29. März 2014

Haymatlos


635 Sayfa
Türkiye İş Bankası Yayınları


Arka Kapak:
Cornelius Bischoff annesi ve kız kardeşiyle birlikte Nazi zulmünden kaçarak İstanbul'a geldiğinde çocuktu. Nazi polisinin elinden kılpayı kurtuldukları bu maceralı yolculukla astıkları, ölümle hayat arasındaki "güvenli bir avuç toprak, huzurlu bir yuva"ydi yalnızca. Cornelius'un bu şehirde bir "İstanbul çocuğu" olarak ilk gençliğini geçirmesi ve yetişkinliğe adım atması böyle olmuştu işte. İlk aşkını burada yaşadı, Boğaz'in serin sularında yüzdü, şehrin farklı diller konuşan, değişik kültürlerden gelip İstanbullulukta buluşan kozmopolit ahalisiyle kaynaştı ve giderek bizden biri oldu...
Ailesiyle birlikte Çorum'a enterne edildiğinde Anadolu halkını da tanıdı. Yaşar Kemal'in deyişiyle, "Almanların en Türkü, Türklerin en Almanı"dir o. "Hem İstanbul hem Anadolo Türkçesini yaşayarak öğrenmiş, sevmiş, kendi dili eylemiştir." Alman düşünce dünyasında edebiyatımız onun ustalıkla yaptığı cevirilerle hayat bulmuştur.

Bin bir güçlükle, alınteri ve beyin gücüyle meslek hayatının doruklarına çıktıktan sonra Nazi barbarlarının ırkçı yasalarıyla mesleğini icra edemez hale gelen Ord. Prof. Dr. Ernst Eduar Hirsch de ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı. İstanbul Üniversitesi'nden sonra Ankara Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne de büyük katkılarda bulunan bu efsanevi hukukçu Türkiye'yi ikinci vatani olarak görmüş, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmişti.

Nazi rejiminden kaçıp Türkiye'ye sığınanlar onlarla sinirle değildi elbette. Cornelius'un İstanbul'da tanışıp yakın dost olduğu mimar Clemens Holzmeister... Büyük müzisyenler Ernst Praetorius, Paul Hindemith ve Eduard Zuckmayer... Tiyatro ve opera yönetmeni Carl Erbert... Siyasetçi ve şehir plânlamacı Ernst Reuter... Ve daha niceleri... Onların hikâyeleri birbirlerine karışır...

***
Soluk almadan okuduğum bir kitap oldu. Gözlerimden süzülen yaşlardan utanmadım okurken. Trende, yolda yürürken ve son günlerde bekleme odalarında geçirdiğim vakitlerde hiç düsürmedim elimdem bu kitabı.
Doğduğum ve her gün topraklarına basarak geçtiğim bu Almanya'nin hazinli bir utanç hikâyesidir Nazi rejimi. Hâlâ izlerini taşır beton binalar ve beyinleri yıkanmış örümcek beyinli insanlar.
Bir yabancı olarak bu kadar Alman, bir Alman olduğum halde yine de bu kadar Türk olduğumu hissettiğim her anima bir belge bu kitap.
Okuyun!

1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).

Kommentare:

  1. yasasin kitap yorumlari aldim listeye bebegim:)

    AntwortenLöschen
    Antworten
    1. Simarimtirakcim canim benim sen yasa. Vikitap'ta bu güzel kitap listede bile yok biliyor musun? Yuh dedim yani ;)

      Löschen
  2. vikitap kitaplarin cogunu silmiş yanlişlikla.. hosting firmasi yapmiş galiba. gecen mesaj gelmişti bana.. yardim istiyolardi.. bence bi yaz sen onlara :)

    ayyy bi de kitap guzel ama :)

    AntwortenLöschen
  3. :)) çok sevindim hem okumana, hem beğenmene.

    ben okurken en çok türkiye ile bu işlerin bağlantısına şaşırmış, o zamanlar türkiyenin başbakanlarının bile maddi/manevi ne durumda olduklarına baya hayret etmiştim. üniversitelerin durumu olsun, o zamanlar türkiyede bulunan sanatcıların durumları olsun, herkesin bildiği ünlü yazar/ressamların durumları olsun, çoğu hakkında hiç bilmediğim şeyler öğrenmiştim. mesela sabahattin ali'yi bu kitaptaki hikayesini okuduktan sonra daha çok merak edip, bütün kitaplarını aldım.
    Kitabı bitirdikten sonra dayanamayıp yazarına telefon açtım, Cornelius bishoffla konuşmak istediğimi söyledim, numarasını verdi bana ama daha sonra aramaya çekindim... ne bilim.

    bu arada ben vikitap'a eklemiştim bu kitabı fakat sitede bir sorun olmuş ve 2-3 günlük tüm aktiviteler silinmiş, dolayısı ile bu kitabın kaydı da silinmiş :(

    AntwortenLöschen
    Antworten
    1. ah keske cekinmeseydin. Kim bilir neler anlatirdi sana. Evet bende cok hayret ettim okuduklarima. Bu arada vikitap'i degil de Goodreads'i daha cok kullaniyorum. Daha kullanisli.

      Löschen