14 Mayıs 2014

Soma

Sosyal medya da Soma ile ilgili düsüncelerimiz üzüntümüzü yeterince bildirdik mi?
Tamam.
Oturmaya devam edin.

13 Mayıs 2014

Baslik Yok

Benim annem cok zeki bir kadindir. Her konuda bilgisi vardir. Günlük gazeteyi son sayfasina kadar okur. Aksamlari tv yarismlarini seyrettigimizde ana kiz yarisir gibi sorulan sorulara cevap veririz ve ikimiz de bir cok soruyu biliriz. Hatta babam bazen siz gidin bu yarismalara paralari kazanin gelin der.
Annem bir seyle ilgili degil. Teknoloji ile. Ne bilgisayar kullanir nede dokunmatik telefon ister.
Zaten ufacik harfler ekran minik, ugrasmak istemiyor.
Bir kac gün önce kardesimin eski akilli telefonunu verdik annemin eline. Biraz ugrassin. Mesela en basiti dikis nakis örnekleri arasin. Merak ettigi bir seyi Google'dan arastirsin diye.
Bu arada Whatsappi'da ayarladim. Simdi herkes ile yazisabilirsin diyorum, aman kimseye söylemeyin simdi ugrasamam diyor.
Ben bir kac gün önce kendime telefon ismarlamistim. Öylece telefonu bekliyorum. Az önce annem bana bir WhatsApp mesaji gönderdi. Ekranda "Bir mesaj Asiye" yazinca yüzümde ki gülümsemeyi anlatamam size.
Telefon geldi diye yazmis annem. Dedim ki "ay sen bana mesaj mi atarsin, bayilacagim" dedi ki bayil :))
Telefonumun gelmesine sevindim ama annemin bana mesaj atmasina daha cok sevindim.

Bye.

Haberimiz olaydi iyiydi

Zaten surada iki gün ise geliyorum. Hafta da on saatimi doldurmak icin, tüm aksilikler de beni buluyor. Is arkadaslarim cok rahat. Yan gel Osman yat seklinden.
Altinci ayda cok sükür tüm sali günleri izinliyim de simdiden ona seviniyorum.
Bu sabah geldigimde Outlook calismiyordu. Sorun varmis. Emaillere bakamiyoruz, diger hatunlarin özel terminlerini ayarlayamiyoruz.
Yeni dönem icin basvurular da bu gün basladi. Telefon susmuyor.
Tüm derdim bu degil benim aslinda.
Is arkadasim, yani yan gel yat Osman bu gün bir de kendine izin almis. Beyefendinin saatleri cok. Ya benim? Benim de 15 saat fazlaligim var. Haftaya sali izin aldim. Oh mis.

Sabahin köründe cinlerimi tepeme cikarmislar demek ki.
Hadi bye bye.

12 Mayıs 2014

Bir MiMdir Iki MiMdir

Blogcanlar Bayan Vertigo ve Umut Hikayem beni ayni mime katilmam icin davet etmis ve bende onlari kirmayacagim.

Siz hic... 

Siz hiç gerçek aşk nedir bildiniz mi?
Her sey asktan bence. Anne baba sevgisi bile.
 
Siz hiç acı çektiniz mi?
Cektim. Dedemi ve anneannemi kaybettigimde.
 
Siz hiç insanların taa gözünün içine baktınız mı?
Tüm iletisim gözlerde basliyor bence.

Siz hiç salıncakta sallanıp bulutları yakalamaya çalıştınız mı?
Cocukken tabi ki. Bir salincaga denk gelirsem acimam.
 
Siz hiç ayağınız takılıp düştüğünüzde bayılana kadar güldünüz mü?
 Ne zaman yere düssem gülerim ki ben.

Siz hiç parmak yarışı yaptınız mı?
Evet yaptim.
 
Siz hiç ruh çağırdınız mı?
Böyle isler ile ugrasmiyorum efendim. Rahat birakin ruhlari.
 
Siz hiç pamuk şeker yerken elinize yüzünüze bulaştırdınız mı?
Pamuk seker bu. Bulasmaz mi?
 
Siz hiç bir gece yarısı uyanıp sevdiğiniz birinin nefesini dinlediniz mi?
Kiz kardesim dogdugunden beri ayni yatagi paylasiyoruz. Bunu cok yaparim. Insan uyurken bebek gibi masum.
 
Siz hiç saatlerce köpük banyosu yaptınız mı?
Yok.
 
Siz hiç çimlerin üstünde çıplak ayak yürüme keyfini yaşadınız mı?
Evet yasadim. En cokta islak oldugu zaman.
 
Siz hiç yağmur altında çılgınca koştunuz mu?
Yagmur altinda kostum da ben aslinda yagmur yaginca bahceye cikip islanmanin keyfini cikaranlardanim.
 
Siz hiç bir günü hayıflanmadan geçirdiniz mi?
Hayiflandigim günler cok az cok sükür.
 
Siz hiç sesiniz kötü olsa bile bir şarkıyı bağıra bağıra söylediniz mi?
Vallahi sesimin güzel oldugun söyleyenler var. Bagira bagira sarki söylerim ben. En cokta "Sorma ne haldeyim" sarkisini söyletirlerdi bana bir ara.
 
Siz hiç kendi takımınız yense bile karşı takımı alay etmeden medenice tebrik ettiniz mi?
Galatasaray olmadigi sürece evet ;)
 
Siz hiç yardımlaştınız mı?
Herhalde.
 
Siz hiç saatlerce beklemenize rağmen acelesi olduğu her halinden belli birine yerinizi verdiniz mi?
Saatlerce beklemedim de genellikle alisveriste elinde ki esya sayisi az oldugu icin bir cok insani kasada öne birakmisligim var.
 
Siz hiç etraf "ne der?" diye düşünmeden bir kez rahatça hareket ettiniz mi?
Beni kimsenin tanimadigi bir sehir olsun bence :)
 
Siz hiç gönlünüzce yaşadınız mı?
Bir sekilde yasiyorum.

Blogcanlara tesekkür ederim. Zevkli bir mimdi. Bu mim olayi kolay degil. Kimi seviyor kimi sevmiyor. Yapmayan ve begenen blogcanlar alsin kabul etsin ve yazsin.
Sevgiler.

11 Mayıs 2014

Annem

Annelerin yerini kimse tutamaz. Bunda hepimiz hemfikiriz. Baktim bu sabah herkes annesinin fotografini paylasiyor bende annemden izin alarak zar zor eski bir siyah beyaz fotografini paylastim. Bu fotografini cok seviyorum annemin cünkü benim de buna benzer bir fotografim var. Cok benziyoruz.

Annelerinizin anneler günü kutlu olsun blogcanlar.

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey.

10 Mayıs 2014

Bize her yer Champs Elysees

Bir kaç gün önce babamın "sınır buraya yakın, gidelim de terayagi alalım sana" demesi ile başladı bu düşünce. Babam bir kaç sene önce işi gereği neredeyse tüm Avrupa'yi gezdi. Fransa'dan her döndüğünde tereyağı getirirdi.

Biz de bu sabah erkenden kalkıp Fransa'ya gittik efendim. Bol fotoğraflı bir yazı olacak bu herhalde.
İnstagram'a eklediğim fotoğraflardan iki tanesi ile başlıyoruz efendim.
Ben bi sınıra gidip geliyorum.

Bize her yol Ankara değil bize her yol Paris

Madam et Monsieur welcome en France 

Biraz yolları karıştırmış olabilir babam ama olsun bu bana arbadan bol bol fotoğraf çekme imkanı sundu.





Hakan kebap. Gördüğünüz gibi türkler her yerde.

Ve sonunda "Cora" alışveriş merkezine geldik efendim. Annem ile ben ilk defa gittik buraya.
Annem & Babam



Camlara bayıldım.

Annem "Hadi Ahu gel" derken.

 Solda kafeterya vardı. Alisverisimizi yaptıktan sonra burada bir kahve içtik.

Kasaların büyüklüğü ve genişliği çok avantajlıydı. Şansımıza bu gün tekstil eşyalarına yüzde yetmiş beş indirim varmış. O yüzden biraz doluydu her yer.



Alışveriş sepetleri çok hoşuma gitti. Hem büyük hemde delikler kücük. Almanya da delikler o kadar kocaman ki, ufak bir şeyler aldığınızda arabadan düşüyor.





Sebzeler ve meyveler makul fiyatlara satılıyordu. En çok neye şaşırdım biliyor musunuz? Almanya da su pahalı. Bir de şişeler geri dönüşümlü olduğu için şişe başına zaten verecegimiz para haric üzerine bir de 30 Cent veriyoruz. Şişeyi içip bitirdikten sonra şişeyi markete geri götürüyoruz ve 30 Centimizi geri alıyoruz. Fransa da böyle bir şey yok. Bu yüzden 8 litre suya 2,45€ verdim. Hala şaşkınım.



Deniz mahsüllerini çok severim ben. En çokta karides. Babam pek sevmez. Bende bu yüzden buzluktan hazır balıklardan aldım. Salatama doğrarım diye. En üstte ki akvaryumda canlı canlı duruyorlardı. Yazık. Acıdım biraz.



Gittiğimiz Cora alışveriş merkezi Saint-Avold şehrine bağlıydı. Çiçekçilik ile yaşıyorlar galiba. Her yer çiçek dolu. Yol üstünde de bir çok çiçekçi vardı. Bizde bu yüzden çiçek aldık. Eh malum yarın anneler günü.


Kasaya geldiğimizde ailem alışverişin parasını öderken bende karşıda bulunan ufak dükkana girdim. Sabah uyandığımda da zaten karar vermiştim ve Safransari için kartpostal aldım. İki sayfada mektup yazdım cana yarın postaya vereceğim.

Solda kafeterya var demiştim efendim. Bu fotoğrafta kafeteryadan. Bretzel almanca bir kelimedir ve simit ile cevirebiliriz. Fakat Bretzel almanlara has bir yiyecek olduğu için fransızlar Bretzel kelimesini kullanıyor. Fransız milleti bir gariptir.


Dönüşte yolda bir manav gördük. Kocaman karpuzlar vardı. Babam hatta "Diyarbakır karpuzu bunlar" diye şaka yaptı. Annem "hadi dön" deyince dönüp manava uğradık. "Kesin türk bunlar" dedim ben ve dediğim gibi çıktı. Satıcı kız Elazigliydi. Ben fotoğraf çekerken "Neden çektiniz?" diye sordu. "Biz buralı değiliz, hatıra kalsın" dedim. Desem ki "blogum var benim eve gider gitmez fotoğrafları yayımlayacağım" diyecek ki "manyak mi bu?" :)


Ve aldığımız çiçekler. Evet böyle bir gün geçirdim ben. Almanya'ya dönene kadar yağmur başladı zaten. Havalar berbat burada.
Hadi kolay gelsin,
hayat denilen şey.
 


9 Mayıs 2014

Bir dil Bir insan

Ben ki üc dili cok güzel konusurum. Almanca, Türkce, Ingilizce.
Ama dillerin birbirine karismasini begenmiyorum. Yani bir cümle kurarken illaki ingilizce kelime sokmam araya.

Mesela bu mim ve tag olayi.
Tek kelime Tag diye bir yazi yayimladim. Arkadaslarima da katilmasini istedim.
Tag kelimesini sevmeyenler olmus.
Ayrica Tag kelimesi türkce degil, mim diye kalsin denilmis.
Mim de türkce degil bu arada. Gelin arastiralim...

Türkçe - Türkçe sözlük mim anlamı
aşağı en üste çık
turkcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
mim; 1 . arap alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı.
2 . eskimişbiten bir yazının altına konulan işaret.
atasözü, deyim ve birleşik fiiller

Simdi türkce sözlükten mim kelimesinin anlamini gördügümüze göre, yaptigimiz bu etkinliklere mim dememiz gercekten de cok sacma.
Yoksa biz bu etkinlikte eskimis bir yazinin altina isaret mi koyuyoruz? Hayir.

Tag ise ingilizcedir ve etiketlemek anlamina geliyor.
Biz ne yapiyoruz yani? Yazdigimiz bir yaziya katilmasini istedigimiz arkadaslarimizi mi etiketliyoruz? Neresine ekliyoruz bu etiketi? :)

Ne MIM ne de TAG. Ikisi de hos degil aslinda.
"Az önce bir post yazdim" diyor kimileri. Post ingilizce yazi demek. Neden yazi yazdim demiyorsun?
Post almancada postane demek. Kime mektup gönderiyorsun?

Saka bir yana. Bu durum hos degil aslinda. Ben artik ne mim diyorum, nede kimseyi etiketliyorum arkadas. Katilmasini istedigim arkadaslar der cikarim isin icinden.