31. Juli 2013

Kartpostal Geldi #2

Evet, bu gün ikinci kartpostalimi aldim ve cok sevdim. 1500km uzaklikta olan Finlandiya'dan geliyor bu güzel kartpostal.
Ben bu postcrossing'i cok sevdim.


31.07.2013 | Ahu Kader

Yol


Blogcan 'Biri Yokmu' bu yolu beğenmişti ya fotoğraf olarak. Bu sabah tren istasyonuna giderken, diğer sokağa çıkan yolu aldım ve diğer tarafından bir kaç kare çektim.

Evet efendim gazetecinin ve bankanın arasında kalan bu ara yol alt tarafta ki sokağa çıkarıyor sizi. Genellikle alt taraftaki sokaktan istasyona yürüdüğüm için oradan çekmiştim, bu sabahta bu kareleri çekebilmek için üst sokaktan yürüyüp kestirme olarak bu bol ağaçlı yolu geçip yine alt sokağa çıktım.

O arada merdivenleri bisikleti ile bir bayan indi ve geçip gitti yanımdan. Demiştir bu ne yapıyor? Bayanın da fotoğrafını çektim ve bu fotoğrafı da çok sevdim.

Yolu yürüdükten sonra biraz kivrilmaya başlıyor. Kuş sesleri kulağınızda çınlıyor. Yolun kenarında kurulu olan bir evden de her zaman tavuk sesleri geliyor. Diğer tarafından da çocuk sesleri.

Yol kıvrımı bittikten sonra bu köşe geliyor. Burada bu bank yıllardır duruyor. Daha önce tabi ki daha temizdi. Gençler genellikle bu köşeyi sigara içmek için kullanıyor. İlk fotoğrafa baktığınızda bu köşeyi çok az görüyorsunuz.


Ve buda ilk fotoğrafta ki yolumuzun diğer ucu. Ben bu yolu çok severim. Genellikle üst sokakta tekrar gazeteciye veya bankaya ugrayacaksam buradan geçerim. Huzur veriyor bana.

Not: Yol bir yere gitmez, o bir durma biçimidir.

Annem

 Iki sene öncesi

Bu gün annemin doğum günü.
Hediye gelen çiçeklere, hediye edenin adını verip onlar ile konuşan kadın.
Gözlerimin rengini, saçlarımın karalığını, yüzümün şeklini borçlu olduğum kadın.
Ufacık evinde, kocaman yüreğine yüce sevgileri konuk eden kadın.
Her gelen hoş gelir, her gelen hos görür ve her gelen kahkahalar ile çıkar bu evden.
Kapının aralık olması hep bundan.
Burcu gibi aslan yürekli kadın.

İyiki doğdun Anne iyiki varsın Varoluş sebebimsin, iyimi yaptın kötümü bilmiyorum ama SEN iyiki varsın

Seni çok seviyorum

31.07.2013 | Ahu Kader 

30. Juli 2013

Konusan Fotograflar #4



Bir fırtınaya bakıyordu bizim hikayemiz.
Seni bir yana savuracaktı
Beni bir yana.
Bu yüzden fırtına çıkmasın diye dua ederdik biz.
İnsanlar ise tam tersi.
Çünkü onlar sıcaktan muzdarip
Bilemezlerdi ki onları serinleten fırtınanın
Bir hikayeye son verebileceğini.

30.07.2013 | Ahu Kader

Kartpostal Geldi #1

Postcrossing sitesine ne zamandan beri üye olmak istiyordum. Geçen hafta en sonunda oldum ve ilk beş kartpostalimi gönderdim. İlk kartpostalim Rusya'ya gitti ve bu gün ilk kartpostal bana ulaşmış oldu.
Şansa bak ki ilk kartpostal Almanya Köln şehrinden geliyor.
Bundan sonra aldığım kartpostalları da burada yayımlayacağım.


30.07.2013 | Ahu Kader

29. Juli 2013

Konusan Fotograflar #3


















Biricit'imin MiMi

Sevgili Biricit beni mimlemis. Kozmetik ürünlerimizden gökkuşağı yapacağız. Benim fazla kozmetik ürünüm olmadığı için araya birde kitap gökkuşağı kattım.
Evin içinde dolanıp eşyaları aramak çok zevkliydi benim için. Biricitime teşekkür ederim.





Mimlediklerim: oreo seven kız, undenied, Anarsi, DondurmaDelisi, IlknurAkpinar, Kurgu Roman ve MyReal

Günce Temmuz 2013

Sınav zamanı iki hafta boyunca izinliydim. Bu izini önceden bol bol çalıştığım saatlere borçluyum. İse gitmediğim halde maaşım geldi yani izin almak zorunda kalmadim.
Geçen cuma günü son sınavımı yazdım. Haftasonu iki gün boyunca evde dinlendim.
Dün yani pazar günü beş yıl sonra havuza gitmeye niyetlenmistim ama yağmur yağdı.
3 haftadır durdurak bilmeyen bir sıcak var Almanyada.
Yağmurun yağması hepimzi sevindirdi. Oruç tutmak zor. İnsan susuyor.
Bende 4 gündür ağzım açık olduğu halde yinede oruçlu gibiyim. Evde annem orucken canı bir şey çekmesin diye. Neden mi ağzım açık, of blog anlasana kadınsal sorunlar işte.
Bu hafta her gün ofiste çalışacağım.
Sabah erkenden kalkıp gittim işte. Ramazanda ağzım açık olsa bile yemiyorum. Bir fincan çay içtim sadece. Dönüşte istasyonda ki Western Union'dan fitre zekatları gönderdim. Allahım kabul etsin.
içim kıyıldı ondan sonra. Kendi halinde istasyonda duran makinadan bir twix çektim. Yedim. Dahada kıyıldı miğdem. Yemez olaydım.
Evime geldim. Şimdi dinleniyorum. Böyle işte.
Bundan sonra günde en az bir yazı paylaşmaya niyetim var. Günlük gibi olacak burası iyice. Okuyacakmısınız bilmem ama, ben yazacağım işte.

Beni özleyin anacım bay.

28. Juli 2013

Adam gitti. Kiz agladi.

Odasını toplamaya başladı genç kız. İki gündür üzgün olduğu için eli hiç bir şeye gitmemişti. Ne ondan kalan bir hediye, nede onu hatırlatan bir eşya kalsın odasında istiyordu.

İki yılı aşkın bir süredir giden ilişkisi aniden bitmişti.
İlk günki gibi sevmiyorum seni herhalde bilemiyorum, bir senedir sana karşı duygularım varmı diye yokluyorum kendimi diyen bir adam vardı karşısında.
Ne yani, bir senedir beni duygularını dinlemek için oyaliyormusun diye sordu genç kız. Adamdan ses çıkmadı.

Zaten hep böyle yapardı. Önemli konular açıldığında ne cevap vereceğini bilmez, kız onunla konuşmak isteyince de beni sık boğaz ediyorsun derdi.

Otobüsten indi genç kız ve o büyük alışveriş merkezinin merdivenlerinin üzerine yığıldı. Ağlıyordu. Hiç tahmin etmediği bir anda, hayatını ona adadığı adam, hayatı ters düz edip bir otobüs durağında bırakıp gitmişti onu.

Odasını topluyordu genç kız. Aylardır yüzüne bakmadığı kıyafetlerini katlayıp dolabına yerlestiriyordu. Kağıt küreği topluyordu.

Ondan kalan parfümün son damlasininin gözünün yaşına bakmadan çöpe attı şişeyi.
Otobüsten inerken boynunda aylardır taşıdığı kalp kolyeyi çıkarıp adamın eline sıkıştırdı.
Ama ben bunu sana almıştım dedi adam.
Artık birlikte olmayacaksak benim için hiç bir önemi yok bu kolyenin dedi kız.

Adam gitti. Kız merdivenlere oturdu. Adam gitti. Kız ağladı.

26. Juli 2013

Factotum - Charles Bukowski


Başladığım Tarih: 21.07.2013
Bitirdiğim Tarih: 23.07.2013

Factotum Charles Bukowski'nin okuduğum ilk kitabıydı.
Bu yazarın o kadar cümlelerini okuyor biliyoruz ama nedense bu güne kadar yazdığı bir kitabı okumak aklıma gelmedi.
Alman bir blogger kitabı okuyup blogunda kitabın tıpkı bir blog gibi olduğunu yazınca ilgimi çekti.
Kitap gerçektende kişisel bir blog gibi.
Kitapta Henry Chinaski'nin hayatı anlatılıyor. Henry alkolik, girdiği işte fazla barinamayip kovulan, kovuldugunda aldığı parayı yatıp kalktığı kadınlar ile yeniden alkole veren bir adam.
Kitabın başlarında ailesinin yanına gidiyor ve babası orada kaldığı için ondan para istiyor.
Babasının gözünde hiç bir ise yaramayan ayyasin teki. Babası ile kavga ediyor ve hatta onu dövüyor. Kitabın başka hiç bir yerinde bir daha ailesinin lâfı geçmiyor.
Hayatını ucuz pansiyon odalarında geçiren bu adam kimi zamanda da tanışıp yatıp kalktığı kadınların evinde kalıyor.
Aslında yazar olduğunu idda ediyor. Kısa yazılar yazıp basılması için gazetelere gönderiyor.Kitapta argo bir dilin kullanılması beni şaşırtmış olsada alıştım ve iki gün içinde severek okudum.

Okuma şenliği için bu kitabı bu kategoriye koymuştum:
20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.

 Not: Görsel Vikitap'tan alintidir

21. Juli 2013

Zülfü Livaneli - Kardeşimin Hikayesi


Başladığım Tarih: 16.07.2013
Bitirdiğim Tarih: 21.07.2013

Ahmet Arslan adında insanlara dokunamayan, kıyafetlerini havanın sıcaklığına göre dolabına düzenleyen bir adam. Evine yardımcısı Hatice hanımdan ve kardeşi Mehmet'ten başka hiç kimsenin girmediği bir adam.
Evi bit kütüphaneyi andırıyor ve evinin odalarını kitap kategorilerine göre adlandirmis.
Bir cinayet işleniyor ve genç komşusu Arzu Kahraman öldürülüyor.
Arzu'nun da ara sıra Ahmet Arslan'i ziyaret ettiği, saatlerce yanında kalıp sohbet ettikleri biliniyor.
Adamın Kerberos adında bir köpeği var bu köpek Hatice hanımın oğlu Muharrem hariç, herkese havlıyor.
Adamın evini koruyan Kerberos'u deliye çeviren beyaz bir kedi ve bu kedinin öldürülen Arzu'nun kedisi olması ilginçliği.
Kitap Ben ve Mehmet olarak iki bölüme ayrılıyor.
Mehmet Ahmet Arslan'in ikiz kardeşi.
İkinci bölümde Mehmet ile birlikte asıl kardeşin hikayesi başlıyor.
Rusya'da yaşadıkları inşaat şantiyesinde yaşanan olaylar ve Mehmet'in Olga'ya aşık olması, kitabı okunur kılıyor.
Mehmetin hikayesi anlatılırken olayları Mehmetin ağzından okuyorsunuz, sanki Ahmet anlatmıyor.
Neden böyle olduğu kitabın sonunda anlaşılıyor.

Spoiler vememek için olayların nasıl geliştiğini anlatmayacağım ama kitap hiç bir okurun beklemediği bir sonla bitiyor ve ayrıca Arzu'nun katilinin kim olduğu asla aklınıza gelmiyor. 10 üzerinden 10 veriyorum bu kitaba. Çok sevdim.

Okuma Şenliği için yeniden oluşturduğum listem

5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.
Denizin Yildizi'nin bana hediye ettigi "Imza: Karin" kitabini okuyacagim

5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.
Feridun Zaimoglu - Kafa Örtüsü 157 Sayfa

10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.
 Agatha Christie - Black Coffee

10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.
Evde bir serinin ikinci kitabı var fakat baslarmiyim bilmiyorum. Bir serinin ilk kitabını okumak takıntı olabilir bende :) 

15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
Jane Austen - Umut Parki

15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara. (Dünya genelinde yasaklanmış kitaplara buradan veya buradan bakabilirsiniz)
The Great Gatsby, by F. Scott Fitzgerald

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
Zülfü Livaneli - Kardesimin Hikayesi

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.
Chris Bros- Club der verliebten Dichter
Kurgu değil bir Roman ve Şiir kitabı.

20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.
Charles Bukowski - Factotum (New Orleans'da geciyor kitap, hic gitmedim)

25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
Elif Safak - Baba ve Pic 405 Sayfa

25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.
Bu kitabi daha arastirmam lazim. Kader veya Ahu ile bir kisi bulabilirim sanirim.

30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara. (Bu web sitesi size bu konuda yardımcı olabilir).
Daha arastirmam gerekiyor 

Not: Bu yazı okuduğum kitaplara göre güncellenecektir.

Ortaokul, hocanın doğum günü ve kahkahalar

15 yıl oldu ortaokuldan mezun olalı ve 15 yıldır her sene 20. Temmuz'da mezun olduğumuz okulda son sınıfta ögretmenligimizi yapan Stapf Hocanın doğum gününe gidiyoruz eski sınıftan bir kaç arkadaş ile.
Geçen sene gittiğimizde bu gün son kez geliyoruz demiştim arkadaşım Diana ile. Her sene gittikçe azalan grubtan son yıllarda bir tek Diana ve ben gitmeye başlamıştık çünkü.
Ama seneye 65 oluyorum, bu yüzden tekrar gelmeniz gerekiyor demişti hocamız.
Bizde peki demiştik.
Geçen senede hocamın doğum günü ramazana denk geldiği için iftara bir on dakika kala gitmiştim ve neden bu kadar geciktigimizi sormuştu. Hatta gelmeyecegimizi düşündüğü için üzüldüğünü belirtmişti.
Bende oruç olduğumu ve bize zorla yemek yedireceğini bildiğim için şimdi geldiğimi söylemiştim, gülüşmüştük.

Bu akşam iftara bir buçuk saat kalmasına rağmen, geçen seneki gibi üzülmemesi için ve gelmeyecegimizi düşünmemesi için saat sekizde gittik arkadaşım ile ve yine bizim gelmemize çok sevindi.
Eski spor hocamız da vardı. Bizi görünce oda sevindi. Ne yaptığımızı, evlenip evlenmedigimizi sordu, bol bol sohbet ettik.
Sonra iki arkadaşımız daha geldi. Onlar hiç gelmemişti bu güne kadar. Bu sene 65 oluyor hocamız sizde geldin dedik, onlar da tamam dedi.
Gelirken eski fotograflarimizdan getirmişler. Onlara bakıp eski günleri konuştuk.
21.34 olduğunda iftarimi yaptım. Kızlar ile bol bol sohbet ettik. Eskileri anımsadık. Hocamız ile eski günleri konuşurken kahkahlar attık. Çok güzel bir akşam geçirdim.

20. Juli 2013

Şenlik var

Çok ilginç bir etkinliğe denk geldim ve an itibarı ile katılmış bulunuyorum. Sevgili Pinuccia Okuma Şenliği adı altında harika bir kitap okuma etkinliği başlatmış. Bu okuma etkinliğine kitap kardeşleri de katılabilir bence. Okuduğumuz kitaplar ile puan topluyoruz. Zaten severek kitap okuyoruz ve kitap okuyan insanlar ile tanışmış olacağız böylelikle.


Kurallar:

  • Etkinlik bugün(yani 9 Temmuz)  başlıyor ve 9 Ekim 2013'e kadar devam edecek. (9 Temmuz'dan önce başladığınız veya 9 Ekim'den sonra bitirebildiğiniz kitaplar kapsam dışı).
  • Etkinliğe 9 Temmuz - 9 Ekim arası canınızın istediği herhangi bir vakit katılabilirsiniz.
  • Okuduğunuz her kitap en az 200 sayfa olmak zorunda.
  • Okuduğunuz her bir kitabı aşağıdaki kategorilerden sadece birine saydırabiliyorsunuz. Etkinlik devam ederken kategoriler arası okuduğunuz kitapların yerlerini değiştirebilirsiniz.
  • Yapılabilecek en yüksek skor her bir kategori için birer tane olmak üzere toplam 12 kitap okuyarak 200 puan almak. (Katılım durumuna göre en yüksek puanı yapan(lar)a bir sürprizim olacak sanki. Sürpriz var diye atıp tutanları yakalarsam sürpriz dışı bırakırım, ona göre!)
  • Katılmak için blogunuzun olması veya okunan kitapların yorumlanması zorunlu değil. Katılmak isteyenler herhangi bir sosyal medya aracı üzerinden veya doğrudan bana e-posta atarak katılım durumlarını ve mümkünse hangi kitapları okumayı planladıklarını duyurabilirler. 
  • Her ayın en 9'unda bir yayın yaparak sıralamaları buradan duyuracağım. O yayınımın altına yorum bırakarak hangi kitapları okuyarak kaç puana ulaştığınızı bildirebilirsiniz.
Kategoriler:
  • 5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.
  • 5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.
  • 10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.
  • 10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.
  • 15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
  • 15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara. (Dünya genelinde yasaklanmış kitaplara buradan veya buradan bakabilirsiniz)
  • 20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
  • 20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.
  • 20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.
  • 25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
  • 25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.
  • 30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara. (Bu web sitesi size bu konuda yardımcı olabilir).

Ahmet Hamdi Tanpinar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü

 

Bu kitabı okurken çok zorlandım. Kitabı almanca okudum ve Ahmet Hamdi Tanpınar'in ilk okuduğum kitabı idi. Birde türkçesini okuduğumu düşünürsek, dahada zorlanacagimi tahmin ediyorum. Lisanları anlamadigimdan değil, yanlış anlaşılmasın sadece kitabı biraz sıkıcı bulduğum için. Saatler ile ilgili gerçekten çok ilginç bölümleri vardı. En çokta bir saatin kol üzerinde nabız üzerinde durmasını anlatan bölüm çok hoşuma gitti, fakat geneler olarak beni zorlayan ve bir an önce bitsin diye baktığım bir kitap oldu. Sonlara doğru saatleri ayarlama enstitüsünün kurulması ile kitap biraz canlandı ve ilginç geldi fakat ben kitabın adını okuduğumda başka bir şeyler hayal ettiğim için uzun soluklu bir kitap oldu benim için.
Kardeşlik ile okuduğum ilk kitabın beni fazla sarmamasi da sadece şanssızlık.

14. Juli 2013

Bloglovine blogları aktaramadim, ne yapabilirim ?

Bu yazıyı bloglovine okudukları blogları aktaramayan arkadaşlarım için yazıyorum. En çokta Yeliz için. Google'e 'google takeout' yazdığınızda bir site çıkıyor ortaya.

Link https://www.google.com/takeout/?pli=1

Buraya girdikten sonra yukarıda 3 buton var. Ortadakine basıyorsunuz ondan sonra Google Reader'e basıyorsunuz. Sonra arsivlemeye (aşağıda bulunan kırmızı buton'a basıyorsunuz. Benim Google almanca olduğundan türkçe veya ingilizce orada ne yazıyor bilemiyorum) basıyorsunuz ve Google Reader'de bulunan blogları arşivliyor. Sonra bu arşivi bilgisayarınıza indiriyorsunuz.

Bilgisayarınıza bir zip-dosyası iniyor ve bu zip dosyasisini açıyorsunuz. Orada bir subscriptions.xml adlı bir dosya var. Bu dosya önemli sizin için.

Sonra bloglovin'e giriyoruz ve adimizin yanında settings'e basıyoruz ve en aşağıda import blogs'a basıyoruz. Sonra subscriptions.xml dosyasını seçiyoruz ve upload'a basıyoruz.
Tata tüm bloglarınız bloglovin'de.
Hadi beni özleyin anacım bay.

13. Juli 2013

Ramazan geleli

Ramazan geleli 4 gün oldu. Ben Çarşamba günü çok önemli bir sınavım olduğu için oruç tutmadım. Sınav esnasında su içmeden bazen gerçekten de kafası çalışmıyor insanın. Sınavdan çıktıktan sonra biraz da sınavın iyi geçmesi ile rahatladım ve kendi kendime keşke tutsaydım, nede olsa sadece su içtin dedim ama Almanya bu sene sıcak bir ramazan yaşıyor.
Geçen senede çok sıcaktı ve ben 45 derecede matbaa'da çalışmıştım. 9 yaşımdan beri oruç tutuyorum ve ilk defa geçen sene orada çalışırken keşke su içmek mümkün olsa demiştim.
Ben Ramazan'da çay içemiyorum nedense. Bilmiyorum sizde de öyle oluyor mu ama sanki içim yanıyormuş gibi hissediyorum. Bu gün ilk defa bir kupa çay içeyim dedim ve su an bile daha bitirmeden eyvah yarın için yanacak diyorum ama belki de bu sadece benim uydurmam.

İyi akşamlar. Beni özleyin anacım bay.

MiM Ben Kimim ?

Sevgili Melonun Ojeleri beni mimlemis. Çoktandır bir mim almiyordum. Sevindim gerçekten. Teşekkür ederim Meliscigim sana.

Gelelim sorulan sorulara:

Ben Kimim ? 
Adım Ahu Kader- 26.05.1982 Mainz doğumluyum. Aslen Erzincanliyim. Ailem ile yaşıyorum ve kendimden 9 yaş küçük Hasret Eylül adı altında bir kız kardeşim var.
Okumayı çok seviyorum ve çocukluğumdan beri düz yazılar ve şiirler yazıyorum.
10 yıllık süren üniversite serüvenimi bu sene tamamlayacağım inşallah.
Bilgisayarınızdan sorumlu bakanınız ben. Bilgisayar mühendisliği okuduğum için, son anlarda "hey dasti, benim pc'de sorun var ya" cümleleri ile karşılaşan bir Ahu kızım.

Blogumun adi nereden geliyor ? 
Blogumun adı nereden geliyor çok saçma oldu. Kendi adım işte. Çift isim. Eskiden adım Ahu Kader deyince ne iki isim mi derlerdi, şimdi artık çift isimler moda oldu. Heyt be.

Blog acmaya nasil karar verdim? 
Ben aslında yıllardır günlük tutarım, kendimi tanıtırken de anlattım şiirler yazarım ve düzyazilar.
Bir kaç arkadaşım bu yeteneğimi bilir ve her zaman Ahu muhakkak bunları paylasmalisin demişlerdi. Bundan yaklaşık 10 yıl önce ilk internet sitemi açıp orada paylaşmıştım. Sonradan kendimi derslere falan verince kaldı. Blog aslında eski bir şeyi tekrar yeniden baslatmam ile oluştu. Yani aslında ben zaten yazıyordum, blogger şablonu çok basit olunca aniden yine paylaşmaya başlayayım diye başladım yazmaya.

Neden kozmetik blogu ? 
Ben kozmetik blogu değilim ama sağ olsun Melo benide mimlemis cevap veriyorum. Ben her telden çalıyorum aslında. Okuduğum kitapları anlatmaya çalışıyorum, anlık duygularımı dile getiriyorum. Çektiğim fotograflarımı paylaşıyorum. Siyasetten hiç anlamadığım halde olan olaylardan etkilenip yazı yazıyorum.
Yani bu blog tamamen benim. Kozmetikle hiç bir ilgim yok aslında. Ara sıra yüzüme bir fondöten sürerim, yada gözüme bir sürme çekerim. Onuda unutur sonra gözlerimi ovustururken ... :)

Kişiliğim
Tipik bir ikizler burcuyum aslında. Bir ânım bir anımı tutmuyor. Şimdi kalkıp pilav yapacağım derim, beş dakika sonra aman ne yapacağım canım evde yemek var zaten derim.
Onun haricinde her zaman açık sözlüyümdür. Aklımdan geçenleri hemen söylerim.
Haksızlığa gelemem ve yolda bir insanın başka bir insan tarafından sıkıştırıldığını görürsem dayanamam olaya girerim. Bir gün kesin dayak yiyeceğim bu yüzden :)

Hoslandiklarim
Kitap okumayı çok seviyorum. Müzik dinlemeyi. Kolye ve yüzük'lere merakım vardır. Bir gümüscünün yanından geçerken muhakkak girer, almasam bile bakarım. Alerjim olduğundan beyaz altın, altın ve gümüşten başka bir taki takamiyorum bu yüzden çok üzülüyorum bazen, siz süslü puslu ilginç şeyler takıyorsunuz ya, onlar benim ya cildimi tahriş ediyor yada hemen kararıyor gövdemde.

Hoslanmadiklarim 
Yalan söyleyen insanlardan hoşlanmam. Kendini kaf dağında sanan insanlardan hoşlanmam. Birde kendi çabaları ile bir yerlere gelmek yerine, başkasının mevkisinde, sevgilisinde, parasında gözü olan insanlardan hoşlanmam.

En cok sevdigim makyaj malzemem 
Yok

Çantamda olmazsa olmazim 
Cep telefonum, kitabım, şarj aletim, ıslak mendillerim, ufak bir not defterim. Bunlardan bir tanesini bile yanıma almadiysam eğer, demekki çantam çok ufak geldi, yada sabahleyin toplanırken acelem vardı.

En son okuduğun kitap
Su an kardeşlik ile başladığım kitabı okuyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Bu mimi
Sevdanın Dünyası 
Biricit
Mia'ya pasliyorum

7. Juli 2013

Inek

Biraz sessizliğe büründügümün farkındayım. İnek gibi ders çalışıyorum çok afedersiniz. Yarın bir sınavım var. Çarşamba günü. Sonra Temmuzun 19. ve 26.'sında da sınavlarım var. Bu sınavların hepsini geçtiğim andan itibaren sınav serüveni benim için bitmiş oluyor ve staj yeri aramam gerekiyor. Sonrada 3 aylık bir tez çalışması ve ta ta ta Ahu Kader bilgisayar mühendisi. Daha doğrusu tamamen olduğu tescillenmiş oluyor.
Yani Ahu Kader Ö. B.Sc. oluyorum efendim. Su an bunu hayal edemiyorum aslında. Kendime biraz motivasyon olsun, bu günlerde geçecek kızım.
Kaç yıldır okuyorsun, basaracaksin işte. Kimler başardı, sen mi başaramayacaksın?
Neyse canlarım. Yarın sabah sınavım var.
Hayatım bu günlerde Java adlı yazılım dilinden ibaret.

Bu sabah attigim tweet: "Şu mübarek günlerde bana dua edin la. Sınavlarım var :)"

Görüşürük

07.07.2013 | Ahu Kader