30 Mayıs 2013 Perşembe

BerlinGünlügü 1


Merhaba blogcanlar. An itibarı ile Berlindeyim. Arkadaşımın düzenlediği bir geziye katıldım ve bu sabah saat 10'da Mainz istasyonundan yola çıktık. Sonra Frankfurt istasyonunda hızlı trene aktarma yaptık ve hızlı trene geçerek 15:25'de Berline vardık. Sonra bir otobüs şirketi 40 kişilik kafileyi aldı ve otelimize getirdi. İlk sorunlar burada başladı. Almanya genelinde sigara içilen otelin kaldığını hiç bilmiyordum. Odama girdiğimde masada bir kül tablası duruyordu ve oda kokuyordu.
Ayrıca banyonun lambası yanmiyordu ve bende bu yüzden resepsiyona indim. Gezi grubunda çocuklu çiftler var ve hepsi resepsiyonistin başında toplanmış ve başka oda istediklerini söylüyorlardı.
Almanya standartlarına göre çok erken bir saatte olan beste akşam yemeği yedik ve ondan sonra arkadaşlar ile metroya binip 4 durak sonra Berlinin göbeği olan bir yerde 'Potsdamer Platz'da' indik ve gezdik. Meşhur Sony Center'in bahçesinde bir lokalde kokteyl içtik. içki kullanmadığım için alkolsüz kokteyl seçtim. Tadı çok güzeldi.
Sizleri çektiğim resimler ile baş başa bırakıyorum.
Hizli tren ile yolculuk yapmak güzeldi. 



Berlin tren istasyonu 

Kardesim mimarlik okudugu icin onun icin bol bol binalari cektim.


 Metro sehirin üzerinden geciyor. Bende metronun girisini cektim. Cok güzel duruyor bence.



Alman demir yollari binasi. Burada en üst katta calistiginizi düsünsenize.


Sony Centere dogru giderken yerde ünlülerin adlarinin yazdigi yildizlar var.

 Sony Center






Sony Center'in bahcesinde oturdugumuz lokalin tuvaletlerinde yerdeki yapiskanlar ilgincti. Ve tuvalet kapilari.



29.05.2013

28 Mayıs 2013 Salı

Hep Anarşi'nin basinin altından çıkıyor bunlar

Evet, bu yazısında  bir hayal kurmamızı istemiş ve sonradan açıklama yapacağını söylemiş. Bakalım neler çıkacak.

Hayalim:
Tanıdığım yolu otobüsle gitmek yerine yürüdüm bu sefer. Burası Mainz şehrinin meşhur bir şatosu.
Tam on bir yıl önce bu satonon bir odasında lise mezuniyet törenim ardından da bahçesinde eğlence olmuştu.


Herkes o büyük salonda eğlenirken ben tuvalete gitmek için dışarıya ciktim ve merdivenlerden bir üst kata çıktım ve kapı kolu yeşil olan bir odaya girdim.
Oda çok büyüktü ve camlar açık olduğu için perdeler hafif sallanıyordu.
Bu oda bir yatak odasiydi ve odadan ne mi aldım?
Makyaj masası üzerinde duran ahşap bir tahta kutu. Kapağının üzerinde yusufçuk desenleri vardı. Kutunun kapağını açınca içinden bir balerin çıktı ve dans etmeye başladı.
Bu balerinin etekleri tüldendi ve elbisesi yeşildi.
Bayıldım. Hep böyle bir kutum olsun istemiştim.
Şarkı olarakta hiç tanımadığım ve daha önce hiç duymadığım bir ezgi çalıyor.

***

Aldığımız eşyayı çizmemizi istemiş Anarşi fakat bir kaç deneme yaptım beceremedim. Bu yüzden detaylı olarak anlatıyorum. Merak ediyorum sonunda ne çıkacak. Bayılıyorum kız ben senin bu olaylarına.
Öptüm

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Berlin Günlüğü



Şimdi ben Çarşamba günü Berlin'e gidiyorum. Bilgisayarımı yanımda götüreceğim fakat yoğun bir planım olduğu için ve her gün yazamayacağım için sonradan blogumda yayımlamak üzere bu ufak defteri Berlin günlüğü yaptım.
29.05.2013 sabah 9:30'da trenim kalkıyor.
Berlin yolcusu kalmasın.

27.05.2013

Yollarımız 7 gün sonra ayrılıyor


Yıllar önce Aldi'den aldığım dijital kameramı Ebay'de açık arttırmaya çıkardım. Çünkü hiç bir işe yaramıyor. Ne yaparsan yap, fotoğraflar bulanık çıkıyor. Renkler ya çok açık, yada çok koyu çıkıyor. Binlerce ayar denedim ama hiç biri işime yaramadı. Sonra alırken yaşadığım heves kursağımda kaldı ve dijital kamerayı bir kenara atıp cep telefonunu kullandım. Babamın eski analog kamerasını kullandım. Ara ara tekrar deneyeyim deyip bu kamerayı elime alsamda sonuç hep hüsran oldu. Bu gün karar verdim ve dedim tamam kamera seninle olan arkadaşlığımız sona eriyor. Sana ne kadar para verecekler açık arttırmada bilemem ama yollarımız 7 gün sonra ayrılıyor.

Bir sonraki aşama ise senden gelen paranın üzerine biraz daha koyup bu kamerayı almak. Canon'in iyi bir marka olduğunu düşünüyorum. Ne olursa olsun, senden daha iyi fotoğraflar çekeceği kesin. Hadi bakalım, biraz kendini insanlara güzel göster de ona göre 'yok mu arttıran?' diye bağırttırma beni. :)

26 Mayıs 2013 Pazar

Gittim: Münih, arkadaşlarımın düğünü

25. Mayıs 2013 gününü düğün günü olarak seçen arkadaşlarımız düğünü Münih'te gerçekleştirdi. Cumartesi sabah yediyi çeyrek gece araba ile yola çıktık. Trafik fazla sıkışık değildi. Yer yer tıkanıklıklar oldu, buda şampiyonlar liginin final maçını Münihte seyretmek için giden futbolseverlerdi.
Yolda iki kere mola verip kahve ihtiyacımızı giderdik ve 11'de oteldeydik.
Chekin yaptık ve herkes hazırlanmaya başladı. Çünkü saat ikide kilisede olmamız gerekiyordu. Arkadaşlarımızın dini nikâhı kiyilacakti. Otel odam harikaydı. Düğünden sonra harika bir uyku çektim, iki saatçik olsa bile.

Kilisede nikah kiyildiktan sonra herkes kutlamanın olacağı restorana geçti ve orada elimize ufak balonlar verdiler. Balonların ucunda çiftin fotoğrafı vardı. Havanın soğuk olmasına rağmen mantarların verdiği sıcaklık sayesinde restoran bahçesinde ayakta sohbet edildi. Sonra hepimiz birlikte sokağa çıkıp elimizde ki balonları gökyüzüne bırakıp ciftimiz için güzel dileklerde bulunduk.

Kilise

Balonlar


Çiftimiz


Gökyüzünde balonlar

Alman geleneklerine göre büyük bir kumaşın üzerine kalp şekli dikiliyor ve kalbin içine çiftin adı ve düğün tarihi yazılıyor, sonra bu kalbi çift birlikte kesiyor. Kim kendi yarimini daha çabuk bitirirse kazanıyor. Sonra çift kalbin içinden geçiyor. Uğur getirdiğine inanılıyor.
Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere gelin kendi yarimini daha çabuk keserek kazandı.













Bütün bu etkinliklerden sonra restorana geçtik ve ciftimiz pastalarını kesti ve ayakta kahve eşliğinde pasta yedik. Pastadan sonra akşam yemeği için düzenlenmiş masalara geçtik.




Masalar çok güzel süslenmişti. Masalarda camlar vardı. Çamların içinde su vardı ve taze güller. Her yer çok güzel kokuyordu. Alman düğünlerinde sevdiğim bir özellik ise nerede oturacaginizin belli olması. Çünkü çift kimin kiminle bir arada oturması gerektiğine karar veriyor ve böylece genellikle tanıdığınız arkadaşlarınızın yanına düşüyorsunuz. İsimler güzel kurdaleler üzerine yazılmıştı ve bunlar da şarap bardaklarımıza yerleştirilmişti. Hatıra olarak kurdalemi aldım tabi ki.




Hepimizin önünde ufak bir kese vardı. Kesenin içinde puzzle parçaları vardı ve herkes puzzle parçalarını birleştirip büyük bir puzzle'yi tamamladı. Bittigimizde sonunda sadece iki parça vardı ve bu parçalar Susanne ve Philipp'e aitti. Bu parçacıkları bulmak zorundaydılar. Çamların önünde bulunan bir saksıda parçalarını bulduktan sonra puzzle'yi tamamladıktan sonra böylece balayına gitmek istedikleri Amerikadan bir tabloya sahip oldular.










Bir gün Amerika'ya muhakkak gitmek istedikleri için bunun için para biriktiren çifte bizde arkadaşlar ile birlikte bir cam kasenin içinde hamurdan ada yaptık ve onlara hediye edeceğimiz paralar ile bu kaseyi süsledik. Sandallar, palmiyeler, şemsiyeler yaptık. Çok tatlı oldu.


Yemekler de harikaydı. Davetiyelerini gönderdiklerinde nasıl yemek tercih ettiğimizi de soran arkadaşlarıma vejeteryan yemekleri istediğimi bildirmiştim. Böylece domuz eti sunulmayacagindan emin oldum ve mangalda kızartılmış peynirin tadı harikaydı ve çok doyurucuydu. Bundan önce başlangıç olarak salata ve ardından tatlı ikram edildi.



Gecenin geç vakitlerine kadar oyunlar oynandı, dans edildi. Gece on iki olduğunda ve yeni gün başladığında aniden oturdukları yerden ayağa fırlayan arkadaşlarım benim için doğum günü şarkısı söylediler ve beni teker teker kutlamak için sıraya girdiler. O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Yüzümde ki bir anlık şaşkınlık ifadesini asla unutmayacaklarını söylediler. Düşünsenize oturduğunuz salonda 25 kişi birden aniden ayağa sıçrıyor ;)

Buda dogum günü hediyem

Sabah dörde kadar eğlenip restorana 500m uzaklıkta olan otelimize gittik. Ciftimiz evleri yakın olmasına rağmen geceyi otelde geçirdi ve bu sabah hep birlikte kalkıp kahvaltı ettik. Arkadaşlarımızdan vedalastik ve evlerimize dağıldık.
Geçen sene biri 31. yaş gününü bu güne kadar hiç gitmediğin Münih'te geçireceksin ve etrafında çok sevdiğin insanlar olacak deselerdi, inanmazdım.

Arkadaşlarıma ömür boyu mutluluklar diliyorum.