gerçekten tekrar 7 hafta bekleyeceğim ve o zamana kadar da faturalı hattım bitecek, çünkü ben bu şirkete olan bağlılığımı bitirdim. Altıncı ayın 26'sından itibaren başka bir şirkete geçebileceğim. Bıktırdılar, canımdan bezdirdiler beni.
Şebeke olmaz, şebeke olur interneti çekmez, ufacık dar alana girersin hemen hatlar karışır. Siz de beni telkin edin, Ahucum yok öyle bir şey, sen o çizgiyi sadece uyduruyorsun deyin. Hadi öpüldünüz.

Ahu Kader

Anarsi'ye tesekkürlerim ile

Blogcanlar, sablonum değişti, bannerim değişti. Daktiloyu çok severim. Anarşi bir zamanlar blogunda daktilo resmi kullanmıştı ve benim çok hoşuma gitmiştim. Kendisi sağ olsun bu resimi bana verdi. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Ahu Kader

22 Mart 2013

Dizlerimi düşerek kanattigim günlerin bittiğini zannetmiştim

Dizlerimi düşerek kanattigim günlerin bittiğini zannetmiştim. Gerçi ben dizlerimi bu güne kadar sadece bir kere kanattim, o da İtalya'da gittiğimiz okul gezisinde denizde ki kayalıklara çarpmam ile olmuştu. O yüzden iki dizimde de ufak yara izleri vardır.

Dün hayatımda hiç olmadığı kadar kötü düştüm ben. Üniversitenin tümsekli yolundan aşağı doğru ilerleken ayağım bir taşa takıldı herhalde. Kendimi sadece yukarı uçarken ve yere düşerken buldum.
Yukarı uçtum ve sol dizimin üstüne çarparak yere kapaklandım, tümsek olduğu için de duramayacağımı fark edip biraz daha o hızla gövdem ileriye doğru kayınca yüzümün üzerine düşerim korkusu ile kollarım ile yüzüme siper olmaya çalıştım. İlk düşüncem bir yerimin kırıldığı idi ve ben o vaziyette nedense sırt üstü dönüp arkamda olan arkadaşlarıma bakıp, gözlerim kararıyor dedim. O arada boynumda ki siyah atkı yüzüme doğru kapanmıştı ve Katharina sinir bozukluğu ile, atkını yüzünden çek dedi ve gülmeye başladık.

Martin'in surat ifadesini hayatım boyunca unutmayacağım. Bir yandan gülmemek için kendini zor tutarken bir yandan da şok geçirmiş bir vaziyette, aman Tanrım diyerek ellerini yüzüne kapaması ...

Ben aslında o ara yan sokaktan geçen bir arabanın camından yükselek yugoslav müziğini duyunca Katharina'ya hadi Katharina göbek atalım deyip bir iki adım yukarı zıplamıitım ki, ayağım taşa takıldı.
işte böyle. Sonra tabi sırt üstü biraz yattım sokakta. Sonra yavaşça beni ayağa kaldırdılar ve dizimi oynatabildiğimi fark edince hepimiz rahatladık. Üniversite'ye geri dönüp dizlerime pansuman yapıp bant yapıştırdık.

Ondan sonra bütün gün güldük tabi ki bu taji komik olaya fakat o an hissettiğim korku inanılmazdı. Ve şimdi masmavi dizlerim ve acılarım ile oturmuş bu yazıları yazıyorum.

Bu arada sevgili Seda_Gürsoy'da dün ufak bir kaza atlatmış. Sanada geçmiş olsun canım. Sakarlığımız tuttu demek ki.

22.03.2013 Ahu Kader

Blog ve site birlesimi

Merhaba sevgili okuyucular,

kendi sitemi acamaya karar verdigimi size bildirmistim. Su an itibari ile http://ahukader.de sitesine tikladiginizda yine bu blogu görmeye devam edeceksiniz.

Bir site yapimi uzun düsünceler sonucunda tasarim ve yazilim bölümleri ile ilgili uzun bir zaman alabiliyor. Bende öncelikle sizlerden ayrilmamak adina yine bu blog sablonunu siteme ekledim. Yani irtibati koparmiyoruz ve ben bundan sonra bol bol yazmaya calisacagim.

Sevgiler,
Ahu