30. April 2013

Pia'nin gerçek yüzü

Ahu: Sen şimdi senin için çizdiğim resmi bloga eklememi istemiyormusun? diye sorduktan sonra çizdiği resimi whatsapp ile Pia'ya göndermiş bulunan Ahu kız 'istediğin yere köy canım, tam bir beşaret olmuşum' diyen Pia karşısında 'ne diyor bu ya, beşaret ne demek' diye kalan Ahu kız hemen internette sözlükten beşaret kelimesinin anlamını arar ...


Bknz.: Türkce anlami: beşaret; (arapça) kadın ismi 1. müjde, muştu, iyi haber. 2. güler yüzlülük, gülümseme.

Not: Benzetme kabiliyetimin oldugunu düsünmüyorum. Sadece sekil ve durus olarak ciziyorum ve elimden geldigince benzetmeye calisiyorum. Bu resim Pia'nin bana göndermis oldugu bir fotografindan. 

29. April 2013

Dost Mesaji

Dost Mesaji


Ne diyebilirim ki? Cok güzel dostluklar edindim ben bu blog sayesinde.
Kac gündür üzgün resimler ekleyince en sonunda bu gün Pia dayanamayip mesaj atti bana. Cok tesekkür ederim canim benim ya. Ne güzel bir sey böyle deger görmek.

Tanti


Ne kadar umudun rengi yeşile boyarsan boya saçlarını,
bazen yüzün ellerinin içinde beklersin böyle ...

28.04.2013

***
Sevdiğiniz bir insanın sevdiği bir insani kaybetmesi üzer mi sizi? İnsan olanı üzer bence.
Bende dün üzüldüm.
Sevdiğim bir arkadaşım çok sevdiği bir insani kaybetti.
O yaşlanmıştı artık. Alt kapı komşusu alman teyze, yani Tanti diyordu ona.
O büyütmüştü arkadaşımı. Annesi babası çalışmaya giderken Tanti ilgileniyordu onunla ve abisi ile.
Kocası ile birlikte çocuklar ile geziyorlardı. Evlerinde sevgi ve emek sarf ediyorlardı onlara.
Yabancı bir ülkenin yabancı çocukları olmalarına rağmen, hiç bir zaman ayrı olduklarını, farklı olduklarını hissettirmeden kendi çocuklarına ve torunlarına verdikleri sevgiyi veriyorlardı onlara.
Tanti dün veda etti bu dünyaya. Ben hiç tanışmadım kendisi ile fakat arkadaşımın anlattıklarından biliyorum.
Bir zamanlar benim de bir Tantim vardı. Çok severdim, üst sokakta otururdu.
Çocukları çok uzakta yaşıyormuş, öyle derdi.
Sıkı sıkı kapalı olan evinin kapısını bana açar, beni içeriye alır o kocaman evde dolanmama izin verirdi.
Hiç birşeyi ellemeden, kırıp dökmeden karıştırırdım evini. Çok ilginç gelirdi. Porselenleri ve mutfağını hatırlıyorum.
Paskalya'nın ne olduğunu, renkli yumurtaların çocuklara mutluluk vermek için hazırlandığını ondan öğrendim.
Elime her seferinde çukulata sıkıştırırdı.
Sonra biz başka bir sokağa taşındık ama Tantimi yinede görmeye giderdim.
Sonra Tantim vefat etti. Çok üzüldüm. Evini satışa çıkardılar sonra. içine taşınan insanlardan nefret ettim bir süre. Çocuk aklımla çünkü o ev sadece benim Tantimin olabilirdi ve başkası girmemeliydi.
Sıkı sıkı kapattığı kapının ağzı açık, sakin sessiz bahçesini çocuk sesleri kapladı sonra.
Ben şimdi o sokaktan geçerken dolar gözlerim.

Not: Teyze kelimesinin almancası Tante. Tanti kelimesini ise teyzecik olarak çevirebiliriz.

27. April 2013

en iyi ilaç BaBa



Bazen uyumak en iyi ilaç BaBa.
O an herşeyi unutmanın tek yolu …

27.04.2013

26. April 2013

Yorgunluk


Yorgunluk bazen dudak kıvrımında.
Gülümseme kaybettiren.
Bazen de göz kenarında dalgalar seller bahşeden.
Bir burun direği sizlamasi onunki.
Hasret kokusu tattıran.
Yorgunluk …

26.04.2013

24. April 2013

Kahvalti Masasi



Bir kahvaltı masası tadındadır dostluklar.
Oturmalara doyamazsınız.
İçilen su kadar berrak, yalansız, çıkarsız ...
Bir peçetenin yeşilliği kadar umut besler yarınlar.
Şen kahkahalar sarar etrafınızı.
Böylece unutulur bıçak yaraları.
Bir su kadar berrak ve kahvaltı masası tadında olmalı dostluklar.

24.04.2013 Ahu Kader 

23. April 2013

Luna (Danbo)

Ich kannte Danbo nicht, bis Herr MiM sich einen kaufte und ihn "George" taufte. Seit dem nimmt er ihn anscheinend immer mit und teilt witzige Bilder, in denen George die Hauptrolle spielt.Eine Freundin von mir hatte vor kurzem den Versuch gestartet sich einen Danbo zu basteln, doch scheiterte sie daran, dass sie nicht so viel Geduld aufbringen konnte. Heute Mittag sah ich dann wieder einen Blogbeitrag von Herr MiM, im dem George wieder unterwegs war und hatte mir vorgenommen mir einen eigenen anzulegen.Heute habe ich dann eine Vorlage, die ich aus dem Internet gefunden habe ausgedruckt und mir einen Danbo gebastelt. Die ganze Aktion hat mich ungefähr eine Stunde gekostet und nun ist Danbo da und ich habe sie, ja mein Danbo ist eine Sie, "Luna" getauft.Sie ist nicht so stabil wie George, da sie aus einem DIN A4 Blatt gebastelt wurde. Ich sollte die Tage mir noch mal eine aus härterem Papier basteln. Bis dahin muss sie wohl zuhause bleiben, oder ich muss mir eine Dose anlegen, in der ich sie mit mir mitnehmen kann. 
Und wenn ich dann bald mal eine kleine Marvin-Figur bekommen habe, werden sie gute Freunde ;) 
Bir kaç ay önce alman bir bloggerin sayfasında Danbo'nun ne olduğunu öğrenmiştim. Herr MiM kendisine bir Danbo ısmarlayıp adını George koymuştu. O günden sonra blogunda George ile çektiği şirin fotoğraflar paylaşıyordu.

Sonra Danbo'yu birde sevgili Pia'da gördüm. Anladığım kadarı ile kendisine bir Danbo yapacaktı ama vazgeçti.

Bu gün öğlen ofiste otururken yine Herr MiM'in paylaştığı bir kaç şirin fotoğraf vardı ve eve dönünce kendime bir Danbo yapmaya karar verdim. İnternetten bulduğum bir sablonun çıktısını aldım ve yaptım. Yaklaşık bir saatimi aldı.
Danbom bir bayan ve adını Luna koydum. Luna sadece tek dal beyaz bir kâğıttan yapıldığı için tabiki pek hassas.
Ya evde kalması gerekiyor, yada onu taşıyabileceğim bir kutuya ihtiyacım var. Çantamda ezilir yazık kizcagimiza. Yarın öbür gün daha sert bir kâğıda çıktısını alıp tekrar bir tane daha yaparım.
Bir gün birde Marvin figürüm olunca çok iyi arkadaş olacaklar ;) 

23. Nisan Cocuk Bayrami - 23. April Kindertag

Herkesin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Unutturmak isteyenlere inat içinizde ki çocuğu unutmayın.

Ich wünsche allen einen schönen Feiertag der Nationalen Souveränität und des Kindes. Sträubt euch gegen die, die diesen Tag in den Hintergrund schieben wollen und lässt das Kind in euch feiern.

Wikipedia:
Der Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (türkisch, dt. Feiertag der Nationalen Souveränität und des Kindes, auch 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 23 Nisan heisst 23. April) ist seit 1921 ein offizieller Feiertag und Kindertag in der Türkei und der Türkischen Republik Nordzypern. Er ist zudem der nationalen türkischen Souveränität gewidmet und wurde eingeführt, um der Eröffnung der Nationalversammlung sowie der Konstitution des ersten freien Parlaments des Landes am 23. April 1920 unter dem Staatsgründer M . K. Atatürk zu gedenken. Er widmete jenen Tag unter dem Motto Unsere Kinder sind unsere Zukunft (Çocuklarımız geleceğimizdir) den Kindern.[1]
Das 23 Nisan Kinderfest ist das größte Kinderfest in seiner Art. Alle Kinder, gleich welcher Nationalität, ungeachtet der Kultur, Ethik und Religion, sollen an diesem Tag zusammenkommen und miteinander feiern. Die Zielsetzung der Veranstaltungen ist es, Kinderrechte international zu fördern und ein friedvolles Zusammenleben zu erreichen; das Fest soll zur Brüderlichkeit, Liebe und Freundschaft zwischen den Kindern beitragen.
Seit 1979 trägt der Feiertag den erweiterten Titel Internationales Kinderfest und wird auch in anderen Ländern gefeiert.

Ciziyorum ben ya :)

Biraz abarttim galiba :)
Olsun, zevk aliyorum ben bundan.


Buda öglen paylastigim resimin renklendirilmis hali

Anarsik oldum sizin yüzünüzden



Sevgili Anarsi'yi Facebookta ki resmine bakarak cizdim. Orada ellerini yüzüne kapatmis, sanki beni cekmeyin der gibi. Ben tabi ki daha o kadar becerikli olmadigim icin eller detayini cizemedim ama ona göre bir kac satir düstüm.
Benim resimler koca kafalilari andiriyor fakat benim istedigimde bu zaten. Konusan yüzler ;)


Yorum

Sevgili 4 okuma listeme aldigim bloggerlerden bir tanesi. Daha yeni karsilastim kendisi ile ve yazilarini cok begendim. Kendisi ilginc bir yazi yazmis ve altina yorum düstüm. Asagida okuyabileceginiz yorum biraz düsündürsün herkesi. Soruyorum bende size, sadece mutsuz olunca mi yaziliyor?

Nedense bu düsünce herkeste var. Sadece mutsuz olunca yazi yaziliyor diye düsünüyor insanlar. Yada birseyler ters gittiginde kaleme ve kagida sarildigimizi zannediyorlar. Halbuki yazmak insani rahatlatiyor. Yeri geliyor bogazimizda sinirden yumruk olan duygularimiz dökülüyor, kimi zaman o an mutluluktan cildirdigimiz icin ifade edemedigimiz kelimeler kagida dökülüyor. Bence biz cok güzel bir sey yapiyoruz. :) Bu arada bunu blogta yayimlamak gerekli. Güzel yazdim gibi bir his düstü icime ;)

22. April 2013

Dondurma Delisi


Anarşi ve ben

Sevgili Anarşi'nin yani Özlem'in kalbinin temizliğine ve samimiyetine inanmış bir insanım. Kendisi ile maillesmelerimiz oldu. İlk fırsatta mektup arkadaşı da olmaya karar verdik. Yazılarını severek okuyorum ve son zamanlarda yazılarını paint ile çizdiği çok şeker resimler ile süslüyor. Bende özel bir program kullandığını sanmış, paint ile çizdiğini öğrenince hayretler içinde kalmıştım. Bende iki gündür resim çizmeye çalışıyorum, bu yüzden o ani ölümsüzleştirmek istedim. Ayrıca Özlem'e ve bana çok güzel bir hatıra olur.


Huzur buldum ben

İki gündür resim çiziyorum. Eskiden cizerdim bir ara çubuk insanlar ile anlatmak istediklerimi anlatırdım defterlerimin kenarında. Şimdi yine tuttuğum notları resimler ile süslemenin peşindeyim. Ama yüz göz çizmek iyi hoşta, bir gövde çizmek çok zor benim için, birde saç. Resimi ciziyorsun, çok güzel oldu diyorsun, saç ekliyorsun bozuluyor.

Bu gün sabah Eda'ya göndermiştim dün akşam cizdiklerimi beni biraz motive etti ve beni de ciz dedi.

Buyurun Ahu kız kendini çizgiye verdi. Çizdiğim resimleri
 http://ahukader.tumblr.com 'a yüklüyorum. Oraya yüklemesi daha basit.


Hiç bir şey sonsuy değildir. O yüzden hep gülümse.



Biraz kokoş, biraz mutlu. 


Selam ben Balık. Kıvanç'ı görmeye gelmiştim.
Not: Eda'nın elinde tuttuğu kağıdın üzerinde ki kelebeğe dikkatinizi çekerim :)


Spring behind the window

19. April 2013

Freitags-Füller # 211


  1. Es ist mir viel zu kompliziert, mich einigen Menschen zu erklären.
  2. Ich gehe nicht in ein Nagelstudio.
  3. Ob man irgendwann alles erreicht, was man will?
  4. Dass Menschen anhand von Texten sich Meinung über die Charaktere der Schreiber bilden, ist schier unfassbar.
  5. Das Leben ist für mich ein Geschenk, das man schätzen sollte.
  6. Hier schreibe ich gerne.
  7. Was das Wochenende angeht, heute Abend freue ich mich auf die Ruhe zu Hause, morgen habe ich einen Besuch bei meiner besten Freundin geplant und Sonntag möchte ich Ruhe, denn ich mag Sonntage nicht! 
Hier gibt es noch sehr viele Freitags-Füller 

    17. April 2013

    Die Reader-Suche

    Nachdem Google vor ein paar Wochen bekannt gegeben hat, dass er seinen Reader zum Juni einstellen wird, sind viele Blogger auf der Suche nach einem Reader, um weiterhin ihre verfolgten Blogs lesen zu können.Ich selbst habe auch ziemlich lange nach einem gescheiten Reader gesucht. Die Reader, wie Akregator, Liferea und Blam haben mir nicht gefallen.Viele Blogschreiber haben sich auch bei Bloglovin angemeldet, was ich auch gemacht habe, nur hat mich das auch nicht zufriedengestellt. Auf meinem Handy benutze ich die App feedly, die es auch als ein Addon für Firefox gibt. Man kann sich mit seinem Google-Account einloggen und kann die per GFC (Google Friend Connect) eigespeicherten Seiten lesen, aber auch neue Feeds einspeichern. Für mich hat die Suche ein Ende genommen.

    .



    Ein wenig Leben. Ein paar Blumen. Eine Kiefer, die mal klein war, als ich klein war. Ein wenig ich.

    Biraz hayat. Biraz çiçek. Yıllar önce siz küçükken küçük olan bir çam ağacı. Biraz ben.

    Sevda Ayraçları

    Sevda'yı instagram da #okumahalleri haştagı sayesinde tanıdım. Okuduğu kitapların fotoğraflarını paylaşıyordu. Birde baktım ki #lesen yani almanca okumak anlamına gelen kelimeyi de kullanmış. O an anladım ki, karşımda benim gibi bir gurbet kuşu var.
    Sonra Sevda kendi çizdiği ve ayraç kızları adını verdiği ayraçların fotoğraflarını paylaşıyor. Hepsi birbirinden güzel. Yaptığım yorumlarda bu ayraçları muhakkak satmasını bir şekilde emeğinin karşılığını almasını söyledim. Bu kadar güzel ve tatlı ayraçlara da muhakkak alıcının çıkacağından emindim.
    Sevda güzel yüreği ile çizdiği ayraşlarını blogunda yazdığı bir postta tanıttı ve içinden secebilecegimizi ve hiç bir şey istemeden bize göndereceğini yazdı. Bende bu çizmeli kıyçe adını verdiği kızçeye talip oldum.
    Bu gün elime geçti kızçe. Çok sevimli, çok tatlı.
    Kendisine çok teşekkür ediyorum. Sizde artık bana gönlünüzden ne koparsa gönderirsiniz demişti, gönlümden şimdi ona bir sürü güzellik geçiyor. Bakalım ne bulup göndereceğim.


    12. April 2013

    Ich bin eine Seidenraupe, wenn ich nur ein Schmetterling sein könnte


    Wer sagt, dass Schmetterlinge ein kurzes Leben haben? Vielleicht ist unsere Wahrnehmung der Zeit anders. Oder wir wissen es einfach nicht, dass unser Leben kürzer als das eines Schmetterlings sein kann. Und als würden wir niemals sterben, verschieben wir sämtliche Sachen vor uns her …
    Die Liebe, ihr/ihm unsere Liebe zu sagen, unsere Mutter zu umarmen …
    Vielleicht reden die Schmetterlinge über uns. Die Lebensdauer der Menschen ist zwar lang, leider packen sie es nicht, sie mit Schönheiten zu schmücken.

    10. April 2013

    Himmelstänzerin/Tienanmen'de Isyan | Shan Sa

    Kitap Açıklaması
    Çinde kalabalık bir öğrenci kitlesi, ‘demokrasi ve özgürlük isteyerek gösterilere başlamıştı. Hükümet, öğrenci liderleriyle anlaşmaya çalıştıysa da protestolar giderek büyümüş, sonunda ordu göreve çağrılmıştı. Pekine yürüyen öğrencilerin toplandığı Tienanmen Meydanında askerler göstericilere ateş açınca, 3 Haziran günü binlerce öğrenci hayatını kaybetmişti. Genç Çinli yazar Shan Sa,‘Goncourt İlk Roman Ödülünü kazandığı Tienanmende İsyan adlı bu kitabında, bu kanlı olayları pastoral bir ezgiyle yorumluyor. Genç öğrenci lideri Ayamei, kıyımdan sağ kurtulmuş, sığınabileceği bir yer aramaktadır. Askerler peşindedirler. Ayameinin evinde arama yapan genç bir subay, onun günlüğünü bulur. Günlüğün sayfalarını okudukça, bu zeki, duyarlı çocuktan çok etkilenir. Genç adam, peşindeki askerleri atlatmış, çoktan Pekinden uzaklaşmış, kırlara çıkmıştır. Dünya kurulduğundan beri hep son sözü söyleyen doğanın kucağındadır artık.

    Ahu'nun Açıklaması
    Kitabı yine her zaman severek girdiğim kitapçıdan 1 €'ya satın aldım. Zaten beni hep bu ucuz diye aldığım kitaplar batırıyor. Bir daha almayacağım, evdekileri okuyup bitireceğim diyorum, dayanamıyorum.
    Kitap açıklamasından da anladığınız üzere çok heyecanlıydı. Ayamei'nin yakalanıp yakalanmiyacagini merak ettim. Baş kaldırdığı için takip edilmesine kızdım. İki günde heyecanla okuduğum kitapta subayın Ayamei'ye aşık olacağını tahmin ettim.
    Fakat kitabın sonunu beğenmedim. Ben daha farklı birşey bekliyordum.
    Sonunda ne olduğunu söylemiyorum, olurda sizin de elinize geçerse okuyun derim.

    ***

    Klappentext

    Aus dem Französischen von Elsbeth Ranke. Peking, 4. Juni 1989. Panzer rollen durch die Straßen. Ayamei, die revoltierende Studentin, und Zhao, der regimetreue Soldat, laufen durch die dunkle Stadt. Der Platz des Himmlischen Friedens ist bedeckt vom Blut der Kinder des modernen China. Ayamei flieht, zunächst ans Meer und schließlich ins Gebirge. Ein Weg der Schönheit und der Poesie eröffnet sich der jungen Frau in den unwegsamen Höhen, die bis in den Himmel reichen. Doch gnadenlos hetzt der Jäger seine Beute und folgt ihrer Spur, um seine grausame Pflicht zu erfüllen.

    Wieder einmal ein Buch, das ich als Mängelexemplar für 1 € gekauft habe. Das Buch war sehr spannend. Alles fängt auf dem Platz des Himmlischen Friedens an. Eine Gruppe von revoltierenden Studenten wird von der Regierung angegriffen. 
    Am Tag der Revolte erwacht der Soldat Zhao im Lazarett auf und erhält Besuch.
    Zhao bekommt ein Foto von Ayamei vorgelegt und erfährt, dass er nach ihr suchen muss.
    Ayamei wird für die Revolte beschuldigt. 
    Währenddessen gewährt Wang mit seiner Frau zusammen Ayamei Unterkunft, da in der ganzen Nation nach ihr gefahndet wird. Nach Hause kann sie nicht.
    Zhao besucht Ayameis Eltern mit einem Untersuchungsbefehl in der Hand und führt dazu, dass Ayameis alter Vater durch die Angst an einem Herzinfarkt stirbt.
    Zhao findet Tagebücher von Ayamei, in denen er die kommenden Tage danach liest und ein wenig gefallen an ihrem Charakter findet.
    Wangs Nachbarn melden sich bei der Polizei und somit werden er und seine Frau von der Polizei verhört. Doch hat Wang schon längst Ayamei zu seinen Eltern gebracht, die außerhalb der Stadt an einer kleinen Küste wohnen. 
    Zhao findet eine Spur und folgt Ayamei an die Küste. Ayamei ist schon längst in den Bergen und Zhao muss mit seiner Truppe tagelang in den Bergen und den Höhlen weiterhin nach ihr folgen.
    Am Ende hätte ich erwartet dass Zhao Ayamei erwischt und nochmal im Gefängnis verhört und eigentlich der Meinung ist, dass sie unschuldig ist, doch Zhao entscheidet sich, sie laufen zu lassen.
    Als er auf den Bergen mit seinem Fernrohr auf die gegenüberliegenden Berge schaut und Ayamei ihm auf einmal im Blickwinkel erscheint, zuckt er zusammen und antwortet dem Soldaten, der wissen möchte, was er denn gesehen hat mit "Nichts".


    8. April 2013

    Balıklı bir gün

    Sabah yedide kalkıp koştur, koştur okula gidip saat on da olan dersine yetişmek için can atan, ondan sonrada dersin 11:45'te olduğunu fark eden Ahu kızdan selamlar blog.

    12:30'da Mainz istasyonunda Eda'ya buluşmak için randevu veren, sonrada dersinin aslında 13:15'de biteceğini fark eden Ahu hemen Eda'ya bir mesaj atar ve 14:00'de buluşmak için yeni bir randevu ayarlar.

    Dersten çıkıp büyük bir heyecanla Mainzin yolu tutulur.

    Eda ile buluştuktan sonra ilk önce biraz sokaklarda dolandık ondan sonrada bir dönercide karnımızı doyurduk. Sonra Eda beni daha önce gitmediğim ufak ama çok şirin bir kafeye götürdü.





    Sonra herkes cep telefonu ile kendini çekiyor, ben beceremiyorum hadi deneyelim dedim ve böylece hatıra olarak kalacak bir kaç fotoğrafımız daha oldu Eda ile.






    Çok güzel bir gün geçirdik yine. Analog kameralarimizla fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedik. Bakalım onlar nasıl çıkacak. Filimler dolsun, fotoğraflar yapılsın, onları da burada yayımlarım.

    Edacigim bana İngiltere'den çok tatlı hediyeler getirmiş. Çok mutlu etti benim. Hadi hepinize selamlar blogcanlar.






    Ahu Kader

    7. April 2013

    BAZINGA

    Unser Professor Herr Jarass stellte vor ein paar Tagen auf seiner Homepage ein Rätsel und versprach demjenigen, der eine richtige Lösung per Email einschickt 20 €.
     Für die, die die Lösung nicht finden bot er an, dass er Ihnen gegen 10 € die Lösung zuschickt.


    Daraufhin bekam er von Max, einem Kommilitonen folgende E-Mail:
    Max DUCKWITZ, Informatikstudent mailte am Di, 02.04.2013: "Sie geben auf ihrer Homepage an, dass Sie die Lösung für 10 € zumailen. Falls der Preis noch nicht vergeben ist: Bitte senden Sie die Lösung an existiertnicht@maxduckwitz.de
    Sie bekommen von meinem Server automatisch die Nachricht zurück, da diese Adresse - wie der Name vermuten lässt - nicht existiert inklusive einer Kopie ihrer E-Mail mit der korrekten Lösung unter meinem Namen und ich gewinne 20 €. Abzüglich der 10 € für ihre Mail mit der korrekten Lösung bleiben mir 10 € übrig."
    Herr DUCKWITZ bekommt zu Recht von mir 10 €, da erst später festgelegt wurde, dass die Lösung erst dann für 10 € zugeschickt wird, sobald das erste Mal die richtige Lösung eingegangen ist.



    Nachdem das auf der Seite von Herrn Jarass veröffentlich wurde, habe ich mich darüber aufgeregt. Denn während andere sich hingesetzt und sich über das Rätsel Gedanken gemacht haben, hat Max es mit einem Trick versucht, auf den Herr Jarass leider auch noch reingefallen ist.Ich konnte mir es einfach nicht nehmen und sprach Herrn Jarass an und schickte ihm daraufhin folgende E-Mail:
    Hallo Herr JARASS, 
    mit dieser E-Mail möchte ich Ihnen noch einmal mitteilen, dass die Rechnung von Max DUCKWITZ bezüglich des Zypernrätsels auf Ihrer Homepage nicht aufgeht.Da Sie ihm die Lösung per Email an eine nicht existierende E-Mail-Adresse schicken und somit eine automatische Nachricht unter seinem Namen, mit der Lösung bekommen, har er Hilfe von einem Dritten angenommen, nämlich Ihre Hilfe.
    Mit freundlichen Grüßen,


    Ahu Kader ÖZMEN


    Daraufhin bekamen David und ich von Herrn Jarass folgende E-Mail: 
    Lieber Herr BROLL, bitte statt Zypern-Rätsel: So leicht kann man sich 10 € verdienen Schreiben: Lösungsversuch eines Informatikers: 0 Münzwürfe Am Ende mit neuer Zeile hinzufügen: Frau Ahu Kader ÖZMEN widerspricht energisch: "Da Sie ihm die Lösung per Email an eine nicht existierende E-Mail-Adresse schicken und somit eine automatische Nachricht unter seinem Namen mit der Lösung bekommen, har er Hilfe von einem Dritten angenommen, nämlich Ihre Hilfe." Tja lieber Herr DUCKWITZ, dumm gelaufen, Frau ÖZMEN ist noch schlauer als Sie. Liebe Frau ÖZMEN, Sie haben völlig recht. Danke. Ihr L.J.

    Und Max bekam eine E-Mail mit folgenden Inhalt:
    Lieber Herr DUCKWITZ, Tja lieber Herr DUCKWITZ, dumm gelaufen, Frau ÖZMEN ist noch schlauer als Sie (und ich). Ihr L.J.

    Ich bekam eine Nachricht von Max und antwortete mit dem Inhalt des Videos, das ihr unten sehen könnt. ;)


    Was Max danach noch unternahm und wie Herr Jarass darauf reagierte, kann man auf der Homepage verfolgen.
    Ich hatte meinen Spaß und BAZINGA :)

    6. April 2013

    Tarif: Cevizli Köseler


    Sevgili Yeliz instagram günlüğünde yayımladığım "Nussecken" tatlısının tarifini de yazsaydin ya demiş gönderdiği yorumda.
    Bende zaten yazmayı düşünüyordum fakat fırsatım olmamıştı.

    Buyurun "Nussecken" yani "Cevizli Köseler" tarifine.

    Hamuru için:
    130g yağ veya margarin
    130 Şeker
    2 Yumurta
    300g Un
    1 çay kaşığı kabartma tozu

    Üstü için:
    4 yemek kaşığı kayısı reçeli
    200g yağ veya margarin
    200g şeker
    2 paket vanilya şekeri
    200g çekilmiş fındık
    4 yemek kaşığı su

    Yapılışı:
    Hamur için sayılan malzemeleri hamur haline getirip önceden yagladiginiz fırın tepsisine (kare tepsi) yerleştirin.
    Hamurun üzerine 4 yemek kaşığı kayısı reçelini yayın.
    Üstü için saydığım malzemelerden 200g ya veya margarini, 200g şeker ve iki paket vanilya şekeri ile birlikte bir tencerede şeker eriyene kadar kaynatın.
    Fındıkla 4 yemek kaşığını da ilave edin. (Ben cevizde koydum, bademde, yani malzemenin gözünü çıkardım :))
    Bu karışımı da daha önce kayısı reçeli ile kapladiginiz hamurun üzerine yayın. (Karışımın soğumasına gerek yok)
    Sonra 175° derecede 25 dakika pişirin. Fırından çıkardıktan sonra biraz soğumasını bekleyin ve hamurunuzu üçgenlere kesin.
    Tamamen soğuduktan sonra pasta cukulatasi eritin ve Cevizli Köşelerin köşelerini batırın cukulataya, yada cukulatayi hamurun üzerine şekil vermek için kullanın.
    Bu tatlı Almanya'da fırından ekmek alırken alabileceğiniz bir tatlıdır ve çok güzeldir.
    Afiyet olsun.

    5. April 2013

    Terry Jones/Douglas Adams | Yildiz Gemisi Titanic

     

    Kitap Açıklaması 

    Leovinus, basamakları ikişer ikişer çıkarak merdivenin tepesine fırladı. Tek bir düşünce vardı kafasında. Ahir ömrünün büyük aşkı! İhtiyar kalbinin saplantısı! Zeki, tatlı, akıllı, şefkatli, sakin, cana yakın... Titania! Soluk soluğa gizli bölmeye daldı. Başı dönüyordu. İnsanda Leovinus'unki kadar kocaman bir baş olunca, dönmesini varın siz düşünün. Kusmaya başladı Leovinus. Tam karşısındaki dehşet sahnesine bakmaya dayanamıyor, ama yine de gözünü ondan alamıyordu: Titania, Titaniacığı, sevgili eseri, sevinç kaynağı... paramparça edilmişti. Odanın ortasında öyle yatıyordu, saçları ve kanatları, kusursuz bir çember oluşturarak kuşatıyordu gövdesini. Fakat o güzeller güzeli başı, parçalara ayrılarak şekilsiz bir hale sokulmuştu: Ağzı yırtılmış, gözleri oyulmuş, koparılan burnundan geriye ise içinden mikrodevreler fırlayan anlamsız bir boşluk kalmıştı.

    Ahu'nun Aciklamasi
    Douglas Adams'in Otostopcunun Galaksi Rehberi serisini okuyanlar bu kitabı muhakkak okumalı. Normalinde bir bilgisayar oyunu olan Yıldız Gemisi Titanic Douglas Adams tarafından yazılmak istenmiş, fakat hem oyunu hemde kitabı aynı anda bitiremeyecegi için Terry Jones'i kitabı yazması için seçmiştir.
    Yıldız Gemisi Titanic bir çiftin alıp otel yapmak istedikleri bir binaya çakılır ve binayı yerle bir eder.
    Bu çift ve arkadaşları kendilerini birden uzaylılar arasında bu yıldız gemisinde bulurlar.
    Geminin önemli bir parçası eksiktir ve muhtemelen çakıldığı anda kaybolmuştur.
    Ayrıca gemide her an patlayacak olan bir bomba vardır ve 1000'den aşağı saymaya başlar.
    Dünyaya dönmeye çalışan bu gurup bir yandan uzaylılar ile uğraşırken bir yandan bomba ile konustuklarinda bombanın kafasının karıştığını ve tam patlamak üzereyken yeniden 1000'den saymaya başladığını fark ederler ve böylece zaman kazanırlar.
    Çok güldüm. Bombanın tatlı karışık halini çok sevdim ve üç gün elimden birakmadigim bu kitabın bitmesini istemedim.

    ***

    Eine Bombe, die beim Runterzählen durcheinander kommt, da sie angesprochen wird und somit niemals explodiert.
    Eine Gruppe von Erdenmenschen, die sich auf einmal auf einem Raumschiff befinden, das in ihr Pfarrhaus eingekracht ist.

    Blerontiner
    , die von den Erdenfrauen auf ihrem Raumschiff entzückt sind und an nichts anderes denken können, als diesen Frauen zu imponieren.

    Und ein Buch, von dem es noch ein paar Erweiterungen geben sollte.

    Ahu Kader

    2. April 2013

    Dedelerime

    Bir adam düşünün ekmek parası için doğunun en güzel memleketlerinden biri olan Erzincan'dan İstanbul'a gelmiş ve iplik fabrikasında çalışırken işçilere yemek yaparım diyerek mutfağa geçmiş.
    Bu adam yıllar sonra eşi ve çocukları ile memlekete dönmüş ve orada da yine aşçılığa devam etmiş.
    Çocukları büyütmüş, okutmuş.

    Bir adam düşünün ekmek parası için memleketi Erzincan'dan Almanya'ya gelmiş. Çalışmış, çocuklarından bir tanesi ayak uydurmuş bu yabancı memlekete, diğerleri kalmak istememiş.
    İki adamın kardeş olduğunu düşünün.
    Aşçılık yapan Almanya'da yaşayan kardeşinin oğluna kızını vermiş, gurbet ele gelin göndermiş.

    Almanyalı yıllar sonra memleketine geri dönmüş.
    Ardında oğlunu ve yeğeni olan gelinini bırakmış.
    Çocukları olmuş bu gurbet kuşlarının. Çocukları büyütmüsler, okutuyorlar.
    Biri bilgisayar mühendisi olacak, diğeri mimar.
    Mimar olacak olan "Dede gelip Erzincan'a gökdelen dikeyecegim" diyor.
    Bilgisayar mühendisi olan ana dilinde hikayeler, şiirler yazıyor.
    Selam olsun bizim illere, selam olsun bizim ellere.
    Dedelerime armağanım olsun.

    02.04.2013 |Ahu Kader

    Erasmus ögrencileri

    Bu dönem üniversitemin Istanbul'da bulunan kardes üniversitelerinden erasmus ile gelen türk ögrencileri var. Kadir Has ve Bilgi Üniversitelerinden gelen ögrenciler genellikle iletisim ve mimarlik bölümlerinde yer aliyorlar. Az evel bir ögrenci geldi, bana ögrenci hüviyetini nereden alabilecegini sordu ingilizce olarak.
    Elime verdigi ögrenci bilgilerini gördükten sonra türk oldugunu anlayip türkce konusarak yardimci oldum ve ögrenci hüviyetinin daha bitmedigini söyledim. Baska bilgilerde sordu kendisi ve yardimci olabildim.
    Gecen dönemde benim türk oldugumu fark eden erasmus ögrencileri ufak bir ayrintida bile ofiste olmadigim günlerde, kampüste bana denk geldiklerinde hemen soru bombardimanina tutmuslardi beni. Demem o ki, yardim edebilmek güzel bir duygu hele ki ana dilde konusabilmek ve karsinda bulunan insanin türk oldugunu anladiginda gözlerinde beliren mutluluk ifadesi cok güzel.

    Ahu Kader