27. Februar 2015

Safir Mavi ve Zümrü Yesil - Kerstin Gier


Safir Mavi Kitap Detayi:
Zamanda yolculuk aşka engel olabilir mi?Acemi bir âşığı geçmişe yollamak iyi bir fikir olmayabilir!En azından on altı yaşındaki çömez zaman yolcusu Gwendolyn böyle düşünüyordur.Bu macerada Gideon ve Gwen dünyayı kurtarmak ya da menuet dansını öğrenmek gibi pek çok sorunun üstesinden gelmek durumunda kalacaktır. (Üstelik ikisi de hiç kolay değildir!)Bütün bunlar yetmezmiş gibi Gideon büsbütün tuhaf davranmaya başlayınca, Gwendolyn artık hormonlarını kontrol altına alma zamanının geldiğini anlayacaktır!Çünkü işin içinde aşk varken zaman yolculuğu yapmak pek mümkün görünmemektedir..."Eğlenceli ve gizemli! Belki de aşk, zaman ve mekânın tüm kurallarını yıkabilecek tek şeydir!"-Barbara Wegmann-



Zümrüt Yesil Kitap Detayi:
İçinde aşkın tüm renklerini bulduğunuz unutulmaz serinin son kitabı...Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker.Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak zorundadır. Örneğin hayatta kalmak...Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontu'nun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır..."Gizem, gerilim, bilimkurgu, romantizm ve maceranın doyurucu bir karışımı. Okuyucular tüm seriyi bir solukta bitirecek..."-Augsburger Allgemeine-
***
Bir serinin daha sonuna gelmis bulunuyoruz efendim. Kitap aciklamasi yazmak benim isim degil. Zaten okudugum kitaplarin sonunu söyleyip o heyecani insanlarin elinden almak istemiyorum.
Bu kitap serisi daha cok genc isi fakat zaman makinesi olunca bende hemen okumak istedim ve okudugum icin pisman degilim.
Kitaplar o kadar güzel bir sekilde yazilmis ki sayfalarin nasil gözünüzün önünde aktigini fark etmiyorsunuz bile.
Okuyun!

22. Februar 2015

Yılan Hikayesi

Dün akşam Al Nazar'da otururken (arkadaşlarımızın nargilecisi) Muharrem amca (arkadaşlarımızın babası) geldi ve çok güzel bir hikaye anlattı.
Bu hikayeyi anlatmak istiyorum burada.
***
Yılan Hikayesi
Çok gariban sefil bir durumda bir adam varmış. Adam bir çeşme başına gider suya derdini anlatırmış.
Bir gün yine böyle su ile konuşurken çeşmenin kenarında bulunan taşın altından bir yılan çıkmış.
Adam yılandan hiç korkmamış ve o günden sonra derdini yılana anlatmaya başlamış.
Bir sonraki dertleşmelerinde yılan adama taşın altından bir altın çıkarıp vermiş.
Adam büyük bir sevinç ile bu altını alıp bozdurduktan sonra evdeki çocuklarına yemek almış. Adam her ne zaman eli sıkışsa çeşme başına gider, yılana derdini söyler, yılanın verdiği altın ile ailesine bakarmış.
Bir gün adam hastalanmış ve yatağa düşmüş. Adam oğluna çeşme başına gitmesini, taşa doğru konuşmasını ve yılanın çıkmasını beklemesini söylemiş.
Oğlu çeşme başına gitmiş ve babasının dediğini yapmış. Yılan çıkmış, oğlan babasının durumundan bahsetmiş ve yılan taşın altından bir altın çıkarıp oğlana vermiş.

Oğlan ikinci gittiğinde şeytana uymuş. Demiş ki kendi kendine - 'Ben bu yılanı öldürürsem taşı kaldırır altındaki altınları alırım. Hepsi bana kalır.'
Yılan taşın altından çıkmış oğlanın düşüncelerinden habersiz. Oğlan bir bıçak ile yılana saldırmış fakat sadece kuyruğunu koparmış.
Yılan da can acısı ile oğlanı sokmuş zehirlemiş.
Oğlan vefat etmiş. Cenazesi kalkmış. Aradan uzun bir zaman geçmiş.
Adam iyileşmiş.
Uzun bir zamandan sonra çeşme başına varmış ve taşa doğru konuşmaya başlamış.
Yılan taşın altından çıkmış ve şöyle demiş 'Sende bu evlat acısı varken, bende de bu kuyruk acısı varken, biz dost olamayız.'
***
Hikaye burada bitiyor. Ben bu hikayeyi daha önce hiç duymamıştım ve çok sevdim. Herkes istediğini çıkarabilir bu hikayeden.

Zeytinyagi

Bizim millet sever yağ gibi üste çıkmayı.
Haklı olsada olmasada.
Ondandir, zeytinyağlıyı bu kadar çok sevmemiz.
© Ahu Kader

17.10.2012 tarihinden kalma ...

21. Februar 2015

Gri'nin Elli Tonu - Sinema


Grinin Elli Tonu. Su 3 kitaplik seri gecen seneye damgasini vurdu.
Baslarda okumaya karsiydim. O kadar kötü yorum duymustum ki. Sonra her zaman oldugu gibi 'kendin okumadan bir karar veremezsin, bilgi edinemezsin' sloganim ile kitaplari okudum ve ben kitaplari sevdim.
Evet sadist bölümleri olabilir, insani heyecanlandirabilir fakat hikayenin tüm sadistligi arkasinda, satir aralarinda bulunan ask hikayesini sevdim ben.

Sinemaya aktarilacagini duydugumda ise gidip seyredecegim dedim.
Gittim seyrettim efendim.
Simdi sunu söylemeliyim ki Christian'i oynayan oyuncu benim kitaplari okurken hayalimde canlandirdigim Christian'in tirnagi bile olamaz :)
Anastasia'yi oynayan bayan oyuncuyu cok sevdim.
Daha önce Harry Potter filmlerinde Hermine'yi oynayan bayan oyuncunun bu rol icin düsünüldügünü duymus, sasirmistim. Hic uymaz demistim, iyi ki de oynamamis.

Filme gelince. Film kitaba göre güzel bir sekilde islenmis ve tam yerinde kesilmis.
Erotik bölümler vardi. Kitapta ki kadar olmasada yine bir cok bölümde Christian'in sapikligini anlatmislar.
Anastasia'nin kitaptaki bir kac halini görmek istedim/göremedim.Mesela bir bölümde Christian Anastasia'ya araba hediye ediyor ve kitapta Ana bu hediyeye hicte hos bakmiyor. Kabul etmiyor hatta.
Kitapta ise cok sevindi bu arabaya, basit durdu biraz.
Kitapta da dönüm noktasi/kopus noktasi olan bölüm son bölümdü.
Christian bir kirbac ile Ana'yi sözünü dinlemedigi icin cezalandiriyor ve Ana aglayarak asansöre binip gidiyor.
Duygudum üzere bu bölümü bayan oyuncu okumamis. Ne olacagini bilmeden cekilmis bu bölüm. Bu düsünce insani biraz ürpertiyor.
Bende bu bölümde göz yaslarima hakim olamadim.


Filmin ikinci bölümü de kitabina göre uyarlanirsa asil o zaman erotik ve dram bir film seyredecegiz.
Ben kitaplar ve filmlerde kendim okumadan/seyretmeden yorumlar ile bilgi edinebilecegimi zannetmiyorum. Bu yüzden gidin seyredin efendim, tabi ilgilendiriyorsa.

Not: Görseller alintidir.


Düzenlenme

Hey sen, merhaba. Evet sana sesleniyorum blogcan. Yazmak istiyorum ama ne yazacagimi bilmiyorum aslinda. Ders calisiyorum kac gündür. Kitap okuyorum geceleri yatmadan önce.

Bu arada gördügün üzere bloguma sayfalar ekledim. Siir kategorisini gördün mü?
Evet, evet benim siirlerim de var aslinda. Calinir, alinir kopyalanir diye korkarak bir zamanlar buraya ekledigim.
Kim bilir belki ugrar okursun. Düsüncelerini belirtirsin bana.

Kisa kisa alintilar yaptigim tumblr veya twittere de ugrarsin belki. Twitter'in yeri bir ayri benim icin. 140 karakter bazen nasil yetiyor anlatmak istediklerime - bende anlamiyorum.

Bir gün yaptigim tüm iyiliklerin faydasini görecegim biliyorum. Ama olursa bu dünyada olsun bir zahmet.

18. Februar 2015

Yaz(mi/ami)yorum

Memlekette olan olaylar olaylar ...
Özgecan Aslan.
TBMM'de tokmakli, gonglu kavga.
Kartopu oynarken ölen gazeteci.

Bunlarin arasinda beni en cok sarsan tabi ki Özgecan oldu.
Yazmak istedim. Yazamadim.
Yazmak icimden gelmedi.
Instagram da bir fotograf paylastim.
Pazartesi günü siyah giydim ki siyah benim en cok kullandigim renktir zaten. Asil görünüyor.
Facebook'ta profil fotografimi degistirdim.
Az önce yine degistirdim.

Biraz yapmacik geldimi bana? Geldi tabi ki.
Yazmak istemedim. Yazamadim.
Yazmak icimden gelmedi/geldi belki ama ...
Anlatamiyorum.
Bu hayatta var oldukca, dünya döndükce hep böyle olacak.
Unutacagiz iki gün sonra.
Unutamasak yasayamazdik cünkü.
Yoksa siz, bundan 60 yil öncede dünyada baris istenmedigini mi düsündünüz?
Var mi baris?
Ben göremiyorum. Bulursaniz gösterin.

17. Februar 2015

23:19

Karnaval dedikleri sey bu gun itibari ile bitmiş bulunuyor. Bense gecen persembede kaldım. Yani başladığı güne. Bir suru insan Mainz istasyonunda Köln de olan karnaval eğlencesine gitmek icin toplanmıştı. 
Bense üniversiteye gitmek icin trene binmiş Mainze gidiyordum. Tam perona az kalmıştı ki oturduğum tren durdu. 
Anons yapıldı. 
Diğer bir peronda bir insan haraket eden trenin önüne kendini atıp intihar etmiş. Ambulans. Doktor. Polis. 
Kapanan peronlar. 
Istasyona girmek üzere olan trenlerin duruşu. 
Bende duran bu trenlerin bir tanesinde idim. 

Eğer ki trenim gecikmiş olmasaydı aktarma olarak o insanın önüne atladığı tren ile Frankfurt’a gidecektim. 
Bir saat oturdum trenin icinde. 
Tren perona girdiğinde sok icinde, üzüntülü, ellerinde bira şişeleri ve Palyaço ve enayi çeşit kostüm icinde insanlar …
Cok garipti. 
Hayat bu. 
Bir yanda Palyaço 
Bir yanda Ölüme sürüklenen bir can. 

8. Februar 2015

Yakut Kırmızı

Son zamanlarda seri kitaplari daha cok okudugumu fark ettim. Ne zamandir merak ettigim seriye basladim. Kerstin Gier'in fantazi seklinde olan kitaplarini okuyorum su an.
Ilk kitap olan Yakut Kizmizi bitti.

KİTAP DETAYI
ISBN : 9786054456833
Sayfa : 320 sayfa
Orjinal Dili : İngilizce
Tüm zamanların sınırlarını aşan bir yolculuğa hazır mısınız?Uluslararası çok satan yazar Kerstin Gier'den unutamayacağınız ve bağımlısı olacağınız bir seri...Bazen sır küpü bir ailede yaşamak gerçekten de zordur. En azından 16 yaşındaki Gwendolyn bundan kesinlikle emindir. Ta ki günün birinde kendini son yüzyılın Londra'sında bulana dek. O zaman bunun ailesinin en büyük sırlarından biri olduğunu anlar. Buna karşın anlamadığı; bu zaman yolculuğunda aşka yer olmadığıdır. Çünkü bu, durumu daha karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramaz!Çoksatan yazar Kerstin Gier dünyanın en güzel duygusunu hiç kimsenin başaramadığı biçimde hayata geçiriyor!Ateşli, komik ve acıklı: Gideon & Gwen aşklarıyla tüm zamanların sınırlarını aşıyorlar!
***
Ben cocuklugumdan beri zaman makinelerini, zamanda isinlanmayi, ordan oraya gecip gidebilme fikrini cok sevdigim icin bu tür kitaplari sevecegimi de biliyordum.
Gwendolyn'in hikayesi cok tatli bir sekilde anlatiliyor. Kahramanimiz 1994 dogumlu ve 2011 yilinda, herkesin kuzeni Charlotte'nin zamanda yolculuk geni oldugunu beklerken, kendisinin bu gen'i tasidigini fark etmesi ile basliyor kitap.
Charlotte'nin bu güne kadar zamanda yolculuk yapabilmek adina aldigi tüm dersler heba oluyor tabi ki. Charlotte'nin annesi bu durumdan hic memnun olmuyor.
Ayni gün dogan Charlotte ve Gwen de sok icindedirler.
Gwen'in annesi rahat bir cocukluk gecirebilsin diye Gwen'in dogum tarihinde oynamis ve bir gün sonra dogdugunu söylemis herkese.
Diger zamanda yolculuk yapan Gideon ile böylece tanisan Gwen onunla birlikte zamanda yolculuk yapmaya basliyor, ailede ki sirlari cözmeye calisiyor ve bir sonra ki gen sahibinin kim olacagini merak ile bekliyor. 12 seyahatci vardi. Onlar bir araya gelince sir cözülecektir ve Gwen 11. seyahatci.

O An ... Vol.2

Merhaba ben geldim. Saclarimi kestirdim. Önler kisa, arkalar uzun. Sevdim mi? Sevdim. Ama ben galiba bazen kendimden bikiyorum saclarimdan degil.


Bu güne kadar "Kolera Günlerinde Ask" okumaya calismistim ama yarida birakmistim. Subat ayinda kendime "Yüzyillik Yalnizlik" kitabini sectim. Bir kac gün önce basladim ve biraktim. Anladim ki türkce degil almanca okumaliyim Marquez'i. Bazen böyle oluyor. Elimde ki kitap bitince almanca olarak tekrar baslayacagim.

Burasi Mainz. Dogdugum sehir. Cok seviyorum kendisini. Tek hayalim bir gün gercekten de bu sehirde yasamak. Geceleri o kadar güzel oluyor ki sokaklar.





Yeni isim sayesinde seminere gittim is yerinden 3 arkadasla birlikte. Bir sürü satis stratejisi ögrendim ve ertesi gün dükkanda hemen ögrendiklerimi pratige gecirdim. Bu seminer olmadan da güzel bir satis yaptigimi düsünüyorum ama seminer de hic fena degildi yani.

#kitaplar yolda. Gecen haftasonu cumartesi sabah beste kalkip Baverya eyaletine gittim ailemle birlikte. Kuzenimin kinasi vardi. Tüm aile bir araya geldik yine. Neredeyse 13 yildir görmedigim yengem geldi Türkiye'den. Kendisi gelinin anneannesi olur. En cok onu görecegim icin sevincliydim.
Kar vardi tüm sokaklarda. Dört bucuk saatlik yolculukta termostan kahve ve sevgili Kindle'im sayesinde güzel vakit gecirdim.


Ellerine kina yakmis ellerine ...


Gelin evinde gelinin kuaförden dönmesini beklerken ...

 Gelmeyen tren yapmislar
Oturdugum kasabanin tren yollari artik devlet yollarinda degil özel bir sirkette. Iyi hos, trenler güzel. Masalar harika ders calismak icin ama Aralik ayindan beri hala gec kaliyorlar.
Dün sabah ise giderken 45 dakika istasyonda gelmeyen treni bekledim. 
Hem dondum, hemde cok sinirlendim.

 Instagram Mim'i 
Instagramda da blogta oldugu gibi ara sira mimleniyorum. Dün sabah sevgili Yonca beni mimlemisti. Yasimi, boyum, göz rengimi, en sevdigim hayvani, en sevdigim yemegi, en sevdigim icecegi sormus. Bende katildim.

 Batman dükkana gelirse
Dün calisirken bir müsteri geldi. Ister istemez tüm calisanlarin ve dükkanda bulunan müsterilerin gözü ayakkabilarina gitti. T. müsteri ile ilgilenirken bende caktirmadan peslerinden gidip ayakkabilarinin fotograflarini cektim. Dükkanin her yerinde kamera var. Üst katta bulunan patron ve teknisyen is arkadaslarim kameradan beni görünce kesin neyin pesinde oldugumu anlamislardir :)

Twitter Gülmece 
Bazen internette cok komik seyler görüyorum. Bu yazilarimda onlari da kayit edip ekleyecegim. Bu fotografi Twitter'de görmüstüm. Paylasan arkadas fotografin alinda "ay biktim, biktim" yazmisti. Cok güldüm.
***
Benden simdilik bu kadar. Son zamanlarda yazamiyorum. Hem calisiyorum, hemde üniversite ile ugrasiyorum. Kina, dügün, birazda doktor muayeneleri...

Vol.1 burada

2. Februar 2015

Son Fedakarlik - Vampir Akademisi #6

Kitap Aciklamasi:
Rose Hathaway oyunu her zaman kendi kurallarıyla oynamıştı. En yakın arkadaşı ve yaşayan son Dragomir Prensesi Lissa’yla St. Vladimir Akademisi’nden kaçarak kuralları çiğnemişti. Büyüleyici öğretmeni Dimitri’ye aşık olarak kuralları çiğnemişti. Moroi dünyasının lideri, Kraliçe Tatiana’ya karşı gelme cesaretini göstererek, gelecek dampir nesillerini korumak adına hayatını ve saygınlığını riske atmaktan çekinmemişti. Ancak bu kez kanun, pençesini Rose’a geçirdi. Hem de işlemediği bir suç için. Üstelik cezasının infazını önleyebilecek bir tek kişi var ve Rose onu bulmak için hem Dimitri’nin hem de Adrian’ın yardımına muhtaç. Ama zamanı azalıyor. Ölüler dünyası onu tüm gücüyle geri isterken Rose’un şansı gitgide zayıflıyor. Esas önemli soru şu; tüm hayatınızı başkalarını kurtarmaya adamışsanız sizin hayatınızı kim kurtarabilir? Rose, Dimitri, Adrian ve Lissa’yı yalnız bırakmayın.
***
Son Fedakarlik kitabi ile birlikte basladigim vampir kitaplari serisine böylece son vermis bulunuyorum. Bu seri 6 kitaptan olusuyor ve Rose Hathaway'in hem arkadasi Lissa'nin hemde deliler gibi sevdigi ve hocasi olan Dimitri arasinda kalisini anlatiyor.
Kitaplarda tüm hayatlarini git gel icinde yasayan bu iki asigin hikayesi cok güzel anlatilmis. Bol aksiyon, bol heyacan dolu kitaplarin kalinligi 700 sayfayi gecmedi. Severek okudugum bir seri oldu.