29 Nisan 2014 Salı

Keske

Keske herkes istedigi güzellikte olsa.
Keske herkesin yüreginde ki güzellik yüzüne vursa.
Ama olmuyor iste bazen.
Her güzelin bir kusuru oluyor.
Kusurlari ile sevebildigimiz sürece insani, insaniz ...
Kendimi eve kapatip günlerce kitap okumak istedigim dogrudur.
Sacma sapan seyleri kafaya takmamak da.
Cümlelere kücük harfler ile baslamak isterdim bende
ama gel gör ki icimde ki "dogrucu" engel buna.
"Dogrucu Davut" olmak istemiyorum aslinda.
Dogru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar ya,
sonra yalniz kaliyorsun onuncu köyde.
Hic güzel bir durum degil.
Test ettim onayladim yani.

Gülücüklerimi sakliyorum icimde.
Yüzümde bulunmayan hayali gamzelerimin icine kayboluyorlar.
Ne güzel gülüyorsun ve mavi sana ne kadar yakisiyor Luna.
Keske daha cok mavi katsan hayatina.

Su guatr denilen illet hizli bir sekilde zayiflamama engel ama 85 kilodan 76'ya inmis olmam benim icin büyük basari.
Bu günden itibaren otuz gün makarna yememe karari aldim. Ajandama kirmizi "x" isareti koyacagim her makarna yenilmeyen günde.
Makarna yenilmeyen bir gün kayip bir gündür dermisim.
Saka.
Inatci olmak güzel bir huy degildir aslinda.
Bu konuda inat etmek ise bir o kadar güzel.
Arkadaslar "hadi o sevdigimiz makarnaciya gidelim" derlerse makarna tabaklarini baslarina gecirip salata ismarlayacagim dogrudur efendim.

Pazar günü bir arkadasimin cocugunun kilisede ayinine katildim. Bu ilk degil kiliseye gidisim.
Onlar ellerni birlestirip dua ederken, ellerimi acip dua ettigim dogrudur. Onlar almanca dua ederken benim bir Fatiha okumam hic sakincali degil benim düsüncelerimde.
Onu bunu bir yana birakta, katolikler gercekten cok ilginc ha.

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen sey.

- Sali Zirvalamasi 

27 Nisan 2014 Pazar

Prospektüs

Ilaç prospektüsü gibi yazılar yazmalı biraz da. 

Sen sevmesen bile sevenler olacak muhakkak. 

Ne cümleler kuruluyor aşk ve gurur uğruna. 

Biraz da arkadaşlığı anlatan ilaç prospektüsleri olsun hayatta. 

Şöyle en adam akıllısından. 

Sırtından vurmayan arkadaşlıklar ama.

25 Nisan 2014 Cuma

Iny(A)hu

Ne zamandır insanyavrusu ile aklımızda ortak blog açmak vardı. Ne yapsak, ne etsek, blogun konusu ne olsun, bilindik blogger adlarimizla mi yazalım, yoksa gizli kimlik mi açalım derken en sonunda blogumuzu açtık. İnya oralardan bildirecek, ben buralardan.
Gurbet ile sılayı birlestiriyoruz. Voltran'i oluşturuyoruz İnyanin deyimi ile.
Bu bloğa da uğrarsanız çok sevinirim.

http://inyahu.blogspot.com

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen şey.

24 Nisan 2014 Perşembe

Konusan Fotograflar #7

Konusan Fotograflar #6


Bazen bir evin önünden gecersiniz ve önünde bulunan güzel renge sahip bir agacin yüzünden "keske bu ev benim olsa" dersiniz.
Burasi da bizim alt mahalle efendim.
Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey

Kartpostal Geldi #13



Sevgili Yeliz ile kartpostallasalim demistik ve benim ona gönderdigim kartpostal gitmedigi icin küfür edecektim az daha PTT'ye ama etmedim vallahi. Neyse Yeliz'e bu gün ulasmis kartim ve ne sansliyim ki onun gönderdigi kartpostallarda bana ulasti.
Ben kendi adima bir kampanya baslattim her ayin on besinde Yeliz'e kartpostal gönderecegim.
Cok seviyorum bu kartpostal olayini. Keske her gün kartpostal alsam.
Yeliz'in gönderdigi suluboya kartada Kapadokya'yi gösteren karta da bayildim.
Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey.

23 Nisan 2014 Çarşamba

Nasil sevildin?

Tumblr da bir olay var. Anonimler ve adini belirtmek isteyenler okuduklari tumblrcilara soru soruyorlar. Bana soran yok vallahi. Bazen o kadar sacma sorular görüyorum ki, iyi ki bana sormuyorlar ha diyorum.
Bir kac gündür severek takip ettigim Güzyazi'ya bir anonim sormis "Nasil sevildin?" diye. Güzyazi o kadar güzel bir cevap vermis ki, bu cevabi Güzyazi'dan da aldigim izin ile burada paylasiyorum. Zira biz bloggerlerin agzindan verilebilinecek en güzel cevapti bu.

Cevap:
sevildim mi?

erkekler açısından durum nedir bilmiyorum da bir kadın olarak sevilmek ne kadar gerçekçi olabilir ki özellikle burada?

yüzünün fotoğraflarını koyarsın, “afişçi” derler.
yüzünü saklar vücudunu gösterirsin “teşhirci” derler.
her ikisini de koyarsın seksiysen “aranıyor” derler.
çirkinsen “sendeki çirkin özgüveninden istiyorum” derler.
tamamen gizlenirsin “gizemliliğin reklam” derler.
aşk acını söylersin, erkeksen “gel kanka rakı masasına” derler de, kadına “orgazmla tanışsan aşk acısını unutursun” derler.
mütemadiyen aşktan konuşursan “boş muhabbet” derler.
siyasi konuşursan “sen ne anlarsın” derler.
espri yaparsan “sen ciddi blogsun çizginde dur” derler.
ciddi blog değilsen ve espri yaparsan “çoluk çocuk muhabbeti” derler.
acılarını sancılarını paylaşırsan “arabesk” derler.
mutluluklarını paylaşırsan “pollyanna mısın ulan” derler.
güzel paylaşımlar yaparsan överler ve söverler.
övenlere mütevazi olursan “mütevaziliğin gizli kibirden” derler.
alçak gönüllü olmazsan “ukala” derler.
sövenlere söversen “tam tahmin ettiğim gibi beş para etmezsin işte” derler.
sövenleri alttan alırsan “bak korktuğun bir şey var işte ondan böyle davranıyorsun” derler.
erkeklerle mesajlaşırsın, yürüdüğünü düşünmesinler diye kırk kere siler kırk birincide yollarsın mesajı. ama yine de “bu kız bana yürüyor” derler.

hepsi başıma gelmedi ama gelir elbette. gelenleri biliyorum. ideal ortak düzeni tutturamazsın burada. her davranışına bir serzenişte bulunacak insan mevcutken, herkes bu kadar mükemmeliyetçiyken, sanki beni kendine eş ya da oğluna gelin alacakmışçasına canına okuyorken çoğunluk kesim, ne sevilmesi?

bu hayatın her yerinde böyle be. gizli cinsiyetçi herkes.
hayır sevilmedim.

Kaynak: Güzyazi

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey

Ahu

Asiye 14-15 yaslarinda genc bir kizdi. Istanbul da dogmus sonrada ailesi ile memleketi olan Erzincan'a geri dönmüstü. 3 kardestiler ve Asiye en büyüyü, abla idi.
Kendinden önce dogan iki erkek kardesi bir kac haftalik iken ölmüstü.
Bu yüzden yasasin diye Asiye'ye bir de Yasar adini vermislerdi.
Yasar Asiye.
Böylece ailede cift isim gelenegi baslamisti.
61 yilinda pekte yaygin degildi iki isim olmasi.
82 yilinda da degildi gerci ama simdi moda oldu.
O zaman "ne iki isim mi?" diye burun kiviranlar cocuguna iki isim koydu.
Neyse Asiye'ye geri dönelim.

Asiye bir gün rüya görüyor.
Kucaginda bir bebek.
Siyah sacli, uzun kirpikli.
Gözleri cok güzel.
Ahu diye seviyor bebegi.
Uyandiginda gördügü rüyayi annesine anlatiyor Asiye.
Annesi de (canim anneannem, nur icinde yat) "O zaman aklinda tut Ahu adini, ileride kizin olunca koyarsin" diyor.

Asiye 1980 yilinda evlenip Almanya'ya gelin geliyor.
1982 yilinda bir kiz bebegi geliyor dünyaya.
Bilmiyorum o zamanin verdigi hisleri ile herhalde, gurbete gelin gitmenin verdigi üzüntü ile de bebegine rüyasinda gördügü "Ahu" adini birde kaderini belirleyen gurbet sayesinde "Kader" adini koyuyor.
Böylece Ahu Kader doguyor.
Ahu Gözlü deyince ela gelir akla ama sunu söylemeliyim ki, kirpiklerim gercekten de uzun. Siyah saclarim var. Gözlerimin de güzel oldugunu düsünüyorum.
Ucuz Roman Ahu Öyküleri yaziyor. Ahu'nun adinin nasil olustugunu anlatmis hikayesinde. Buda benim adimin nasil olustugu.

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey

23. Nisan


Timehop diye bir uygulama yükledim cep telefonuma. Cok sevdim kendilerini. Sosyal medyada bulunan hesaplarinizdan günlük bir derleme ile bir yada iki sene önce bu gün ne yaptiginizi gösteriyor size. Nostalji oluyor bir nevi.

Bir sene önce 23. Nisan da yazdigim cümle yukarida ki fotografta efendim. Yine altina imzami atarim. Bayramimiz kutlu olsun.

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey

22 Nisan 2014 Salı

Geniş Alanlar

Bazen küfür etmek istiyorum ağız dolusu 

Ama kadın kişisi yakışmıyor ya bize 
Susuyorum 

En fazla “Lan” diyorum 

O da sevdigim erkek arkadaslarıma 

Erkek arkadasta mi olurmuş? 

Erkek ile kadın arkadas mi olurmuş? 
Vardır onda bir karışıklık

Dar beyinlerin geniş alanlarda sözleri bunlar. 

Ben demedim. 

Kim dedi lan kadın küfür etmez diye? 
Çıksın ortaya. 
Bir sey diyeceğim. 

Bütün bunlar sadece yan tarafta oturan kızın tren koltuklarına ayaklarını koyması ile başladı … 

Gidip yanına “sen evde de koltuklara ayakkabıların ile mi çıkıyorsun hasbam” demek istiyorum. 

Eve gidiyorum ben. 

Son durak.

Kekremsi

Yagmurun toprak ile birlesmesini bilir misin?
Kekremsi bir koku yayilir etrafa ...
Biraz aci biraz keder
Biraz da yeniligin kokusu
Ben o kokuyu aldim bu sabah topraktan
Baktim kara gözlerim ile etrafa
Yagmur da yagmamisti halbuki

Istedigin bir seyi istedigin anda hissetmek gibi bir olgu var sende
Sen istersen olacak
Istemezsen olmayacak

Beynimin kivrimlarinda binlerce soru isareti
???
Yorgun argin düstügüm
ve sabah uyandigimda bu gün nasil gececek acaba diye sordugum günler

Gönderdigim kartpostallar ulasmadi eline
Bol bol küfür ediyorum Türkiye PTT'sine
Bir kartpostalin neyi cazip geliyor da kayboluyor sorusu
Almanya'dan kesin cikti ama memlekette kayboldu cümlesi
Sinir oluyor insan böylesine
Her gönderdigimizi iadeyi taahütle mi gönderecegiz arkadas?
Müslüman ülkesiyiz bir de
Tüm alavere dalavere bizde

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey





21 Nisan 2014 Pazartesi

Tumblr Alintilari #2


Apr. 16, 2014
And again #coffee #mainz #fromwhereistand #train  And again #coffee #mainz #fromwhereistand #train

Apr. 18, 2014
Bu gün burada tatil azizim. Sere serpe koltuğa uzanma, TV programlarını dolanma ve bol bol cay içme günüdür.
Apr. 18, 2014
Ve yağmur başlar …
Apr. 18, 2014
Iki ayrı kahve istenmiş ise demek … Auf Wunsch zwei verschiedene Sorten. #mocca http://instagram.com/p/m7gYYojPVQ/ Iki ayrı kahve istenmiş ise demek … Auf Wunsch zwei verschiedene Sorten. #mocca
Apr. 18, 2014
Kendimde yaptım ki http://instagram.com/p/m7hpCQjPW7/ Kendimde yaptım ki
Apr. 18, 2014
Ve bu tatil gününde cam sildiğim doğrudur
Apr. 18, 2014
Bazen oturup ailecek bir leğen salata yediğimiz doğrudur azizim. Zira salata yapmak herkesin harcı değildir. Sabır ister. #salata #salat http://instagram.com/p/m75rdrDPcX/ Bazen oturup ailecek bir leğen salata yediğimiz doğrudur azizim. Zira salata yapmak herkesin harcı değildir. Sabır ister. #salata #salat
Apr. 18, 2014

"Muhabbet dolu satırlarından mahrum kalmak istemem. Bencilce bir cümle gibi gelebilir ama yazmazsan çok merak ederim…"


Apr. 19, 2014
#yonca #kleeblatt #glück #luck http://instagram.com/p/m-UEj2DPTV/ #yonca #kleeblatt #glück #luck
Apr. 19, 2014
Where is the adalet diyorum baska da bir sey demiyorum arkadas. Kac yasina geldik ev bark kuramadik. Sonra da böyle oturursun, “Bu günün saraylisini”ni seyredersin ve bebeginin kiz oldugunu ögrenen Feride’nin haline aglarsin.
Yok ben biliyorum. Kader adinda bu hatunun Kader’i karmakarisik azizim.
Apr. 19, 2014

"Bir gece geçer ve “kız” artık “kadın” oluverir , kocası ölür “dul” kalıverir , Bir KADIN hep birşeyler oluverir , hep ismi değişiverir , ve hep apar topar oluverir , büyür kapatılıverir , cinsel obje oluverir , her küfürde eziliverir , bir erkeğe kurban ediliverir , zaman verilmez zamanı çalınıverir , okursa fahişe ilan ediliverir , tecavüze uğrar susturuluverir, cennette bile vaad ediliverir , alıp satılıverir , genel evlere hapsediliverir , sahi bir kadın ne zaman “Birey” oluverir"

Apr. 19, 2014
Bir bölüm Doctor Who seyredip yatayım
Apr. 20, 2014
Annem ve ben. Yirmi yıl sonra ki halim. Yine güzelim. Yine sevecen.
Annem ve ben. Yirmi yıl sonra ki halim. Yine güzelim. Yine sevecen.
InYa bu fotografa facebooktan - rujun kaymis - dedi. Rujum kaymadi cancagzim. Gripten ucuk cikti :)
Apr. 20, 2014
Going to a turkish wedding. #wedding #turkish #way http://instagram.com/p/nBFNIiDPUb/ Going to a turkish wedding. #wedding #turkish #way
Apr. 20, 2014
Bulunduğum düğünde bana görücü çıktı, iyi mi? Annem de “okuyor ve sözlü” demis. Kadın kesin kararlı. Turşumu kuracak :)
Apr. 21, 2014
Bir Türk Kahvesi arası veriyoruz efendim.
Apr. 21, 2014
 Ve bir Tumblr Alintilari'nin sonuna daha geldik. Ben sevdim bunu. Hatta yaptigim Instagram Günlügünden bile daha cok sevdim cünkü Tumblr cok kullanisli.

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen $ey

18 Nisan 2014 Cuma

Yazıyorum - Mim

Blog yazılarını nasıl yazıyorsun diye sormuş Deeptone.
Bende şimdi diyorum ki: Kalem ve kağıt ile. Beynim ile ve tuşlar ile.

Kalem ve Kağıt ile:
Bazı zamanlar içimden bir şeyler yazmak geldiğinde hemen elime severek kullandığım bir kalem ve laser yazıcının gözünden DinA 4 kâğıdı alırım ve kurulurum yemek masasına. Sonradan cümleler düşer o kâğıda. Yazarım. El yazım gittikçe okunmaz hale gelir ki benim dantel gibi el yazım vardır.
Sonra okurum yazdığımı tekrar, burası olmamış derim ve karalarim bazı yerlerini. Bu kâğıtta bulunan yazılarım ya bloga aktarılmak için bilgisayara geçer, yada kendimiz için yazıyoruz ya, yazılarımı sakladığım bir kutuda yerini alır.

Beynim ile:
Kimi zaman genellikle tam yanımda kalem ve kağıt bulunmadiginda İlhami gelir sağ olsun. Beynimin içini yer. Dir dir dir konuşur. Bin kere tekrarlar dediklerini, iyi ezberle Ahu, ben öyle her zaman gelmiyorum biliyorsun der birde giderken.
Bir an evvel bir kağıt ve kaleme ulaşmaya çalışırım ondan sonra. Çünkü İlhaminin dediklerini bir bir not etmek isterim bir yere. Kendileri benim ilham kaynağım. İnsanlar. Adını bu yüzden İlhami koydum ya. Bir aralar hiç ugramiyordu. Köprüden atladığını tahmin ediyordum ama bu aralar yine uğrar oldu sağ olsun. Kağıt bulamayınca İlhaminin dediklerini unutuyorum.
Acaba telefona bir uygulama mi yüklesem? İlhami konuşurken beynimde, bende onun dediklerini kayıt etsem.

Tuşlar ile:
En basit yazma şekli su anda yaptığım şey. Laptopumun tuşlarına basarak. Blog yazısı yazmak istediğimde direk bilgisayarın başına geçiyorum ve tuşlara basmaya başlıyorum. Tek sorunum Türkçe klavyem olmaması. Bu yüzden seslisözlük.net'e yazıyorum, sonra da oradan "Yazımı Türkcelestir" tuşuna basıyorum ve yazım Türkcelestikten sonra yazımı kopyalayıp bloğa yapıştırıyorum. Bu durum beni çok sıkıyor. Ana dilimi seviyorum bu yüzden Türkçe harfler kullanmayı da.


Şimdi bu üç kategoriye soktugum yazma şekli arasında en çok kalem ve kâğıdı ve İlhaminin uğradığı zamanları seviyorum. Tuşlar benim arkadaşım değil. Bilgisayar Mühendisliği okuyorum, sabahtan akşama kadar zaten bu tuşların başında binlerce satır kod yazıyorum bu yüzden bu tuşları ve laptopu görmek istemediğim günler var.
Bu soruyu bana sorarak bu yazıyı yazmama sebep olan Deeptona teşekkür ederim.

Müzikli MiM

Sevgili Maviye iz Süren ve Ponti beni cok zevkli bir mimde mimlemis. Bende simdi kurallara uyarak bu mime katilacagim. Bu mimde kimseyi mimlemeyecegim cünkü zira bir cok blogcan mimlenmis bile. Isteyen yapsin.

-MİM KURALLARI-

★ Müzik listenizi ( yada her ne olursa ) açın ve karışık moduna alın.
★ Her soru için play'e basarak bir sonraki şarkıya geçin.
★ Her ne kadar komik yada uyumsuz olursa olsun, çıkan şarkı ismini sorunun cevabı olarak yazmalısınız!
★ Dilediğiniz kadar arkadaşınızı mimleyin.
★ Mimlenmiş isimler mutlaka yapsın!
★ Tadını çıkarın :)
 
♥ Birisi "iyi misin? " diye sorarsa cevabın ne olur?
Hangi gündeyiz, hangi yilda? Sebnem Ferah - Od
♥ Kendini nasıl tanımlarsın?
Ya hep ya hic - Sebnem Ferah
♥ Bir erkekte/kadında hoşlandığın şey nedir?
Yalanlar cok güzel - Gülsen
♥ Bugün nasıl hissediyorsun?
Acele etme - Hande Yener
♥ Yaşam amacın nedir?
Yarim - Sebnem Ferah
♥ Motton nedir? 
Budala - Gökhan Özen
♥ Arkadaşların senin hakkında ne düşünüyor? 
Bodrum - Hande Yener
♥ Ailen senin hakkında ne düşünüyor? 
Kardan Adam - Gülsen
♥ En çok düşündüğün şey nedir?
Zor Degil - Mabel Matiz
♥ 2+2=?
Bin Yildir - Sebnem Ferah
♥ En iyi arkadaşın hakkında ne düşünüyorsun?
Ne Düsünürsen O Olur - Gülsen
♥ Hayat hikayen nedir? 
The Longest Day
♥ Büyüyünce ne olmak istiyorsun?
Yillar Saclarina
♥ Hoşlandığın insanı düşününce ne düşünüyorsun?
Bir Hayli - Murat Dalkilic
♥ Düğününde hangi şarkıyla dans edeceksin?
Ankaranin Baglari (ahahah, buna cok güldüm)
♥ Cenazende ne çalacak?
Kirmizi, hatayi ben en basinda yaptim (evet dünya ya gelmek hata)
♥ Hobin/ilgi alanın nedir? 
Milyoner
♥ En büyük korkun nedir? 
Cevesi - Hint müzigi, (oh iyi geldi, yandan yandan)
♥ En büyük sırrın nedir? 
Krallar
♥ Şuanda ne istiyorsun? 
Acisi Bile Bal
♥ Arkadaşların hakkında ne düşünüyorsun?
Kendine Müslüman - Gülsen (bazilari gercketende öyle)
 
 

16 Nisan 2014 Çarşamba

Aşık Kız


Gökyüzüne aşık olan bir kıza "sen seversin" diye Alanya'nın gök yüzünü gönderen İnYa. 
Tesekkur ederim sana. 

Bakıp bakıp duruyorum. 

Tumblr Alintilari #1

Bazen anlik iletilerimi cok seviyorum. Hepsini genellikle tumblr'da yapiyorum. Bende simdi orada yaptigim anlik iletilerimi burada paylasmaya karar verdim.

***
Nisan. 16, 2014
"Iki damla yaşı hapseden gözlerinden öperim."- ne güzel bir cümledir bu.

Nisan. 16, 2014
Almanya soğuk günler yaşıyor. Ve benim içim donuyor dünyanın karmaşasından ve insanların soğukluğundan. Buna güneş ne yapsın?

Nisan. 15, 2014
Bazı geceler göğsüme bir ağrı çöker.
Sonra derim ki uyu geçer.

Nisan. 12, 2014
Bizim oralar #wörrstadt   Bizim oralar #wörrstadt
 
Nisan. 12, 2014
Okuduğum kitaptan sonra gittim ve küpe çiçeği aldım. #fuchsia 
Okuduğum kitaptan sonra gittim ve küpe çiçeği aldım. #fuchsia

Nisan. 12, 2014
Kirchliche Trauung von Freunden. Arkadaşların kilise de düğünü var. I am ready #selfie #kendicam 
 Kirchliche Trauung von Freunden. Arkadaşların kilise de düğünü var. I am ready #selfie #kendicam
Nisan. 11, 2014
Bu bir dügün davetiyesi. Cok orijinal. Cok beğendim.  Bu bir dügün davetiyesi. Cok orijinal. Cok beğendim.

Nisan. 11, 2014
Edip Akbayram. Ne güzel bir sessin sen. Icime işleyen. Icimi acıtan. Hic olmadık yerlerden unutulmuş anılar canlanır sesinde
Apr. 10, 2014
Üniversite de kahve sırası #hsrm #ksr #kaffee  Üniversite de kahve sırası #hsrm #ksr #kaffee

Nisan. 9, 2014
Biz günlerdir kafa patlatalim. Java kodu yazalim. Adam gitsin, baskasinin yazdigi kodu alsin sonra da hocaya taktim etsin ve puanlari kapsin. Yok lan öyle dünya.

Nisan. 8, 2014
Burada ki posta kutuma güzel bir mesaj düsmüs. Severek takip ediyorum, ne güzel insansin demis sosyaldepresif
Ne kadar mutlu oldum aksam aksam. Demek ki yazmak en güzeli.
Nisan. 8, 2014
Edgar Allan Poe’nun tüm kitaplarini okuyacagim. Bir tane bile okumadim daha ama okuycagim, yapacagim bunu yani.
Nisan. 8, 2014
Gün dogmaya başladı evlerin ardından. Der Tag zeigt sich hinter den Dächern.  Gün dogmaya başladı evlerin ardından. Der Tag zeigt sich hinter den Dächern.
 
 
Evet böylece ilk tumblr alintilarimin sonuna geldik. Bir yandan da cektigim fotograflari da paylasma imkani buldum. 
 
Hadi kolay gelsin,
hayat denilen sey.
 

15 Nisan 2014 Salı

Sifreli Öykü MiM'i

Kahve Tadinda dostluklar kurulur bu sofralarda.
Sahipsiz Cümlelerin sahibi olan 4 arkadas bulusur her defasinda.
Maviye iz süren hikayeleri ile Parcalanmis Gülüsler belirir bu insan yavrularinin yüzlerinde.
"Hangimiz cocukken dondurma delisi degildik ki?" diye sorar birisi.
Ucuz Roman'lar biriktirir bir digeri safransarisi ceplerinde.
"Biz hepimiz askin bedenlenmis halleriyiz de, kimse bunun farkinda degil" der öteki.
"Ben Titania'nin Cöplügünde mutluyum. Kimse Benim Tatli Hikayem'i benden dinlemek istemedi, insanlar hep cöplügün ve pisligin pesinde" dedi MyReal.
"Tüm Yollar Bizim aslinda" diye seslendi her zaman Sonsuz bir umuda sahip olan Lunarita-Luna.
"Ben ölmeden ölmeyin ha ..." diye seslendi Ahu.
"Narkoz'dan uyandigimda kimse yoktu yanimda."

Evet sifreli öykü mimini sevdim. Adi gecen tüm blogcanlar öykü yazmak ile hükümlüdür.

Hadi kolay gelsin,
hayat denilen su sey.

Ilham

Bir cocugun göz yasinda sakli dünyanin tüm mutsuzlugu.

Coktan köprüden atladigini düsündügüm Ilham ugradi.
Devrik cümlelerin sahibesi ben.
Siir ruhuna bezenmis odamin duvarlarina yazmak istedim tüm hikayelerimi,
görünmeyen mürekkep ile.

Ilham gülümsedi.
Aniden cika gelmisti.
"Ne diyorsun sen, bir kadin olarak agiz tadi ile dondurma bile yiyemedigimiz bir dünya da yasiyoruz" dedim.
Aci aci gülümsedi.
Oda biliyordu, ask denilen seyi kirli yataklarda heba edenlerin dudaklarinda telafuz edilmek istemedigini.


14 Nisan 2014 Pazartesi

Islak Islak

"Ahu teyze sen gel bu gün biz de yat, baba da bizde yatsin. Yarin Spielplatz'a (oyun parki) gidelim."
Bunu bana islak gözler ile iki buuck yasinda bir melek söylüyor.
Onun gözleri islak, benim gözlerim islak.
Annesinin gözleri islak.

Baba cocukluk arkadasim.
Hasta.
Doktor tespiti: Sizofreni

"Cocuguna aci, dön evine" desem de, bes yildir kimsenin yapamayacagi seyleri ona kayitsiz sartsiz sevgi ile yapan onu seven kadin da "eve dön, bu cocuk agliyor" dese de, dudaktan bir kelime düsüyor, cok basit söylenen. "Hayir."

"umurumda degil" diyor. "Denedim olmadi, istemiyorum cocugu da seni de" diyor.
Vurdu kapiyi gitti.
4 haftadir görmedigi cocugunun göz  yaslari bile yardimci olmadi, gönlünde bir nebze sevgi ve vefa uyandirmaya.

Doktorun tespiti: Sizofreni
Ya en tavanda duygulari, cok iyi.
Yada en asagilar da, berbat.
Orta bulunamiyor.

Bende gözümde iki damla yas, bütün gece bir raket, bir top ve gülen bir cocuk yüzü.
"Baba gelecek birazdan, biz yatalim, oda gelecek" cümlesi.
Bol göz yasi ve üzüntü ile bezenmis bir gece yasadim.

11 Nisan 2014 Cuma

Su Diyeti

Kilolarim ile sorunlu biri var ise,
o da annem.
Yedigim lokmalari sayiyor kadin.
Ne yani napayim, aniden 50 kilo mu olayim?
Dal gibi, fidan gibi mi olayim?
Ki ben bu güne kadar hic bir zaman incecik olmadim ki.

Sinirim bozuldu.
Ben artik yemek yemeyecegim. Hemde uzun bir süre.
Aclik grevi degil benimkisi.
Su diyeti dermisim.

Allahim madem ben kilo veremiyorum etrafimda ki insanlar sismanlasin. Dinimiz amin.

9 Nisan 2014 Çarşamba

Dünya da ki Cehennem

Insanlar bazen cok acimasiz. Kendilerine yapilmasini istemedikleri her seyi baskalarina yapiyorlar.
Gözünü bile kirpmadan insan gururu kiran, kalp inciten insanlar ile doldu dünya.
Cehennem diye bir yer var ise, tamamen burasi.
Diger dünya ya naklimize gerek yok.
Icimde ki cenneti soldurmalarina izin vermedigim insanlar var etrafimda.
Ve sevdigim insanlarin dünyada ki yerlerinin cehennem olmasina sebep olanlar da.
Politikaya gelirsek. Herkesin kendine göre düsüncesi var ve bu düsünceyi söyleme özgürlügünü yasamali. Yeterince ayrildik zaten bir de bu yüzden ayrim yapilmasina üzülüyorum.
Türkiye gündemi beni buradan yani Almanya’dan takip ettigim kadari ile yeterince yordu.
Bu konu hakkinda daha fazla yazi yazmak istemiyorum.
Etrafta yeterince klavye delikanlilari var nede olsa.
Hadi bu da bu günlük kisisel zirva.
Kalin saglicakla.

8 Nisan 2014 Salı

Küpe Çiçeği


Gülnihal ve Kenan, çocukken yaşadıkları hisleri anlamlandırıp, adını aşk koyamazlar. Oysaki dünyada herkesin ruh eşim diyeceği ve kaderine yazılmış biri mutlaka vardır. Gülnihalin ailesinde yaşanan olaylar ve kötü tecrübeler, Kenanın aniden ortadan kaybolması, onların yeniden bir araya gelmelerine engeldir artık. Zaman geçer, Gülnihal hayatına başka bir yön çizer ancak bir yabancı günün birinde geçmişin tozlu anılarından çıkıp gelir. Yaşadıkları güzellikleri, unutamadığı çocukluğunu ve çok sevdiği küpe çiçeklerini kendisine hatırlatan, Dace Delon adında dünyaca ünlü bir sanatçıdır. Gülnihal, başka bir ülkeden gelen, daha önce hiç karşılaşmadığı biri sayesinde, tüm soru işaretlerine rağmen aşkı yeniden keşfedebilecek midir? 

***
Ne zamandir elimde bulunan bu kitabi okuma senligi sayesinde okudum ve iyi ki okudum.
Atatürk'ün Cumhuriyeti kurdugu yillar. Gülnihal ve ablasi Gülsah birbirine zit karakterler.
Gülsah'in kendi hislerine engel koyamamasi ve kendini bile bile komsu ogluna teslim etmesi ile ailenin hayati allak bullak oluyor.
Gülnihal bu yasanan sorunlardan kendine göre ders cikarip ailesini bir daha üzmemek adina tüm erkeklerin kötü olduguna inanmaya calisiyor.
Fakat gönlüne giren Kenan var ...
Kenan da Gülnihal kadar gururlu, kirilgan bir genctir ve Gülnihal'e acilip tam anlaminda karsilik bulamayinca hüsrana ugrar. 
Kenan'in bir kaza yüzünden ortadan kaybolmasi Gülnihal'i hüsrana ugratir ve uzun yillar kaybettigi askin acisi icinde yasar.
Ailesini mutlu etmek adina bir evlilik yapar fakat asla kocasinin olmayacaktir. Bu talihsiz evlilikte erkeklik gururunun incindigi Baha Bey en sonunda Gülnihal'e siddet uygular ve Gülnihal böylece bosanir.

Bir Fransiz ressam olan Dace Delon Instabul'da bir sergi acmaktadir. Ayrica Delon'un Fuchsia aldi bir sarkisi dilden dile dolanmaktadir. Fransizca bilen Gülnihal sarkiyi arkadasi Nuriye icin cevirdiginde, sarkinin Kenan'in bir zamanlar ona hediye ettigi "Küpe Ciceklerinden" bahsettigini saskinlikla idrak eder.
Nuriye ile Gülnihal Delon'un sergisine giderler. Sergide Delon'un cizdigi resmin üzerinde ki kiz, bir zamanlar Kenan'in Gülnihal icin cizdigi kiza tipa tip benzemesi, hatta aslinda bu kizin Gülnihal olmasi kafalari karistirir.
Evet, Delon yoksa yillar önce kaybolan ve öldü sanilan Kenan mi?
Kenan kibar iken Delon'un bu kadar kaba bir adam olmasina ne demeli?
Son yüz sayfasini nasil okum bilemiyorum.
Öyle bir dalmisim ki az daha trenden inmem gerektigini bile idrak edemeyecektim.

Truva Yayinlari
392 Sayfa


5. Kategori (20 puan): Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Sosyal Medya Mim'i

Sevgili MyReal ve Deeptone beni mimlemis. Öncelikle sunu belirtmeliyim ki ben bu mim kelimesini hic sevmedim. Mim nedir ya?
Ikincisi, mim yapmayi seviyorum. Birbirimizi tanimamizda iyi bir unsur, yada düsüncelerimizi berlitmek icin iyi bir firsat.

Evet, Mim'in konusu hangi sosyal medya kapanirsa kapansin, tepkiniz ne olur.

Twitter: Twitter benim en sevdigim ve hic bir zaman göz ardi edemedigim sosyal medyam. Türkiye de kapandiginda ben bile kafayi yemistim o derece yani. Gerci bazen beni takip eden insanlardan kacmak icin onlari blokladigim dogrudur.
Her yerde oldugu gibi Twitter de de sapiklar mevcut. Olsun, seviyorum Twitter seni.

Facebook: Yüz yilin illeti. Hic sevmiyorum kendilerini. Bir Zuckerberg, benim gibi bilgisayar mühendisi. Her seyin cilkini cikarmakta üstümüze yok Türk milleti olarak. Facebook'ta da bunu cok iyi gösteriyoruz bence. Artik insanlar micarken bile facebook iletisi atiyor. Facebook'u hic kullanmiyorum desem yeridir. Sadece Türkiye de ki akrabalarimin paylastigi fotograflara bakmak, yada ara sira yazismak icin kullandigim bir sosyal medya.
Facebook, sevmiyorum seni. Olmasan da olur yani.

Tumblr: Ah sevgili Tumblr. Aslinda bir fotograf blogu kendileri. Ilk kesfettigim zamanlarda en cok kullandigim sosyal medya kendisi.
Hâlâ severek kullaniyorum. Twitter de yazmak istedigimi 140 karaktere sigdiramayacagimi fark ettigim anda Tumblr'dan yazar Twitter'e iletirim. Instagram yüzünden papucu dama atilan fotograf blog, seviyorum seni.
Takip etmek isterseniz: http://ahukader.tumblr.com

Instagram: Evet, her animizi fotograflar ile sabitledigimiz platform. Güzel bir platform. Video eklentisi geldikten sonra beni pek bir sinir eden bir platform aslinda. Son zamanlarda ara ara kullandigim bir sosyal medya.
Acip bakiyorum, iki tik ile kalp veriyorum. Ama yine de filtreli hic bir fotograftan yana degilim. Orjinal olsun her sey.
Instagram, kapansanda olur, kapanmasanda. Nede olsa benim Tumblr'im var ;)
Instagramdan takip etmek isteyenler olursa @ahukader ile bulabilirler.

Not:
Youtube da vardi listede unuttum. Pek kullandigimi söyleyemem. Olsa da olur, olmasa da olur. Dizi seyrettigim yok. Müzik dinlemek istersem CD aliyorum. Korsan'a hayir ;)

Simdi gelelim kimi mimleyecegime.
Kar'da düsen Penguen, seni mimledim bebegim :)

Luna'ya Notlar #4

Anlik duygu degisimlerinden biktim Luna.
Sabah karar verdigini öglen begenmiyorsun.
Sonra da ben neden böyleyim diye soruyorsun kendi kendine.
Bazen bu kadar melankoli olmana anlam veremiyorum.
Emre Aydin dinleme bu kadar, dedim sana.
Adamin sesi seni senden ediyor.

Keske her gittigim sehirden sana mektuplar yazsaydim.
Yada bulundugum sehirden kartpostal atsaydim sana.
Severek topladigin kartpostallara bir de bir kac tanesi benden eklenirdi Luna.
Ic ses, kücük kirmizi sacli kiz.
Seviyorum seni biliyorsun.

Kizil saclarina hayranim Luna.
Dümdüz saclarinin omuzlarindan asagi düsmesine de ...
Biliyorsun, ne tam kivircik ne de tam düz olan saclarim ile hep savastayim Luna.
Kahkülünde ki kivrimlar benden yadigar sana.

Luna'ya Notlar #3 burada

7 Nisan 2014 Pazartesi

Bahcede ki Öküz

Sabah evden cikarken bahcede ki öküze kafayi yalatmis.
Ben bu jöle ile saclarini kafa tasina yapistirmanin tedavülden kalktigini zannediyordum, öyle degilmis.
Yapmayin erkek kardeslerim.
Rica edecegim.

Kimse kimsenin müzik zevkini paylasmak zorunda degil.
Neyse bu saclarini yalatmis arkadas takmis kulakliklari son ses dinliyor.
Biraz ters baktim, oda bana bakti. Ters ters bakistik. Anlar herhalde dedim.
Yok anlamadi.
Sesli müzige devam.

Ben o arada kapattim duyu algilarimi ve kendimi kitabima gömdüm.
Ama algilamamak elde degil.
Bir de basladi mi Gangnam Style calmaya?
Benim sinirler alt üst.
Arkadas uyuyor.
Bir yandan da esnerken igrenc igrenc sesler cikariyor.
Elinde anlam veremedigim kocaman bir anahtarlik.
O arada iki sira arkada oturan kiz ayaga kalkti ve bu buzagi yalamis arkadasa yanasti.
Sesleniyor "müzigi kisarmisiniz" diye, fakat arkadas ne duyuyor ve horul horul uyudugu icin kizi görmüyor.
Kiz sakince dizine dokundu bu arkadasin.
O dürtü nasil bir dürtü ise, bu buzagi yalamis arkadas elinde ki kocaman anahtarlikla az daha kizin suratina geciriyordu.
Hatta kizin dokundugu dizi ile de bir tekme haraketi yapti kiza.

Bu arada müzik hala son ses calmaya devam ediyor.
Kulakliklari kulagindan cikarip ne diyor acaba diye sorma kibarliginda bulunacagini tahmin etmedim zaten ...
Neyse iki istasyon kalmisti.
Kiz "salak" deyip yerine oturdu.

Bir sürü tren hikayeleri var hayatimda.
 

6 Nisan 2014 Pazar

Bir Hikaye

Bir hikaye anlatmak isterdim
Senden, benden, bizden
Ama ben daha ben olamamisken
Sen daha sen olamamisken
Biz neresinde bunun?
Biz nereye saklanabilsin ki
Bu kadar sen, bu kadar ben arasında

Bir hikaye anlatmak isterdim
Güneş'ten, Ay'dan, Deniz'den
Ama nasıl anlatabilirim ki
Güneş daha tenimi kavurmamisken
Ay'in yüzünü benden başka kimse görmemisken
Deniz buralarda yok iken

Ahu Kader

Ebru Şirine

Çok ufak şeyler ile mutlu oluyorum ben. Son zamanlar da ise memleketten gelen ufak paketler ile şenleniyor gönlüm.
Ebru'nun üçüncü paketi bu bana ve kendisi beni yine çok mutlu etti.
Dün akşam misafiriz vardı. Onları uğurlarken annem hadi tekrar posta kutusuna bakayım demiş ve yukarıya çıktığında benim tabirim ile "Ahu köyden mektup var sana" dedi.
Hemen bir sevinç kimden geldiğini bilmeden gittim paketi elinden aldım, ama Ebru'dan geldiğini tahmin etmiştim.


Bir İstanbul defteri. Bir kalem. Bir poşet içinde Doğadan çaylar ve burada nadir bulduğum 3'u 1 arada Nescafeler.
Tatlı bir kâğıda yazılmış güzel satırlar. Ve tamamen çok şirin bulduğum post it'ler.
Türkiye'de Maç Donalds herhalde bir ara şirinleri veriyordu. O zaman Ebru topluyordu ve Şirine'den bir kaç tane vardı. Bana gönder demiştim. Şimdi bu Şirine'nin adı Ebru tabi ki. Çok seviyorum.


Bu sabah Ebru ile ilk önce Doğadan ballı yeşil çayı içtik efendim. Beğendik, tadı güzeldi.


Sonra ben ajandama bakıp eksik günleri günlüğüme aktarırken Ebru'da beni izledi.

Memleketten fındıklı Nescafe gelmiş ise bize de içmek düşer. Şimdi bu tatlı Nescafe'yi içerken de bu yazıyı yazmanın keyfi bir başka.
Bu arada Ebru'nun bir de blogu var. Tık tık.

5 Nisan 2014 Cumartesi

Pamir Bebek

Pamir bebek 30 saat arandıktan sonra evlerinin yakınında bir havuzda ölü bulunmuş.
Sen onu bunu birakta bu bebeği aramak için herkes gönüllü olmuşken o bebek Alevi babası da Gezi'ci diyen sen. Cahil, salak ve ayrimcisin.
insanlıktan dersini almamış, insan bile denilemeyecek kadar alcaksin.
İster Sünni olur, ister Alevi. İster Gezi'ci olur ister Gezmeyen. (Çok iyi anladın sen burada ki kelime oyununu)
Bahsettiğimiz 3.5 yaşında bir bebek. Kanatsız bir melek. Dünya ya gelirken ona sormadılar Alevi mi olmak istersin, Sünni mi?
Gezici mi olmak istersin yoksa evde oturan mi?
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mi dersin, yoksa Toma'ların gazi ile ölmek mi istersin?
ötekileştirmek ...
O kadar kolay ve basit ki.
Asıl olan birlestirebilmek.
Birlestiremezsin sen.
Çünkü senin cahil beyninin kivrimlarinda yer yok.
Ne sevdaya, ne barışa, ne kardeşliğe, ne de ayrımcılık yapmamaya.
Ahu Kader

Ben nereden bileyim Yandex'miyim Vol.1

Bloguma nasıl ulaştınız? Kim link verdi de buraya uğradınız?
Bunlar genellikle kendime sorduğum sorular.
İstatistiklere baktığımda okuyucuların çoğunun Türkiye'de olduğunu görüyor seviniyorum.
Sonuçta ben Türkçe'nin en güzel dil olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden Türkçe yazıyorum.
Evet gelelim istatistiklere. Bakalım kim buraya nasıl gelmiş.
Buda haftalık istatistik serisi olacak herhalde. Yada ayda bir kere yaparım ;)


Evet "ahu" diyerek gelmiş 37 kişi buraya. Teşekkür ederim efendim. Adımı bende seviyorum.

22 kişi "kader eyil" diyerek uğramış. Nereye eyiliyoruz? Kim neden Kader eyilsin diyor? Ayrıca o eyil değil eğil biliyorsun şekerim.

Adnan Hoca maşallah. inşallah kedicikler, pisicikler, trafocular inşallah. Evet biliyorum, Adnan Hoca ile bir yazı yazdığımda kimilerinin uğrayacağını tahmin etmiştim de bu sayede 27 kişinin uğrayacağını hiç düşünmemiştim.
Hadi yine uğrayın inşallah :)

3 kişi tüm adımı yani "ahu kader özmen"i yazarak gelmiş. Merak edenlere tekrar söylüyorum. Ahu Kader adım Özmen soyadım. Almanlar genellikle Kader ve Özmen'i soyadım sanıyor. Meksiko'lu değilim arkadaşlar ben 4 tane soyadım olsun.

2 kişi "bebek sesi" diye gelmiş buraya, aradığı bebek sesini bulamamış eminim. Evet bebek sesi çok güzeldir, huzur verir insana. Bir bebeğin doğumunda yazdığım bir yazıda geçen iki sözdür "bebek sesi"

2 kişi "şeffaf olmak" demiş. Evet seffaf olmak genellikle çok iyidir. Zaten burada tüm hayatımızı yazıyoruz neredeyse, yeterince seffaf olduğumuzu düşünüyorum blogcanlar, her nerede yaşıyor ve yasatiliyorsan

1 kişi "bazen bir eli kurtarmak için bir par ..." demiş de ne dediğini anlamadım ben kardeş. Kimin elini kurtarıyoruz? Kimin eli kimin cebinde?


1 kişi "coplu yemeklerden sufre" demiş. Copu anladım da sufre nedir, biri açıklasın. Ayrıca Çöp'un yemeği de mi var. Bizim çocuklar Toma'dan gelen gazlar ile doydular.


Rüya


Rüyasında hamile olduğunu görmüştü.
Bebeğin bir sorunu vardı, ne olduğunu bilemiyordu.
Oradan oraya kıvranırken aniden uyandı.
Uyandığı gibi elini göbeğine dokundurdu.
Hamile olmadığını, hatta hayatında hamile kalmak istediği bir adamın varlığının olmadığını bildiği halde elini göbeğine dokundurması onu gülümsetti.
Ne kadar etkisinde kalmıştı rüyanın.
Ne kadar güzeldi o bebeğin verdiği his.
Rüyada böyle ise gerçekte nasıldır acaba diye düşündü.

4 Nisan 2014 Cuma

"Küpe Çiçeği"

Adımı Vaveyla diye değiştirmek istediğim doğrudur.
Ve avazım çıktığı kadar çığlık atmak istediğim de.
Sonra oturup düşündükçe, neden her şeyi yazasım var diye sorduğum da doğrudur.
Neden her şeyi paylaşma isteğim var.
Yalnız mi hissediyorum kendimi diye kendi kendime sorduğum doğrudur.
Sonra da ne yalnızlığından bahsediyorsun sen diye de tersledigim doğrudur.
İlk önce kendine alışmak zorundasın diye bir cümle düşüyor dudaklarımdan.
Çünkü en uzun zamanı kendinle geçireceksin bu dünyada.

Bu yüzden kendinden saklanmak, yazidklarindan saklanmak hiçte hoş değil aslında.
Seni sen olduğun için sevecek birileri varsa hayatında doğru yaptın demektir.
Ve yazdıklarının hangisinin gerçek, hangisinin hayal ürünü olduğunu bilenler varsa/yoksa kimin umurunda?
Yazmaktan vazgeçmeyecek kadar baglisin bu kalem ve deftere.
Tuşlardan kurtulmanın en güzel yolu, satın aldığın onca güzel defteri doldurmak ilk önce.
Ha oldu ki güzel bir şey çıktı ortaya, yazarsın tekrar bloga.
Okur okuyucu.
Kendi payına düşeni alır.
Eleştirir. inanır. İnanmaz, ona kalmış.

Biraz çıkıp dolanmali.
Sonra gelen trene atlamalı.
Trene yerleşip elinde dolandirdigin kitabı okumalı.
Heyecanlı gidiyor.
"Küpe Çiçeği"
Daha önce hiç bu çiçeğin adını duymamıştım.
Çok güzellermis, annem öyle dedi.

Feedly kullanmak isteyenlere ufak bir yardim

Blogger son günlerde sorun veriyor. GFC ile istedigimiz bloglari takip edemiyoruz. Yada takip ettiginiz blog sayisi felancayi gecti bu yüzden takip edemezsiniz iletisi ile karsilasiyoruz.
Bu yüzden ben bloggerin reader'ini kapattigini ögrendigim ilk zamanlarda hemen feedly kullanmaya baslamistim.
Bu yüzden size burada kisaca tüm okudugunuz bloglari nasil feedly'ye aktarabileceginizi anlatmak istiyorum.

Ilk önce bu güne kadar GFC ile takip ettiginiz bloglari kayit etmemiz gerekiyor. Bu yüzden ilk önce bu adresten bloglari kayit edecegiz.

Link https://www.google.com/takeout/?pli=1

Buraya girdikten sonra yukarıda 3 buton var. Ortadakine basıyorsunuz ondan sonra Google Reader'e basıyorsunuz. Sonra arsivlemeye (aşağıda bulunan kırmızı buton'a basıyorsunuz. Benim Google almanca olduğundan türkçe veya ingilizce orada ne yazıyor bilemiyorum) basıyorsunuz ve Google Reader'de bulunan blogları arşivliyor. Sonra bu arşivi bilgisayarınıza indiriyorsunuz.

Bilgisayarınıza bir zip-dosyası iniyor ve bu zip dosyasisini açıyorsunuz. Orada bir subscriptions.xml adlı bir dosya var. Bu dosya önemli sizin için.

Feedly ise sadece tarayiciniza ekleyeceginiz bir uygulama.
Firefox tarayicisini kullaniyorum ben.
https://addons.mozilla.org/de/firefox/addon/feedly/
Bu link sayesinde uygulamayi tarayiciniza ekleyebilirsiniz.
Sonra feedly sizin giris yapmanizi isteyecektir. Google, yani blogger adresiniz ve sifreniz ile giris yapabilirsiniz.
Giris yaptiktan sonra sol tarafta "add content"e basiyorsunuz ve sag tarafta "import opml" tusundan zip dosyasinin icinde bulunan subscriptions.xml dosyasini seciyorsunuz. Böylece tüm bloglar feedly'ye aktariliyor.
Olur da bir blog takip etmek isterseniz ve blogger sahibi GFC kullanmiyorsa bu sever sayfanin link'ini kopyalayin ve feedly'de "add content" e bastiktan sonra ortada bulunan link bölümüne kopyaladiginiz linki ekleyin ve feedly tusuna basarak okuyucunuza ekleyin.
Oldu da bitti.
Hadi bye anacim.

3 Nisan 2014 Perşembe

Yazi yazar ...(ken)

Kartpostal tadında çekilmiş fotograflarim var ceplerimde
Ve kartpostal niyetine postalamak istediğim de doğru
Kimi burun kıvırır diye asla benden fotoğraf almayacak
Kimi ise artık her alet ile fotoğraf çektiği için...


Kapı önünde kavga eden Macarlar'i seyrettim az önce
Camdan sessizce kafamı uzattım
Dediklerini anlıyormuş gibi dinledik annem le
Sonra adam kadına bağırdı bağırdı döndü son sözünü söyledi
 Bende "dedi ve gitti" dedim
Annem gülümsedi

Yazı yazarken insan düşünceye gark olur dedi
Öyle dedi de düşündüm
Yazı yazar ...
Yazı yazarken
Tuşlara basar ...
Tuşlara basarken
Tuş ile kağıt aynısı mi?
Bence değil.
Bastığın bu Tuş kâğıdın yerini tutar mi?
Bence tutmaz.

Ahu Kader

Bir Tür Türk Ayisi

Bir tür Türk ayisi var efendim.
Kendilerini her yerde ve her durumda belli ederler.
Bu ayilarin genellikle kadinlara saygilari yoktur.
Kadinlari birer dogum araci, soylarinin devaminin calisma makinasi olarak görürler.
Kendi milletinden kadinlara saygi duymadiklari gibi, hic bir milletin kadinina da saygi duymazlar.
Kendi analarina bacilarina gelince nâralar atar, aslan kesilirler.

Dün is yerinde bir Türk ögrencisinin ögrenci kimligini almaya gelmesi ile basladi her sey.
Kimligi almaya geldiklerinde beraberlerinde pasaport veya ehliyet ve kendilerine önceden verilen gecici ögrenci kimligini getirmeleri gerekiyor.
Gecici ögrenci kimligini getirmis fakat pasaport veya ehliyet yok.
"Ehliyetiniz yada pasaportunuz lazim, yoksa size ögrenci kimliginizi veremem" diyorum.
"Ama gecici ögrenci kimligim yanimda ondan zaten benim oldugum görünüyor, fotograf var üzerinde" diyor.
"Beyefendi prosedür böyle pasaportunuz lazim, yada ehliyet de yeterli" diyorum.
Sinirleniyor, burnundan soluk almaya basliyor ayi.

Bir kac adim gidip tekrar geliyor.
"Gecici ögrenci kimligim arabada o kadar yolu geldim" diye bagiriyor.
"Hem araba ile geliyorsunuz, hem de ehliyetiniz yaninizda yok. Benim ile münakasa etmeyin, prosedür böyle" diyorum.
"Seninle münakasa etmeyecegim, birazdan baska seyler edecegim" demez mi ayi.

Bunu söyledikten sonra def oldu gitti tabi. Dursaydi ben agzinin payini vermistim.
Böyle durumlarda "pis Türk" dedigim zaman Alman arkadaslarim cok gülüyor bana.
Ben bir Türk olarak bunu söyleyebilirim ama sen söylersen irkci olursun diyorum sonra.

Evet bir tür Türk ayisi var efendim.

1 Nisan 2014 Salı

Nadas

Kendimi Nadas'a bırakmak istiyorum.
Hiç bir sosyal medya da uzun süre kalmak istemiyorum.
Uzak diyarlardan memleketin halini takip etmekten yoruldum.
Yapılan yorumlar, görmeyen gözler, susmayan diller beni yoruyor.
Bir yazı yazıyorsun hemen binlerce yorum alıyorsun.
Karşı görüşte olanların yermesi bir yana,
düşüncelerine katılanların tebrikleri,
ikisi de beni mutlu etmiyor.
Almanların dediği gibi "ich bin mit der Gesamtsituation nicht zufrieden" yani Türkçesi: "Ben genel durumdan memnun değilim."
Bu aralar durum bundan ibaret.
O kadar bunaldım ki yazılarımın linkini bile Twitter'de Facebook'ta paylaşmıyorum.
Kimse gelip görmesin sizden hariç.
Takip eden bir şekilde ediyor zaten.
Kendi yazımın reklamını yapmayacağım.
Memleket olarak tüm dünya'ya yeterince reklam olduk zaten.
Gördüğünüz gibi yazılarımdan da kafamın allak bullak olduğu anlaşılıyor.
Ben güzel şeyler düşünmek istiyorum.
Ahu Kader

Konusan Fotograflar #6


Bir ucak gördüm bu gün silaya ucan.
Bir an durdum düsündüm.
Sene 2008 son kez ucaga binisim.
Son kez silaya varisim.
Güzel Izmir'de bes hafta kalisim.
Geceleri sahil kenarinda kuzen ile cay keyfi.


Günaydin Almanya.
Günaydin Dünya.
Gökyüzü kadar mavi, 
gökyüzünde bulunan bu cizgiler kadar düz,
bu kadar aydinlik,
bu kadar düzgün olmayi beceriyormuyuz?

Ahu Kader