30 Mart 2013 Cumartesi

Seyrettim: The Help

Dayanamadım ve dün akşam hemen "The Help" filimini seyrettim. Normalinde ben kitapların filime dönmüş hallerini pek beğenmiyorum. Daha doğrusu okurken kendi düşünce özgürlüğümüz ile olayları hayal ettiğimiz için, çekilen filimlerde hayal ettiğim gibi karakterler bulamayinca, yada olaylar kitapta ki gibi anlatilmayinca hayal kırıklığına uğruyorum.
Fakat "The Help" güzel bir şekilde sinemaya uyarlanmış ve okurken hissettiğiniz tüm duyguları hissedebiliyorsunuz.
Miss Hilly'i den nefret edeceksin demişti arkadaşım Seda ve gerçekten de öyle oldu. Kitapta okurken kendisinden nefret etmiştim zaten, dün akşam filimide seyredince tam oldu.
Ne diyebilirim ki, harika bir kitap ve harika bir filim. Ön yargilarinizdan kurtulmak için, insanliginizi hatırlamak için çok uygun.
Seyredin.

***

Gestern hatte ich geschrieben, dass ich das Buch von Kathryn Stockett zu Ende gelesen habe und das Buch sehr schön fand.Nachdem mir auch geraten wurde, dass ich unbedingt den Film dazu schauen sollte, habe ich mir gestern Abend "The Help" angeschaut.Normalerweise bin ich bei Bücherverfilmungen sehr skeptisch.Ich finde nun mal die Bücher besser und bin dann meistens enttäuscht, wenn die Filme nicht so ausfallen, wie ich es mir beim Lesen vorgestellt habe."The Help" ist aber einer der Filme, der wirklich zum Buch passt. Ein schönes Buch, ein schöner Film. Sollte man gelesen und gesehen haben.

Ahu Kader 

29 Mart 2013 Cuma

Kathryn Stockett: The Help/Duyguların rengi


Bu kitabı arkadaşım muhakkak okumalisin diye elime sokuşturdu. Daha önce filimi olduğunu da duymuştum, konunun az çok ne hakkında olduğunu da biliyordum ama bir türlü okumaya fırsatım olmadı.
Kitabı ingilizce okudum. Beni hem çok etkileyen, hemde okurken çok yoran bir kitap oldu. Kitapta mürebbiyelerin kendi aralarında konuşmaları amerikan aksanı ile yazildigindan biraz zorluk çektim. Anlamakta değil, okurken konsantre olmakta.
Ama kitabın konusu çok güzeldi. Evlerinde kendi bebeklerini büyütmeleri için emanet edebilecek kadar güvendikleri siyahi mürebbiyelerin, yinede her an dolaplarindan değerli gümüş eşyalarını çalabilecekleri kanısında olan beyaz aileler.
Çok acı ve ilginç bir durum. Mürebbiyelerin bir olması ve yaşadıkları hakkında bir beyaz kadının sayesinde bir kitap yazmaları ile ortalık karışıyor. Kitabı okuyan beyaz kadınların kendileri olduklarını anladıklarında olaylar gelişmeye başlıyor. Fazla anlatmayayım. Çok güzel bir kitaptı, son sayfalarını dün akşam yutar gibi okudum ve ağlamamak için kendimi zor tuttum.


Kitap Açıklaması  
Renkler farklı olsa da duygular hep aynıdır. Farklı renkteki ellerin birleştiği bu romanda yer alan kadınları unutamayacaksınız Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya... Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem. Skeeter, Aibleen ve Minny... Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikâyeleri oldu. On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikâyesidir. Her okurun seçmesi gereken bir kitap...Yılın kurgu şampiyonu. Duyguların Rengi'nin bir konusu var. Gerçek ve önemli bir konusu...


***


Sie sagte: "Du musst dieses Buch lesen" und drückte es mir in die Hand. Ich wusste zwar davon, dass dieses Buch schon verfilmt wurde und auch ungefähr die Thematik, nur kam ich nicht dazu es zu lesen.
 Es war eines der schönsten Bücher, die ich gelesen habe und zugleich auch anstrengend. Die Stellen, an denen die afroamerikanischen Hausangestellten mit ihrem amerikanischen Dialekt gesprochen haben, waren sehr aufregend und auch schwer zu lesen.
 Das Buch ist so aufgebaut, dass man in den einzelnen Kapiteln jeweils den Hauptcharakteren aus der Ich-Perspektive folgt. Eine Zeit, in der weiße Familien ihren afroamerikanischen Hausmädchen ihre Kinder anvertrauen, damit sie sie erziehen, aber ihnen nicht über den Weg trauen und sich sicher sind, dass sie irgendwann mal das Silber aus den Schränken klauen. Traurig.
Skeeter, die gerade ihren Abschluss an der Universität gemacht hat, kommt in ihre Heimatstadt zurück und würde am liebsten wissen, was mit ihrem Hausmädchen passiert ist und fängt an ein Buch zu schreiben, in der sie über die afroamerikanischen Hausmädchen und ihre Erlebnisse schreibt. Dafür trifft sie sich heimlich mit den Hausmädchen im Haus von Aibileen, die als erstes Skeeter beiseite steht.
Als das Buch, das Skeeter geschrieben hat veröffentlicht wird und die weißen Herrschaften so langsam verstehen, dass es um sie in diesem Buch geht, nimmt alles seinen Lauf.
Ahu Kader 

28 Mart 2013 Perşembe

Duvarlar

Etrafınızda kurduğunuz duvarların size yarardan çok zarar verdiğini hiç fark ettiniz mi?
Kurulan duvarların kurulmasında önemli sebeplerin bulunduğu apaçık ortada.
Fakat size yaklaşmak için bu duvarları kırmaya çalışan insanların duvarlarınızı kırmaları yerine, kendilerini kirmalarina da izin vermeyin.
Sizinle ilgilenmek ve bir arkadaşlık kurmak için o duvara başını çarpıp kanamaya başlayan insanların değerlerini anlayın ve dostlugunuzu kazanmak için çırpınan, size zarardan çok yararı dokunacak insanlar için duvarlarınızı yıkın ve duvarların ardına geçmesine izin verin.
Hiç bir şey kaybetmessiniz. Aksine, etrafınızda bulunan güzel insanlar kazanırsınız.

Not: Ben o duvarlara carpa carpa nasir tuttum ;)

Ahu Kader

25 Mart 2013 Pazartesi

iPhone'un mu var, derdin var

Yaklaşık bir buçuk hafta önce cep telefonumu tamire vermiştim. Ara sıra takılıyordu ve ekranın sol tarafında sağ tarafta baştan aşağı doğru inen ince bir sarı çizgi vardı. Faturalı hattim olduğu için ve her ay tamirat için de bir aidat ödediğim için götürdüm telefonu tamir edilmesi için verdim.
Bana yaklaşık 7 hafta süreceğini ve bu aralar tüm iPhone'ların tamire gittiğini söylediler.
Bu gün cep telefonuma bir mesaj düştü. (Arkadaş bana yedek telefon vermişti sağ olsun) Cep telefonunuz tamirden geldi, gelip alabilirsiniz diye. Şok oldum, 7 hafta nerede, bir buçuk hafta nerede?
Ofisten çıktıktan sonra bir heves gidip telefonumu aldım ve eve geldim. iTunes'a daha önce kayıt ettiğim bilgilerimi aktardım telefona, telefonumu açtım bir de ne göreyim, o çizgi orada hâlâ duruyor.
Bana verdikleri tamir kâğıdında ise, sorunlu mekanik parçalar değiştirilmiştir yazıyor.

Cinlerim tepeme çıktı ve ben de hemen iletişim hattı üzerinden arayıp neyin tamir edildiğini sordum ve çizginin hala ekranda belirdiğini belirttim. Bayanın dediğine göre tamir edilmiş, istersem yeniden tamire verebilirmisim. Şimdi ben bu telefonu tamire verdiğim taktirde gerçekten tekrar 7 hafta bekleyeceğim ve o zamana kadar da faturalı hattım bitecek, çünkü ben bu şirkete olan bağlılığımı bitirdim. Altıncı ayın 26'sından itibaren başka bir şirkete geçebileceğim. Bıktırdılar, canımdan bezdirdiler beni.
Şebeke olmaz, şebeke olur interneti çekmez, ufacık dar alana girersin hemen hatlar karışır. Siz de beni telkin edin, Ahucum yok öyle bir şey, sen o çizgiyi sadece uyduruyorsun deyin. Hadi öpüldünüz.

Ahu Kader

Anarsi'ye tesekkürlerim ile

Blogcanlar, sablonum değişti, bannerim değişti. Daktiloyu çok severim. Anarşi bir zamanlar blogunda daktilo resmi kullanmıştı ve benim çok hoşuma gitmiştim. Kendisi sağ olsun bu resimi bana verdi. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Ahu Kader

22 Mart 2013 Cuma

Dizlerimi düşerek kanattigim günlerin bittiğini zannetmiştim

Dizlerimi düşerek kanattigim günlerin bittiğini zannetmiştim. Gerçi ben dizlerimi bu güne kadar sadece bir kere kanattim, o da İtalya'da gittiğimiz okul gezisinde denizde ki kayalıklara çarpmam ile olmuştu. O yüzden iki dizimde de ufak yara izleri vardır.

Dün hayatımda hiç olmadığı kadar kötü düştüm ben. Üniversitenin tümsekli yolundan aşağı doğru ilerleken ayağım bir taşa takıldı herhalde. Kendimi sadece yukarı uçarken ve yere düşerken buldum.
Yukarı uçtum ve sol dizimin üstüne çarparak yere kapaklandım, tümsek olduğu için de duramayacağımı fark edip biraz daha o hızla gövdem ileriye doğru kayınca yüzümün üzerine düşerim korkusu ile kollarım ile yüzüme siper olmaya çalıştım. İlk düşüncem bir yerimin kırıldığı idi ve ben o vaziyette nedense sırt üstü dönüp arkamda olan arkadaşlarıma bakıp, gözlerim kararıyor dedim. O arada boynumda ki siyah atkı yüzüme doğru kapanmıştı ve Katharina sinir bozukluğu ile, atkını yüzünden çek dedi ve gülmeye başladık.

Martin'in surat ifadesini hayatım boyunca unutmayacağım. Bir yandan gülmemek için kendini zor tutarken bir yandan da şok geçirmiş bir vaziyette, aman Tanrım diyerek ellerini yüzüne kapaması ...

Ben aslında o ara yan sokaktan geçen bir arabanın camından yükselek yugoslav müziğini duyunca Katharina'ya hadi Katharina göbek atalım deyip bir iki adım yukarı zıplamıitım ki, ayağım taşa takıldı.
işte böyle. Sonra tabi sırt üstü biraz yattım sokakta. Sonra yavaşça beni ayağa kaldırdılar ve dizimi oynatabildiğimi fark edince hepimiz rahatladık. Üniversite'ye geri dönüp dizlerime pansuman yapıp bant yapıştırdık.

Ondan sonra bütün gün güldük tabi ki bu taji komik olaya fakat o an hissettiğim korku inanılmazdı. Ve şimdi masmavi dizlerim ve acılarım ile oturmuş bu yazıları yazıyorum.

Bu arada sevgili Seda_Gürsoy'da dün ufak bir kaza atlatmış. Sanada geçmiş olsun canım. Sakarlığımız tuttu demek ki.

22.03.2013 Ahu Kader

Blog ve site birlesimi

Merhaba sevgili okuyucular,

kendi sitemi acamaya karar verdigimi size bildirmistim. Su an itibari ile http://ahukader.de sitesine tikladiginizda yine bu blogu görmeye devam edeceksiniz.

Bir site yapimi uzun düsünceler sonucunda tasarim ve yazilim bölümleri ile ilgili uzun bir zaman alabiliyor. Bende öncelikle sizlerden ayrilmamak adina yine bu blog sablonunu siteme ekledim. Yani irtibati koparmiyoruz ve ben bundan sonra bol bol yazmaya calisacagim.

Sevgiler,
Ahu 

20 Mart 2013 Çarşamba

Tencere


Bu üstte gördüğünüz ufak tencere benim çocukluğumun bir anısıdır. İlk okula başladığım dönem de bazı günler eve yalnız gelirdim. Annem çalışıyordu o zaman, hala aynı yerde çalışıyor.

Devami icin buyurun buradan 

19 Mart 2013 Salı

Siteme beklerim

Evet dedigimi yaptim ve kendi sahsima ait bir site actim.

Bundan sonra orada yazacagim.

www.ahukader.de
Mail atmak isterseniz mail@ahukader.de

Sevgiler

17 Mart 2013 Pazar

Bloglovin'li Ahu

Malum, google reader'ini kapatacağını açıkladığı günden beri bloglar arasında bir panik oluştu. Aslında başka reader kullanarak ister blogspot, isterse başka siteleri rahatça bu reader üzerinden takip edebilirsiniz.

Fakat reader ile uğraşmak istemeyen, ya da bu konuda fazla bilgisi olmayan için bloglovin en rahat uygulama. Ben de bloglovin'li oldum. Size nasıl kayıt olacabileceginizi kısaca anlatayım.

1. Bloglovin sayfasını açın
2. Yukarıda sağda sign up tuşuna basın
3. İster Facebook ister blogspot için kullandığınız gmail adresiniz ile giriş yapın
4. Size bir email gönderilecek, gönderilen email'de ki linke tıklayın ve sayfaya yönlendirildiginiz zaman İmport From Google Reader'e tıklayın.
(Bu işlem biraz fazla sürebilir, çünkü tüm takip ettiğiniz bloglar yüklenecektir)

Üyeliğiniz tamamlandı.
Şimdi gelelim bloglovini blogunuz ile bağlamaya. Bloglovin sayesinde blogspotta yazdığınız yazıları otomatik olarak facebooka ekleme seçeneğiniz de var.

1. Yukarıda sağda oluşturduğunuz üye ismini göreceksiniz. Onun üzerine tıklayın ve seçeneklerden my blog'u seçin.
2. Sonra claim blog'a basın ve çıkan kutucua blogspot adresinizi yazıp search'e basın
3. Blogunuzu arayıp bulduktan sonra size ufak bir kod verecek bu kodu kopyalayın ve blogspotta yeni bir yazı yazmaya başlayın ve kodu yazının içine ekleyip kayıt edin. Sonradan bu yazıyı tekrar silebilirsiniz. Claim blog'a basın. Sayfanızı bu sayede bulup bloglovin'le blogunuzu birbirine bağlayacak.

Bu işlemde tamamlandı.

Sonradan size tekrar bir mail geliyor ve bu mailde ilk link'i tıklayınca bir widget yapabiliyorsunuz. Yani bir "Beni bloglovin'de takip edin tuşu" alabiliyorsunuz.

Beni takibe baslamadiysaniz eğer buyurun buda benim bloglovin adresim
http://bloglovin.com/ahukader

16 Mart 2013 Cumartesi

Blog Hocasi anlatmis

Yardimci geldi hanim adli yazim da google reader sokuna giren arkadaslarima biraz yardimci olmaya calismistim.

Siz isterseniz birde Bloghocamin yazisini okuyun.

Yardimci geldi hanim

Google reader'ini kapatacağını bildirdi. Google readerin ne olduğunu, bundan sonra ne yapabileceğinizi anlatmak istiyorum size kısaca.

Google artık herşeyi paraya dökmeye başladığı için bu güne kadar readerden hiç bir kazanç elde edemediği için kapatıyor bence ve gün gelecek blogspot adı altında bize blog yazma imkânını sundukları platformu da kapatacaklar. Ama bu başka bir konu.

Bir blogu takip altına aldığınızda, sadece o bloga izleyici olarak kayıt olmuyorsunuz. Aynı zamanda rss-fead dedikleri, bir nevi haber alma seçeneğine kayıt oluyorsunuz. Takipçi olduğunuz bloglarin sitelerinin adresini tek tek açmamak için, hepsini birden rahatça bir program üzerinden okuyabilmek için çeşitli reader'ler var. Google reader'de bunlardan biriydi.


Blog paneline girdiğinizde yeni yaz bölümünün aşağısında takip ettiğiniz bloglarin son yazıları yayımlanıyor. Google reader'ini kapattıktan sonra bu bölüm artık ekranda gösterilmeyecek.

Peki şimdi ne yapabilirim? Sevdiğim blogları nasıl takip edebilirim? Takip ettiğim tüm bloglarin adreslerini ezbere bilmiyorum ki. Benim blogum kapanacakmi? Gibi sorular ile karşı karşıyayız.
Kısaca cevaplamak istiyorum hepsini.

Şimdi ilk yapabileceğiniz, verdiğim linkten google hesabınız ile giriş yapıp, googlede bulunan tüm bilgilerinizi kayıt etmek.



İlk önce tüm hesabınızı tarayacak ve google readerın içinde bulunan blog adreslerini kayıt edecek ve size dosyayı kayıt etme seçeneğini sunacaktır.
Böylece tüm blogları kayıt ettiniz.

Şimdi gelelim yeni bir reader bulmaya ve kayıt ettiğimiz dosyayı bu readere eklemeye.
Windows işletim sistemi için en uygun reader bence rss-reader.

Bu readeri http://www.rss-reader.de/windows/rssreader/ indirebilirsiniz. Programi kurduktan sonra size import secenegi sunulacaktir. Önceden google reader'den kayit ettiginiz dosyayi bu yeni readerinize aktarip bundan sonra tüm bloglari rahatca okumaya devam edebilirsiniz.

Peki bloglariniz kapanacakmi? Hayir – su an icin öyle bir bilgi yok. Fakat önceden de belirttigim gibi, reader'i kapattiklarina göre, blogspotu da kapatmalari beni hic sasirtmayacak.

15 Mart 2013 Cuma

Tasiniyorum

13.03.2013

Takip ettigim bloglarin yazilarini rahatlikla tek tek her blogu acmamak adina Google Reader'i kullaniyorum.
Bu gün google reader'e giris yaptim yine bloglari okumak icin ve google reader'den bir bildirim geldi. 1 Temmuz 2013 günü itibari ile google reader artik kullanilmayacakmis. Yani readere ulasamayacagim ve bloglari okuyamayacagim. Bende hemen baska bir alternatif aradim tabiki ve isletim sistemim Windows olmadigindan Ubuntu icin bir reader yedegi aradim. Okudugum bir kac makale ve tanitimlardan sonra anladim ki google readerden daha iyi olan programlar var. Aslinda blog iyi hosta, blogspot adresi ile google'e bagli kalmak istemiyorum.
Bir an evvel kendi adresimi alacagim yada baska bir blog sayfasina gececegim.

15.03.2013
Üstteki bölümü iki gün önce yazmistim, taslaklarda kaldi. Blogspottan vazgececegim diyordum ya. Ilk adimi attim. Bir arkadasim sayesinde siparis verdim ve kendi sahsima ait bir adres satin aldim. Pek yakinda Ahu Kader buradan tasiniyor.




14 Mart 2013 Perşembe

Immer ruhig bleiben

Manchmal fragt man sich doch wirklich, was in manchen Köpfen vorgeht.
Person X ruft an und erklärt mir, dass er im Jahre 2005 nicht zum Studium zugelassen wurde, da er damals nicht krankenversichert war. Mittlerweile ist er krankenversichert und möchte sich nun mit dem Bescheid von 2005 in den Studiengang, in den er damals nicht angenommen wurde, einschreiben.
Wir reden hier von 2005 und vom 14.03.2013 und von einem Ablehnungsbescheid und nicht von einem Zulassungsbescheid. Als ich ihm erklärt habe, dass er nicht mit einem Ablehnungsbescheid, den er vor 7 Jahren erhalten hat, sich einfach einschreiben kann und sich noch mal bewerben muss, dachte er, dass ich spaße.
Ich glaube, wenn hier einer sich einen Spaß erlaubt dann ist er es wohl.
Die ganze Prozedur noch mal von vorne wäre ja so lästig, warum könnte man ihn denn nicht mit diesem Bescheid annehmen?
Hallo, Ablehnungsbescheid, sagt doch alles schon aus, oder?

Öldügünüz şekil de gömülmek istemezmisiniz?

Öldügünüz şekil de gömülmek istemezmisiniz? Bu soru yazıyordu bu resimin üzerinde. Biraz insanın yüzünü gülümsetiyor bu ne biçim bir saçmalık diye, biraz da düşündürüyor.
Nasıl gömülmek isterim?
Banane oğlum. Ben öldükten sonra nasıl gömüldügüm kimin umurunda.



13 Mart 2013 Çarşamba

Papatya/Gänseblümchen

Ich mag Gänseblümchen. Wenn man mich fragen würde, ob ich zu besonderen Anlässen Rosen oder Gänseblümchen haben möchte, dann bitte doch einen Strauß Gänseblümchen.

Kir papatyalarini cok seviyorum. Özel günlerde gül yada papatya mi istersin deseler, bir demet papatyayi tercih ederim.

12 Mart 2013 Salı

Kar

Göz gözü görmüyor. İki gündür 13 derece olan Almanya aniden kara büründü. Bende kardan kadın oldum bu sabah tren istasyona yürürken.






11 Mart 2013 Pazartesi

Yeliz'in Mimi

Yeliz'cim beni mimlemis. Hemen cevaplıyorum tüm soruları. Teşekkür ediyorum beni de düşündüğü için.

1- En nefret ettiğiniz insan tipi?
Nefret duygusunu sevmiyorum. Nefret etmek için çok kötü şeyler yaşamış olmak gerek bence. Nefret güzel bir duygu değil, kimseye nefret beslemeyin. Beğenmediğim insan tipleri desek daha doğrusu.
Kendini yüksekler de gören insanlardan hoşlanmıyorum. Her şeye burun kıvırıp kimseyi beğenmeyen, başkasının malında mülkünde gözü olan insanları sevmiyorum.
Çalışıp cabalamadan hazıra konmuş insanların emek sarf ederek bir yerlere gelen insanları küçük görmelerini sevmiyorum.

 2 - Evde en çok hangi eşyanı kaybedersin.
Corabimin tekini kaybederim.

3- Sakız çiğneyen insanlar hakkında ne düşünüyorsun?
Sakız çiğnemenin bir adabı vardır. Hanımlara söylüyorum ağzınızı aça aça kocaman sakızları patlata patlata cigniyorsunuz ya, çok ayıp. Çok afedersiniz ama kötü kadınları animsatiyorsunuz bana. Erkekler de bu şekilde çiğnemesin bi zahmet. Ağzınız kapalı, gayet kibar çiğneyin lütfen.

 4 - En sevdiğin çiçeğin adı?
Papatyaları çok seviyorum ben. Sevdiğiniz size gül mü getirsin papatya mi derseniz, papatya derim.

5- Burcunuz?
İkizler, geçenler de bir blogger sayesinde de yükselenimin yay olduğunu hesapladım :)

 6 - Kız ve erkek çocuklarınız olsa isimlerini ne koyardınız?
Kız olursa Su çok hoşuma gidiyor. Luna'da olabilir. Yabancı isim ama ay anlamına geliyor, o yüzden çok hoşuma gidiyor.
Oğlum olursa da Tuğra koymak isterim yada Okyay ;) (Oktay degil, yanlis yazmadim)

7 -  Komşumun çocuğu oturmaya geldi ve bana tükürdü ne yaparım?
Gel evladım, annen sana ögretememis, öyle tükürülmez böyle tükürülür der suratına tükürüğü yapistiririm. Sonuçta deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Baktı ki tükürük güzel birşey değil, bir daha yapmaz.
8 - Arabayı siz kullanıyorsunuz. Yaşlı bir bayanın üzerine çamur sıçrattınız ve hararet yaparak arabanızı durdurdu. Onu istediği yere bırakmanız gerektiğini söyledi napardınız?
Buyur teyze götüreyim.
9 - Hayatta en korktuğum şey?
Yanarak veya boğularak ölmekten korkuyorum.
10 - Bilgisayarınız çöktü ve bilgisayar ortamındaki tüm resimleriniz yok oldu. Hiçbir yerde kopyaları da yok naparsınız? 
Mesleğim gereği bilgisayarı acar hafızayı kurtarmaya çalışır ve resimleri geri getirip getirmeyecegime bakarım. Baktım ki olmuyor, bunun için özel laboratuvarlar var, oraya gönderirim.
11 -Yalnız yaşamak hakkında ne düşünüyorsunuz sizi mutlu mu eder mutsuz mu?
Yalnızlık Allah'a mahsus. Ben her zaman ses olsun etrafımda isterim. Tabi ki herkesin kendine göre sakinlik istediği saatler olabilir. Bu saatler de odama geri cekilebilirim, fakat tamamen yalnız yaşamak istemem.
Mimliyorum:
Pia
Deniz'in Yildizi
SevdaS
Sedacim
Bifincankahve
Güven Turan 
Sahipsiz Cümleler
Undenied
     


Yasin enişte

Erzurum'lu dadaş Yasin enişte. Sonradan girdi aileye. İkinci bahardı onların ki.
Dağ gibi adam, yiğit enişte.
İlk bizde gördü galiba kız çocuklarının babalarına, amcalarina sarılıp yanaklarını öptügünü. Onlarda ayıp sayılırmış. Alıştırdık ona kendimizi. Öptük bal yanaklarından doya doya.
Şu halimize bak oturduk çocuklar ile okey oynuyoruz demesi dün gibi kulaklarımda çınlıyor.
Sabaha kadar eğlenmiştik o senesi Gölcük'de ki evde.
Yasin enistenin kanser olabileceği asla aklıma gelmezdi. Neslimizin illet hastalığı kanser eniştemi de ele aldı.
O dağ gibi adam şimdi kanser idi öyle mi?
inanılır şey değil.
Bal yanakları, bıyık altı gülüşü ile hep vardı ve hep var olacaktı.
Bu gün öğlene doğru kaybettik eniştemi.
Kanser denilen bu illet aileden bir çınarı daha yıktı. Nur içinde yat enişte.

11.03.2013

8 Mart 2013 Cuma

Mona Roza

An itibari ile Huzur Sokagi'nda okunan siir. Ne kadar güzel, ne kadar anlamli.

MONA ROZA
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadi kirik kus merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller


Ulur aya karsi kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavsanlar daga
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yagmur igri igri düser topraga
Ulur aya karsi kirli çakallar


Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakisin ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Acma pencereni perdeleri çek..


Zeytin agaçlari sögüt gölgesi
Bende çikar günes aydinliga
Bir nisan yüzügü, bir kapi sesi
Seni hatirlatiyor her zaman bana
Zeytin agaclari, sögüt gölgesi


Zambaklar en issiz yerlerde açar
Ve vardir her vahsi çiçekte gurur
Bir mumun ardinda bekleyen rüzgar
Isiksiz ruhumu sallar da durur
Zambaklar en issiz yerlerde acar


Ellerin ellerin ve parmaklarin
Bir nar çiçegini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadin
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmaklarin


Zaman ne de cabuk geciyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göge bu kadar
Zaman ne de çabuk geciyor Mona


Aksamlari gelir incir kuslari
Konar bahcenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sari
Ahhh! beni vursalar bir kus yerine
Aksamlari gelir incir kuslari


Ki ben Mona Roza bulurum seni
Incir kuslarinin bakislarinda
Hayatla doldurur bu bos yelkeni
O masum bakislar su kenarinda
Ki ben Mona Roza bulurum seni


Kirgin kirgin bakma yüzüme Roza
Henuz dinlemedin benden türküler
Benim askim sigmaz öyle her saza
En güzel sarkiyi bir kursun söyler
Kirgin kirgin bakma yüzüme Roza


Artik inan bana muhacir kizi
Dinle ve kabul et itirafimi
Bir soguk, bir garip, bir mavi sizi
Alev alev sardi her tarafimi
Artik inan bana muhacir kizi


Yagmurlardan sonra büyürmüs basak
Meyvalar sabirla olgunlasirmis
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsin ölüler niçin yasarmis
Yagmulardan sonra büyürmüs basak


Altin bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanli kus tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapali gece güne
Altin bilezikler o kokulu ten


Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadi kirik kus merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller


Sezai Karakoc

6 Mart 2013 Çarşamba

Instagram Etiketi

İnstagram'da bazen etiket altında etkinlikler yapıyorlar. Tıpkı bloglarda yapılan mim gibi. Canım arakdasim Seda beni etiketlemiş. Hadi kendini anlat demiş. Bende ufak bir kaç satırla kendimi anlattım ve İnstagram'da paylaştım. Sonunda bu resim çıktı ortaya.

Hadi sizde kendinizi böyle ufak bir not kâğıdında anlatın.

Etiketliyorum:
SevdaS
Bifincankahve
Güven Turan
Entellektüel Karslı
Seda Gürsoy
Melodram
Mia Wallace
Undenied
Emel Ulutaş
Mon Aibelle
Cipsyiyemeyenkiz
Dr. Willdone
Balik (kizma baby)

3 Mart 2013 Pazar

Müslüm baba

Müslüm Gürses (7. Mayıs 1953 - 3. Mart 2013)

 
Eski evimizin mutfağında bulunan teybe takmış annem Müslüm Gürses'in kasetini, şu dağlarda kar olsaydım çalıyor. Hasret o zaman daha ufacık bebek, o hali ile ne anliyorsa teybin başından ayrılmıyor ve sağa sola sallanıyor. Babam Asiye yapma, çocuk melankolik olacak dediysede Müslüm baba bir şekilde bizim hayatımıza girdi.
Ufak yasimizla hayranlarının kendilerini neden jiletledigini anlamadiysakta şarkılarının derinliğini, daha doğrusu babanın o acıklı sesini çok sevdik biz.
Herkesin muhakkak bir Müslüm şarkısı vardır. Entellektüel kesit her ne kadarda arabeske burun kivirsada, Orhan baba, Müslüm baba ve İbo gerçeği vardır Türkiyede ve hiç bir zamanda değişmeyecektir.
Üzüldüm ben Müslüm babanın gidişine. Başımız sağ olsun, ruhu şad olsun.

Bu şarkıda benim Müslüm baba şarkım



Sie sagten Nein zu Gewalt gegen die Frauen


97 von 100 Frauen in der Türkei leiden unter männlicher Gewalt. Die Zahl derer, die unter dieser Gewalt leiden steigt von Tag zu Tag. Traurig mit anzusehen ist, dass Frauen die eine höhere schulische Ausbildung genießen konnten, meist die sind, die keine polizeiliche Hilfe in Anspruch nehmen, sondern nur schweigen.


Mehmet Turgut (türkischer Fotograf) machte Bilder von berühmten Männern, die sich gegen die Gewalt an Frauen vor die Kamera gestellt haben. Während der 8. März Internationaler Frauentag naht, posierten sie in hochhakigen Schuhen, trugen BHs, lackierten sich die Fingernägel und trugen Make-up auf.

Hier die Bilder:
Alican Yücesoy 
Enis Arikan
Hakan Eratik
Murat Basoglu
Sümer Tilmac
Mehmet Turgut

Yazinin türkcesi icin

1 Mart 2013 Cuma

Tebrik

Doğum günün kutlu olsun canım. Daha nice seneleri sağlıklı ve etrafında senin sevgine laik olan insanlarla gecirmen dileği ile.

Not: Daha güzel birşey dileyemezdim herhalde. Bu gün doğan tüm doğum günü çocuklarına gitsin.

Brownie yaptim ki ben

Demin Twitter'de brownie yaptığımı ve güzel olursa tarif vereceğimi yazmıştım. Hadi bakalım buyurun.

Malzemeler:
2 Yumurta
1. Su bardağı şeker
1. Su bardağı sıvıyağ
1. Su bardağı yoğurt
1 paket valiya şekeri
1 paket kabartma tozu
2-3 yemek kaşığı pasta kakao'su
1 limon kabuğu rendesi
Alabildiği kadar un

Yapılışı
Simi ben 2 yumurta kırdım yaptım fakat fazla kabarmadigindan bir sonraki yapisimda 4 yumurta kullanacağım. Onun için tarifi 4 yumurta diye değiştirebilirsiniz.
Yumurtaları şekeri ve sıvıyağı birlikte çırpın.
Sonra bir paket vanilya şekerini, bir paket kabartma tozunu ve pasta kakaosunu ekledikten sonra tekrar çırpın.


Cirptiktan sonra bu sıvıdan bir su bardağı ayırın.

Limon kabuğu rendesini ve alabildiği kadar ünü ekleyip tekrar çırpın.
Önceden yagladiginiz ve unladiginiz pasta kalibiniza sıvıyı dokun ve 180 derecede yarım saat pişirin.

Pişirdikten sonra 10 dakika soğutun ve servis etmek istediğiniz şekilde kesin.

Kestikten sonra önceden hamurdan ayırdığınız sıvıyı üzerine dokun ve tekrar sogutmaya alın.

Afiyet olsun.