27. Juni 2013

Kitap Kardeşliği Temmuz Ayı


Merhaba bloggercanlar,
ben az önce ne yaptım biliyormusunuz?
Burada pek tanınan bir siteden kitap siparişi verdim.
Hemde Kitap Kardeş'liginin Temmuz ayı için seçmiş olduğu iki kitabı ısmarladım.
Birinci Kitap: Zülfü Livaneli - Kardeşimin Hikayesi
İkinci Kitap: Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri ayarlama enstitüsü



Yurt dışında olunca türkçe kitapları bulmak bazen çok zor oluyor. Buluncada fiyatları çok tuzlu oluyor. Nedense dün bir kaç türk sitesinde makul fiyatlar ile karşılaşmayınca bu sabah aniden her zaman kitaplarımı ısmarladığım Amazon sitesine bakmak geldi aklıma ve gelin görün ki iki kitabı da uygun fiyatlara buldum.
Ahmet Hamdi Tanpınar'in kitabının almancasını aldım, çünkü türkçesi yoktu.

Ve ben sınavlarım ve ramazan ayın gelmesi ile birlikte biraz yoğun ve stresli bir zamana girsemde bu iki kitabı okumaya çalışacağım.
Herkese sevgiler. Kitaplarımı sabırsızlıkla bekliyorum. Çok heyecanlıyım.

25. Juni 2013

Fotoğrafların üzerinde ki yazılar bir işe yaramıyor

Bir çok blog arkadaşım yazılarına ekledikleri fotoğrafların üzerine blog adresini yazıyor. Bunu fotoğraf çalınmasın diye yapıyorlar.
Fakat bu konu ile ilgilenenlerin bu fotoğrafları ç/aldıklarında isterlerse o imzayı daha doğrusu yazıyı kaldırabileceğini biliyormuydunuz?
Bilmiyorsanız söyleyeyim, istenilirse o yazı sorun olmadan fotoğrafın üzerinden kaldırılabiliniyor.
Bir resimi korumanın en doğru şekli mesela instagrama koyduğunuzda tamamı alınmıyor, fotoğraf kesiliyor ya, işte en doğru yol bu.
Demem o ki fotograflarinizin üzerine yazı yazmayın, fotoğrafınızı çirkinleştiriyor.
Bir çok blog yazıyı ve fotoğrafların kopyalanmasından koruyor. Bu daha güzel bir yol.
Üzerinde yazılı fotoğraflar görünce çirkinleşmiş diye üzülüyorum da, bu yüzden bunu yazmak istedim.

23. Juni 2013

Berat Kandili 2013



Herkesin Berat kandili mübarek olsun. Umarım bu gün gerçekten hayırlara vesile olur ve din, dil, ırk ayırt etmeden özgür bir sekilde yaşamayı öğrenirsiniz. Karşı görüşte olan insanları kabul eder ve adam akıllı iki laf yerine küfüre baş vurmazsiniz. 

Ahu kizdan selamlar.


21. Juni 2013

Piyano/Klavier



Her gün geçtiğim bu sokaktan bu gün yine geçiyorum.
Bir evin camından piyano sesi geliyor.
Tanıdık bir ezgi, o an kime ait olduğu aklıma gelmiyor.
Bir iki dakika duruyorum öylece.
Piyanonun sesini dinliyorum.
Susuyor.
Evden bir ses geliyor ... 'Yanlış nota bastın'
Ve aynı ezgi yeniden başlıyor.
O iki dakikanın içinde ruhum dinleniyor.
imkânım olsa öylece durup kalırım orada.
Saat dörtte olmuş.
Ders beni bekler.

***

Ich laufe heute durch diese Straße, durch die ich jeden Tag laufe.
Aus einem der Fenster der Häuser kommt der Klang eines Klaviers.
Eine vertraute Melodie, von der ich, indem Moment nicht weiß, wem sie gehört.
Einige Minuten bleibe ich auf der Straße stehen.
Lausche dem Klang des Klaviers zu.
Eine Stimme kommt aus dem Fenster ... "Das war die falsche Note."
Und die gleiche Melodie fängt erneut von vorne an.
In diesen einigen Minuten, in denen ich da stehe, beruhigt sich meine Seele.
Wenn ich die Möglichkeit hätte, würde ich noch ein wenig verweilen.
Es ist schon 16 Uhr.
Das Lernen wartet auf mich.

21.06.2013 | Ahu Kader

Bloglovin Takip tik tik

Sevgili blogcanlar,

bildiginiz gibi 1 Temmuz'dan itibaren GFC ve Google-Reader ulasilmaz oluyor.
Bu yüzden sagdan Bloglovin Takip'e basip beni takip edin.
Etmediyseniz, elinizi cabuk tutun, hadi bakalim :)

Dondurma Delisi'nin dedigi gibi görüstügümüz zaman görüsürüz ...

19. Juni 2013

Konuşan Fotoğraflar 2 - Bilder

Kasabamizin koruma altinda olan agaci

Kasabamizin kitapcisi

Korunan agac ve kardesim








 



14. Juni 2013

Ekmek yedigin tabaga pislemek ...

Babamın bundan neredeyse iki sene öncesine kadar bir kurye servisi vardı. 6 sene boyunca neredeyse tüm Avrupa'yi gezdi. İlk başlarda bu işi çocukluk arkadaşı M. amca ile yapıyorlardı.
Şirketi kurduklarında maddi sorunlar yaşanmıştı tabi ki, bu günden yarına kim hemen koca mevki sahibi olmuş ki?
Neyse bir süre sonra M. amca pürüz çıkarmaya başladı. Gelen parayı beğenmedi, babamla konuşmadan bağlı oldukları şirkete ek ise gitti, oradan kazandığı parayı kendi aldı, bu arada minibüsle dolanan babamın kazandığı ücrete de dail oldu.
Bir sürü can sıkıntısı anlayacağınız.
Babam sakindir, çok sabirlidir ve arkadaşı olduğu için sesini çıkarmadı.
Sonra olaylar olayları kovaladı ve babamla M. amca ayrıldılar ve yıllardır süren dostlukları da böylece bitmiş oldu.

Biz çocuklar ise yolda birbirimizi görünce selamlasmaya devam ettik sonra ne olduysa M. amcanın büyük oğlu tavır aldı, konuşmamaya başladı. Nişanlısı benimle aynı üniversite de okuyordu ve arkadaştık, bir gün otobüs durağında dururken yanına gittiğimde başını çevirdi. Anladım ki M. amcanın oğlu benimle konuşmamasını söylemişti, kendi canı bilirdi.

Ben hayatım da nefret duygusnu iyice bu ailede keşif etmiş oldum. Eğer ekmek yedikleri tabağa pislemesini bilen varsa onlar. Dedikodu çıkarmak varsa onlar. Yolda sataşmak varsa onlar.

Bu sabah kardeşim ile tren istasyonuna yürürken tam yoldan karşıya geçiyorduk ki, bir araba hızla üzerimize geldi. Bizde tabiki son anda iki adım geriye çekildik. Bir baktım ki arabanın içinde M. amcanın büyük oğlu ve yanında hanımı. Çok sinirlendim, tekerine tekme atmak istedim aslında. Sen ne hakla arabanın gazına basarsın ki? Bir gün gerçekten patlayacagim. Ortak arkadaşlarımız olduğu içinde bir çok ortamda (düğünler de, kınalar da) bir araya geliyoruz. İnsan bu kadar mi suratsız olur?

13. Juni 2013

Konuşan Fotoğraflar 1 - Bilder

Size daha önce (bknz. daha önce) eski kamerami satacagimi ve yerine başka bir kamera alacağımı yazmıştım. Dediğimi yaptım, eski kamerayı Ebay'den sattım. 5 Euro'ya gitti ama inanın canım acımadı. Sonra hemen hayalini kurduğum kamerayı ısmarladım. Dün etrafta biraz dolanırken denemek için bir kaç fotoğraf çektim ve sonuçtan memnunum. Mutluyum yani :)

Özlemin dediği gibi buyurun - Konuşan Fotoğraflar -

Endlich habe ich mir mal eine gescheite Digitalkamera angelegt und habe gestern paar Bilder aufgenommen um die Kamera zu testen. Hier die ersten Bilder und ich muss sagen dass ich zufrieden bin. Wenn ich daran denke, dass die Kamera, die ich vorher hatte absolut nutzlos war und ich sie auf Ebay nur für 5 Euro losbekommen habe, tut es mir noch nicht einmal leid um sie.








 





13.06.2013 | Ahu Kader

Kapanan kapılar


Yoğun ve stresli günlerin eşiğindeyim ve ben bu durumdan hiç hoşlanmıyorum.
Bu sabah 9'da ofiste görüşmemiz vardı. Her ay bir kere toplanıyoruz ve gelecek ayın iş saatlerini planlıyor ve geçen ay nelerin olup bittiğini konuşuyoruz.
Normalinde bu toplantıları diğer departmanda çalışan bir bayanın ofisinde yapıyoruz. Bayan W. diyelim.
Bu ay patronum kendi ofisinde yapmak istemiş ve pazartesi Bayan W.'ye mail atmış. Bayan W.'den cevap gelmemiş. Demek ki sorun yok, benim ofiste yapıyoruz toplantıyı deyip ofiste bir araya geldik.
Toplantıya başladık. iş saatlerini, sınav tarihlerini konuşurken Bayan W. kapıyı açtı ve "neredesiniz? Sizi bekliyorum" dedi.
Patron "Size pazartesi mail atmıştım, cevap vermeyince buraya geleceğinizi düşündüm. Buyurun. Zaten iş planlarını yapıyoruz, tüm dosyalar burada" dedi.
Bayan W. "Beni bu sabah gördünüz. Tekrar söyleyebilirdiniz. Ben burada kalmıyorum" dedi ve kapıyı sertçe kapattı.
Patron başını salladı "hep aynı dert, bıktım artık" dedi ve toplantıya devam etti.
Bazen koca koca insanlar ufacık çocuklar gibi haraket ediyor.
iş yerinde gerilim olacak. Bu ikili hep böyle zaten.

13.06.2013 | Ahu Kader

9. Juni 2013

Kumral'in Hikayeleri: Kitap Cekilisi

Kumral'in Hikayeleri'nde çekiliş var. Katılmak isteyenler buradan (bknz. Çekiliş)

Bu güne kadar hiç bir çekiliş kazanamadım ben. Şansım dönsün benim de ya :)

 09.06.2013 | Ahu Kader


8. Juni 2013

Deniz - Unterschrift: Deine Frau





Deniz ist eine Bloggerin in der Türkei und mittlerweile eine gute Freundin für mich. Ich habe sie noch nie gesehen, doch wir schreiben uns regelmäßig Emails und verfolgen gegenseitig unsere Blogs.
Sie selbst schreibt genauso wie ich einen Blog, der wichtige Momente in ihrem Leben festhält, genauso wie Beiträge über Themen, die sie gerade interessieren.
Vor ein paar Wochen veröffentlichte sie ein Foto auf Instagram von einer Mahlzeit und fragte, was das wohl für eine Mahlzeit sei. Zwar war das eine Anspielung darauf, dass man bei Instagram die Bilder abschneiden muss, doch ich antwortete ihr und gab die richtige Antwort darauf.
Daraufhin sagte sie mir, dass sie mir etwas als Geschenk für die richtige Antwort schicken werde.
Als ich heute nach Hause kam, erwarte mich ein kleines Paket, das von Deniz war.
Sie schickte mir das Buch "Imza: Karin" (deutsch: Unterschrift: Deine Frau). Dieses Buch beinhaltet Liebesbriefe von Frauen an ihre Ehemänner und auch der Brief, den die Deniz an ihren Ehemann geschrieben hat, wurde darin veröffentlicht.So bedeutet mir dieses Buch sehr viel. Dass sie eigentlich das alles nur als einen Zweck angesehen hat, um mir zum Geburtstag zu gratulieren, hat mich glücklich gemacht.Ich danke ihr nochmal und bin gespannt auf das Buch.

***

Deniz: İmza: Karın

Deniz bloggerin bana kazandırdığı değerli arkadaşlardan bir tanesi. Kendisini o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Ayrıca güzel yüreğinin temizliği yüzüne yansımış. Buna kesinlikle inanıyorum.
Kendisi bir resim eklemişti ve bilin bakalım bu ne demişti, bende şakacıktan menemen cevabını vermiştim.
'Bildiniz ve kazandınız' dedi. Dediğini yaptı ve bana içinde ne olduğunu bilmediğim bir paket gönderdi.
Bu gün üniversiteden döndüğümde Deniz'in paketi beni bekliyordu. Büyük bir heyecanla açtım ve 'İmza Karın' kitabı ile karşılaştım.
O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Deniz'in de bu kitapta bir yazısı var. Şu an elimde başka bir kitap olduğu için hemen başlamıyorum fakat okumak için sabırsızlanıyorum.
Deniz'cim, güzel yürekli arkadaşım, çok teşekkür ediyorum sana.
08.06.2013 | Ahu Kader 

7. Juni 2013

Gelesen/Okudum: Timur Vermes - Er ist wieder da




Bu kitabın Türkiye'de olup olmadığını bilmiyorum fakat büyük ihtimal yoktur. Ama şunu söylemeliyim ki, eğer olurda bir gün türkçeye çevrilirse muhakkak okuyun. 2011 yılında bir inşaat alanında aniden uyanan Hitler ölümünden sonra birden yeni Almanya ile karşılaşır ve sokakta gezen yabancıların ne kadar çoğaldığını şaşkınlıkla idrak eder. Ne sevdiği vardır, ne zamanında kurduğu parti, nede bildiği gazeteler.
Olaylar gerçekten de komik bir dille anlatılıyor fakat bir yandan da düşündürüyor.
Hitler gerçeğini aklınızda bulundurunca bazı okuduğunuz bölümlerde hem kahkahalara boğuluyorsunuz, hemde tüyleriniz ürperiyor.
Çok sevdim ben bu kitabı.



Man läuft unbewusst wie jedes Mal in einem Buchladen herum und sieht auf einmal in den Regalen dieses Buch. Natürlich ist das Cover sehr gut gestaltet und erweckt das Interesse. Wenn man sich dann auch noch
den Klappentext durchliest, dann will man es unbedingt lesen.

Klappentext:
Sommer 2011. Adolf Hitler erwacht auf einem leeren Grundstück in Berlin-Mitte. Ohne Krieg, ohne Partei, ohne Eva. Im tiefsten Frieden, unter Tausenden von Ausländern und Angela Merkel. 66 Jahre nach seinem vermeintlichen Ende strandet der Gröfaz in der Gegenwart und startet gegen jegliche Wahrscheinlichkeit eine neue Karriere - im Fernsehen. Dieser Hitler ist keine Witzfigur und gerade deshalb erschreckend real. Und das Land, auf das er trifft, ist es auch: zynisch, hemmungslos erfolgsgeil und auch trotz Jahrzehnten deutscher Demokratie vollkommen chancenlos gegenüber dem Demagogen und der Sucht nach Quoten, Klicks und "Gefällt mir"-Buttons. Eine Persiflage? Eine Satire? Polit-Comedy? All das und mehr: Timur Vermes' Romandebüt ist ein literarisches Kabinettstück erster Güte.  

Da ich eine Person bin, die mittlerweile nur noch bei ihren Zugfahrten Bücher liest, konnte ich während dessen auch beobachten, wie die Menschen auf jemanden reagieren, die auf einmal ein Buch aus ihrer Tasche holt, dessen Vordergrund die Frisur von Hitler zeigt.
Man erntet leicht verwirrte Blicke und die, die das Buch gelesen haben lächeln einen an.

Hier eine Stelle aus dem Buch, die mich zum Lachen gebracht hat.

"Sie haben keinen Pass? Keinen Personalausweis? Wie gibt's denn so was?"
"Ich habe nie einen gebraucht."
"Waren Sie denn nie im Ausland?"
"Aber sicher, Polen Frankreich, Ungarn ..."
"Ja gut, das ist ja innerhalb der EU ..."
"Oder in der Sowjetunion."
"Und da kamen Sie ohne Pass rein?"
Ich überlegte kurz.
"Ich kann mich nicht erinnern, dass mich jemand danach gefragt hätte", antwortete ich gewissenhaft.
"Seltsam. Aber Amerika! Ich meine, Sie sind sechsundfünfzig - waren Sie nie in Amerika?"
"Ich hatte es ernstlich vor", sagte ich indigniert, "aber ich wurde dann leider aufgehalten."
 
07.06.2013 | Ahu Kader 
 
 

2. Juni 2013

Berlin Günlügü 3

Cuma günü sabah saat dokuzda yine bir kaç politik görüşmemiz oldu. Bende yine her fırsatta otobüsten olsa bile bir sürü fotoğraf çektim.














Ve ben yine o binanın önündeyim :)




Görüşmelerden sonra öğlen birde öğle yemeği yedikten sonra Nasyonal Sosyalizme direnen insanların hikayesi anlatan bir müzeye gittik. Bilmiyorum Sophie Scholl kimliği size birini çağrıştırıyor mu ama ben onun fotoğraflarını görmekten ve hikayesini okumaktan mutlu oldum. Kadın gücü diyorum.






O zamanın Almanyasında entellektüel kesimin yazdığı kitapların yakilisini gösteren bir resim. Yahudilerin kitapları tabiki çoğunlukla.





Direnen kahramanlar.


Sophie Scholl


Bu müzeden sonra en çok merak ettiğim ve cuma günü heyecanla beklediğim yahudi müzesine gittik.
Yapı stili ile çok merak uyandıran ve çok meşhur olan bu müzede iki saatten fazla zaman geçirdik. Bu aralar kardesimde müze tasarladığı için her yerini çektim müzenin. Sizinle beni en çok etkileyen fotoğrafları paylaşacağım.

Tamamen demirden olan bu binaya sag taraftaki sari binadan giriliyor. Güvenlik kontrolünü gectikten sonra yer altindan demir binaya ulasiyor ve müzeyi gezmeye basliyorsunuz.


Kafeterya bölümü.






Giris biletim. Üzerinde 'Yahudiler secilmistir' yaziyor. Ne kadar aci ve ne kadar ironik.

Müzeye girdikten sonra camlardan bulundugunuz yerin diger tarafalarini görüyorsunuz.


Müze eksenlerden olusuyor. En alt katta, yani yerin altinda oldugunuz bölümde eksenlerin üzerlerinde sehir isimleri yaziyor. 



Buda müzenin plani. Elimde saatlerce dolandim. Bunun sayesinde ilk olarak görmek istedigim bölümleri buldum.
Sizde bu sayede eksenleri görmüs oluyorsunuz efendim.




Sürgün bahcesi. 49 beton blok ve tepelerinde zeytin agaclari var. 













 Burasi soykirim kulesi. Kapidan disariya cikiyor kulenin icine giriyorsunuz ve bu isiktan baska hic bir isiklandirma yok. Insanin tüyleri diken diken oluyor.


Soykirim kulesi
 Birinci katta bir galeri vardi. Galerinin sonunda sola saptiginizda bir bölüme geliyorsunuz. Bu bölümde yerde 10.000 tane demir yüz görüyorsunuz. Yüzlerin bir tanesi bile digerine benzemiyor. Üzerlerinden yürüdügünüzde felaket bir ses cikiyor. Mimar bu yüzler ile öldürülen yahudileri sembollestirmek istemis ve cikan sesin onlarin cigliklari oldugunu söylemis. En cok etkilendigim yer burasi oldu.













Demin bahsettigim sürgün bahcesindeki 49 kuleler. Birinci kattan camdan cekince üzerinde ki zeytin agaclarini da cekme firsatim oldu.

Yahudiler nar agacinin ugur getirdigine inaniyorlarmis. Nar agacina asilan dileklerin yere düstügünde gerceklestigine inaniyorlarmis. Müzenin en üst katina geldiginizde  bir nar agaci var ve nar taneleri seklinde kagitlarin üzerine dileklerinizi yazip bu nar agacina asiyorsunuz.
Bende bir dilek tuttum.














O zamanin sokak isimleri ve yahudilerin geleneklerini ve göreneklerini anlatan binlerce sergi. 

 Ibranice harfler

Ibranice: Ahu Kader 














Sarmisaksiz yemek olurmu hic ?




 Camdan bahce görüntüleri


















Kendime birde Moses Mendelssohn parasi yaptim



 Müzenin her katinda yerde cikisi gösteren oklar vardi. Yoksa kaybolma imkani cok.


 Ve o zamanin afisleri.

Almanlar Yahudilerden bir sey satin almayin



Bu isareti gördügünde, bil ki Yahudi

Yahudilerden Yahudilere satis. 4'ten 5'e kadar.

Yahudilere burada hizmet yoktur.




 Cikista bir ziyaretci defteri vardi.


Ciktigimida tekrar giris binasinin resmini cektim.

Cuma gününün sonuna geldigimizde Berlin Kreuzberg'te türl lokantasinda acik büfe yemek yedik.

31.05.2013