5 Haziran 2016 Pazar

Oldugu Kadar Güzeldik

Meydandaki çay bahçelerinden birine oturmak geldi içimden sonra.
Çünkü Erdek bir kitap olsaydı, bu çay bahçeleri ilk cümlesi olurdu onun. Gelindi mi oturulmalıydı. 



 Kitap Agaci Almanya ile yaptigimiz zincir kitabi etkinliginden daha önce bahsetmistim. Yeni okuyanlar var ise etkinlik söyle: Bir arkadasimiz 200 sayfadan fazla olmayan bir kitabini seciyor ve tüm katilimcilar arasinda rasgele bir liste yapiyor. Liste'de bulunan ilk kisiye kitabini posta ile gönderiyor. Kitabi alan arkadas okuyor, notlar tutuyor ve notlari ile birlikte liste de ki bir sonra ki arkadasa gönderiyor. Böylece kitap posta kutusu, posta kutusu dolasiyor ve en sonunda birbirinden güzel notlar ile sahibine geri dönüyor.
Bu sefer Didem'in zincir kitabi Mahir Ünsal Eris'ten Oldugu Kadar Güzeldik kitabi idi.
Kitabi severek okudum. Icinde birbirinden hos hikayeler var. En cok "Benim Adim Feridun" adli hikayeyi sevdim. Didem icin tuttugum notlari da buraya yaziyorum. 



* Demek ki insan, yaşıyorsa nasıl olsa iz bırakıyor, bir zeytincinin paslanmış tabelasında olsa bile.


* Kokusunda bütün felaketlerin öncesine ait bir lezzet vardı.


* Yaşa, işe, güce, irtibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısi diyorlar.

* Allahından, kitabından bulsun kim kimin hayalini, neşesini çalıp gittiyse.

* Deli eder insanı yaşamak.

*; şiir seviyorum, öyle gencim.

* Ve bir de anneanne kokusu, naftalinli ve lavantalı, karışık tütün zambak kolonyalı.

* Anneannem Avrupa'yı farklı milletlerden insanların oturduğu mahallelere bölünmüş büyük ama müşterek bir şehir zannediyordu.

* Babamla aynı ülkenin farklı onyıllarında devrimcilik yaptık, ikimiz de beceremedik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder