7. November 2013

Khaled Hosseini: Ve Dağlar Yankılandı

Kitap Açıklaması 

Abdullah ve kız kardeşi Peri 1952 Afganistan'ında Shadbagh'ın küçük bir köyünde babaları ve üvey anneleriyle birlikte yaşamaktadırlar. Babaları Sabri sürekli iş aramakta, yoksulluk ve çetin kış şartlarıyla mücadele etmektedir. Adı gibi güzel ve iyi huylu olan Peri, kardeşi Abdullah'ın her şeyidir. Abdullah, bir ağabeyden çok ana-baba gibidir. Onun için yapmayacağı hiçbir şey yoktur.. Hatta ağabeyi, Peri'nin koleksiyonuna katmak istediği o en değerli tüyü satın almak için tek çift ayakkabısını bile feda etmeye razıdır. Ve geceleri bir tek karyolayı paylaşmak zorundadırlar. Peri ve Abdullah, babalarıyla Kabil çölüne doğru yola çıktıklarında kendilerini bekleyen, hayatlarını birbirinden koparacak kaderin farkında değillerdir: Bazen bir eli kurtarmak için bir parmak kesilmelidir. Nesillerden ve kıtalar dan geçerek bizi Kabil'den başlayıp Paris, San Francisco ve Tinos'un Yunan adalarına doğru bir yolculuğa çıkaran Khaled Hosseini (Halit Hüseyni) yeni romanında, yaşamımız boyunca yaptığımız seçimleri, en yakınlarımız tarafından uğratıldığımız düş kırıklıklarını, bizi tanımlayan ve hayatımızı şekillendiren sınırları sonsuz bilgelik, derinlik, hoşgörü ve tutku ile anlatıyor. 
Kitap Afganistan'in Sadbag adlı köyünde başlıyor. Bu köyde yaşayan iki kardeş olan Abdullah ve Peri'nin birbirine olan bağları anlatılıyor.
Peri'nin zengin bir aileye evlatlık verilmesi ve Abdullah'in çektiği acı içimi acıttı.
Kitabın ikinci bölümü geriye dönüyor ve Peri'nin nasıl ve neden Nila Wahdati'ye evlatlık verildiğini öğreniyorsunuz.
Nila eşini kaybettikten sonra daha ufak yaşta olan Periyi de alıp Fransa'ya yerleşiyor.
Nila kendini intihar ediyor. Nila'nin vefatından sonra Peri'nin hayatına tanık oluyor ve yıllar sonra zihninde kalan ufak parçalar ve ona ulaşan biri sayesinde aslında Nila'nin kızı olmadığını öğreniyor ve Abdullah'i hatırlıyor.
Sonunu anlatmayacağım.
Bu kitap sayesinde 58 yıl süren bir serüvene eşlik ediyorsunuz.
Bu kitap benim Kitap Ağacı ile okuduğum il kitaptı.
Kitabı sevmesine sevdim fakat 58 yıllık bir hikaye yaratılmış ve bir sürü karakter ile bezenmiş bu kiap bir süre sonra beynimi yordu.

Yinede sonunda bir Hosseini kitabı okuduğum için mutluyum. Kitap Ağacı sayesinde tanıştığım güzel yürekli Fatoniko'ya da bana bu kitabı siladan gurbet ele gönderip bu gurbet kuşunun okumasını sağladığı için ayrıca teşekkür ederim.

Bunlarda benim altını cizdiklerim daha doğrusu not aldıklarım:


Dünyanin sizin icinizi görmedigini, derinin ve kemigin maskeledigi umutlarinizi, hayallerinizi ve kederlerinizi zerre kadar umursamadigini.

Sen sanslisin, Peri.
Erkeklerin seni ciddiye almasi icin kendini helak etmene gerek yok. Sana deger vereceklerdir. Fazla güzellik her seyi bozuyor.

Kabil analarının karnından elinde Kalaşnikof'la çıkmış gibi görünen adamların avucuna düştü, Bay Markos, kendi kendine görkemli unvanlar vermiş, tepeden tırnağa silahlı bir vandallar sürüsü.

Kitabın son cümlesi:
Ve uykuya dalıyor; tasasız, içi rahat, her şey dupduru ve ışıl ışıl, üstelik hepsi aynı anda.

Kommentare:

  1. Kitabı merak etmekle birlikte, anlatımına bayıldım.:)

    AntwortenLöschen
    Antworten
    1. Tesekkür ederim Melocum. Kitap anlatiminda pek iyi oldugumu düsünmüyorum o yüzden bu yorumun beni cok mutlu etti.

      Löschen
  2. Ne zor oralarda hayat. Umarım Türkiye'de durum buralara gelmez.
    Sevgilerimle
    :)

    AntwortenLöschen
    Antworten
    1. Umarim Pehito. Umarim memleketim bu günleri görmez.

      Löschen
  3. ben de çok beğendim anlatımını ve dilin yazımı ve kullanımı konusunda da çok çok iyisin :) ellerine sağlık

    AntwortenLöschen
    Antworten
    1. Cok tesekkür ederim canim. Bunu senden duymak mutlu etti beni ayrica ayni yeri bile not almak cok güzel :))

      Löschen