29. August 2014

Son #3

Sabah sabah son is gününde fazla is olmadigindan feedly okuma listesini karistirirken bozan Ahu'dan selamlar blogcan.
Evet okuma listemi düzenleyeyim, kimi okuyorum, kimi okumuyorum, hangi blog gitmis, hangi blog haklenmis diye bakarken feedly'yi de bozmus bulunuyorum. Google Reader de sinirimi bozdu zaten kapanmasi ile.
Bakalim eve dönünce artik bir caresine bakacagiz.

Yarin evde misafir var. Bavarya eyaletinde yasayan annemin kuzeni (Semra teyzem) ve 4 kizi (Derya, Sinem, Deniz, Burcu) ve Derya'nin nisanlisi oturmaya gelecek.
Normalinde 5 saatlik bir yol uzakliginda yasayan Semra teyzem, ögrenimi geregi bize iki saat uzaklikta olan Tübingen sehrinde yasayan Derya'yi ziyarete gidince, yarinda tüm kizlari ve damadi kapip bize gelecek.
Yatiya kalin dedik ama iki saatlik yolu gözünde büyütmeyen teyzem geri döneceklerini söyledi.
Ne zamandir görüsmüyorduk. Daha dogrusu 2011 yilini 2012 yilina baglayan yilbasinda biz onlari ziyarete gitmistik, ondan sonrada görüsmedik.
Seviniyorum.


28. August 2014

SoN #2

Persembe günleri 8 saat calistigim icin arada yarim saat mola var. Bende havanin da hafif güzel olmasindan dolayi birazcik kampusün bahcesine ciktim.

Bu üniversiteden ayrilmama da az kaldi. Son kez bahcede oturdum sanki. Öyle bir his dogdu icime. Gerci burasi benim ilk evim. Ben yine ara sira buraya gelir, is arkadaslarimi ziyaret eder harika kantinimizde yemek yerim.

Panorama askimdan bahsetmistim bir kac yazim önce. Bende madem bahceye ciktim suranin da fotografini cekeyim dedim. Bisikletlerin yaninda sag tarafta duran fistikta benim kiz kardesim. Sag tarafta ki bina Mimar mühendisligi. Karsida ki bina hem kantinin ve benim is yerimin bulundugu bine. Sol taraftaki bina da matematikcilerin binasi.

Burasi da binanin alt kati ve benim iki yildir calistigim ögrenci isleri. Sol tarafta bütün ofisler, sag tarafta da benim oturdugum bölüm.
Is yerimi özleyecegimi düsünüyorum. En cokta is arkadaslarimi cünkü hepsiyle cok iyi anlasiyordum.

Buda benim buraya kaydim olsun.

Alice Harikalar Diyarinda

"O güzel bahar gününde, derenin kenarında kırda, yeşillikler içinde, ablasının yanında oturmaktan, Alice'in canı iyiden iyiye sıkılmaya başlamıştı.Meşgul olacak, yapacak bir iş de bulamıyordu. Bir-iki kez, ablasının okuduğu kitaba gözü kaydı. Ama onda da ne resim vardı, ne konuşma.Alice kendi kendine "Resimsiz kitap da ne işe yarar ki?" diye içinden geçirdi. Sıkıntıdan patlamak üzereydi. "Acaba papatya mı toplasam?" diye aklından geçiriyordu. Sıcak hava iyice uykusunu getirmişti. Tam o sırada birden önlerinden beyaz bir tavşan koşa koşa geçiverdi. Ama garip olan şuydu ki tavşan ceket ve yelek giyiyordu."

Ne zamandir okumak istedigim bu kitabi sonunda okudum ve bir kac sayfalik olsada cocuklarin hayal dünyasina kavustum. Ne güzel bir kitap. Resimler ile bezenmis olmasi dahada güzel. Keske hep cocuk kalabilsek.

Cavdar Tarlasinda Cocuklar

"Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede olduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum.. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum."

Bu kitap hakkinda ne düsünecegimi bilemiyorum. Bir cok yerde hep "harika bir kitap" yorumunu okumustum. Ayrica dün bahsettigim "ölmeden önce okunmasi gereken 1001 kitap" listesinde de en baslarda gelen bu kitabi merakimdan okudum fakat dedigim gibi hakkinda ne düsünüyorum karar veremedim. Internette arastirdiginizda kitabin edebi konusu hakkinda bir cok yazi bulacaksiniz fakat ben kitapta ki kahramandan zirvaliklar okudum. Aciklamada da dendigi gibi rezil bir cocuklugu okudum ...


 

27. August 2014

SoN

Calistigim ögrenci islerinde kontratim bitiyor. Bu hafta son haftam. Pazartesinden beri calisiyorum ve bu hafta ögrenci kayitlari yapiliyor. 3 günün icinde 500 ögrenci kaydi yapmis bulunuyorum ve hepsi ile tek tek ugrastim. Sunu demeliyim ki bu bölümde okuyanlar harbi ...
Neyse. Ön yargilarini bir kenara birak Ahu. Sonucta yeni bir dönem basliyor onlar icin. Heyecanli olmalari gayet normal. Ama insanlar ellerine verilen kagitlari bile okumuyorlar ondan sonrada panik yapip bin kere benim telefonumu arayip beni soru yagmuruna tutuyorlar.
Insanlar ile ilgili olan islerde calistim bu güne kadar ve gercekten sabir gerekiyor.
Dün bana calisma belgemi verdiler. Cok güzel seyler yazmislar son iki seneye dair. Yarin öbür gün baska bir is yerine müracaat edince bu belgeyi de ekleyecegim CV'min yanina.

Haftaya persembe günü yemege gidecegiz tüm is arkadaslarimla. 10 kisi olarak. Madem ben gidiyorum, benim veda yemegim türk lokantasina gidelim dedim, hepsi cok sevindi.
Istanbul Restoranina gidecegiz hep birlikte. Arayip rezervasyon yaptirmam gerekiyor.
Hepsine bir Iskender yada Beyti kebabi yeyin derim, parmaklarini yerler.

Bol bol kitap okuyorum hâlâ. Su an elimde "Tanrinin Unutulan Cocuklari" var. Serpil abla bana hediye etmisti. Türkiye'den kargo ile göndermisti. Kitabin bir sayfasina ufak bir post-it yapistirmis, üzerine de "gülümse" yazmis.

Böyle ufacik bir seyden ne kadar mutlu olabilecegimi fark ettim yeniden.

Goodreads sayfasindan "ölmecen önce okumaniz gereken 1001 kitap" diye bir liste var. Ömrümüz yeter mi o listeyi bitirmeye bilmiyorum ama listede gercektende bu güne kadar okumak istedigim/okumam gereken kitaplar bulunmakta. Bulundugum üniversite de kaydim daha hali hazirda silinmemisken bende kitap ödünc alayim da okuyayim. "Alice Harikalar Dünyasinda" kitabini alacagim bu gün :) Evet ben o kitabi bu güne kadar hic okumadim.

Bu da kisa kisa yazilardan oldu. Bye bye.

23. August 2014

Ortaya Karisik

Önemli olan okuyucu sayisi degil. Önemli olan samimiyet. Aldigim yorumlardan bir sey fark ettiysem o da su, beni okuyan hep ayni canlar.
Yorum biraktigim, yorum birakanlar hep karsilikli.

Diger bir kacina gelince, kendi takipci sayisini arttirmak icin takip eden, yorum birakinca cevap verme lutfunda bile bulunmayip burnundan kil aldirmayanlar.
Klavye delikanlilari ve bayanlari. Bir kac satir okundu diye, bir iki tweeti yildiz kazandi diye kendini fenomen zannedenler.

Sosyal medyanin asosyal kullanicilari. Buna bende dahilim kimi zaman.
Insan olmaktan ciktigimizi düsünüyorum bazen. Gecenlerde bir komsumuz gelmisti. Bir konusma esnasinda "bu telefonlar yokken daha mutluyduk" dedim.
Cokta dogru söyledim kanimca.

Bayramlar da seyranlarda aldigim mesajlarin hic bir anlami yok benim icin. Bir kac satir dizilmis cümleler, birinin sesini duymanin, yada coktandir görmedigin arkadasinin yüzünü görmenin verdigi mutlulugu verebilir mi? Veremez bence.
Mektup yazma sevgim bu yüzden.
Mail kutusuna düsen binlerce mailden daha samimi kendi el yazisi ile dösenmis sayfalar.

Ben yine biraz nostalji takilacagim herhalde bu aralar. Daha 3 mektubum var gönderilmeyi bekleyen. PTT yine küfür yiyeceksin benden. Gönderdigim mektuplari yerine ulastir be...

21. August 2014

Okuma Senligi Ikinci Ay

Okuma senliginde ikinci ayin sonuna gelmis bulunuyorum ve bu ayda kendime göre o kadar kosturmanin ve moral bozuklugunun arasinda iyi bir performans sergiledigimi düsünüyorum.

+++
17. Kategori (10 puan): Bir biyografi/otobiyografi kitabı.
So wie ich will - Mein Leben zwischen Moschee und Minirock, Melda Akbas, Bertelsmann Yayinevi, 236 Sayfa
Melda bu kitapta Almanya da iki din ve kültür arasinda büyüyen bir gencin hayatini, kendi hayatini anlatiyor.

20. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.
Kevin Brooks, Bunkers Diary, dtv yayinevi, 300 Sayfa 
Şimdiye kadarki şenliklerde okunan kitaplara baktığımda çok tercih edilen bir tür.

7. Kategori (10 puan): Fransız edebiyatından bir kitap.
Albert Camus / Yabanci-Der Fremde / Rowohlt Taschenbuch Yayinevi / 159 Sayfa

4. Kategori (10 puan): Adında bir sayı geçen bir kitap.
Okundu: Khaled Hosseini , Bin Muhtesem Günes / Tausend Strahlende Sonnen / Berliner Taschenbuch Yayinevi / 381 Sayfa  


29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Jojo Moyes, Senden Önce Ben/EIn ganzes halbes Jahr, Rowohlt Polaris Yayinevi, 528 Sayfa 
Hakan Günday, Az, Karton Kapak, 355 Sayfa 
Amin Maalouf, Semerkant, Yapi Kredi Yayinlari, 318 Sayfa  
Buket Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna, Remzi Kitapevi, 431 Sayfa  

+++
Toplam 8 Kitap okudugum icin 8*10 = 80 puan 
 Toplam 2.708 sayfa okudugum icin 27 puan
29. kategoride ki kitaplarin hepsini okudugum icin ekstradan 30 puan 
Toplam: 80+27+30 = 137 puan

Günce #2

Bu gün üniversiteye gittim. Binaya girer girmez ofisten cagirdilar.
Sinavi kaybettigimi ögrenince ne olur ne olmaz acikta kalmayayim diye medya bilgisayar mühendisligine basvurmustum ve bir iki hafta önce basvurularinin hepsinin kabul edildigini söyleyip icime serin sular serpmislerdi.
Beni öyle hemen ofise cagirinca bir seyin ters gittigini anladim.
Daha önce ayni bölümde okudugum icin bu güne kadar kazandigim sinavlara bakip karar vermisler ve beni ücüncü döneme kabul etmisler. Iyi hos ama kontenjan dolu oldugu icin girememisim.
Yani simdilik bostayim.
Biraz panik oldum.
Frankfurt üniversitesini aradim ve iki hafta önce yatay gecis icin basvurmustum, bana bir bilgi verebilir misiniz - dedim.
Eylül'ün ikinci haftasi sonuclar belli olacakmis ama büyük ihtimal kabul edilirsiniz cünkü kontenjan sayimiz yüksek - dediler.
Umarim gercekten öyle olur. Bir yandan is bakiyorum kendime. Ögrenci islerinde calisiyorum fakat kontratim 31.08.'ta bitiyor.

Moralimi fazla bozmamaya calisiyorum.
Sonra kardesim ve Katerina ile carsiya gittik. Wiesbaden de carsinin ortasinda "Die Waffel" adinda bir dükkan var. Afganistanlilar kumpir yapiyor.


Fiyati iyi. 4,80€ Böylece biraz memleket hasreti gidermis oldum. Ah nerde benim o Izmir Karsiyaka da yedigim kumpirler? Hey sen, okuyucu benim yerime bir kumpir ye ;)



20. August 2014

Günce

Son iki hafta da alti kere dis doktoruna giden Ahu Kader'den pek bir selamlar blogcum.
Son günlerde sirf bu dis doktoru yüzünden ne oldugumu sasirdim.
Kendi dis doktorum emekli olunca yeni bir doktor arayisina girdim fakat bir türlü mutlu olmadim. Dis sagligi da önemli. Benim de dislerimde tas cok olusuyor. Saka maka son iki yildir dis doktoruna gitmedim.
Saglik sigortam senede bir kere tas temizlemenin masrafini karsilamasina ragmen, tas temizligi yaptirmak istedigim doktorlar hemen cok afedersin özel temizlik deyip 80 Euro'yu gecirmek isteyince bende inat ettim ve bir daha gitmedim.
Sonunda bir arkadasimin tavsiyesi ile evimin kenarinda olan dis doktorundan termin alip gittim. Bir güzel taslarim temizlendi ve iki yilin acisi cikar gibi 4 tane dolgu yapildi.
Dolgunun maaliyetini buraya yazmak istemiyorum. Kaydi bana yani. Dolguyu saglik sigortasi karsilamiyor.
Dogru dürüst hic bir seyi karsiladigi yok ya ama mecbur. Saglik sigortan olmayinca uniden atiyorlar. Is vermiyorlar vs. Almanya'nin hayran oldugum sistemi ama kimse sormuyor Ahu ayda su kadar paran var mi - saglik sigortani ödeyebiliyor musun? - diye.
Neyse Kizli Erkekli Kedili gercekten blogta yeller esiyor deyince icim bir hos oldu.
Bir seyler karalamak lazim.
Gecen pazar kuzenim evlendi. Izmir'de. Halamin kizi. Gitmek nasip olmadi. Dügünü instagram'dan #tilbeonurwedding basligi altinda takip ettik. Icim bir buruk. Simdi balayindalar Bali de. Allah hep mutlu etsin onlari.

18. August 2014

Kumral Ada Mavi Tuna



Kumral Ada Mavi Tuna
"Bir salı sabahı uyandım. Bütün gazeteler hayatta en çok sevdiğim kadının bir cinayet işlediğini yazıyordu. Bunu hiç beklemiyordum. Beynimden vurulmuşa döndüm. İç dengelerim şiddetle sarsıldı. Oysa gerçeği biliyordum ama bana kimse tek bir şey sormamıştı. Onu mahkum etmişlerdi! Kapı çalındı. İki asker beni almaya gelmişti. İç savaş çıkmış, seferberlik ilan edilmişti. Bunu bekliyordum. Hiç şaşırmadım. Bunu uzun zamandır korku ve kuşkuyla hep bekliyordum. Hazırlandım ve o salı sabahı evden çıktım."

Genç bir öğretmen bir sabah Kuzguncuk'taki evinden apar topar alınıp, askere götürülür. O, bunun bir kabus olduğuna, arkadaşlarıysa onun iç savaşa katıldığına inanmaktadır. Oysa annesi oğlunun bir ambulansla evden götürüldüğünü anlatmaktadır.

Kumral Ada - Mavi Tuna, iç savaşın içimizde ve dışımızda, bireysel ve toplumsal olarak yarattığı yangınları umutsuz bir aşk üçgeni ekseninde anlatan sarsıcı bir roman.

Dört dile çevrilen Kumral Ada - Mavi Tuna birçok toplumsal yaramızı irdelerken unutulmaz bir aşk hikayesi anlatıyor.

Kaynak: Goodreads.com
***
Evet, merak ettigim bu kitabi sonunda bende okudum. Cok güzel oldugu söyleniyordu. Olabilir fakat Tuna'nin buhranlari bana buhran gecirtti. Hikaye güzel. Konu ask olunca her sey güzel sanki ama kitabin ic savas bölümlerini atlamak istedim, nedense. Yine de kurgu olarak güzel bir kitap olmus.
Kitapta yer yeni bölümün meshur bir söz ile baslamasi hosuma gitti.

Not aldiklarim:
"Akil, ask ve can! Bu ücü ücgendir. Her derde care, her yaraya merhemdir."
Mevlana Celâleddin Rumî (II. Divan Kebir)

"Biz asker milletiz oglum", derdi annesi, "Gecmisimizde iki kara illetten; düsman ve cehaletten hep asker sayesinde kurtulduk." O sirada salonda tam televizyonun üzerinde asili duran yakisikli Atatürk fotografine derin bir askla bakardi annesi.

Zorbalar, basa cikamadiklari, korktuklari her seyi tarih boyunca daima yakmislardi. Zorbalar, insanlari, kitaplari ve binalari hep yaktilar...

"Ne zaman 'Türkiyeli olmak' kavramini hepimiz sahiden anlayacagiz ve kabul edecegiz, iste o zaman kurtulacagiz!" dedi, fisildayarak.

#buketuzuner
 
 

Blog'ta yeller esiyor

Blog'ta yeller esiyor. Kimse ugramamis. Kimse yorum birakmamis. In cin top oynamis yani.
Ben son günlerde bilgisayari hic acmadim desem yalan olmaz.
Kuzenim gelmisti. Blogumu takip edenler bilir. Gecen sene bir gece vakti habersiz gelip bizi korkutan, kapida bicak ile karsiladigimiz kuzenim geldi.
4 gün kaldi gitti yine cadi.
Bol bol gezdik bizde bu arada. Bir sürü fotograf cektik.

Eda ile bulusup kahvalti ettik. Mainz de dolandik. Mainz de Ren nehri kenarinda Mainz ve Wiesbaden sehirlerini baglayan köprüye nazi oturduk kahve ictik. Bol fotografli bir yazi yazacagim buraya, fotograflari ölümsüzlestirecegim.

Ilk önce komsularimizin bahcesinde ugrastik bol bol. Türkiye'deler eve biz bakiyoruz.

Alzey de yeni bir mekan acilmis. Kiz kardesimin arkadaslari yönetiyor. Nargileci diyebiliriz. Al Nazar. Aksam da oraya gittik bir iki saat oturup sohbet ettik kizlarla. Güzel dekore etmisler.

Persembe sabahi Eda ile bulustuk Mainz de. Ilk önce Extrablatt da güzel bir kahvalti yaptik.
Sonra carsidan gecerek Dom katedraline gittik. Coktandir girmemistim. Buranin gercekten bir büyülü havasi var.


Katedralden ciktiktan sonra Ren nehrine dogru yol aldik ve orada daha önce hic gitmedigim suni deniz kenarinda oturup kahve ictik.
Eda ve Ben fotograf cekerken



Cuma gününü Wiesbaden de gecirdik. Hava pek güezl degildi. Bol bol yagmur yagdi. Bu yüzden fotograf cekmedim. Bir yerde yemek yeyip eve döndük.
Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey.

10. August 2014

AZ - Hakan Günday


Az11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu “mezarlık çocuğu” Derda’nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) Yazı’nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi. Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A’dan Z’ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman

Kaynak: Goodreads
***
Coktandir böyle güzel bir kitap okumamistim. Derda ve Derdâ'nin hikayeleri cok güzeldi ve hayatin onlari cok garip bir sekilde bir araya getirmesini okudum. Ben böyle bir son beklemiyordum.
Bir de artik bu kitaptan sonra Oguz Atay'in Tutunamayanlar kitabini okumak farz oldu.

Not aldiklarim:
- Doğru söylüyordu. En azından doğru söylediğini düşünüyordu. Çünkü dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızlı yakalanılan hastalığına sahipti: Umut.

- Finsbury Park. Müslüman göçmenler yüzünden emlak fiyatlarının düşük olduğu Finsbury Park. Dolayısıyla yoksullaştıkça ırkçılaşan İngilizlerle zenginleştikçe çoğalan Müslümanların dip dibe yaşadığı Finsbury Park.

- Unutma, ecele kadar senin imtihanın Cüzi halinden utan külli olandan sakın Belki nefsini müdafaa için can alacaksın Ama kendine asla kıymayacaksın Madem varsın o zaman kalacaksın Hayatta ve huzurda Ne zulüm ne küfür ne de zina lntihardır şu küre-i arzda en beter günah Kime aittir nefesin, bilmez misin? Toprağa girene kadar üstünde secde etmez misin? Ne yalan ne riya ne de şehvet lntihardır, Allah'a tek ihanet Nasıl, gel, denmeden gelemediysen Git, denmeden gitmeyeceksin Olur da başına buyruk kesilir ve kendi ipini kendin çekersen Kömürden kara bir boşlukta silinirsin Velhasıl, ecele kadar imtihanında ilk zaferin Ecele kadar sabretmektir, bunu bilesin .. .

7. August 2014

Frankfurt

Bu gün Frankfurt'a üniversiteye gittim ve yatay gecis icin bas vurdum. Ofiste bana cok iyi davrandilar ve iki bölüm arasinda aslinda fark olmadigini, fakat benim su an gittigim üniversitede Bilg. Mühendisliginin yaninda bir kelime daha oldugu icin, sanki farkli bölümlermis gibi davranabilir sizi alabiliriz dediler.
Simdi bu güne kadar kazandigim sinav kagitlarimi kontrol edecekler ondan sonra da beni hangi döneme kayit edebileceklerine karar verebilecekler.
Böyle iki üniversite arasi yatay gecis yapabilmek icin tek gereken sey sans. Cünkü her dönem belirli bir kontenjan var ve önemli olan o kontenjana girebilmek. Umarim kontenjanda yer vardir da benim de su kara talihim bir güler.

Cep telefonumun panorama ayari ile bir kac kare cektim. Sizleri onlar ile bas basa birakiyorum.
Büyük sehirin hali bir baska.

















6. August 2014

Adresimi kediler yemis

Daha önce kendi adim ile blogspot adresi almistim. Sonrada kendi sitemin adresini satin alinca blogu oraya yönlendirmistim. Sitemi daha farkli kullanmak istedigim icin blog adresimi tekrar geli alayim dedim, bir baktim benim adresi haklemisler.
Yani eski blog adresim olan ahukader nokta blogspot nokta com (:)) adresini kim almissa bir de baslik atmis "motorcicle girls" diye. Kesin sapik :)
Iyi ki siteyi satin aldim da, kimse benim yerime sapikca seyler paylasmadi.
Canim arkadasim Eda yani Balik bana Ahu senin blogu kediler yemis dediginde ne demek istedigini anlamamistim. Simdi bakinca anladim.
Hay bin sabir diyecegim. Neyse twitter de de tanimadigim birisi benim adimi kullaniyor. Varsin olsun hic umurumda degil.

The Book Sacrife Tag - MiM

Sevgili Leopar Delisi beni cok ilginc bir mime davet etmis. Buyurun sorular ve cevaplar.

Senaryo 1: Kitapçıda kitap seçtiğinizi düşünün,bir anda bir zombi saldırısıyla karşılaşıyorsunuz ! Etrafınız ordan oraya koşuşan insanlarla dolu,karşılık verebileceğiniz bir silahınız ya da sığınabileceğiniz bir yer yok.Tam o sırada kitapçının sahibi bir duyuruda bulunuyor. Bu zombilerin tek zayıf noktası herkesin bayıldığı ama sizin nefret ettiğiniz bir kitap. O yüzden size bunu yaşatan bir kitabı seçmeniz gerek !

- Aklima ilk olarak almanca olan "Feuchtgebiete" kitabi geliyor. Kitap cok igrencti. Bir kadin gidip umumi tuvaletlerde poposunu daha önce binlerce kisinin oturdugu klozetlere sürtüp bundan zevk aliyordu. Kitabin 25 sayfasini okuyup, migdemin kaldirmadigini anlayip okumaktan vazgecmistim. Bu kitap cok satti, hatta simdi birde filmi yapilacak diyorlar. Böögk. Bu kitabi seve seve heba ederim bu durumda.

Senaryo 2: Bir kuaföre gittiniz ve saçınızı yaptırdınız. Blendax reklamındaki abladan bile güzel ,hacimli saçlarınız var. Derken deli gibi bir yağmur bastırıyor, şiddetleniyor,şiddetleniyor ! Kendinizi korumak için hangi ''devam kitabını'' feda ederdiniz ?

- Gece Serisi'nin ücüncü kitabi. Digerlerine göre pek bir yavas gecmisti.

Senaryo 3: Edebiyat dersinde hocanız klasiklerin ne kadar önemli olduğundan,dünyayı nasıl değiştirdiğinden bahsediyor. Ama siz bu konuşmaya katlanamıyorsunuz ve hayatınızda okuduğunzu en tiksinç klasiği hocanızın kafasına fırlatıp,gururla bunun nedenlerini açıklıyorsunuz.

- Bu güne kadar fazla klasik okumadim. Okuduklarim da harikaydi. Bu yüzden bu soruya cevap veremeyecegim.

Senaryo 4 : Küresel ısınmanın dünyanın anasını ağlattığı bir dünya düşünün.İnanılmaz sıcak ya da inanılmaz soğuk hava koşullarıyla yaşıyorsunuz. Eskimo ceketinizi giyip ısınmak için gayret ediyorsunuz. Isınmak için hangi kitabınızı yakardınız ?

- Bagzi seylere öyküler kitabini yakardim. Gezi olaylari sirasinda cikmis bu kitabi sadece rant saglamak icin yazildigini düsünüyorum.

Evet katilmak isterlerse mimliyorum:
Insanyavrusu, Sade ve Derin, Maviye Iz Süren, Dördüncü Tekil Sahis, Narkoz

 

4. August 2014

Semerkant - Amin Maalouf


‎'Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydin!' Amin Maalouf, 'Afrikalı Leo'dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi... [1] Amin Maalouf, Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü...
Kaynak: Goodreads
***
 
Kitap Kardesligi bu ay Semerkant'i okuyor. Bende katildim kendilerine. Ayrica okuma senliginde bu güne kadar okumadigim bir yabanci erkek yazar kitabi da vardi. Böylece Semerkant sayesinde bunu da aradan cikarmis oldum. Bazi kitaplar bana cok agir geliyor nedense. Semerkant'ta bu kitaplardan bir tanesiydi.
Yinede okudugum icin pisman degilim cünkü anlatim dili güzeldi. Siir gibi ...
 

Özledim

-senis çok özledim öyle iste:D
+hmmm
+özlemek nedir
-onu görememektir onu görmek istemektir
+burnunun direginin sizlamasidir
+baska
-bir süre gördügün daha sonra ortadan kaybolunca onu tekrar tekrar görme arzulama duygusudur
-ve hiç iyi bisey deel
+özlemek iyi degil demi
+neyine özler ki insan
-gerekli biseydir sevgiyi artirir ama asla azaltmaz hep daha çok eder sevgi gibidir sevdigini görmek istemesidir
-öyle bisey iste
+yürek yakmaktan baska bir ise yaramaz bazende
+cünkü her özlenen otomatik olarak özleyeni özlemez
-evet ama önemli degilki önemli olan kisinin kendi duygularidir
-zaten genelde özlenen kisi eger özlemis olsaydi ayrilik olmaz ayrilik olmayinca özlem olmaz
+özlem olmaz tabiki, ama insan umut ettigi sürece özlemeye devam etmezmi  ? bu yüzden önemli degilmi karsindakinin duygulari.
-inan bana karsindakinin duygulari çok önemli degil önemli olmus olsa asla karsiliksiz bisey olmazdi
-ama insan severken yada özlerken muhatabindan izin almaz
-belki belirtir
-ama asla musade istemez
-çünkü bu özleyen kisininde çok elinde olmayan bir eylemdir
+zaten duygular asla izin istemez
-öyle iste
-::D
-ama özlüyorum iste:D
-tamam bea özledik dedik:D
-saka yaptik hadi hadi:D
+ok 
+bunu kayit edip blog yapmak lazim :D
-he belkide:D
-:D





Not: Bir zamanlar bir arkadasimla özlem duygusunu irdeledigimiz bir msn konusmasindan alintidir.

3. August 2014

Bunker Diary

Bu kitabin türkcesi yok daha. Patronum elime sokusturdu ve oku dedi. Gece korkudan uyuyamazsan suclusu ben degilim dedi.
Bende katildigim okuma senliginde korku kitabi kategorisi icin elime aldigim bu kitabi okudum bitirdim.
Kitap bir manyak tarafindan eski bir siginaka kitlenen alti kisinin hikayesini anlatiyor.
Günde bir kere sabah saat dokuzda gelen asansör ile bir araya toplanan alti kisi hayat mücadelesi veriyor.
Siginaka ilk kapatilan Linus ünlü bir karikatüristin ogludur ama evden kacmistir.
Ikinci kisi 9 yasinda Jenny'dir. Diger gelen 4 kisi pekte öenmli sahsiyetler degildi benim gözümde.
Zaten Linus en son öldü. Digerleri cesitli sebeplerden dolayi siginakta öldüler/birbirleirni öldürler.
Kitap beni hüsrana ugratti. Ben bir sekilde kurtulacaklarini ve onlari oraya kapatan sapik ile yüzleseceklerini tahmin etmistim.
Öyle geceleri uykularimin kacmasina sebep olacak derecede korkunc bulmadim.

-Kara Boncuk-

2. August 2014

Kara Boncuk

Cocukken bana halam kara boncuk derdi. Babaannem de ara sira kara böcegim der. Hem saclarimin karaligindan, hem gözlerimin karaligindan.

Bahtimin karaligini karistirmayalim simdi.
Ayarlayabilirsem blogun adini da kara boncuk yapacagim.
Öpüyorum.
- Kara Boncuk -