30. Oktober 2018

Memleketten Döndük

Araba ile gittik izine. Sebo ilk defa Türkiye'ye gitti, hemde o kadar uzak yola ilk cikisi oldu.
Cumartesi sabahi yedi bucukta yola ciktik, gece on ikide Sirbistan'da cok kötü bir otelde kaldik. Bu otelin hikayesini daha sonra detayli olarak anlatacagim cünkü benim gibi gurbetcilere ders olur. Facebook üzerinden bir grup bu otelin reklamini yapiyor, bende ona güvendim türk oteli diye rezervasyon yaptirdim. Ay cok kötü bir yere varmis olduk, ama dedigim gibi detayli olarak yazacagim. Zira Facebookta'ki grupta düsüncelerimi yazdim ama canim adminler yazimi yayimlamadilar.
Sirbistandan sonra Bulgaristan'i da gecip silaya kavustuk. Aksam saat 18:30'u gösteriyordu, siniri gectik hop 19:30 oldu.
HGS, Duty Free biraz arastirdik. HGS'i daha sonra alabilirmisiz, zaten PTT de kapaliydi. Hadi dedim Sebastian'a Edirne'nin icine girelim de Süleymaniye Camisini görelim. Aksam ayri güzel, gündüz ayri güzel. Bir sürü fotograf cektikten sonra oraya yakin bir pidecide pide yedik ve yolumuza devam ettik. Istikamet Gölcük. Gece iki bucukta canim teyzeme vardik ve orada dinlendik. Ertesi sabah güzel bir kahvalti ettikten sonra, öglen saat on iki bucukta Erzincan'a yola ciktik. Dinlene dinlene gittik. Gece bir bucukta Erzincan'a varmis olduk. Erzincan'da bir hafta kaldik. Erzincan'dan Trabzona gidip karadeniz turu yaptik. Erzincan-Ankara-Izmir-Almanya. 3 haftanin icinde yedi bin kilometreden fazla yol yaptik.
Dedemi kaybettigimi yazmistim daha önce. Benim icin hem üzüntülü hem mutlu gecen bir izin oldu. Izin-dügün alisverisi karisimi bir sey oldu.
15. ekimden beri calisiyoruz yine. Is yerinden cikis aldigimi da yazmistim. 8 izin günüm vardi. Böylece aralik ayinin on ücünde son is günüm olacak.
Yarin isci kurumunda zorunlu randevum var. Bana is bulmaya calisacaklar simdi. Benim acelem olmadi bu konuda. On alti kasimda dügünümüz var, onu bir atlatalim, ondan sonra bir yerlere CV gönderirim. Böyle iste blogcanlar.
Görüstügümüz zaman görüsürüz.

20. September 2018

Dedem

Dün sabah erken saatlerde dedemi kaybettik. Kendisi iyice yaşlanmıştı ve benim tek isteğim Sebastian'ı ve beni görmesiydi. 18 yıldır memlekete gitmedim ben. Ailevi sorunlar, maddi imkansızlıklar derken koskoca 18 sene oldu. Bu cumartesi yola çıkacağız Sebastian ile.
Annem, babam ve kız kardeşim geçtiğimiz pazar yola çıktılar ve dün öğlen Erzincan'a vardılar. En çokta bu duruma üzülüyorum. Babama üzülüyorum. Memlekete varmadan babasını kaybetti. Bugün cenazesi kalkacak dedemin.

Dedem bir kaç gün önce düşüp kalça kemiğini kırmıştı ve salı sabahı ameliyat etmişlerdi. Ameliyat iyi geçti dedi halam. Yoğun bakımda kalmadı odaya aldılar dedi. Ama dedemin yaşlı bünyesi bu ameliyatı kaldırmadı. Tahmin etmiştim.

Şimdi bir yanım buruk bir yanım sevinçli yola çıkacağım eşimle. Sebastian da ancak mezarı ile tanışacak dededim.
Düğün alışverişine gidiyoruz. Kına gecem olacaktı. Dedemi kınamda oynatacaktım. Hepsi olmadı.

11. September 2018

Selma'lı Günler Vol.2

Tarihler 17. Şubat 2018'ı gösterdiğinde sabah kalkıp şirin otelimizde kahvaltımızı ettikten sonra tren istasyonuna gidip iki kişilik günlük bilet aldık Selma ile. Bu bilet ile hem Ludwigsburg şehrini hem de Stuttgart şehrini gezebilecektik ve akşam Freiberg'te olan otelimize geri dönebilecektik. Almanya da şehirler arası ve uzun yol trenleri ile çok makul fiyatlara seyahat edebilirsiniz. Biz de tam hatırlamıyorum ama bu aldığımız bilete galiba 14€ vermiştik.
Beş dakikalık bir yolculuktan sonra Ludwigsburg şehrine vardık. Trenden indiğimizde ve istasyondan çıktığımızda bizi çok güzel binalar karşıladı.


Ludwigsburg şehri Baden-Württemberg eyaletinde ve Stuttgart şehir merzekizinin 12 kilometre kuzeyinde kalıyor. 2014 senesinin rakamlarına göre Ludwigsburg şehrinde 92.878 insan yaşıyor. Biraz ek bilgi de verdiğime göre gelelim gezimize.

Ludwigsburg'ta görülmesi gerekenler arasında Rezidenzschloss yani Rezidans Şatosu belirtiliyordu. Bizde oraya gidecektik. Tren istasyonunun önünde bulunan otobüs duraklarından 430 nolu otobüs aktarmasız şatoya gidiyor. Zaten yolculuk 4 dakika sürüyor. Tam güzergahı bilmediğimiz icin otobüsü tercih ettik. Yürümesine yürürdük ama şehir büyük ve otobüsle dört dakika az görünsede yürüyüş mesafesi baya fazla. Zaten otobüstede ineceğimiz durakta düğmeye basmadığımız için bir durak fazladan gittik. Orada inip şatoya geri yürüdük ama halimizden memnunduk. Şato o kadar büyüktü ki diğer durak arka bahçenin kapısında olduğundan ana girişe geri yürüdük.



Ludwigsburg'daki Residenzschloss, Barok tarzında Duke Eberhard Ludwig von Württemberg yönetiminde 1704 ve 1733 yılları arasında inşa edilmiştir. Almanya'daki en büyük barok saray komplekslerinden biridir. 1709'da, Ludwigsburg şehri için planlar, Dük'ün mutlakist iddiasını vurgulamak için tipik bir Barok planlı şehir olarak başladı. 1718'den itibaren şehir kalenin batısında inşa edilmiştir. Bir süre Ludwigsburg, Stuttgart yerine Württemberg Dükalığı'nın başkenti ve başkentiydi. Kale, üç taraftan büyük bir parkla çevrilidir.(Kaynak: Wikipedia)

Rezidenschloss'u her gün 10:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Bizim gibi ana kapıdan içeriye girdikten sonra ön tarafında bulunan bahçesine giriş yapmis olacaksınız.





Rezidenzschloss'ta her gün yarım saat aralıklarla başlayan rehberli turlar var. Her zaman yaptıkları iki farklı tur var. Birisi Kraliçe Mathilde'nin kaldığı bölümde, diğeri ise Kral Friedrich'e ait olan bölümde. Mathilde ve Friedrich bu şatoda kendilerine ait bölümlerde yaşayıp yemeğe ve dans etmeye, misafirlerini ağırlamaya bir araya gelirlermiş.
Tur başı 7€ alıyorlar. Biz Selma ile Kraliçe Mathilde'nin kaldığı bölümü seçtik ve Selma'nın da anlaması için ingilizceyi tercih ettik. Rehberimiz İtalyan genç bir bayandı. Çok şirindi. Bizi gezdirirken zamanında oynanan taht  oyunlarını ve paranın gücünü vurguladı.

Şatonun içerisinde tur esnasında fotoğraf çekmek yasaktı. Yukarı da eklediğim fotoğrafları cep telefonum ile çektim. Şimdi ekleyeceğim fotoğrafları ise Rezidenschloss'un resmi web sitesinden aldım. Burayı daha fazla görmenizi diliyorum çünkü.


Rezidenzschloss'un kendine ait tiyatro salonu. 1758 yılında ilk defa sahne demişler.


Burası kral ve kraliçenin bölümlerini birleştiren salon. Bahsettiğim gibi misafirler burada ağırlanır, akşam yemekleri burada yenilirmiş. Burayı tasarlayan mimar tavana mavi bir tonda gökyüzünü çizmiş. Ayrıca kuş resimleri vardı. Rehberimiz ellerine iki kere vurdu ve ses yankılanarak göğe çıktı. Sanki salonda kuşlar uçuyordu. Çok etkileyiciydi.


Selma'nın Subat'ta gelmesi en soğuk havalara denk geldi. Şatodan çıktığımızda kar yağıyordu. Kar bile keyfimizi bozmadı.



Şatodan sonra tren istasyonuna geri dönüp diğer bir trene atlayıp Stuttgart şehrine geçtik. Stuttgart'ta kuzenimle buluşacaktık ve o gelene kadar biraz dolaştık. Rote Kapelle adı altında bir kilise gördük. Çok güzeldi. Fakat kapıları kapalı olduğundan içeriye giremedik. Biz de etrafında dolanıp fotoğraf çektik.




Ardından kuzenim Derya ile buluşup çarşıda yemek yedik. Sonra da Derya'nın kız kardesleri ile bulustuk bir AVM'de. Hepsini çoktandır görmemiştim ve benim içinde çok güzel oldu.

AVM'de Selma'yı bir markete soktuk. Almanya'ya gelince eş dost için ne alınır? Tabi ki çikolata. Paskalya'ya bir kaç hafta vardı ve paskalya döneminde çıkan farklı çikolatalar vardı.


Çikolata alışverişimizden sonra Derya bizi Stuttgart'ın tren istasyonuna bıraktı ve Selma ile otelimize geri döndük. Ertesi gün çok erken kalkıp Baden-Württemberg'in en güzel şehirlerinden olan Heidelberg'e gezmeye gidecektik. Devam Edecek ...

Selma'li Günler Vol.1
Selma'nin blog adresi: www.supercellma.com


9. September 2018

Selma'lı Günler Vol.1


Yeni bri yazı dizisi başlıyor. Selma'lı Günler. Selma bloğumu açtığım günlerde ilk takip etmeye başladığım insanlardan biriydi. Sonra tanıştık kendisi ile ve o bir zamanlar kimliğini saklayarak yazdığı halde, onun kim olduğunu ilk bilenlerden oldum galiba. Yılbaşında Selma'nın kartpostalları meşhurdur. Kartlaşmaya başladık ondan sonra. Sekiz yılı geçti blog arkadaşlığımız. Hiç bir zaman yüz yüze gelmedik. Bu senenin Şubat ayına kadar.
Selma Alman bir şirket için çalışmaya başlayınca şubat ayında onu Almanya'ya eğitime gönderdiler. 3 hafta eğitim için Almanya'nın Ludwigsburg şehrine yakın ufak bir kasabaya geldi. Bana mesaj attı sağolsun. 3 haftalığına geliyorum ama aslında sadece bir hafta sonum var dedi. Geldiğim yer sana yakın mı bilmiyorum ama tanışmak isterim - dedi.
O öyle deyince ben hemen kaldığı otelin adını istedim ve otele bir hafta sonu için giriş yaptım. Cuma günü işten sonra da hızlı trene çok ucuza (19,90€) bilet aldım ve trene atladım Selma'nın yanına gittim.

Aktarmayi Stuttgart'te yaptim


Bir aktarma ile Selma'nın kaldığı kasabaya gittim. Kendisi beni istasyondan aldı ve otele girişimi yaptıktan sonra otelin yakınında bulunan bir Gasthaus'de (Bira içilen, dart oynanan, sigara içilmesi serbest olan küçük pub gibi yer) oturduk ve sohbetimize başladık.



Birbirimizi yıllardır tanımanın rahatlığı vardı ikimizin de üzerinde. Sanki hiç daha önce görüşmemiş gibi değildik.
Geç vakitte varmıştım kasabaya. Geç vakite kadar oturduk Gasthaus'da. Selma'ya beyaz şarap - soda karışımı (Weinschorle) içecek içirdim, çok hoşuna gitti. Daha sonrasında tadı damağında kalmış ki, tekrar içtik birlikte, ama o ilerleyen yazılarda.


 Selma ilk bulustugumuz ani kaydetti. Bize de güzel bir hatira kaldi


Sonra Gasthaus'den çıkıp otelimize geri döndük ve odalarımıza geçip uyuduk.

Ertesi gün Ludwigsburg ve Stuttgart şehrini gezecektik. Stuttgart'ta yaşayan kuzenim Derya ile buluşacaktık. Bu yüzden fit olmamız gerekiyordu. Devam edecek ...

Selma'nin blog adresi: www.supercellma.com

7. September 2018

Yeni bir kapi Vol.2

İş yerinden ayrılacağımı duyan iş arkadaşlarımın çoğu üzgün. En çokta aynı ofisi paylaştığım Henning ve iranlı abim Sasha.
Geri kalan iş arkadaşlara bu hafta içinde teker teker sene sonuna kadar çalışacağımı sonra da işten çıkacağımı söyledim. Bir çok kişi şok yaşadı. İnanamadılar.
Düğün için onlara önceden haber vermiştim. Durum böyle olunca hepsi düğüne olan davetiyemi geri alacağımı zannettiler ama ben bir kaç iş arkadaşı hariç (ki bunların gitmemde payı olduğunu düşünüyorum) yinede düğünüme davet ettim sevdiğim iş arkadaşlarımı.

İşten ayrılacağımı öğrendikten sonra bir haftayı atlattım şimdi. Sabahları işe motivasyonla geldiğim söylenemez ama işimi yapmaya devam ediyorum işte.

Neyse bugün güzel bir gün. Çok yakın arkadaşlarımızın kızları evleniyor bugün. Akşama düğün var. Hemde bizim de düğünümüzün olacağı salonda. Gidelim eğlenelim. Trakya ve Denizli düğünü. Akşama roman havası eşliğinde kurtlar dökülecek efendim. Kalın sevgiyle.

3. September 2018

Yeni bir kapi

Gectigimiz hafta persembe günü is yerinde iki senelik kontratimin uzatilmayacagini ve sene sonuna issiz olacagimi ögrendim. Cok üzüldüm gercekten.
Iki senenin icinde aslinda islerin iyi gittigini, yaptigim isin is yerini memnun ettigi duygusuna kapilmistim. Bunun aksini ispat edecek olaylar da gelismemisti ama ne yazik ki öyle olmadi.
Cok üzgünüm bir kac gündür. Is yerinde ayni ofisi paylastigim arkadaslarimdan ayrilacagim icin daha cok üzgünüm.
Dügün öncesi böyle bir haber almak da ayrica üzdü beni. Ama her seyin bir sebebi vardir. Yüce mevlam  bir kapiyi kapatir digerini acar.
3 hafta sonra Sebastian'la baba ocagi Erzincan'a yola cikacagiz. Erzincan'da kinam olacak. Onun sonra da Izmir de dügün alisverisimizi yapacagiz.
Izin dönüsü artik yeni is yerlerine bas vurup CV gönderecegim. Her zaman kendimize mutlu olmak icin ufak sebepler bulmaliyiz.
Kal saglicakla blogdas.

29. Juli 2018

Ahu Kizin Blogu 8 yasinda

29.07.2011
Bu tarihte ilk yazimi  birakmisim buraya. 8 yil gecmis aradan. Kimi seneler bir sürü yazi varken, diger yillar daha az. Kimi yazi yüzlerce yorum almisken, diger yazilar sifir.

En baslarda daha cok yorum yazardik birbirimize. Bir cok blog arkadasimla sayfalarca e-mail yazmisligimiz var birbirimize. Sonra instagram'a fotograf eklemek daha kolayimiza gitti. Ama yillardir yine de blogunu devam ettiren ve halen okunan az kisi kaldi.

Blog bana bir cok sey katti. Bir cok güzel arkadasligimi bu blog sayesinde kurdum. Blogumun adini bile Türkiye'de olan blog arkadaslarim sayesinde aldim ben. Ahu Kiz hep Almanya'dan yaziyor, gittigi yerleri tanitiyor bize ne güzel - dediler. Ahu Kiz Almanya'dan bildiriyor - oldu.

Ana dilimde kendimi ifade etme sevincini, gurbetten silaya hasretimi, her seyi bu blog sayesinde yasadim. Düz yazilar yazdim, hikayeler yazdim, siirlerimi paylastim. Okudugum kitaplari, ilk defa gittigim sehirleri yazdim. Günlügümün yerini sanal günlük adini verdigim bu blog aldi. Kimi zaman mutsuzlugumu yazdim, en cokta mutluluklarimi yazdim buraya.

Yilan hikayesine dönen üniversite yillarimi, ölüm sebebi ile aci kayiplarimi. Dedemi özleyislerimi ...
Iyi ki dogdun blog. Dogum günün kutlu olsun o zaman.

26. Juli 2018

En sicak

Almanya yillardir yasamadigi en sicak ve en uzun yazini yasiyor. An itibariyle 40 dereceyi görmüs bulunuyoruz. Haftaya biraz soguyacakmis, yani otuz dereceye inecekmis.
Sabahtan aksama kadar ofiste oldugum icin klima ve camlar sagolsun öglene kadar sicaktan bir sey fark etmiyorum. Öglen sicagi kulenin yedinci katina ulastiginda ofiste klimasiz durulmuyor.
Dün öglen molasina bile cikmak istemedim ama is arkadaslarimla türk lokantasina gittik. Bir gün önce oraya gitmisler. Dün menü de kuzu eti ve pilav oldugunu ögrenince yine gelecegiz demisler.
Ben de onlara takilip yemege gittim. Onlar kuzu etini pilavini yedi, bende ekmek arasi döner yedim.
Bu sicakta yemek bile yenmiyor. Agirlik  basiyor insana.

Bu sicak havalar lipödem hastaligima hic iyi gelmiyor tabi ki. Bacaklarim daha da sis, daha da agir bugünlerde. Bugün masajdan sonra Fas'li kiz arkadasima gidecegim. Yarin kinasi cumartesi de dügünü var.
Bugün bir bayan gelecek ve tüm hanimlarin ellerine kinalar yakacak, desenli. Seviniyorum. Kinayi cok severim.


Gün sayiyorum. On bir agustosta Türkiye'den blog sayesinde tanistigim canim arkadasim Selma gelecek. Bes gün bende kalacak. Ben de onun sayesinde bir hafta izin aldim. Gecen sene Ekimden beri izin kullanmadigim icin bana da cok iyi gelecek. Planlar yapiyorum simdi. Hangi gün hangi sehri gezdirecegim Selma'ya diye.

Sebastian'in aldigi evle ugrasiyoruz her hafta sonu. Gectigimiz iki haftasonu boyunca birinci katin yerlerini zimparaladik. Cilaladik. Yagladik. Ne zor seymis. Ama odalarin yerleri piril piril oldu. Yorgunlugumuza degdi. Daha mobilya bakmadik hic. Sadece online sitelerden biraz bilgi edindik. Elbise dolabi, yatak sectik. Ne zaman gidip ismarlayacagiz haberim yok. Her haftasonu bir seyler cikiyor.


Kisa kisa yazmayi özlemisim. Not tutar gibi yazi yazmak en sevdigim sey. Siz de yorumunuzu eksik etmeyin. Hadi öptüm hepinizi.

18. Juli 2018

Anonym Yorumlar

Yaklasik bir kac aydir bir yazima durmadan anonym ingilizce hic bir anlami olmayan yorumlar geliyor.
Her seferinde Spam olarak bilidiriyorum. Baktim olmayacak o yazimi yorumlara kapattim. Bir kac gün yorumlar kesilmisti. Simdi yeniden baska bir yazima gelmeye basladi. Bu sorun sizde de var mi? Varsa sorunu cözdünüz mü?

Yardim eden olursa cok sevinirim.





9. Juli 2018

Blog Muhasebesi Mimi

Blog alemine nasıl girdin?

Eskiden türkceyi unutmamak icin günlük tutardim, düz yazilar yazardim ve siirler yazardim. Bir kac arkadasim siirlerimi okumayi cok severdi. Bir web sitesi acsana istegi geldi. Böylece blog alemine girmis bulundum. 

Hangi blog size ilham verdi?
Yukarida anlattigim gibi, arkadaslarimin istegi sayesinde blogu actim. Yani blogu acarken arkadas istegi ilham verdi, baska bloglari daha sonra tanimaya basladim.

İlk blog yazınızla son blog yazınız arasında fark var mı?
Ilk blog yazilarim dedigim gibi siirlerim ve düz yazilarimdan olusuyordu. Son yazim ise tamamen kendi hayatimdan, düsüncelerimden olusuyor. Zamanla kisisel blog oldum ciktim.

Yakın çevrendeki insanlar blogunuzdan haberdar mı?
Evet, ailem, bir cok arkadasim ve yillardir edindigim blog dostlarim haberdar. 

Blog yazmak size ne kazandırdı veya kazandırıyor?
Blog yazmak bana türkceyi daha güzel kullanmayi kazandirdi. Ayrica yillardir tanistigim ve artik arkadasim ve dostum diyebildigim insanlari getirdi beraberinde.

Blogunuzda toplam kaç yazı ve sayfa görüntülemesi var?
Su an icin 1030 yazi var. Görüntüleme sayisi su an icin 122.683. Blogu bir kac sene önce kendi adim ahukader.de adresine tasidigim icin görüntüleme sayisi o günden itiraben olusmus oluyor. Aslinda bu rakam daha yüksek olabilirdi.

Hangi blog/blogların muhasebesini öğrenmek istersiniz?
Bu mimi artik bir cok blog yapti herhalde. O yüzden bunu okuyan ve katilmak isteyen bloglari davet ediyorum. Davete icabet eden olursa, bana haber versin :)

5. Juli 2018

Kitap Okumayi Özledim

eskiden bir ayda neredeyse on bes kitap okuyan ben son dört bes aydir hizimi kaybettim. Elim gitmiyor bir türlü. Is yerinde cok yoruluyorum galiba. Kafam yazilim kodlari ile dolu.
Bu aralar dünya kupasini da seyrettikten sonra trenle eve dönerken elimde cep telefonum, ona bakip duruyorum. Halbuki kitabim cantamda. Cikarip okuyamiyorum.

Blog yorumu yaptigim yayinevlerinden gelen kitaplar kule seklinde rafta bekliyor. Hangi birinin yorumunu yazacagim sasirdim. Haftasonlari da kendime ayiracak zamanim yok. Ailem ve Sebo ile evin tadilatlari ile ugrasiyoruz.

Aslinda kitap okumayi cok özledim ve kendimi cok bos hissediyorum. Size de oluyor mu böyle? Aylarca elinize kitap almadiginiz oluyor mu? Yada sadece bir kac günde bir bir iki sayfa okudugunuz?

Umarim bir an önce eski hizima dönebilirim.

4. Juli 2018

25. Mayis Havlu Günü Nikah

Biraz geriden gelsem de bu sene bloga daha fazla yazmaya karar vermistim degil mi? :)
Temmuz ayina girmis bulunuyorken ben kisaca Mayis'ta gerceklesen nikahimdan bahsedeyim.

Ne makyajimda ne giyimimde bugüne kadar abartili bir insan olmadigim icin kuaför arkadasim olan Elif sabah evime gelip saclarimi hazirladi sagolsun.

Kiz kardesim, Elifin ablasi Sevinc ve görümcen Conny de benimle birlikte hazirlandi. Sonra Almanlar da adet oldugundan, Conny beni nikah dairesine götürdü. Ciftler nikah dairesinin önünde görüyor bir birini ilk kez. Sebo nikaha da her zaman ki gibi son dakika da yetisti.

Nikahimiz kiyildiktan sonra nikah dairesinin bahcesinde bir bucuk saat zaman gecirdik. Bol bol fotograf cekildik. Saat öglen 15:00 de nikahimiz kiyildi ve saat besten sonra italyan bir lokanta da tüm misafirlerimizle birlikte harika bir aksam gecirdik. Almanlara göre nikahtan sonra yapilan bu ufak eglence dügün sayiliyor ama biz Kasim'da türk dügünü de yapacagiz.

Imza atarken ben :)

Nikah elbimesi sevdigim haki tonlarinda sectim. Saclarimi ilk önce topuz yaptiracaktim fakat sonradan kendi kivircik halini birakmayi yegledim. Cicekli celenkim de cok yakisti bence.

Havlum eksik olmadi tabi ki :)

Nikahin ertesi dogum günüm oldugundan haftasonu icin Amsterdam'a gittik Sebo ile. Onlari da yazacagim efendim. Görüsürüz.


18. Mai 2018

Bekarliga Veda Partisi

Bekarliga Veda partisini eskiden alman arkadaslarimdan bilirdim, gerci artik türkler de yapiyor.
06. Mayis 2018 günü de benim  bekarliga veda partim oldu. Parti denilemez, manyak gibi icip ortalikta dolanmadik. Yasimizi basimizi almisiz. Coluk cocuk sahibi olan arkadaslarim var.



Kiz kardesim, görümcem, cocukluktan arkadasim, orta okul lise arkadaslarim, üniversite arkadaslarim, kuzenim, hepsi bir olmus ve bu günü ayarlamis.
Saat öglen 15:30'da Diana beni, kardesim Eylül'ü ve Fatmayi aldi ve birlikte Mainz'e bowling oynamaya gittik. Oraya vardigimizda diger arkadaslarim park yerinde bekliyordu. Ardindan da Sausalitos'a yemege gittik. Hep sevdigim seyleri sectikleri icin onlara cok tesekkür ederim.

Cok güzel bir gün yasadik. Aksam saat 21.00'da evdeydik. Eee, evde cocuklari kocalari bekliyordu efendim. Ertesi günde pazartesi oldugundan iste bekliyordu.

30. April 2018

25. Mayis Havlu Günü

Bir cok gelisme var blog hayatimda. Uzun uzun yazmayi istiyorum aslinda. Ama cok yogunum. Cünkü saka maka 25 gün sonra evleniyorum. Daha dogrusu 25. Mayis 2018 Mainz evlendirme dairesinde nikahim var. Almanlara göre ardindan yemege gidince dügün sayiliyor ama ben bunu saymiyorum. Ekim kasim gibi dügün düsünüyoruz Sebo ile. Hem alman hem türk kültürünü birlestiren bir dügün yapacagiz insallah.

Simdi diyeceksin ki neden 25. Mayis?
Bir Otostopcunun Galaksi Rehberi hayrani olarak havlu gününde evlenmek sartti. Havlularimizi da alip nikah dairesine gidecegiz.

Otostopcunun Galaksi Rehberinde Douglas Adams bir bölümde her zaman yaninda havlu bulundurmanin yararlarindan bahsediyor. 2001 yilindan itibaren hayranlari bu güzel eserleri ve Douglas Adams'i anmak icin her sene 25. Mayis'ta havlularini yanlarinda gezdiriyorlar. Sebo ve ben de bunu her sene yapiyoruz ve bizim icin cok önemli olan bu günde nikahimiz kiyilsin istedik.

Havlu Günü icin buraya tik tik

Kitapta gecen bölüm icin buraya tik tik

29. März 2018

Feci Kaza

Son dakika: Malatya’da feci kaza! Ölü ve yaralılar var

Malatya'nın Akçadağ ilçesinde tarlaya uçan otomobil takla attı. Feci kazada 1 kişi öldü, 4 kişi ise ağır yaralandı.
  
Kaza, sabah saatlerinde Malatya-Kayseri karayolu Akçadağ ilçesi kağıt fabrikası mevkiinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Sinan Ö. yönetimindeki 06 FY 3404 otomobil sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tarlaya uçtu. Feci kazada otomobil sürücüsü Sinan Ö. ile birlikte araç içerisinde bulunan Kenan Çalış, Ayşe Abur, Sinem Çalış ve Güler Yılmaz yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralılar daha sonra ambulanslarla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi acil servislerine kaldırıldı.
Kazada durumu ağır olan 47 yaşındaki Güler Yılmaz, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken diğer yaralıların ise hayati risklerinin bulunduğu öğrenildi. Kazada hayatını kaybeden Yılmaz'ın cenazesi otopsi için Malatya Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.
Kazada araçta bulunan 3 kadının kardeş olduğu ve Siirt'te tedavi gören babalarını ziyaret etmek için İstanbul'dan yola çıktıkları öğrenildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Kaynak: (Milliyet)

Ah ne diyebilirim ki. Yillardir blogtan arkadasim olan sevgili Asli'nin (MyReal) ailesinin gecirdigi bir kaza yukarida bahsi gecen kaza. Canim Asli annesini kaybetti. Güler ablaya Allah'tan rahmet, yakinlarina ve Asli'ya bas sagligi diliyorum. Diger aile ferdleri icin de dualarinizi esirgemeyin. 
 

4. Januar 2018

Ha kovuldu ha kovulacak Vol.2

Öncesi icin tik tik 

Evet dün kendisi öyle paydosunda cikinca ben de L.'ye dedim ki, git patrona sor, bugün isine son verecekler mi. Eger isine son vereceklerse onun vardiyasini da sen üstlenmen gerekecek. Cünkü bu departmanda 08:00-16:30 arasi ve 09:00-17:30 arasi calisiliyor. L. dün sabah saat sekiz de gelmisti ve bahsi gecen kovulmasi gereken arkadasta 9 da gelmisti. Kovuldugunu söyledikleri taktirde hemen eve gitmesine izin vereceklerdi ve böylece L. aksam 17:30'a kadar kalmak zorunda kalacakti.

Diger is arkadasimiz izinde oldugundan ve haftaya geleceginden dolayi bahsi gecen arkadasi da haftaya kovmaya karar vermisler. 

Hadi bakalim haftayi beklecegiz.

3. Januar 2018

Ha kovuldu ha kovulacak

Gectigimiz senenin eylül ayinda yeni bir arkadas basladi yanimizda ise. Ben de basladigimda ilk önce 3 seminere katilmistim programi ögrenmek icin.
Bu arkadas telefon hizmetlerinde ise alindi. Yani program ile sorunu olan mobilya sirketleri ariyor ve onlara telefonda, yada sistemlerine baglanti kurarak yardim ediyorsun.
Bu arkadas bu kadar zaman gectigi halde hala tek basina calisamiyor. Kendi departmaninda ki is arkadaslari her sorunda biz bilgisayar mühendislerine kosmamasi gerektigini yüz kere söyledikleri halde, her ufak sorunda bize geliyor. Biz kendi isimize bakamiyoruz. Halbuki yillardir deneyimi olan iki is arkadasina ilk önce soruyu sorsa, sorularin yüzde doksan dokuzunda dogru cevap alacak. Geri kalan yüzde bir de  bize gelecek.
Neyse bu arkadasi prova dönemi bitmeden isten cikarmaya karar verdiler. Iki is arkadasi patronlar ile yogun görüsmeler yapti. Bize destek olacagina köstek oluyor. Üzgünüz ama isten cikarmak icin neyi bekliyorsunuz daha diye dil döktüler.
Simid araliktan beri ha kovuldu ha kovulacak. Bir cok hata yapiyor. Hatalar bize maal oluyor.
Yeni senede kovacagiz dediler. Dün patronlardan biri yoktu, olmadi.
Bugün hepsi burada, hala bir faaliyet yok. Bekliyoruz efendim. Ha kovuldu ha kovulacak.

2. Januar 2018

Kisaca 2017

2017 yili benim icin önemli bir sey ile basladi. 02.01.2017 tarihinde Bewidata sirketinde üniversiteden sonra ilk isime basladim ve an itibari ile bugün birinci senemi doldurmus bulunuyorum.
Is yerimden cok memnunum. 28 kisilik ufak bu sirkette mobilya sektörüne programlar yaziyor, test ediyor yeni sürümününün piyasaya cikmasinda katkida bulunuyorum.

Onun haricinde 2017 yilinda yillardir gitmedigim Frankfurt kitap fuarina gittim ve bir kac yazar ile tanisma firsati buldum.
Kitap demisken, sene basinda 77 kitap okumak istedigimi belirtmisim fakat bunlardan sadece 46 kitap okumusum. Isten dolayi sabahlari trende erken saatte uyukladigim icin eski hizimi kaybettim ama bu sabah uyumadigim icin bu düzeni de degistirecegim.

2017 yilinda 8 yil aradan sonra Türkiye'ye izine gittim ve Antalya da dolu dolu güzel iki hafta gecirdim. Yillardir görüstügüm blog arkadaslarim Sercan (insanyavrusu) ve Özlem (dondurma delisi) ile bulustum. Dostlugumuzu pekistirdik.
Neredeyse 12 yildir görmedigim tüm akrabalarimi dolastim. Yorulmadan Antalya'nin altini üstüne getirdim kardesim ile birlikte.

2017 yili kardesimin mezuniyetini de getirdi beraberinde. Mimar Mühendis cikti. Onunla bir kez daha gurur duydum.

Yeni insanlarla tanistim, yeni arkadasliklar kattim hayatima. 2017 yili ayrica bana kitap yorumculugunu getirdi. Bir cok Alman yayinevi ile anlastim ve kitaplarini okuyup almanca yazdigim kitap blogumda güzel kitaplarin yorumlarini yazdim. Daha sirada 4 kitap var okunacak. Bunlari 2017 yilindan 2018 yilina transfer ettim.

Kendimi daha fazla dinledim 2017 yilinda. Beni mutlu eden seyleri yaptim. Mutlu etmeyenleri hayatimdan cikardim. Biraz egoist oldum yeri geldigi zaman, kendimi düsündüm, biraz özüme döndüm kimi zaman, kendimden önce baskalari icin kosturdum.

Cok üzüldügüm zamanlar oldu bu yil. Detaylara girmeyecegim. Sevindigim zamanlar da oldu. Kendimi günlerce cok yalniz hissettigim zamanlar da oldu. Eski arkadasliklarimi irdeledigim oldu.
Nasilsin diye sormayip bilgisayari ile sorunu oldugunda arayan arkadaslarim da oldu, her gün nasilsin Ahu diye soran da oldu.

Dolu dolu bir yil oldu benim icin. Biraz daha büyüdüm. 35 bitti. 36 ya bes ay kaldi. Icimde ki kizil sacli kiz cocugunu kaybetmedim yine de. Kaybetmeye de niyetim yok.
Hayati düsündüm. Ölümleri düsündüm. Hayatin boslugunu düsündüm. Bir saniyeden diger bir saniyeye gecerken olmayacagimi düsündüm. Savaslari düsündüm. Kavgalari, ihanetleri ...
Her sey bos. Mutlu olmaya calisin.
Sevgiyle kalin ...