20. Januar 2015

Afede de Cekilis Var

Severek takip ettigim afede blogunun ikinci yasini kutluyor ve cekilis yapiyor.
Coktandir cekilise katilmamistim. Hadi bakalim katilayim gitsin.





Afede'nin bloguna ulasmak icin tik tik.


O An ... Vol.1

Dikkat, yeni bir seri basliyor.

Bir kahve fincanina asik olabilecek kadar saf
Bir sicak cikolata ile cocukluguna dönebilecek kadar masum
Ve üzerinde ki kaymak kadar beyaz hayalleri olan insanlar
Kimi insanlar, bazi insanlar, sadece bir kac insan kadar ...
Saf/affedici ...
Olabildin mi?



Genc Werther'in acilarini icine cekip
Hayati sorgularcasina yeniden okumak icin bitirilen bir kitap
Kürk Mantolu Madonna'ya olan saf sevgi varken
Genc Werther'in saf sevgisini nasil elimiz ile kenara itebilirdik ki?


Bir göl ortasina salin beni
Dimdik durayim ayakta
Boy bilmem kac yüz metre
Basimda kavak yelleri


O'na gittigimde mutfak masasinda duran bu kücük kutucugu begendigimi unutmayan
Sonra da hic aklimda olmayan bir anda bir zarfin icine koyup, yaninda da bir kartpostal ekleyip
Bir kac güzel satir yazan Ayfer ...
"I can't cook who cares?" - yani "Yemek yapamiyorum, kimin umurunda?" diyerek kendi ile dalga gecebilecek kadar koca bir yürek.
Iyi ki var, iyi ki benim akrabam.
Yargilamadan dinleyen ...


Cocukken gelisim kitaplarimiz vardi
Resimli kitaplar
Icinde ufak ufak seyler sakli olurdu
Arar bulurduk
Bu kitapta onlardan. Doctor Who sevenler icin cikarilmis özel bir kitap.
Her yeni sayfa, Doctor'un gittigi mekanlari iceriyor ve icinde Doctor, Amelie ve Tardis'i ariyorsunuz. Gittikce zorlasiyor.
Koca bir insan oturmus cocukluguna geri dönüyor ...


16. Januar 2015

Ruh Bagi - Vampir Akademisi #5

Kitap Aciklamasi:
AŞKA HER ZAMAN GÜVENDİ

ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENDİ

Rose’un önünde iki seçenek vardı. Ya ölecek, ya öldürecekti. Kalbinin sesini dinledi ve yanlışı seçti.
Rose, önce Dimitri’nin doğduğu topraklara, Sibirya’ya, uzun ve talihsizliklerle dolu bir yolculuk yaptı. Ardından St. Vladimir Akademisi’ne döndü. Böylece en yakın arkadaşı Lissa’ya da kavuşmuş olacaktı. Ama Rose’un kalbi halen Dimitri için atıyor ve sevdiği adamın bir yerlerde, hayatta olduğunu biliyordu. Eline bir şans geçmişti oysa...
Fakat onu öldürememişti. Yapamamıştı.
Şimdi en korkunç kabusu gerçeğe dönüşmek üzere pusuda bekliyordu. Dimitri kanını tatmıştı ve susuzluğu her geçen dakika biraz daha artıyordu. Dimitri, Rose’un peşindeydi.
Ölümüne bir kovalamaca! Nefes kesen bir karşılaşma!

- Bu kitabi da zevkle okudum. Rose'un aski gercekten cok büyük ve bütün gücünü Dimitri'yi bir Strigoi olmaktan kurtarmak icin sarfetti.
Strigoi olmaktan ve Lissa'nin yardimi ile yeniden bir Damphir olan Dimitri'yi hapise kapatirlar. Onun yeniden Damphir olduguna inananlarda var, inanmayanlarda.
Kitabin sonunda Rose'un basina olmadik isler gelir. Kralice Tatiana öldürülmüstür ve tüm deliller Rose'u gösterir.


13. Januar 2015

Bir Cift Ayakkabi - Sunay Akin

2014 yilinin sonunda tanistigim 5 bayan ile bir kitap zinciri olusturduk. Sevgili Tugce kendi kütüphanesinden severek okudugu bir kitabi secti ve diger bir arkadasimiza gönderdi. Bu kitap böylece bes kisi arasinda Almanya sinirlarinda posta kutusundan posta kutusuna dolasti.
Bir kac gün önce de benim elime ulasti ve bende hemen heyecan ile okudum.
Cok güzel bir kitap. Tugce'ye buradan da tesekkür ediyorum böyle bir kitabi okumama vesile oldugu icin.


O kadar güzel ayakkabi hikayeleri okuyacaksiniz ki tarihte gerceklemis olan. Mesela en güzeli, Neil Amstrong neden ay'dan dönerken ayakkabilarini birakti? Bunu bu kitapta ögreneceksiniz.
Kendi kendine torpil yaparak bir maca giden ünlü sanatcimiz kimdi?
Her sabah Atatürk'ü selamlamak icin kosturan cocuklarin ayakkabilarina ne oldu?
Okuyun!

Kitap Aciklamasi:
Sunay Akın, bu kez Bir Çift Ayakkabı'yla çıkıyor insanlık tarihinin bilinmeyen tozlu yollarındaki macerasına.

Bir Çift Ayakkabı kimi zaman boya sandıklarındaki hayat ağacı imgesine dönüşüyor, kimi zaman koskoca bir padişahın imdadına yetişiyor. Ay'ın, sinemanın, sanatın, aşkın, savaşın, vd. tarihine ışık tutuyor.

Muhtaç olmasın diye, evden kaçan karısının ayakkabısının içine para koyan terk edilmiş koca kimdir? Van Gogh'un tablosunda ters çevirdiği ayakkabının sırrı...

Abdülaziz İstanbul'u dünyaya nasıl gezdirdi? Hayat ağacı'nın boyacı sandıklarındaki sureti...

Kız Kulesi, pabuçlarını nereye düşürdü? Galata Köprüsü'nden geçen en büyük ayaklara nasıl ayakkabı bulundu? Dünya'nın giriş kapısında kimlerin ayakkabıları duruyor?

Kıvrak hareketlerle oynatıyor kalemini Sunay Akın ve izini sürdüğü hikâyelerin her bir parçasını ustalıkla yerlerine yerleştiriyor.

Not aldiklarim:
* Sair burada ne demek istemis? Isin aslini ararsaniz, tarih boyunca hicbir sair, yazdigi siirlerde ne demek istedigini kendi de bilmemistir.

* Neil Amstrong bir Amerikali olabilir ama evine, yani Dünya'ya dönerken bir Türk gibir davranmis ve ayakkabilarini kapida cikarmistir.

* Annesinin ayakkabilarini giyen bir cocugun adimlari nasildir? Ayagindan büyük olan ayakkailar cikmasin diye kisa ve cabuk cabuk!..

* Hayatin zenginligi hisse senetlerinde degil, hissi senetlerdedir.

* Ancak bir millet var ki, Düsünen Adam heykelinin kopyasini bir akil hastanesinin bahcesine koymustur!

* Camilere girerken, kalbimizin temizligini göstermek icin ayakkabilarimizi cikarirken, dilimiz de ayni saflik ve yalinlikta olmalidir. Dünyanin neresinde olursa olsun, bir insanin ayakkabisiz dili, anadilidir!

9. Januar 2015

Kafam karisik Charlie

Bazi günler gündeme yetisemiyorum. Yada yetismek icin ugrasmiyorum. Dünya da, Almanya da olan olaylar benim yanimdan es gecmiyor fakat cok sinirleniyorum.
Dinimizi istismar edenlere sinirleniyorum. Islamiyet adi altinda dinimizi kirleten, son yillarda Avrupa'da korkunacak, bir terör dinine cevirenlere sinirleniyorum.
Ne kadar zor bir bilseniz, bu olanlarin dinimle ilgisi olmadigini aciklamak.
Yapilanlarin benim düsüncelerim ile ilgisi olmadigini anlatmak.
Kendimi her türlü din teshirliginden soyutluyorum.
Bu benim dinim degil, olamaz!
Okudugunu anlamayan akilsiz kafalar ile ayni dine mensup olmak istemiyorum.

Kafam karisik Charlie - Ahu

5. Januar 2015

Genc Werther'in Acilari - Goethe

Kitap Kardesligi yeni yila Goethe'den Genc Werther'in Acilari'ni okuyarak basladi ve ben de bu etkinlige katildim.
Yaklasik 3 gün önce basladigim kitabi simdi bitirdim ve böylece senenin ilk kitabi bir klasik oldu.


Tanıtım Yazısı:
Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Genç Werther'in Acıları'nda, kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı. Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla intihara sürüklenen "Romantik kahraman"ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya'da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther'in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon'un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir.
Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther'in, düşsel dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther'in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.
***
Goethe'yi lise son sinavimda islemistim. Fakat o zaman okudugum kitap Faust idi.
Goethe'nin yazi dilini cok seviyorum. Eski almanca diye tabir edebilecegimiz bir dil ile yazilmis Goethe kitaplari almancayi seven herkesin damaginda güzel bir tat birakiyor. Bu kitabi keske daha önce okusaydim.
Kitap Kardesligine buradan tesekkür ediyorum.


4. Januar 2015

Keyaki - MiM

Sevgili Keyaki beni unutmamis mimlemis sag olsun.

1)Türkiye içinde bir yarışmaya katılman zorunlu olsa hangi yarışmaya katılırdın?

Büyük Risk yarismasina katilirdim. Severek seyrediyorum.


2)Dünya kütüphanesindesin ve sadece bir tane okuma hakkın var. Sonra tüm kütüphane yanacak ve başka kitaplara ulaşman 5 yılı bulacak. Hangi kitabı kurtarırsın?
Victor Hugo'nun Sefiller'ini kurtarirdim. Nedense bu kitap benim icin cok anlamli.


3)Büyük ikramiye sana çıktı.Ne yaptın seeeeeeeeeeen!?
Ne mi yaptim? Paralari yatagin üzerine dizdim bir gece üstünde yattim. Sonra da dagittim.


4)Sevgiline yaptığın en büyük jest nedir peki ya annene olan en büyük jest!?
Ne sevgilisi? Ne jesti? Jest yapan sevgililer 1970'lerde kaldi anacim. 

5)Sence en kötü hastalık ne?Ne olmaktan korkarsın!!!!
Keyaki'ye katiliyorum. Yatalak olmak cok kötü bir sey. Ben galiba bir de dilsiz olmak istemezdim. 

6)Aşkın en temel hissettirdiği ne??
Hmm, galiba askin en temel hissettirdigi sey ailenden sonra seni karsiliksiz sevebilen bir insanin verebilecegi mutluluk. Tabi ne kadar sansliysak artik.

Keyaki'ye cok tesekkür ediyorum.

Vampir Akademisi #4 Kan Sözü

Vampir Akademisi #4 Kan Sözü

Rose Hathaway'in hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Kısa süre önce St. Vladimir Akademisi'ne düzenlenen saldırı, Moroi dünyasını sarsmıştı. Vampirlerin birçoğu ölmüştü. Fakat Strigoi'lar tarafından götürülen birkaç kurbanın yazgısı daha karanlıktı. Rose içinse bir kurban çok önemliydi. Dimitri Belikov. Dimitri! Şimdi Rose, yüzlerce Strigoi öldürdüğünü gösteren bir dövme taşıyordu ensesinde. Hem de çok nadir bulunan bir dövme. Rose seçim yapmak zorundaydı. En iyi arkadaşı ve hayatta kalan son Dragomir prensesi Lissa'yı korumak için ettiği yemini tutacak ya da Akademi'den ayrılarak sevdiği adamın peşine düşecekti. Aşkla ve tek başına! Dimitri'ye verdiği sözü tutmak için dünyanın öbür ucuna bile gidebilirdi. Ancak cevabı kan kokan bir soru Rose'un peşini bırakmıyordu. Dimitri kurtarılmayı isteyecek miydi?

Eyvah! İşler karıştı. Rose bu yükün altından kalkabilecek mi?
Dimitri'yi öldürmeyi başarabilecek mi?
Yoksa kapısına kadar gelen sonsuz aşka mı kapılacak?


***
2014 senesinde elimde ki son kitap bu oldu. Kendisini yilbasindan bir kac gün önce bitirdim ve sevdim.
Umarim okuma hizimi kaybetmem.
Kayitli oldugum kitap sitesi GoodReads sayesinde kendime bir istatistikte cikarmis bulunuyorum.

2014 yilinda tami tamina 64 kitap okumusum.
21.123 sayfa okumusum ve okudugum kitaplar arasinda en cok sayfaya sahip olan kitap Dan Brown'un Cehennem adli kitabiymis.
Sevgiler.
***

Mutlu Seneler

Yaşadığım üzücü olaydan sonra daha önceden planladığım yılbaşı gezisine çıktım çarşamba sabahı 10 arkadaşım ile birlikte.
Bir kaç arkadaşım her sene bir kere buraya gidiyordu ve onların anlattıklarından biliyordum.
Willingen şehri benim oturduğum yere 180 km uzaklıkta çok güzel bir kış sezonu tatil bölgesi.
Uludağ gibi bir yer diyebiliriz.

Yaklaşık iki saat onbeş dakika yolculuktan sonra "Zum Forsthaus" adında ki otele vardık. 9 odalı minik bir otel. Sahipleri tüm misafirleri ile tek tek ilgileniyor.
Sabah kahvaltısında açık büfet hariç özel istek üzerine çeşitli omletler yapıyorlar. Çok cana yakınlar.
6 kişi olarak bir minibüs ile gittiğimiz için ilk bizim tayfa vardı otele. İlk işimiz köşede bulunan büyük masaya kendimizi atmak ondan sonra diğer beş arkadaşımızı beklemek oldu. Onlar da geldikten sonra hep birlikte yemek yedik.

Yemekten sonra odalarımıza çıktık. Otelin tüm odalarını biz doldurduk neredeyse. Bizim haricimizde iki tane de alamn çift vardı.
Odaların isimleri hayvan isimleri. Tavşan, Köpek vs.
"Ahu'ya Ceylan odasını verin" dedi arkadaşım.
Odalarimizda biraz dinlenip sonra da hazirlandiktan sonra saat 19:20 de lobide bulustuk.
19:30'da taksilerimiz geldi ve sehrin icine inip "Central Otel" de daha önceden ayirttigimiz masamizda yerlerimizi aldik.
Otelde yemeklerimizi yedik ve bol bol sohbet ettik.

Saat on iki oldugunda otelin önüne cikip herkes gibi bizde havai fiseklere bakip ayrica kendimiz de katildik.
Gece iki bucukta otelimize döndük ve odalarimiza cekildik.

Ertesi sabah saat onda kahvaltida bulustuk. Kahvaltidan sonra hemen hazirlandik ve otelimizin kapisinda toplandiktan sonra 880m yüksege ciktik. Kayak bölgesi oldugu icin 880m yükseklikte bulunan kayak evine yürüdük.
Otelimiz





 Cikiyoruz ...
 Bu kulenin oraya varacagiz. Kuleye de ciktim sonradan.
 Yukariya vardigimizda bizi harika bir göl bekliyordu.



Katharina ve ben diger arkadaslarimiz asagiya inmeye basladiginda saglik sorunlarimiz yüzünden teleferik ile inmeye karar verdik. Teleferik ile inecegimiz icin onlardan önce asagiya varacaktik ve böylece daha zamanimiz vardi. Bizde bu gördügünüz kuleye ciktik. Kuleye ciktigimizda tüm sehir ayaklarimizin altindaydi.
Kulenin icinde ki tabelalarda baktiginizda hangi sehirleri görebileceginiz yaziyordu.



Gördügünüz gibi Istanbul 1930 km sonra gözlerimizin icine bakiyordu. :)


Teleferik ile inisimiz.



Teleferik ile indikten sonra bir taksiye atlayip minik ama cok güzel otelimize geri döndük ve diger arkadaslarimizi bekledik. Onlar da geldikten sonra yemek yedik.

Ufak tatilimiz böyle gecti. Daha bir cok fotograf karesi var elimde. Hepsinin ciktisini almam gerekiyor, tabi ki arkadaslarimin cektigi fotograflari da aldiktan sonra.


Saglikli ve mutlu seneler.