29 Ocak 2013 Salı

Tarayıcı sorununu cözen Ahu'dan selamlar

Ve ben tarayıcı sorunumu hallettim arkadaşlar, fakat bu sefer resimler mi küçük çıktı ne?! 












28 Ocak 2013 Pazartesi

Resimleri aldim :)

Evet, bu gün gittim ve resimleri aldim. Analog iyide hosta, sonra buraya yüklemek cok zormus ayol :)
Binanin tepesine ciktik ya :)

Wiesbaden kilisesi

Kampüsün önünde duran agaclar

Eda bakma asagiya, aman o kadar da yüksek degildir. Cikinca gördüm bende :)

Asagida solda ufak bir Balik var ;)

Burayi cok seviyorum

Bavulunu kapti gitti yine Liverpool'a

Benim neyi bekledigim mechul :)

Kar yagdi da buralara

Ahu: Kuslari yakalarmiyim acaba?  Eda: Yakalarsin cek, cek

hos cikmisim yahu :)

Kartpostal tadinda

Cok güzel resimler bence. Ama dedigim gibi analog resimleri ceple cekip tekrar kesmek bicmek zor oldu. Acilen baska bir cözüm bulmam lazim.


27 Ocak 2013 Pazar

Filimler

Geçen hafta Pazartesi yazmam gerekirdi ama fırsatım olmadı ki. Evet efendim, babamın eski analog kamerasını ortaya çıkardıktan sonra resim çekmek için sabırsızlanmış, sevgili Balık'la buluşup resim çekmiştik.


Geçen Pazartesi filimleri banyoya verdim, sabırsızlıkla bekliyorum.
Sağda ki filim yıllardır vitrinin rafında duran ve ailecek içinden ne çıkacağını merak ettiğimiz filim, solda ki ise Balık'la çektiğimiz resimlerin bulunduğu filim. Bakalım, bakalım.

25 Ocak 2013 Cuma

Şiidetli Özlem İçeren MİM

Sevgili Emrah beni mimlemiş, kendisine teşekkür ediyor ve mimi cevaplıyorum.

ŞU AN OLSA ÇOK SEVİNİRİM
ışınlanma olsa çok sevinirim | Üniersite'den bir buçuk saat yolu eve kim gidecek, tabiki ben :(  


ŞİMDİ ORADA OLMAK VARDI

Erzincan'ın Oğlaktepe köyünde rahmetli dedemin sofasında olmak vardı, tabi ki onunla

NEREDE O ESKİ GÜNLER
Bir kere daha yazmıştım galiba. Eskiden dostluklar, arkadaşlıklar daha güzeldi. Babalarımızın aynı saatte evde olması ile birlikte akşamları bir araya gelip saatlerce büyük mutfağımızda oyun oynardık, büyükler de sohbet ederdi. Gecenin bir yarısı kalkıp yemek yapılırdı, herkes bir arada ... Güzel günlerdi 

NELERİ ÖZLÜYORUM
Yukarıda yazdığım aslında bununla iligili. Çocukluğumu özlüyorum. Dedemi özlüyorum. Eskimeyen dostlarımı özlüyorum. Her gün görüsebilsek keşke.
 

ÇOK SEVERİM
Allah, annemin tavuk suyuna yaptığı pilavın üzerine yoğurt döküp yemeyi çok severim. | Bu aralar rejimdeyim de ;)

NEFRET EDERİM
- İki yüzlü insanlardan
 - Sonradan görmelerden
 - Her bir şeyi Facebooka yazanlardan
 - Sonradan bulup, buldumcuk olanlardan
 - Burnu kaf dağında olanlardan
 - Bilmeden başka insanların hakkında konuşma hakkını kendini bulanlardan
Bu liste uzar gider, size söyleyeyim. 
 
 
 


BUGÜNLERDE ÇOK DİNLEDİM
Demet Akalin - Türkan 

ŞİMDİKİ RUH HALİM
Sabahtan beri kaç ders çalıştım, su arada da mim cevaplayayım, birazda kendime geleyim halindeyim.

Mimlediklerim
Bifincankahve, Denizyildizi, SevdaS, Sedalarim :) 
   

23 Ocak 2013 Çarşamba

Sunay Akin | kiz kulesindeki kizilderili

Bir yaz akşamı Boğaz'ın ortasındaki Kız Kulesi'nin beyaz duvarlarında Kızılderililerin vahşi olarak gösterildiği bir kovboy filmi izlediğinizi düşleyin... İşte, o an, omuzunuza konan martı kulağınıza şunları söyleyecektir: 'Kız Kulesi'ne de bakıyorsun, Kızılderililere de... Ama gerçeği göremiyorsun... Gel benimle.'

(Arka Kapak)


İlk defa bir Sunay Akın kitabı okuyorum ve sevdim. Kitap tamamen Kızılderililerle ilgili ve çok ilginç detaylar öğreniyorsunuz bu kitapta.
Mesela türklerle kızılderililerin akraba olduğunu, kangurunun Avustralya dilinde "Bilmiyorum" demek olduğunu ve Atatürk'ün Amerika'daki eski uygarlık ile Türkler arasında bir köprü olup olmadığını araştırmak için Meksika'daki elçiyi görevlendirdiği gibi.
Kitap yer yer şiilerle donatılmış ve dünya şairlerinin Kızılderili'ler ile ilgili şiirleri de ilgi çekici. En çokta bu şiir hoşuma gitti:


Öylesine öykünüyorlar ki 

Batıya zamane gençleri
Velet değil
Welet her biri
(Sayfa 113) 


Fu Blogspot

Blogspot geht mir so langsam auf die Nerven. Ich muss für jeden einzelnen Beitrag die Kommentarfunktion zulassen, obwohl die Kommentare bei den Einstellungen für alle Beiträge aktiviert ist.
Google-Forum-Benutzer erklären, dass man lediglich abwarten muss und das Problem mit der Erneuerung der blogger-Plattform, die am Anfang des Jahres 2012 umgestellt worden ist, aufgetreten sind.

Google direkt ist auf Fragestellungen nicht ansprechbar und die englische Seite, auf der Fehler hinterlegt werden, war auch nicht hilfreich.

Nun frage ich mich, warum mein anderer Blog, den ich vor der Änderung Anfang 2012 eröffnet habe, ohne Probleme diese Funktion zulässt?
Hat jemand einen Rat?


22 Ocak 2013 Salı

Sherlock

Ich muss sagen, dass ich bis jetzt einen Fehler gemacht habe, indem ich kein Buch von der Sherlock-Reihe gelesen habe.

Ich bin nun fertig mit diesem und muss mir die anderen Bücher ausleihen ;)

21 Ocak 2013 Pazartesi

Kalacak

Bu gün gidersen herşey bitecek
Bu gün gidersen herşey tersine dönecek
Yalnızlık bende, paylaşmak sende kalacak
Ağlamak bende, gülmek sende kalacak
Haykırmak bende, susmak sende kalacak
İntihar bende, yaşamak sende kalacak
Senin gitmen, hayatımdan çalacak
Herkes herşeyi benden alacak
Sevmemek bende, sevdalanmak sende kalacak
Üzüntü bende, eğlenmek sende kalacak
Akşamlar bende, gündüzler sende kalacak
Ve en sonunda
Büyüklük bende, alçaklık sende kalacak

Kasim 2011, Wiesbaden

Ögretememisler

Sana yaşamayı öğretenler
Yaşayanları görmeyi ögretememisler

Sana aglatmayi öğretenler
Güldürmeyi ögretememisler

Sana ayakta durmayı öğretenler
Yerde yatanları kaldırmayı ögretememisler

Sana yikilmamayi öğretenler
Başkalarını yikmamayi ögretememisler

Sana sevilmeyi öğretenler
Sevmeyi ögretememisler

Sana birinin kalbini almayı öğretenler
Kalbini birine vermeyi ögretememisler

Bende bu küçük bedenimle sana çok şey öğrettim
Sana herşeyi sevdiren ben
Ahu Kader'i sevmeyi ögretemedim, neden?

Mayis 2001, Mainz

Sesleniş

Seni sevmek kadar güzel bir şey yoktu
ve senin tarafından sevildiğini zannetmek kadar.

Kalem, kağıt kadar güzel dost yoktu
ve onlarla dizeler yazmak kadar.

Yazılanı okurken kendini bulmak kadar güzel bir şey yoktu
 ve yazanın ruhunu keşfetme güzelliği kadar.

Koştura, koştura bir yerlere yetişmek kadar yorucu bir şey yoktu
ve varılan noktada mutluluğu hayal etmek kadar.

Not: ne zamandir siir tadinda birseyler yazmamistim. Bir an mutlu oldum.

21.01.2013 | Ahu Kader

19 Ocak 2013 Cumartesi

Şeffaf olmak güzeldir

Bu gün Facebooktan bir arkadaşıma bir mesaj attım. Kendisi ne paylasirsa paylaşsın, herkese açık olduğundan dolayı haber vermek istedim.
Bana, paylaştığı herşeyin açık olduğunu bildiğini ve nede olsa paylasilanlari sadece arkadaşlarının görebildiğini söyledi.
Bu yanlış bir bilgiydi, eğer ki birşeyi açık paylastiginizda kim olursa olsun, görüyor.
Neyse bana bu sefer "ayrıca şeffaflık iyidir" dedi.
Şimdi oturdum bir yandan "kızım sana ne, istediği gibi paylaşım yapar" diyorum, bir yandan da şeffaflığın gerçekten iyi olup olmadığını düşünüyorum.

Ne kadar şeffaf olmalıyız? Yediğimiz, içtiğimiz, hatta hangi saatte s.ctigimizi yazmak zorundamiyiz?
Biz bloggerler şeffaflığın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz galiba. Şeffaf oldukta ne oldu?
Yazdıklarımızdan, cizdiklerimizden hep başka anlamlar çıkardılar. Duygusal birşeyler yazdık, en ufak bir ayrıntıda bu duygusalligimiz sayesinde canımızı acittilar.
Şeffaf olabilmek adına, yalancı kimlikler yarattık. Rahatça yazı yazalım diye. Blogger bloggerın halinden anlar dedik, her gelen bloggeri açık kollarla ağırladık. Ne kadar şeffaf olmamız gerekiyor?
Yada karşımızda ki art niyet taşımadan, şeffaf bize ne kadar şeffaf yaklaşması gerekiyor?

Arkadaşımın düşüncesine katılıyorum aslında. Şeffaf olmak en güzeli. Ama birde seffafliginizi suistimal edip, seffafliginizla size acı verenlere ne demeli?

19.01.2013 | Ahu Kader

Teker, teker

Hic bir zaman din, dil ayrimi yapmadim. Türk - Kürt, Alevi - Sünni farki aramadim, ama bölücülüge karsiyim. PKK'yi destekleyenlere karsiyim, vatanimi sevmeyene, kendine baska bir vatan yaratmak ugruna kan dökenlere karsiyim. Son günlerde yazdigim yazilardan sonra, Facebook arkadaslarimin teker teker beni sildigini görüyorum. Mutluyum mesudum. Bölücülüge HAYIR diyorum.
19.01.2013 | Ahu Kader 

15 Ocak 2013 Salı

Abzocke im Land

Da wird man am frühen Morgen von einer 0180-Nummer angerufen und die Dame am Telefon fragt, ob man denn das kostenlose 3-Monate-Abo weiterhin benutzen möchte? Man hätte mir im November Post geschickt, auf die ich nicht reagiert hätte und im März würde mein kostenloses Abo ablaufen und dann zu einem Jahresvertrag übergehen.
 “Hallo? Ich habe kein kostenloses Abo. Von was denn bitte?”
Die Dame versucht mir zu erklären, dass ich wohl bei einer Lotterie teilgenommen hätte, oder vielleicht eine Zeitung abonniert hätte. In diesem Falle würden die Anbieter ein kostenloses Abo zur Verfügung stellen, die ich jetzt kündigen müsste.

“Ich spiele weder Lotto, noch habe ich eine Zeitung abonniert.”
Als ich gänzlich sauer wurde und sie fragte, woher sie denn überhaupt meine Haustelefonnummer hat, wusste sie sich nicht mehr zu helfen und leitete mich an ihren Abteilungsleiter weiter.
Der erzählte mir die gleiche Geschichte und sagte, dass ich nun eine Kündigung für eine Leistung schreiben soll, die ich noch nicht einmal in Anspruch genommen habe.

Ich sagte, dass das überhaupt nicht infrage käme, dass ich eine Kündigung schreibe. Das ich bitte gerne wissen würde, wann ich denn Lotto gespielt hätte? Er sagte mir, dass das auch passieren könnte, wenn ich Online-Bestellungen tätige. Dass ich wohl das Kleingedruckte überlesen hätte.
“Ich bestelle lediglich ab und zu Mal Bücher.”
“Ja, das könnte sein.”
“Eehm, wie bitte was? Schicken Sie mir doch die Post noch mal, von der Sie behaupten, die ich im November angeblich erhalten habe. Sie können mir glauben, dass ich keine Kündigung schreibe.”
Er sagte mir, dass das öfter vorkommen würde und ich rechtliche Hilfe in Anspruch nehmen könnte.
So wird man heutzutage wohl im Land abgezockt. Ich bin sauer.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Kadinlar Matinesi/Damen-Matinee

Pazar günü Wörrstadt Sultan Ahmet Camii'sinin düzenlediği kadınlar matinesine katıldım. Gelen hanımların hepsi camiiye katkıda bulunmak için el emeği, göz nuru yemekler hazırlayıp satışa sundular.

Am Sonntag gab es in der Neubornhalle in Wörrstadt eine Veranstaltung, die nur für die Damen gedacht war. Die Wörrstädter Sultan Ahmet Moschee wird erneut gebaut. Für den Umbau benötigt es natürlich ein wenig an Kleingeld. 

Somit haben die Damen eine Veranstaltung organisiert, bei der alle Damen der Gemeinde türkische Köstlichkeiten zubereitet haben, die dann zum Verzehr verkauft worden sind. Zu dem gab es noch eine Tombola, bei der man mit einer Spende von 2 Euro teilnehmen durfte.


Ayrıca tombala çekilişi vardı ve 2 Euro karşılığı çekilişe katılıp güzel hediyeler kazandı herkes. Kendime hatıra kalsın diye elimde analog kameram ile dolanırken, bir çok ziyaretçi fotoğrafçı olarak görevlendirildigimi zannetti, fakat bu böyle değildi.

Da ich mit meiner Kamera durch die Halle gelaufen bin und als Erinnerung Bilder geschossen habe, dachten einige Besucherinnen, dass die Moschee mit als Fotografin beauftragt hatte, doch dem war nicht so. :) 

Mahallemizin DJ'leri Yeşilöz hanımların çaldığı güzel parçalar ile hanimlarimiz coştu.

Die DJ's Yesilöz sorgten an diesem Tag mit ihrer Musik für reichliche Stimmung.

DJ Yesilöz


Tombala cekilisi icin bir cok sponsor vardi.

Die Sponsoren für die Tombola.



Hediyeler/Geschenke


İngiliz, alman ve faslı dostlarımızla günün gec saatlerine kadar eğlendik. Çok güzel bir gün geçirdik.

Not: Arşivimde bir çok resim bulunuyor. Fakat hanimlarimizin rahatsız olacağını düşündüğümden dolayı tüm resimleri paylaşmıyorum. Gerçi ben koymasam da, Facebookta resimler yer aldı bile ;) Neyse  
Mit unseren englischen, deutschen und marokkanischen Freunden feierten wir bis in die späten Abendstunden. Es war ein schöner Abend.

Beklenilen ...

Dün gelmesi beklenilen kar, ufak taneler halinde bu gün yeryüzüne düştü.
Günlerdir süre gelen soğuklar, bu kar tanelerinin habercisiydi zira.
Eğer aşırı derecede yağmaya devam ederse oluşacak kaosu düşünmek istemiyorum aslında.
Geciken trenler, tıkanan otobanlar, elleri donmuş vaziyette toplu taşıma araçlarını bekleyen insanlar.
Tüm bunları göz ardı edersek, yinede güzel bir mevsimdeyiz aslında.
Umarım ortalık güzel bir beyaza bürünür.
Bu gün Eda ile buluşup gezip, bol bol analog resim cekecegimiz için, su an hiç birşey benim keyfimi bozamayacak. Hepinize güzel günler dilerim.

11 Ocak 2013 Cuma

Basili yayin diyorlarmis, Mentalmast öyle diyor | Erkek Dedikodusu 2


Arka Kapak
2011 yazının en eğlenceli romanı Erkek Dedikodusu, kaldığı yerden tüm heyecanı, eğlencesi, kahkahası ve romantizmiyle devam ediyor… İlk kitapta hasbelkader tanışıp, bu kez gerçek birer arkadaş olan kızlar iyice kaynaşmış durumda. Aralarından su sızmayan Derin ve Pera, birbirlerini yerden yere de vuracak, yalanlar da söyleyecekler. Büyüyünce kadın olmak kolay değil.

Derinin düğününde bekarlar masasını VIP masaya çeviren, şehrin en gözde bekarı Pera, o gece Can ile karşılaştı mı? Derinin evliliği nasıl gidiyor? Derin, Cemin ailesinden kabul görecek mi? Evlilik muhteşem bir şey mi yoksa hayal etmeye bile değmeyecek bir deneyim mi? İlk kitapta yalnız bıraktığımız Pera, gerçek aşkı bulabilecek mi yoksa yine gözde bekar olarak kendini mi avutacak?

Yeni eklenen eğlenceli karakterleri ve yepyeni damat adaylarıyla Erkek Dedikodusu 2- Bu Gece Hiç Bitmesin, bu yaz tüm soruların cevaplarıyla, en yakın arkadaşınız olup başucunuza yerleşiyor.

Baskı Yılı:2012
Sayfa Sayısı:312
Dili:Türkçe
Yayınevi:Okuyan Us Yayınları 

Arkadaşım Mentalmast'tan öğrendiğim üzere bunun adına basılı yayın diyorlarmış, kitap değil.
Evet efendim, son bir kaç gündür elimde gezdirdiğim basılı yayın "Erkek Dedikodusu 2 - Bu gece hiç bitmesin" bitirdim.
Kitap günümüzde kullandığımız sosyal platformlar, whatsapplar, twitterler, facebooklar geçtiği için pek bir gündemde. Bu terimler size pek yabancı olmadığından, yazılanları gülümseyerek okuyorsunuz. Erkek Dedikodusunun ilk bölümünü de okudum. Gençlerin, daha doğrusu günümüz gençlerin (bayanların) erkekleri masaya yatırdığı, yaşadıkları ilişkileri ve yaşadıklarından çıkardığı dersleri komik bir diller anlatıyor T.B. ve French Oje.
Günümüz gençliğinin gerçekten aşklara, biri gider biri gelir, o beni terk etti bende başka şekilde intikam alayım, sevgilim 6 aylık çalışma için yurtdışında, bu sırada onu bekleyemem, başkası ile kendimi avutmaliyim gözü ile bakıyorlarsa artık, bu durumun pekte hoşuma gittiğini söyleyemem. Yinede severek okudum ve bitti.

Neleri Özledim - Mim

Sevgili Deniz'den gelen mimi cevaplıyorum.

Mimin konusu: Neleri Özledim?

Ben en çok çocukluğumu özledim. Saatlerce sokakta kız, erkek demeden istop oynamalarimizi, biraz daha dışarıda kalalım diye annelerimize yalvarmalarimizi özledim.

Rahmetli dedemi özledim. Domatesin tadını bana öğreten adamı, her yedigimde aklıma gelen canım dedemi özledim.

Memleketi özledim galiba birde.

Temelli Türkiye'ye dönüş yapan canım dostum Esin'i özledim.

Ve ayrıca hala görüşmeye devam etsekte, her gün görüsemedigimiz bir sürü arkadaşımı özledim.

Bifincankahve'yi, sevgili Cagla'yi, iki Sedayi mimliyorum ayrica :)

8 Ocak 2013 Salı

Kompetenz gleich Null

Da geht man zu einem Vorstellungsgespräch und die Sekretärin am Empfang weiß nicht, bei wem man einen Vorstellungsgespräch hat. Man nennt den eigenen Namen, nennt den Namen derjenigen, mit der man am Telefon gesprochen hat und derjenige wird angerufen. Derjenige behauptet, dass er/sie heute kein Vorstellungsgespräch habe und man wird noch mal gefragt, mit wem man denn telefoniert hätte. Man ist davon überzeugt, dass man den richtigen Namen im Kopf behalten hat und die Sekretärin ruft derweil in anderen Abteilungen an.Keiner ist zuständig und einige auch nicht im Haus.  
Mit dem Spruch: "Wir haben 180 Mitarbeiter. Ich kann nicht alle anrufen. Sie müssen sich den Namen merken. Tut mir leid, rufen Sie in ein paar Stunden an." dezent nach Hause geschickt. 
Ja, sie haben 180 Mitarbeiter, die sie nicht anrufen können. Das ist mir schon klar. Aber, wie wäre es denn mit einem gemeinsamen Kalender, auf den Sie (am Empfang) Zugriff haben? 
In ein paar Stunden anrufen? Nein, danke.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Oya'li günler

Ne zamandır Oya'ya gidip onda yatıya kalıp ve bütün günü güzelliklerle geçirmek istiyordum ki, buna son bir kaç senedir ne yazık ki imkânım olmamıştı. Sonunda cumartesi günü kardeşimi de aldım ve 3 kız bir arada çok güzel bir gün geçirdik ve günün sonrasında birde Oya'da yatıya kaldık.

Normalinde günlük olayları pek yazmak istemiyorum uzun uzun. Bunun için bir günlüğüm var, fakat bazı günler o kadar güzel ki, sayfamda ölümsüzlessin istiyorum.
Oya ile ilk önce Mainz'de buluştuk ve trenle Frankfurta geçtik.


Nordwestzentrum'da planladığımız alisverisimizi yaptık.


Çok güzel şeyler aldık. Beni en çok mutlu eden bu saat oldu.


Orada olan alisverisimizi bitirdikten sonra metro ile Frankfurt Zeil'e geçtik ve kendimize açlığımızı giderebilecegimiz bir türk lokantası aradık.

Adına Schelale dedikleri bir türk lokantasında yemek yedik ve yemeklerin tadından çok memnun kaldık. Aynı şeyi çay için diyemeyeceğiz, çünkü hiç hoşumuza gitmedi. Tavşan kanı çaya alışmış olan bizlere çay çok açık geldi.

Eve gidelimde ben size bir cay demleyeyim de, siz görün cümlesi hala kulaklarimda cinliyor :)


İşkembe çorbası


Günün yemeği

Lahmacun

Peynirli pide

Sonra biraz daha Zeil'i dolandık. Akşam karanlığında rengarenk kocaman bir şehirde dolanmakta çok ilginç.



Sonra Oya'nin huzurlu ufacık kutu gibi evine gittik. Oya balık almış, balıkları görünce bayıldım. Bende istiyorum.
Bütün akşamı sohbet ederek, ders yaparak, filim seyrederek geçirdik. Sabah uyandigimizda şirin mutfağında bize harika bir kahvaltı yedirdikten sonra, arkadaşım bizi uğurladı ve evimize döndük. Çok güzel bir gündü ve çok güzel geçen saatlerdi. Teşekkür ederim Oya'cim sana. Hasrette evini çok sevmiş.



Türkiye'den gelen aramalar

Calistigim ögrenci islerinde ofisin telefonu caldiginda ve ekranda Türkiye'ni kodu göründügünde hafif heyecanlaniyorum.

Esi, dostu ve Almanya'da okumak isteyen kuzenleri icin beni arayanlar catir catir almanca konusuyorlar. Cok mutlu oluyorum ve bir an, hanimefendi, beyefendi, türkcede yardimci olabilirim demek istiyorum :)

Memleketten selamlar


Sevgili Çağla'dan kartpostal geldi. üşenmemiş kendisi yapmış yılbaşı kartpostalini. Çok mutlu oldum. En yakın zamanda mektup yazarak cevap vereceğim.


3 Ocak 2013 Perşembe

Nazan Bekiroğlu - İsimle ateş arasında


Arka Kapak
Ben uydurdum bütün bu hikâyeleri. Ama size şunu söylüyorum ki: Daha yüksekte duran bir gerçeği işaret etmek için bunca hikâye uydurdum. Demek istediğim, hepsi yalanken anlattıklarımın, anne kalbinde bir çocuk yokluğunun işaret ettiği acı yalan değildi. Yalan değildi eşi zalim avcı tarafından vurulan turnanın zaruri ölümü. Yalan değildi kemalin arkasından zevalin geldiği. Olgunlaşan her şeyin sonunda bozulduğu. Yalan değildi devletlerin insanlar gibi, aşkların da devletler gibi ömürleri olduğu, mahiyeti safiyet olan aşkı en çok karanlıkların boğduğu. Yalan değildi aşkın birbirine uymayan iki tanımının olduğu. Bu tanımlardan biri sorgusuz sualsiz teslimiyet anlamına gelirken, diğerinin, sorgusuz sualsiz teslimiyetin kurulumu demek olduğu. Böylece aşkın mutlak tanımının mümkünler aleminde nâ-mümkün olduğu. Yalan değildi güzel kökünün ezel hatırasını taşıdığı. Yalan değildi bazı şeylerin hep bir şeyle bir şey arasında bir ürperti gibi asılı durduğu. Günahı ve ihaneti bu dünyada su öbür dünyada ateş aritacakken, suyla arinmayan âşık kalbinin ancak ateşle durulduğu.
Belki de bu yüzden bir büyük yangının koptugu. Bir ocağın; kelama mecbur çileden yenik elemden ibaret bir kalpten kopagelen yangınla tutuşup kül olduğu. Hikâyelerine ayrılarak anlatirlmis bir romanda son kez yemin ediyorum ki: Vallahi yalan değildi! 


Nazan Bekiroğlu'nun kitabı iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm İSİM ve ikinci bölüm ATEŞ.
Bir yeniçeri katibinin ağzından dinliyorsunuz ilk önce hikayeleri ve bir sürü padişahların isimleri geçiyor.
Padişahların anlatıldığı bölümlerde, hikayeyi padişahın kendi ağzından okuyorsunuz. Arada ki hikayelerde İbrahim'in Nihade'ye olan yüce aşkını anlatıyor.

Hikayeler siralandirilmis ve sıralaması şöyle gelişiyor:
Birinci Hikaye - Nezuka: Devşirme
İkinci Hikaye - Murad: üçüncü
üçüncü Hikaye - Şehzade
Dördüncü Hikaye - Osman: Genç
Beşinci Hikaye - Murad: Dördüncü
Altıncı Hikaye - Gül-ebru-su: III. Selim
Yedinci Hikaye - Mustafa: üçüncü
Sekizinci Hikaye - Düzme Solak: Turnanın Ölümü
Hikaye içinde Hikaye - Efsane
Dokuzuncu Hikaye - Mahmud: İkinci
Onuncu Hikaye - Süleyman
Onbirinci Hikaye - Mahmud: Adli

Sözün başında isimlerin çok büyük anlam taşıdığı ve herşeyin gidip fakat ismin (adın) kaldığı yazılı.
Alıntı: Sebepleri önce yazan ve sonra yaratan Tanrı, Adem'e önce isimleri öğretmişti de hayatları sonradan vermişti. Ki Adem bildiği isimlerle meleklere üstün kılındı, bir sürgünün ardından onlarla tevbe kıldı, onlarla secde kıldı. İsimleri, varlıkları beyanindaydi çünkü.

Sözün sonunda herşeyin yalan olduğu ve hepsini yeniçerinin anlattığı hikayeler olduğu yazıyor. Fakat arka kapakta da yazıldığı gibi yemin ediyor ki: Vallahi yalan değildi!

Sayfa 210: I, II, III, hepsi Selim. Evvel Selim, ahir Selim. Adim, neticede iste benim de Selim.
Bir,  iki ceddim. Üc, dendi cikageldim.



Überführung/Nakil


Olurda başıma birşey gelirse, cenaze naklim için üye olduğum DİTİB bu sene için belirlenen aidatimi ödemem gerektiğini hatırlatıyor.
Hayat böyle işte, bu gün varsın yarın yoksun.

Im Falle, dass mir etwas passiert und meine Leiche in die Heimat überführt werden muss, erinnert mich DITIB daran, dass ich noch den fälligen Betrag für das Jahr 2013 bezahlen muss. So ist das Leben, auf einmal bist du da und dann wieder nicht.
Mittlerweile weiß ich noch nicht ein Mal, ob ich in der Türkei begraben werden möchte, da der Friedhof in dem ich gerne liegen würde, völlig belegt ist.

03.01.2013 Ahu Kader



Mim - 2012'de Okuduğumuz Kitaplar


Sevgili Gülşah 2012'de okuduğum kitapları merak etmiş :)

Öncelikle ben okuduğum kitapların çoğunu internet üzerinden satışa sunduğum için yukarıda eklediğim resimde hepsi bulunmuyor. Hatırımda kalanları yazmaya çalışacağım. İlk önce resimde bulunan kitaplardan başlayacağım.

1. Täglich eine Reise von der Türkei nach Deutschland (Almanya'da yaşayan ikinci nesilin hikayelerini anlatan bir kitaptı)
2. İbrahim Sadri- Aşk 29 harftir
3. Sinan Akyüz - İncir Kuşları (bu kitap beni çok etkilemişti. Bosna savaşında müslümanlara, özelliklede kadınlara neler olduğunu anlatan ve bunun beraberinde güzel bir aşk hikayesini anlatıyordu. Okuyacaksanız, mendillerinizi unutmayın.)
4. John C. Parkın - S*ktir et (çok merak ettiğim bu kitabı Ferdi'den ödünç almıştım ve hakkında ufak bir yazıda yazmıştım) Okumak isterseniz burada: S*ktir et
5. French Oje & T.B. - Erkek Dedikodusu (Bir blogger kitabı olduğu için ilgimi çekti. Severek okudum, ikincisi de elimde. Onuda bu sene okuyacağım.)
6. Catherine Jinks -Teufliches Genie (Evlatlık olduğu ailenin aslında gerçek ailesinin kim olduğunu bildiğini öğrenen, bilgisayarla ilgisi olduğu için tüm devletin sistemini çökerten deha bir çocuğun hikayesi. Kitabın 2. ve 3. bölümü de var, onlarıda bu sene alıp okumayı planlıyorum.)
7. Nazan Bekiroğlu - İsimle ateş arasında (Su an elimde bulunan kitap. Bir iki sayfası kaldı. Çok güzel. Daha yazı yazacağım bu kitapla iligli)
8. Edward M. Hallowell & Sue G. Hallowell - Liebe in Zeiten der Ablenkung

Bu aralar ödünç verdiğim kitaplarım da var
1. Elif Şafak - Bit Palas
2. Elif Şafak - Firarperest
3. Ayşe Kulin - Gece Sesleri
4. Elif Şafak - Siyah Süt

Ödünç aldıklarım da vardı tabiki
1. Victor Hugo - Sefiller
2. Elizabeth Gilbert - Ye Dua Et Sev

Ve bir çok almanca kitap okudum. Onları burada yazmayacağım şimdi. Bu mimi bende Balık, Sevdanın Dünyası, Denizin Yıldızı, Seda'ya ve yine Seda'ya pasliyorum

Not: Bu sene daha iyi not alacagim tüm okudugum kitaplari

2 Ocak 2013 Çarşamba

Google ehrt Barış Manço



So sieht Google heute aus. Natürlich nur in der Türkei. Barış Manço war einer der wichtigsten Musiker der Türkei. Ihn kannte jeder, alle Kinder liebten ihn, alle Kinder konnten seine Lieder auswendig. Mit seiner Sendung "7'den 77'ye" (von 7 bis 77), fesselte er jede Woche Millionen von Menschen in der Mittagsstunde an den Fernseher. Die Sendung hatte Kinder zu Gast, die mit Barış Manço Kinderlieder sangen, oder seine Lieder. 
Er konnte viele Sprachen sprechen, die ihm bei seinen Reisen halfen und man schaute sich in kleinen Dokumentationsfilmen die Städte an, in denen er war und die er somit präsentierte.
 In Japan liebten sie ihn und wollten sogar, dass er seine eigene Fernsehsendung bekommt. 
Kurz bevor Barış Manço 1999 starb, sagte er: "Erinnert euch nicht an meinen Todestag. Behaltet euch meinen Geburtstag." 
Heute ist sein 70. Geburtstag und an diesem Tag ehrt Google ihn mit seinem eigenen Doodle.


Iyiki doğdun Barış 

02.01.2013 Ahu Kader