30 Eylül 2013

4 haftalik Türkiyeliler

Süleyman abiyi de ikna ettikten sonra dün saat dörtte yola çıktık ve Avrupanın en büyük havalimanlarından sayılan Frankfurt havalimanına yol aldık. Pazar günü olduğundan trafik fazla sıkışık değildi ve beşe yirmi kala havalimanına vardık ve park kuyruğuna girdik. Yaklaşık yedi dakika sonra park ettik ve park katından iki kat yukarıya çıktık. Ne zamandır park yerine gitmemiştim, park katını çok güzellestirmisler. Sanki bir akvaryumun içinden geçiyorsunuz.




Üst kata çıktıktan sonra TK 1593 sayılı uçağın kaçta ineceğine baktık kardeşim ile, meğerse alt kattan bakmamız gerekiyormuş. Alt kattan çıkıyor Türkiye yolcuları bagajlarını aldıktan sonra.

 




Neyse üst katta biraz dolandiktan sonra alt kata inip Mc Donalds'dan bir kahve aldik ve Terminal 2 B kapisinda beklemeye basladik.
Ilk önce bir Cin ve Japon kafilesi geldi akin akin. Kiz kardesim "Abla bunlar hic türke benzemiyor kiki" diye espriyi kopardi.




Sonra yuvarlak gözlüklü bir bay cikti ve tisörtünde araba vardi, arabanin altinda Anadol yaziyordu. "Ha" dedim "türkler gelmeye basladi."
Buyurun bizimkiler geliyor. 4 haftalik Türkiyeliler :)

29 Eylül 2013

Istanbul-Frankfurt 3 saat


Ben diyorum ki en geç dörtte çıkmamız lazım Süleyman abi. Annem ile babam beşi çeyrek geçe inecek havaalanına. O diyor tamam dördü çeyrek geçe çıkarız. Havaalanına yol zaten bir saat sürüyor.
Ömrümü yedin Süleyman abi.

Istanbul-Frankfurt 3 saat.


28 Eylül 2013

Insan bazen ...


İnsan bazen başında taşır sevdiklerini. Peki bazı sevdikler başta gezdirilmeye değer mi?
Bu soruyu soruyorsak eğer kendimize, bir şeyler ters gidiyor demektir.
Şimdi bu yazdığımdan birileri birilerine kırgın olduğumu zannedecek, yok öyle bir şey. Sadece derste çizim yaparken üst üste binen bu iki kişi bana bu soruyu anımsattı.


Domatez sevilmez mi ya?




Tüm islerimi hallettim. Çamaşır yıkadım. Evi sildim süpürdüm. Fırına yarın için yemeğimi sürdüm. Şimdi de kendime domatezli makarna yaptım. Bu gün benim keyif günüm. The Big Bang Theory’nin yedinci sezonunun yeni iki bölümünü seyrettim. Domatez sevilmez mi ya?

27 Eylül 2013

Temizlik

Yoğun bir haftadan sonra merhaba blog. Bu hafta üniversitede yazılım dili C'yi daha iyi öğrenebilmek adına bir kursa katıldım. Yaz tatilinin son iki haftasındayız ve bu kursa katılmak tamamen bizim elimizdeydi. İsteyen katılabildi. Sabah onda ilk önce bir buçuk saatlik bir dersten sonra öğlen bire kadar tenefüs vardı. Tenefüsten sonrada birden dörde kadar derste öğrendiklerimizi bilgisayar başında koda çevirdik. Şubatta önemli bir sınavım var ve bu sınav için C yazılım diline ihtiyacım var. Bir aydır ders çalışıyorum zaten, böylece maddenin daha içine girmiş bulunuyorum. Şimdi önemli olan ders çalışmayı bırakmamak. Her gün ufak ufakta olsa program yazmak. Tüm hafta evde bilgisayarı hiç açmadım. Bu gün haftasonunun gelmesi ile birlikte ve blog temizliği yapma isteğim ile bilgisayarın başına geçtim. Bir çok blogu takipten çıkardım. En çokta makyaj bloglarını. Beni takibe alan arkadaşları takibe aldım, fakat ne yazık ki makyaj ile ilgilenmiyorum, ilgimi çekmiyor. Okuma listemde bir sürü makyaj yazıları, okundu diye isaretliyorum. Bu bence onları takipten çıkarmaktan daha kötü, sonuçta okuyormuş gibi görünüyorum ama okumuyorum. Bir çok blogtada neredeyse bir seneden fazla yazı yok. Bunlardan da çıktım. Bir çoğu da kapatılmış zaten. Boşuna listemde bekletiyormusum.

Takipten çıkardığım arkadaşları twitterden de çıkardım. Çünkü iki saniyede bir makyaj tweetleri atıyorlar. Birde çok RT yapanların RTlerini sessize aldım. Ben sonuçta onların yazdıklarını okumak için takip ediyorum, başkasının yazdıklarını RT ettiklerini görmek için değil.
Kimseyi de kırmak istemiyorum aslında ama böylesi daha gerçekçi.
Pazar günü annem ile babam geliyor. Çok seviniyorum. Bana bir sürü kitap almışlar. Fakat yükleri ağır oldugu için bir ay sonra Almanya'ya gelecek olan Aysel teyzecigime bırakmışlar kitaplarımı. Aysel teyzemde geldiğinde getirecek.
Yani kitaplarım su an İzmir Karşıyaka da Aysel teyzeme emanet.
Evet, Ahu kızdan size selamlar. Görüşürüz.

19 Eylül 2013

Ihlamur kokusu ile bezenmiş bir gün

Pazartesi akşamı boğazımda fark ettiğim yumru biraz canımı sıktı. Sağ tarafta içeriden ayrı kocaman bir top. Elimi yüzümü kremlerken denk geldim aniden, canım acıdı.
Yağmurlu havalarda sokakta otobüs beklemenin, terli terli trenden inmenin, üzerime sadece ince bir hırka alarak bahçede ağaçlardan düşen sonbahar yapraklarını toplamanın verdiği bir hediye olsa gerek.
Doktorum da her ne hikmetse ben kendisine baş vurmak istediğimde her zaman izinde olduğu için öylece kalakaldım, boğazımda yumru, burnumda bir grip kokusu.
Akşam yatarken sıcak su torbası yetişti imdadıma. Salı sabahı kalktığımda inmişti biraz. Ofiste saatler geçerken yumrunun büyüdüğünü fark etmedim bile. Lenf bezlerim doldu herhalde.
Salı akşamı iş arkadaşıma 'ben yarın gelemeyeceğim, biraz ateşim var' diye mesaj attım.
Çarşamba gününü evde geçirdim. İhlamurun acı tadı. Biraz şeker. Bir sıcak su torbası daha.
Doktorcugum ise cumartesi yeniden iş başında.
Bu sabah ofiste toplantı olmasaydı, hiç bir güç beni evden cikaramazdi. Gittim geldim işte. Şimdi evimde dinleniyorum.
Çamaşır makinesine çamaşır attım. Bir tencere pilav yaptım. Böyle ıhlamur kokusu ile bezenmiş bir gün işte.

Okudum Bitti: Der Boss / Patron


Bu kitabı okuma etkinliği için 10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara kategorisi için seçtim.
Daha önce ilk kitabın adı Macho Man di ve bir alman beyefendinin gittiği Antalya tatilinde almanyada yaşayan fakat o arada bir otelde animasyonluk yapan Aylin'e aşık olmasından bahsediyordu. Bu ikinci kitapta ise ciftimiz evlilik hazırlıklarında ve düğüne bir kaç hafta kalmış.
İki ayrı kültürün bir araya gelmesi ve tüm on yargıların, kültür farklılıkların tatlı ve çok komik bir dille anlatılması kitabı okunur kılıyor.
Noel tatilinde Daniel'in ailesi evlerinde Aylin'in ailesini ağırlıyor. Aylin'in annesi Daniel'in annesine bir dantel örtü hediye ediyor. Çok ilginç bir hediye alan hanım evinin hangi köşesine bunu yerleştireceğini bilemiyor.
Düğün davetiyeleri basılıyor. Daniel binlerce dükkan arasında mekik dokuyor. Yok tülmüs, yok süs eşyasıymış, yok salon kirasiymis allak bullak oluyor.
Almanların düğünlerinde sadece 150 kişi konuk ediliyor genellikle, Daniel'in ailesinin önüne 500 adet davetiye konulunca şok geçiriyor aile.
1500 kişilik düğünü nasıl atlatacağını düşünen Daniel bu arada bir de Türkiye'den gelen Abdullah amcayı evinde konu etmek zorunda kalıyor. Daniel'in müslüman olduğunu düşünen Abdullah amca karşısında pot kırmamak için soğuk terler atıyor Daniel.
Düğün günü Emine teyzenin kalp krizi geçirmesi ile düğün iptal ediliyor ve Daniel için hayat yerle bir oluyor. Bir ara ayrılmanın eşiğine gelen çift en sonunda gözlerden ırak nisanlandikari şehirde tek başına evleniyor. Düğün bir kaç gün sonra bir sürü konuk ile gerçekleştiriliyor.
Kitabı okurken çok güldüm. Gülmekten ağladım resmen diyebilirim.