2 Haziran 2015

Eroin: Christiane F.'in Korkunç Anıları


Bu, bir roman değil, Christiane'nin kelimesi kelimesine gerçek, yaşanmış tüyler ürpertici öyküsü... Bu kitabı oluşturan anılarını anlattığında Christiane 16 yaşındaydı. 12 yaşında esrara, 13 yaşında eroine başlamıştı. Müptela oldu. Sabah okula gitti, öğleden sonra kendisi gibi eroinman olan arkadaşlarıyla birlikte fahişelik yaparak eroin parası kazandı. Annesi, tam 2 yıl, kızının bu ikili yaşantısını fark etmedi. Chirsitiane, kendisini uyuşturucu kullanmaya iten rahatsızlıklarını, tepkilerini ve çocukluktan genç kızlığa geçme çağında bir eroinman olarak yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatmaya çalıştı bu kitapta. Bugün artık, üzülerek belirtelim, eroin yaygın bir problem haline gelmektedir toplumumuzda. Ama bütün toplumlar için büyük bir tehlike. Christiane'nin öyküsünün çok yakınımızda tekrarlanmaması için bir uyarı saymalıyız onun anlattıklarını. Her gün 13-15 yaşlarında pek çok çocuğun, gencin adlarını gazetelerde AŞIRI DOZDA EROİN ALARAK ÖLDÜ... başlığı altında okumamamız için bir uyarı!

Bu kitap Almanya Berlin'de yasayan Christiane'nin hikayesi oldugu icin bir de konusu esrar oldugu icin genellikle lisede edebiyat dersinde okunur. Ben okumamistim bu güne kadar ama az cok kulaktan duyma hikayesini biliyordum. Bir döneme damgasini vurmus, mahkeme hikayeleri, esrar hikayeleri ile bilindik. 
Pek sevdigimi söyleyemem. Insanin icini karartiyor.

Christiane F.
Wir Kinder vom Bahnhof Zoo 
Wilhelm Heyne Verlag
367 Sayfa 

Umut, Hayat Akan Bir Sudur


Osmanlı'nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,
Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.
Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.
Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...
Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.
Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.


Ayşe Kulin kitaplarını çok seviyorum. Bu kitabı da çoktandır elimde bulunuyordu fakat bir türlü okuma fırsatım olmamıştı. Madem ki ben bir Ayşe Kulin hayranıyım ve her kitabını satın almaya çalışıyorum bunu da bir an evvel okumalıyım dedim. Veda kitabını bu kitaptan önce okumam gerekiyormuş, fakat Veda bende cep boy olduu için gözlerimi yorduğu için bu detayı bilmeden Umut'u okudum. Sorun olmaz herhalde. Ayşe Kulin bu kitapta ailesini, büyük dedesini anneannesini, babasının ve annesinin tanışmasını ve kendi doğumunu anlatıyor.
Yani bir nevi hem tarihi hemde otobiyografik roman. Çok sevdim.

Notlar:

"El kadar çocuklarsınız, sabisiniz henüz. Vatan icin bir şeyler yapmak istiyorsanız büyümeyi bekleyin ve asıl o zaman yapın yapacağınızı. Sizin nesil de bizler gibi yan yatip hazır yemeğe ve kendi cebini doldurmaya kalkışırsa, Osmanlı iflah etmez artık."  Sayfa 16

"Bak kızım, böyle saçma sapan konuşma, yoksa külâhları değişiriz. Mantıksızlık ve inat erkeklere mahsustur. Biz kadınlar akıllı olmak zorundayız ki, o sivri akıllı erkekleri idare edelim."  Sayfa 105

Çünkü savaş bitmişti. Önderleri "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh," demişti. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin artık askere değil, doktorlara, mühendislere, mimarlara, teknisyenlere ve öğretmenlere ihtiyaci vardı. Sayfa 106

Herr Schwartz yanına yaklaştı, "Sizi yorduk Herr Mühendis," dedi, "ama şunu size söylemek isterim, Batı'nin fesadı dışında kalan harikulade bir ülke keşfetmenin heyecanını yaşıyorum."  Sayfa 182

Gece hayatını taçlandıran, hemen evlerinin altındaki Süreyya Pavyonu, Ankara Palas ve Gar Gazinosu vardı. Atatürk, Türklere hayatın ve sanatın tadını çıkarmayı öğretmeye çalışıyordu. Sayfa 364

Ayse Kulin
Umut
Everest Yayinlari
381 Sayfa



 

27 Mayıs 2015

Kitap Agaci Almanya Bulusmasi - 26.Mayis 2015

Kasım 2014'ten beri görüştüğümüz altı güzel bayan ile buluşmaya karar verdik. Kitap Ağacı sayesinde tanışmıştık. Almanya da başka kitap seven ve bu aileye katılmak isteyenler bulurmuyuz diye düşünürken, planlar yapmaya başladık.
Yonca'nin doğum günü 25. Mayıs beni ise 26. Mayıs. Varmısınız 26. Mayis'ta buluşalım dedi Yonca, biz de olur dedik.
Instagram'dan yayın yaptık, Darmstadt ve Offenbach'da olan arkadaşlarımıza ulaştık.
Mekan olarak Simit Saray'ini seçtik.


Ögrenci olanlar biletlerini ayarladı, evli olan iki hanımımız eşlerine izin aldırdı :)
Sabah erken saatlerde buluşmaya karar verdik uzaktan gelenler ile. Hepimiz bir araya gelene kadar saat on bir oldu. Frankfurt'ta bir kafede oturup sohbet ettik ondan sonra da Türk Kitap Evine gittik.



Her zaman Frankfurt'a yolu düşmeyen kitap ağacı üyeleri istedikleri kitapları alıp bol bol paraları da harcadıktan sonra Simit Sarayına yola düştü.
Simit Sarayina gelindiginde ufak capta bir sorun yaşadık. Rezervasyonumuz yapılmamıştı ve biz 13 kişiydik. Ayrıca içeride oturma sansimiz yoktu cünkü yanımızda findigimiz vardı.

Neyse moralimizi bozdurmadık ve arka tarafta dışarıda masaları bir araya iterek yerimizi aldık. Çaylarımızı içtikten, simitlerimizi, böreklerimizi, mantılarımızı yedikten sonra bir kitap çekilişi yaptık. Cansu ve Serrulata'nın gönderdiği ayraçları kapıştık. Evet resmen kapıştık.

Beğendiğimiz kitaplardan paragraflar okuduk. Kendi yazdigimiz yazıları, şiirleri paylaştık arkadaslarimiz ile. Bol kahkahalar çınladı havada.
Fındığı sevdik. Iki saat ayırmıştık birbirimize, ayrılmak istemedik. Aramızdan erken ayrılmak zorunda olanlar da oldu fakat akşam yediye kadar gezdik.



 Geçen sene 33. yaş gününü senin gibi kitap severler ile geçireceksin deselerdi inanmazdım. En güzeli de birbirimize hiç yabancılık çekmemezdi. Kimimiz zaten çocukluk arkadaşı, kimimiz aynı yerde yaşadığını öğrenince buluşmuş, kimimiz de Kasım'dan beri görüştüğü insanları göreceği için gayet rahattı.

 Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır ya biz dün kaç fincan kahve içtik. Keşke birbirimize yakın olsakta her ay bir kere böyle bir buluşmayı yapabilsek. Bana en yakın olanlar Seda ve Murat. Onlar ile birlikte daha bol bol görüşeceğimize inanıyorum.

Ayrıca sınavı olduğu için aramızda olamayan Didem'i de unutmadık. Teşekkür ediyorum kendisine. Doğum günüm olduğu için bana çok güzel ayraçlar yapmış. Bir çoğumuz için iş günü olduğu için izin alıp gelemeyen Hazalcıceği'ne de sevgilerimi yolluyorum.
 Hayatımda uzun süredir böyle güzel bir gün yaşamadım. Arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ayrıca doğum günümüz diye bize pasta alan ve bizi cok sevindiren kardeşlerime de Yonca ve kendi adıma tesekkür ediyorum.
En kısa zamanda umarım tekrar buluşuruz.






19 Mayıs 2015

Yesilimsi Kara

Bir arkadasi vardi.
Baska arkadaslari sayesinde aniden hayatina girmisti.
Cok iyi anlasmislardi.
Hemsehrili sayilirlardi.
Hic bir zaman erkek cocugu, kiz cocugu diye ayrim yapmayan kiz ailesi erkek cocugu kendi cocuklari gibi benimsedi.
Kiz cocugu okuyordu. Üniversiteye yeni baslamisti.
Erkek cocuk ise kendi ailesinde sorunlari oldugunu anlatiyordu kiz cocuguna.
Annesi babasi ayri idi. Babasi ile yasiyordu, erkek cocuk öyle diyordu.
Üzülüyordu kiz cocuk bu duruma.
Arkadasini cok seviyordu.
Erkek cocugun yemyesil gözleri vardi.
Kiz cocugun ise aksine kapkara.
Üniversiteye götürüyordu erkek cocuk kiz cocugunu.
Erkek cocugu is ariyordu.
Meslek okuluna yazilmisti, begenmemisti.
Simdilik ara ara bir araba sirketinde sürücü olarak calisiyordu.
Oradan verdikleri araba ile de geziyordu.
Kiz cocugu derse giriyordu. Erkek cocuk kantinde bekliyordu.
Kiz cocugun üniversite arkadaslari ile de iyi anlasmisti erkek cocuk.
Kiz cocugunun bilmedigi bir sey vardi.
Erkek cocuk üniversite arkadaslarindan birer birer borc para aliyordu.
Kiz cocugundan da almisti ama kiz cocugu arkadas olduklari icin bunda bir sorun görmüyordu.

Erkek cocuk aniden ortadan kayboldu. Caprtigi curptugu paralar ile Türkiye ye gittigi söyleniyordu.
Kiz cocugu üniversite arkadaslarina cok mahcup olmustu.
Neden böyle yaptigini anlamiyordu erkek cocugunun.
Hayatinda ilk defa nefret duygusunu hissetti kiz cocugu. Insanlara güvencini ilk defa bu cocukta yitirdi.
Sonra da kimseye kolay kolay inanmadi.
***
Pazar günü bir dügüne gittim. Babamin is arkadasinin oglu evlendi. Salon bulamadiklari icin pazar gününü secmislerdi. Almanya da cumartesi günleri yapilir dügün. Dügün saat beste baslar gece on ikide müzik yasagi oldugu icin biter.
Pazar günü oldugundan dolayi dügün öglen ücte basladi aksam on da bitti.
Aklima hicte kötü bir sey gelmemisti.
Gelinle damat geldiler. Ilk danslarini yaparken video kayidi yapmak icin sahnenin kenarina durdum. Kardesim gelemedigi icin ona göstermek üzere video cektim.
Aniden biri gecti kadrajdan.
Gözleri yemyesil. Benimkiler ise aksine kapkara. Bana bakti. Tanimamis gibi yapti. Kipkirmizi kesildi surati.
Gözümün önüne evde biraktigimiz dügün davetiyesi geldi.
Gelin'in ailesi: Anne ve Babasi, Isim, Soyisim.
Yemyesil gözlü cocugun soyadi. Hic aklima gelirmiydi.
Hani anne baba ayriydi?
Hani Türkiye ye gitmisti?
Yan masamizda oturuyorlardi. Anne baba evli. Kendisi de evlenmis. Haniminin kucaginda yemyesil gözlü bir kac aylik oglan cocugu.
Dünya ne kadar kücük.
Nefret duygusu ... Nefret duygusunu asla tatmak istemezdim bu hayatta. Cocukken kurdugum yesil hayaller olsun isterdim.
Nefret duygusunu tattirdigi icin nefret ettigim insan ...

14 Mayıs 2015

Otuz Yasindaki Kadin


Bahr okuma senliginde kategorilerden bir tanesi de sizinle ayni ayda dogmus olan bir yazardan bir kitap okuyun kategorisi idi.
Bende bu kategori icin 20. Mayis'ta dogmus olan sevgili Honoré de Balzac'i sectim. Daha önce kendisinden bir kitap okumamistim.
Bu kategori icin sahaftan 'Otuz Yasindaki Kadin' kitabini sectim.

Genç ve güzel Julie babasının ikazlarına rağmen Marqouis Aiglemont ile evleniyor ve böylece ebedi olarak mutsuz olarak geçecek hayatına adım atmış oluyor.
Genç fakat çok sıkıcı olan subay ile evliliği ona kurtulamayacağı bir hapishane oluyor.
Bu arada kendine bir kaç fanfini de buluyor onlarla zaman da geçiriyor fakat yinede mutluluğu bulamıyor. Bu fanfinilerden bir kaç çocuğu dünyaya geliyor.
Kendi düşüncelerin esiri ve o zamanın Fransası olarak kadınları sadece sıkı sıkı giyilen korselerden ibaret gören bir toplumun kadın rolü Julie.
Elimde bulunan kitap 1951 baskisi ve yazilar o kadar ufak ki okurken zorlandigim icin ilk elli sayfadan sonra e-kitap olarak okudum.

Okuyun efendim.

Honoré de Balzac
Die Frau Von Dreißig Jahren
Kindle
178 Sayfa


Teneke


O an yazilarimda bu kitabi satin aldigimdan bahsetmistim. Alman bir sahaftan aldim. Kitabin türkce ismi Teneke iken almanca ismi "Anatolischer Reis" cevirirsek Anadolu pirinci olarak cevirebiliriz.

Çukurova'daki çeltik ağalarının halk üstündeki baskılarını bütün yoğunluğuyla anlatan "Teneke", Yaşar Kemal'in İnce Memed'den sonra yazdığı ikinci romanıdır. İnce Memed kadar sevilmiş, ona yakın ünlenmiştir.

Genc kamakam geldigi ufak anadolu ilinde büyük sevgi ile karsilanir. Bu sevgi onu sasirtir.
Aslinda büyük arazi sahiplerinin pencesine düseceginden korkmustu. Bu arazi sahipleri dönüm dönüm pirinc ekmektedir ve sel gibi sulandirmaktadir. 
Sitma hastaligina yakalanan halk ve pirinc ekicilerin arasinda sorunlar yasanmaktadir. Kaymakam cok gec olmadan gelisinin neden bu kadar sevgi ile karsilandigini, pirinc ekicilerin her ne pahasina olursa olsun kendi isteklerinde direttigini anlat. Savas baslamistir ve kaymakam bu savasin ortasindadir.


Yasar Kemal
Anatolischer Reis
Dtv
114 Sayfa

12 Mayıs 2015

Dudeyin Bahar Okuma Senligi Puan Durumu #1

Sevgili arkadasim Tugce'nin bahar okuma senligi puan durumu söyledir.

1. Kategori (10 puan): Yaşar Kemal'den bir kitap. Kısa bir süre önce kaybettiğimiz ustaya saygı kategorisi.
Yaşar Kemal - Çakırcalı Efe (200 sayfa)
Toros yayınları

3. Kategori (10 puan): Bir iki kitabını okuyup külliyatını okumayı gönlünüzden geçirdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Elif Şafak - Şemspare (248 sayfa)
Doğan Kitap

5. Kategori (10 puan) : Mizahi türde, eğlenceli bir kitap.
Oğullar ve rencide ruhlar - Alper Canıgüz (204 sayfa)
İletişim Yayıncılık


8. Kategori (10 puan): İsminde bahar mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların bahar mevsiminde geçtiği bir kitap.
Joanne Greenberg - Sana gül bahçesi vadetmedim (280 sayfa)
Metin Edebiyat

11. Kategori (10 puan): Bir öykü kitabı.
Sait Faik Abasıyanık - Lüzumsuz Adam (108 sayfa)
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

12. Kategori (10 puan) sizinle aynı ay doğmuş bir yazardan bir kitap.
Kahraman Tazeoğlu (Ağustos) - Söz (155 sayfa)
Destek yayınları

17. Kategori (10 puan): Çok uzun süredir okumaya niyetlenip okumayı sürekli ertelediğiniz bir kitap.
İclal Aydın - Gördüğüme Sevindim (200 sayfa)
Epsilon


21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Karakterlerin bulundukları kitaba isim verdikleri dört kitap.

Sabahattin Ali - Canim Aliye, Ruhum Filiz (155 sayfa)
YKY

7 Kitap 7 * 10 = 70 puan
1.550 sayfa icin arti 15 puan
Toplam: 70 + 15 = 85 puan