28 Ocak 2014

Tezer Özlü'den Leylâ Erbil'e Mektuplar

Tezer Özlü'yü bir cok sosyal medyada duyuyorum fakat bu güne kadar hic bir kitabini okumadim. Kendisi ne yazik ki erken yaslarda kaybettigimiz bir yazarimiz. Ömrünün bir cogunu Almanya'da gecirmis ve 1986 yilinda kanserden vefat etmis. En yakin arkadasi olan Leyla Erbil ile birbirlerine yazmis olduklari mektuplari bir gün bir kitapta toplamayi hayal ediyorlarmis. Leyla Erbil Tezer'in ölümünden bir cok yillar sonra, yani 2006 senesinde cikan bu kitapta öncelikle kisaca Tezer'i anlatiyor sonra da Tezer'in ona gönderdigi mektuplari paylasiyor.
Kitabin bir cok yeri Almanya'da yasadigi dönemde yazilan mektuplardan olustugu icin bir gurbet kusu olarak benim de ilgimi cekti.
69 sayfalik incecik bir kitap ama güzeldi.
Ahu Kader



Notlar:
"burasi bizim yurdumuz degil ki, burasi bizi öldürmek isteyenlerin yurdu!" diyerek sürekli yineliyor... Hala da öyle degil mi?

 Evin her yani dökülen saclayirla desenlenmisti.

Televizyondan nefret ediyordu. Teknolojinin bir iblis oldugunu anlamisti.

Türk kesimini görmemezlikten gelip, köseye cekilmeye olanak yok. Buradaki Türkler'in cok büyük sorunlari var. Hemen hepsi ruh hastasi olmus, politik bilincleri olanlar disinda. Türkler, bu toplum icinde ne yazik ki bir yama gibi duruyor. Cok acikli. Burada Türkler'in yogun oldugu semtlere yalnizca lahmacun ve eskici kültürü getirmisler. Sogan, biber ve kiyma kültürü... Deniz bile diyor ki: "Bu toplumun en fakir kesimini olusturduktan sonra neden buradalar?" Tabi hem Türkiye'de hem burada bu sorunu cözebilmenin tek yolu, kültür ve egitim. Onu da kim gerceklestirecek.
Almanlar dogrusu cok calismaya calisiyor. Iyi niyetlileri de cok. Kitapliklar, okumalar, kültür haftalari, ama bakiyorsun, bizimkiler yemyesil bir cami kuruyor... Iste bütün bu ikilemi daha yakindan tanimak, ilerdeki calismalarim icin cok yararli olacak.
(2014 yilindayiz ve durum hala böyle)

Ormanlar, göller parklar bol. 20-30 yil sonra belki de kent bosalmis olur. Yalniz müze olur. Acikli bir kent. (Tezer burada Berlin'den bahsediyor. Müzesi bol olan bir sehir ama bosalmadi, aksine doldu tasti)

Siz hangi köyün yazarisiniz?

Cünkü en büyük aci düsünceler.


Su an okudugum kitap: Ahmet Batman - Soguk Kahve

26 Ocak 2014

Sabah Uykum

Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir...

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik...


***
Ahmet Batman bu kitabin da cok basit bir dil ile askin her halini anlatmis okuyana. Okuyan ile konusur gibi yazmis kitabi. Bu cok hosuma gitti.

***
Not aldiklarim:

Sabah uykusu kadar sevebilecegi biri lazim insana. Sen gibi, senin gibi, biraz da sana benzeyen.

Papatyalar sana benzer, narin ve soylu ciceklerdir onlar.
Öyle elden ele dolasmazlar. Herkeslesmezler. Herkes sevdigine gül verirken biz seninle papatyalari sevdik. Belki de biz papatyadan insanlardik.

... öperim yurduna dönmüs bir sairin vatan topragini öptügü gibi seni...

Senin hic 13 harflik bir savasin oldu mu?
Bir yazidir yazi getiren, bir yazidir bizi bize getiren...

Kimse ölmedi olmadi diye... Ki zaten ilk olmayan sen degilsin.

Kisisel gelisim kitaplari ve onlarin yazarlari en büyük yalancilar.

Ask bazen kiliseye girerken karsimiza cikan cevsendir, dedim.

Iliski de böyle iste ve her ayrilik en cok kadinlari yaralar. Erkekler baskadir, cünkü bu odunluk degil. Erkekler yaraya aliskindir.

Önce kalbime düstün, sonra kalbimden düstün.

Yerinde olsam nasil severdim kendimi, bilemezsin.

Ben, benden önce birinin her seyi olmus birini sevmek istemiyorum.

Bizler savasi bitmeyen insanlar olmaliyiz ama savasimiz ev ve evler olmamali.

Aramizda kadrolu mutsuzlar var, öyle ki mutlu olan tarafa hic atanamiyorlar.

Zaten insanlar hayatlarinda göremediklerini hep rüyalarinda görürler.
 
 ***
Bir türkü tutturdum ikimiz icin sabah uykum sonun da ayrilik olmayan.
Ahu Kader 

Simdi okudugum kitap: Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar

22 Ocak 2014

Bagzi Seylere Öyküler

Bu kitap bana Türkiye'den blog ve instagram sayesinde tanıştığım ve çok sevdiğim arkadaşım Ebru'dan hediye olarak geldi.
Ebru ile kitap takası yapıyoruz. O bana okuduğu kitaplardan istediklerimi gönderiyor, ben de ona elimden geldiğince almanca kitaplar göndermeye çalışıyorum.
Neyse Gezi Parkı olaylarından sonra piyasaya sürülen bu kitabı merak etmiştim. O kadar da güzel değil diyen Ebru ricamı geri cevrimedi ve kendisi okuduktan sonra kitabı bana gönderdi.
Gezi Parkı olaylarını daha güzel yazılar ile yansitabilirlerdi. Ölen onca insana daha güzel cümle kurulabilirdi.
Bir yandan da olaylar sayesinde para kırmanın yolunu bulmuşlar bu kitap ile diyenler de var ama öğrendiğim kadarı ile bu kitabın geliri fidan ekmek için kullanılacakmış.
Böyle bir şey var ise gerçekten de iyi bir fikir. Bir ağaç için onca fidanları kaybettik çünkü :(
Uzun lafın kısası pek sevmedim bu kitabı.

Su an okuduğum kitap: Sabah Uykum (Anarşi'ye selam olsun)

21 Ocak 2014

Mutluluğun adı Anarşi






Gözümden bir damla yaş süzüldü mutluluktan.
Mutluluğun adı Anarşi.
Tanıştığımız günden beri, adresini ver bana diye yalvardigim Anarşi.
Bir sebep bulup mektup gelmez buraya, burada PTT durumu kötü diyen Anarşi.
Bizim tanışmamız bir seneyi geçti.
Tam gününü hatırlamıyorum ama Pia ve Anarşi ilk tanıştığım blogcanlar.

Ah Anarşi, can Özlem.
Her şeyimi çekinmeden mailler ile anlattığım güzel gözlü hatun.
Adresimi ne zaman verdim ona hatırlamıyorum bile. Bunak Nejla ben.
Mektup gönderdiğim, kartpostal gönderdiğim blogcanlardan mi aldı? - bilemem.
Ne kadar mutlu etti beni.

Evet Anarşi, burada elektrikler hiç kesilmiyor ama ana hatta sorun varmış bu gün sıcak suyumuz yok iyi mi?
Sevgiler.

20 Ocak 2014

Pazartesi Zirvalamasi

Tam depresyona girme mevsimi aslında Luna.
Çek pijamaları, hiç çıkarma.
Sabahtan akşama kadar o kanal senin bu kanal beni tv seyret mesela.
Milletin derdi seni gersin.
Sınavların var, otur ders çalış.
Bunalım takıl.
Duş alma, kafan yaglansin.
Teke gibi kok.
Kimse yanına yaklaşmasın.
Depresyona girmenin tam zamanı kızım.
Bu kadar hayat dolu olunmaz ki ya.
Biraz da kötü bak olaylara.
Ne kadar iyimsersin sen ha Luna.

Yazılarını fotoğraf ile süslemek te nereden çıktı?
Baksana bir yerden bir fotoğraf alıp buraya eklerken bile ceza yeme olasılığın var, unutma.
Kendi fotoğraflarını kendin çek.
Kimse laf edemez ondan sonra.
İndirdigin uygulama bu gün ki gibi yemeye devam edersen beş hafta sonra sekiz kilo vereceğini söylüyor.
Hadi gömül çaya. Kahve de yasak ona göre.

Kahve içince uyuyamıyorum diyenlere de gülüyorsun.
Kahve içip yatan hatun, artık kahve yasak sana.
Ara sıra bir türk kahvesi içeyim diyorsun da, unutma ha Hasan ha kel Hasan, ikisi de aynı yola çıkıyor.
Giderken sağda, dönerken solda.

19 Ocak 2014

Semspare - Elif Şafak

Kararır gökyüzü bazen;
kasvetli bulutlar kaplar semayı.
Hayatın ritmi durağanlaşır, sohbetler bildikleşir,
içimizde birikir yalnızlık hissi.
Nasıl özleriz güneşi o zaman,
griler içinde aradığımız
bir tutam renk demeti.
Peri tozu gibi, inceden.

Gönülden yazılmış her roman,
her hikâye, her kelime
bir şemsparedir...
Güneş parçası...

Düşer omuzlarımıza,
kar tanesi gibi usulca,
yağmur gibi yıkar ruhumuzu, arındırır tozdan kirden tekdüzeliklerden...


*** 
 Elif Şafak'in çeşitli yazılarından oluşan bu kitabı da tıpkı Firarperest'te olduğu gibi ilgi ile okudum ama ben Elif Şafak'in romanlarını daha çok seviyorum.

***
Not aldiklarim:

Gurbet tuhaf bir kelimediri, söyler söylemez agizda kekremsi bir tat birakir.

Bir türlü kelimenin karsiligina denk gelemezsiniz.

"Tas yerinde agirdir" diyor gülümseyerek. "Bizim bir agirligimiz kalmadi bu dünyada."

Nefsi ona batmazdi. Tam tersine, nefsi ile ahbapti.

Emin olmak istiyoruz, yüzde yüz, yüzde bes yüz. "Seviyor musun beni?" diye soruyoruz durup durup.
Yetmiyor gelen cevap, kesmiyor.

Cünkü yazarken yalnizdir insan.

Ve biz kadinlar kendimizi bozuk akce gibi harcamadan sevemez miyiz dahi bir adami?

Cünkü insan bilmedigi seyden korkar.

Buradayken yan yana gelmez sanilanlar, gurbette birbirlerine hosca bakiyorlar.

Bu yüzden belki de bir türlü kadin-gibi-kadin olmayi basaramam. Bu yüzden yazi yazarken kendimi hem erkek hem kadin sanmam.
***
Su an okudugum kitap: Bagzi Seylere Öyküler


18 Ocak 2014

Music on World off

Kendini mutlu et.
Ne zamandır istedigin kullakliklari babana aldir mesela.
Çocuk her yaşta çocuk diyor ya büyükler, çocukluğunu kanıtla.
Sonra aldığın o kulaklıkla bir heves arabada eve dönüşü bekle.
Paketi ac, kulakliklari çıkart ve tak mp3-çalarına.
Bir anlık mutluluk.
Müziğin sesi de hoş geliyor kulağa.
Sonra ne zamandır "Ne yapacaksın kulakliklari. Ses duymazsin yolda giderken" diyerek almak istemeyen babanın kulaklarına tak kulaklığı.
Ve uzaktan cep telefonundan videolar seyretmesini seyret.
"Bu kulaklık tam benlikmis" demesi ile gülümse.