31. Dezember 2013

2013 bitiyor


Evet blogcanlar, sevgili arkadaşlar, bunu okuyan her hangi bagzi insanlar :) Şaka maka bir yana koskoca 2013 yılını da devirmiş bulunuyoruz. Hangi ara geçti bu yıl ben anlamış değilim. Daha dün ben arkadaşlar ile evde Raclette yapıp 2012'ye girmiştim yahu.
Burç yorumcularına göre 2014 yılı İkizlerin yiliymis. Hadi bakalım, maşallah inşallah diyelim o zaman.
Hepinize çok güzel bir yıl diliyorum. Acısı ile tatlısı ile bir yılı daha geride bıraktık. Sevgiler.
Ahu

30. Dezember 2013

Dondurma Delisi ve Wodkaenerji'den kartiniz var


Az önce indim posta kutusuna bakmaya. Bu sene bana bir seylerin gelmesine annem de alisti artik. Her gün eve döndügümde "köyden haber var mi?" diye soruyorum sakasina.
Bu gün cok sevdigim iki blogcan arkadasim Dondurma Delisi(Özlem) ve Wodkaenerji'den kartpostallar gelmis. Senenin son gününden bir gün önce böyle bir mutluluk yasadim :)
Cok mutluyum. Cok tesekkür ediyorum kizlar size.

29. Dezember 2013

Siyahi ile Beyazi ile

Instagram da Kitap Agaci ile oyun oynuyoruz ara sira. Onlar bu sefer 2013 yilinin benim icin nasil gectigini sormus. Bende kisa bir video ile cevap verdim.


2013 yilinda bildiginiz gibi ufak bir ameliyat gecirdim. Bol bol kitap okudum bu sene. Eskiden daha cok okurdum biraz bu aliskanligimi tazeledim. Bol bol fotograf cektim siyah beyaz bazen, bazen de rengarenk hayallere daldim fotograflarim sayesinde. En cok ta asik oldugum gökyüzünü cekerken mutlu oldum.
Bir sürü mektup ve kartpostal aldim bu sene ve eskiden oldugu gibi yine bir sürü mektup yazdim.
Güzel arkadasliklar edindim.
Yetenegim olmadigi halde bol bol cizim yaptim ve ruhumu dinlendirdim.
Ayrac Ahu kizlar ürettim cizimlerimden, instagramdan bir kac arkadasima gönderdim.
Asagi yukari siyahi ile beyazi ile güzel bir yil gecirdim.

28. Dezember 2013

Memleketten Kartpostal Gelmis


Sevgili Nisa yani Bayan Vertigo Twitter'e katıldığım ilk günlerden beri severek takip ettiğim bir arkadaşım. Son zamanlarda o da blog alemine girdi ve orada postcrossing'i sevdiğini yazmıştı. Kartpostallar gönderelim birbirimize falan diye yazıştık. Sonuçta ben ona bir kartpostal gönderdim o da bana gönderdi sağolsun. Yüreği gibi ak bir beyaz zarfa koymuş bu güzelim İstanbul Manzarasını ve bana göndermiş. Sağ olsun.


Maviye iz sürenden mektup ve kart alan Ahu Kiz bildiriyor


Memleketimde merak ettiğim bir şehir. Şanlıurfa. Televizyondan bildiğim balıklı gol.
Maviye iz süren bir dostluk. Kendisi bana oradan çok güzel iki balıklı gol manzaralı kartpostal göndermiş.


Bu senenin sonuna doğru çok güzel bir dostluk yakaladım ben Bahar ile. Bana bir de çok güzel bir mektup yazmış ve çok güzel bir şiir paylaşmış. O kadar mutlu oldum ki yazdığı cümleler ile. En yakın zamanda bir kartpostal daha göndereceğim ona ve bol bol yazacağım inşallah.


Canim Atatürk'üm ile bezenmis zarf. Ah ne mutlu edici.

Ahu Kiz bildirdi

27. Dezember 2013

48 Saat'i Internetsiz Geciren Ahu Kiz Bildiriyor

Dün sabah kalktim ki internet yok. Evin telefonu calismiyor. Bagli oldugumuz sirket bir takim ayarlamalar yapiyor herhalde. Neyse babam araadi, 48 saat sürer dediler. Ne, 48 saat mi yuh.
Bende dün bütün günü bol bol kitap okuyarak ve dantel örerek gecirdim efendim.
Bu gün de internet hala gelmedi. Internet sorun degil de evin telefonunun calismamasi bence kötü bir durum.
Gerci günümüz de ev telefonu baglattirmayanlar da cok. Herkes cep telefonu yapmis kendine. En cokta Türkiyede ki akrabalar.
Kusura bakmasin kimse, buradan cepleri aramak iyi yaziyor bize. Dakikasi 1,99 Euro. Siz hesaplayin artik.

Simdi bu yazi yi da cep telefonumun netini kullanarak bagladigim bilgisayarimdan yaziyorum. Yazi yazmak bagimlilik yapiyor onu anladim. Her seyi yazmak, her seyi anlatmak istiyorum. Anlatmak istediklerim var, anlatamadiklarim var, cekindiklerim var, cekinmeden küfür edesim var. Pia'nin dedigi gibi atarli genclik olasim var bazen. Hadi karman corman bir yazi oldu buda. Sevgiler.

25. Dezember 2013

Senin için fesat ise benim klavye ne yapsın?

Canım sikiliyor yazdığımda canıma başka bir şeyin olduğunu düşünecekler diye türk klavyesi kullanmaya karar verdiğim yıllardı.
Kuzenler msn de konuşurken dalga gecerlerdi bende sinir olurdum. Yok kardeşim işte üzerinde nokta olmayan i yok.

Şimdi bazen diyorum da, insanların içi fesat.
Al sana türkçe klavye, al sana canım sıkılıyor.

2013'ten neler ögrendim


*Insanin ilk önce kendini sevmesi gerektigini. Kendini sevmedigi sürece baskasina da kendini sevdiremeyecegini.

*Gözden irak olanin yer gelince gönülden de irak oldugunu.

*Bazi insanlarin gözünü paranin bürüdügünü ve bu yüzden kefene cep bile diktireceklerini ...

*Ufak seyler ile mutlu olmayi, yeniden mektup yazmayi, bir sürü kartpostal alip göndermeyi

*Derslerime daha cok önem vermeyi

*sevdigim seylere daha cok kenetlenmeyi, canimi acitan seyleri daha cabuk silmeyi

*okudugum kitaplardan notlar almayi

*eskiden oldugu gibi yine düzgün bir sekilde günlük tutmayi

Evet, sevgili Biricit beni mimlemis. Aslinda 2013 yilinda neler ögrendigini yazmis, ondan sonra da sag olsun sizde yazin demis.
Güzel bir mim olmus.

2013 yilinda sizler neler ögrendiniz? Nelere sevindiniz? Nelere üzüldünüz? Sizde yazin ...

23. Dezember 2013

Bizim Kezban

Son aylarda sosyal medyada olsun, diziler de olsun hatta bloggerler arasında olsun bir Kezban lâfı dolanıyor.
Kezban görse, bizim Kezban yapsa, vs.

Yani köylü bir kız tabiri olarak dillere pelesenk olmuş Kezban adı.
Ben çok sinirleniyorum bu duruma.
İlk önce Kezban adını taşıyan bayanlara karşı bir ayıp var ortada.
Sonra da köylü kızları hor görme ...

Unutmayın ki köylü halkın efendisidir demiş Atatürk.
Sen kimsin ki Kezbana laf atıyorsun?
Sen kimsin ki köylüyü hor görüyorsun?
Kapının önünde ki pisliği temizle ilk önce ondan sonra gir içeriye.

Yumak Yumak

Bu gün tatildim. Evdeyim.



Noel denince akla ne geliyor bilmem ama benim için bu çikolata çemberleri geliyor. (Çikolata nasıl yazılıyordu türkçe de ya?)

Bu gün gittim bir sürü yün aldim.

Bebek patigi yapiyorum iki gündür. Chucks örnegi buldum internette. Istedigim gibi olmadi. Deneme olsun diye ince iple yaptim. 3 numara gerekiyormus.
Bende dün ipi iki kat ettim ördüm yine de.


Zevkli örülüyor. Imalatina mi baslasam ne yapsam?
Hadi herkese happy noeller.


21. Dezember 2013

Matilda - Roald Dahl

Kitap Aciklamasi:
Matilda, kitap okumayı deli gibi seven, çok zeki bir kızdır. Anne – Babası ise, onun işe yaramaz bir baş belası olduğunu düşünmektedir. Oysa kendileri, yalnızca televizyon izlemek ve insanları aldatarak para kazanmakla ilgilenen insanlardır. Derken Matilda annesiyle babasına güzel bir ders vermeye karar verir... 

Katildigim okuma senliginde okumayi ögrendigimiz yilda cikmis bir kitap okumamiz gerekiyordu. 1988 yilinda cikan cocuk kitabi Matilda'yi sectim ve hic pisman degilim.
Filmi de var bu kitabin biliyorum ama bu güne kadar hic seyretmedim.
Matilda bes yasinda cok zeki bir kiz cocugu. Annesi ve babasi onunla hic ilgilenmiyor ve babasi tamamen aptal olan abisine daha cok deger veriyor.
Babasi arabalar tamir etmektedir ve eski arabalari alip motorlarini tamir edip, kilometre sayisini azaltip baska insanlara kakalamaktadir.

Matilda okula basladiginda , ögretmeni onun zekasini anlar ve ögretmeni ile arasinda cok tatli bir bag kurulur.
Okulda yasanan olaylar sayesinde Matildanin cok kisa bir süreligine ilginc bir gücü ortaya cikar.

Okudugum Dil: Almanca
Kitabin adi: Matilda
Sayfa Sayisi: 256

20. Dezember 2013

Özgürlügün Elli Tonu

Aciklama:
Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı… Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak. Anastasia Steele’in ne istediğini bilen, göz alıcı iş adamı Christian Grey’le tanışması, her ikisinin de hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştiren şehvetli bir ilişkinin kıvılcımını çakmıştır. Christian’ın sıra dışı zevkleri karşısında şoka uğrayan, ondan hem hoşlanan hem de korkan Ana, daha derin bir bağlılık istiyordur. Onu yanında tutmaya kararlı olan Christian, bunu kabul eder. Şimdi her şeye sahiptirler; aşk, tutku, yakınlık, servet ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünya. Ana, Grey’i sevmenin kolay olmayacağını ve beraberliklerinin her ikisinin de tahmin edemeyeceği zorluklar getireceğinin her zaman farkında olmuştur. Anastasia’nın kendi benliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden Grey’in yaşam stiline uyum sağlamayı öğrenmesi, Grey’inse kontrol dürtüsünü aşması ve kendisini altüst eden fırtınaları arkasında bırakması gerekmiştir. Ama geçmişle hesapları henüz kapanmamıştır. Tam her şeye sahip gibi göründükleri bir anda, talihsizlik ve kader bir araya gelip Ana’nın en korkunç kâbuslarını gerçeğe dönüştürür… 


Evet, Grinin Elli Tonu üçlemesinin son kitabı olan özgürlüğün Elli Tonunu da okumuş bulunuyorum ve böylece bu ilginç serüvene son vermiş bulunuyorum. Bu kitaplar hakkında bir çok yerde kötü yorumlar okumuştum.
Erotik, seks içeriyor, sadece cinsellik, hiç bir edebi katkısı yok.
Para kazanmak için yapılmış vs.

Ben bu kitapları katıldığım okuma şenliğinde üçlü seri kategorisi için okudum ve şunu söylemeliyim ki:
Seks içeriyor mu? Evet, hemde çok.
Yer yer erotik buldum, hoşuma gitti mi? Evet.
Okurken kendimi rahatsız hissettim mi? Hayır.
Bence bu kitabın içinde bulunan kadın karakterin erkek karaktere beslediği yüce bir sevgi besleyerek sadist olan bu adamı nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Seks bir yana, sapıkça sadistce fantaziler bir yana sevgi var bu kitapta.


Okudugum Dil: Almanca
Almanca adi: Befreite Lust
Yayinevi: Goldmann Verlag
Sayfa Sayisi: 672

16. Dezember 2013

Mim, En Sevdigin?

Sevgili Mia ve Bifincankahve beni aynı mimde mimlemis. Teşekkür ederim kızlar ve gelelim cevaplara.

1. En sevdiğin renk?
Yeşil 


2. En sevdiğin çiçek?
Papatya

3. En sevdiğin yemek/sebze/içecek?
Pilav, Makarna ah ah :( Bosuna o kilolari almadik

4. En sevdiğin yerli/yabancı müzik?
Öyle en sevdigim falan yok ama Baris Manco'nun tüm sarkilari diyebilirim. Yabanci pek dinlemiyorum. Dinlersem de Xavier Naidoo'nun sesi beni cok etkiliyor.

5. En sevdiğin komedyen?
Ata Demirer

6. En sevdiğin kız/erkek ismi?
Kiz: Ada ve Su
Erkek: Tugra

7. En sevdiğin kitap?
Ayse Kulin - Köprü
Memleketim Erzincan'i ve bir zamanlar valisi olan muhtesem insan Recep Yazicioglu'nu anlatiyor. Okumadiysaniz okuyun.

8. En sevdiğin yerli/yabancı oyuncu?
Yok

9. En sevdiğin yerli/yabancı filmler?
Türkce: Dedemin Insanlari ve Ask Tesadüfleri Sever
Yabanci: The Great Gatsby ve Yesil Yol

10. En sevdiğin yerli/yabancı dizi?
Yerli olarak bu aralar "Adini Kalbime Yazdim" i seyrediyor.
Yabanci olarakta "The Big Bang Theory" ilk secimim.

11. En sevdiğin yerli/yabancı şehir?
Yerli olarak: Mainz (dogdugum sehir)
Yabanci ve yerli olarakta: Erzincan, Istanbul ;))

12. En sevdiğin gazete/gazeteci?
Hürriyet
Yilmaz Özdil'i severek okuyorum.

13. En sevdiğin mevsim/gün/ay?
Ilkbahar.
Persembe
Mayis

14. En sevdiğin kıyafet/kıyafet tamamlayıcı/takı?
Pantolon kazak/gömlek.
Tamamlayici olarak boynumda ki kolyem hep ayni bu aralar.

15. En sevdiğin makyaj malzemesi/bakım ürünü?
Makyaj yapmiyorum.

16. En sevdiğin çizgi karakter?
Bambi. Adimin anlaminin Ceylan olmasindan kaynaklaniyor.

17. En sevdiğin anı?
Cok sevdigim bir insanla ilgili. Burada anlatmak istemiyorum simdi.

18. En sevdiğin özelliğin?
Her zaman her seye pozitif olarak yaklasmam.

19. En sevdiğin his?
Sabahlari uyandigimda sicak yatagimda kivrilarak "bu günde uyandik" - diyebilmek.

20. En sevdiğin canlı?
Köpek

Evet severek yaptim.
Mimlediklerim:
Ilknur Akpinar, Bayan Vertigo, Anarsi, Dondurma Delisi, Pehito, Muzurella

Bir mimledigim daha: Welcome to Friendship (Esra)
                  

15. Dezember 2013

Luna'ya Notlar #3

Zamanin icinde kayboldugum zamanlardayim Luna.
Deli gibi kitap okuyorum.
Manyak gibi ders calisiyorum.
Kareli kagitlarin bittigi günlerdeyim Luna.
Cizimler yapiyorum.
Sen hic gece gök kusagi gördün mü?
Onu da gördüm ben.
Mutluyum.

#anlikkaralamalar

Luna'ya Notlar #2 burada

14. Dezember 2013

Bitstrips

Facebook Bitstrips uygulaması ile bir delilik daha yarattı. Uygulamayı cep telefonunuza indiriyorsunuz ve Facebook ile bağlantı kuruyorsunuz. Profil fotoğrafınızı kullanarak size benzeyen bir karikatür çıkıyor ortaya. Kullanan arkadaşlarınız ile komikler yapıp paylaşımda bulunuyorsunuz. Bu aşağıda gördüğünüz deli Ahu kız benim. Ben bu Ahu kızı çok sevdim. Bu arda banyoda ki ampul geçti. Asilirsam böyle olur ;)


Cümle Tamamlama - MiM

Sevgili Özlem (Anarsi) yeni bir mim baslatmis ve benim de katilmami istemis. Tesekkür ederim. Cümle tamamliyoruz. Siyah olan bölümler Özlemin verdigi baslanciglar yesil olan bölümler de benim tamamladigim bölümler.

1- Elimden gelse 2002 yilina geri döner ve üniversiteye yeniden baslarim.

2- Kendi kendimi kontrol etmekte her zaman cok iyiyimdir. Kontrol benim ikinci adim.

3- Beni en çok kaygılandıran şey sinavlarimi kaybetmek.

4- Hayatımın en kötü anı yillar önce ambulans ile ilac zehirlendirmesinden annemi hastaneye kaldirdigimiz andir.

5- Yalnızken kahve icerim, müzik dinlerim, yazi yazarim.

6- Nefret ettiğim kendini büyük gören insan türü.

7- İşimi daha bir isim yok ama severek yapacagimi bildigim icin onun icin cabaliyorum.

8- kadınlar/ erkekler/ erkekler cocuk gibiler aslinda.

9- Hayat bana bazen cokta fifi.

10 - Çocukken daha güzel bakiyordum her seye.

11- Başkalarının zayıf tarafı ile dalga gecen insanlari hayatimdan teker teker yok etmeye calisiyorum.

12- Yalan söylemek her baba yigidin harci degildir. Yüzüne gözüne bulastiranlar daha coktur.
 
13- Her şey kötü gittiği zamanlar her sey benim basima mi gelecek diye sorarim.

14- Geceleri beni genellikle daral basar. Uzun zaman uyuyamadigim zamanlar vardir.

15- Başkalarına göre ben eglence ortamlarinin olmazsa olmaziyim.

16- Kurtulmak istediğim korku yok galiba.

17- Bazen düşünüyorum da hayat cok garip.

18- En çok utandığım şey kurallar olan bir yerde kurallara uymayan insanlar.

19- Keşke ben hayatimi daha farkli düzene soksaydim.

20- Anlamıyorum neden insanlar neden bu kadar kaprisli.

Cok zevkli bir mim di. Özleme tesekkür ederim.

13. Dezember 2013

Karanlığın Elli Tonu


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacakRuhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır.Ve bu kararı tek başına vermelidir...

Bence bu kitabın seks ve cinsellik hariç çok daha güzel bir mesajı var. Bir sevginin kendini sadist olarak adlendiren bir adamın günden güne nasıl değiştiğini anlatıyor. Yaşayamadığı çocukluğunu ve hayatında görmediği sevgiyi veriyor Ana Christian'a. Bu yüzden okunulasi bir kitaptı benim için. Su an serinin üçüncü ve son kitabı elimde. Bakalım neler olacak?

Okudugum Dil: Almanca
Sayfa Sayisi: 605
Yayinevi: Goldman Yayinevi

Bu kitabi okuma senligi kapsaminda okudum.

10. Dezember 2013

#blogfirtinasi - Ton

Bazı günler vardır ki yataktan kalkmak istemezsiniz fakat kalkarsiniz.
Tren istasyonunda gözlerinizi ovarak beklersiniz treni.
Gecikmedi çok şükür.
Elinizde çay termosunuz oturursunuz boş kalmış bir koltuğa.
Trenlerde neden birinci sınıf var diye düşünürsünüz.
İnsanlar neden kendilerini sınıflandırmak için bu kadar meraklı diye bir soru belirir kafanızda.
Aktarma gecikti
Boşuna yarım saat önce çıktın yola.
Yine gecikeceksin Ahu.
Sus, alman demir yollarına küfür etme.
Otobüs şoförleri de greve girmiş bu gün.
Ha şimdi tam oldu.
Neyse şansın yaver gitti.
Bir önce geciken otobüsü de kaptın, senden iyisi yok.
Sonra iş yerine geldim ki bu ufak şirin şey beni bekliyor.
Bu tatlılık ile yenmez ki bu.
Sevgiler,
Ahu




Gün 10. Eskiden yazdığınız bir şeyi bulun. Girişini tekrar yazıp ona yepyeni bir ton verin.

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna


Kitap Aciklamasi:
Tanıtım Yazısı: Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum. Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

Dil: Türkce
Yayinevi: Yapi Kredi Yayinlari
Sayfa: 160 
Bu kitap Okuma Senligi kapsaminda okunmustur. Sayfa Sayisi 160 olmasina ragmen, sevgili Pinar bunu kabul edecegini söyledi. Etmez ise de baska bir kitap daha okurum.
Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.

Yorumum:
Ne güzel anlatmis Sabahattin Ali sevgiyi yarattigi karakter Raif Bey sayesinde.
Ayrica Kürk Mantolu Madonna denilen Maria'nin bildigim sehir Berlin de bulunmasi da bana kitabi okurken ayrica bir zevk yasatti.
Kitabi ayrica Kitap Kardesligi sayesinde de okudum. Bu ay Kürk Mantolu Madonnayi okuyorlar. Kitabin sonu farkli bitebilirdi ama bu sefer bu hüzün etkisi olmazdi herhalde.

Kitap aciklamasi ve görsel vikitap.com dan alintidir. 

Ahu 

9. Dezember 2013

#blogfirtinasi - Cennet Meyvası

Başımı kaldırdım karşımda sacimin kivircikligini borçlu olduğum adam.
Canım dedem.
Kapkara gözleri ile bana bakıyor.
"Nasılsın Kader'im?" diye soruyor.
"Nasıl olayım dedem. Yokluğunda kıvırcık saçlarımız gibi karisigim." diyorum.
Gülümsüyor.
Elinde bir poşet.
Poşetin içinde kırmızı kırmızı domatesler.
"Cennet meyvası bunlar herhalde" diyorum.
"Bak cadıya bak. Kafamı buluyorsun benim ile çocuk?" diyor.
İyi de burada nasıl olurda gözümün önünde durur o çok sevdiğim adam diye soruyorum kendime.
Hayali hep benimle.
1989 aldı götürdü seni benden.
Seni özledim Dedem.

Gün 9. Bir kafedesiniz, başınızı kaldırdınız ki kimi göresiniz! “Kimi” kısmı size kalmış, buyrun yazıda anlatın.

8. Dezember 2013

#blogfirtinasi - Nasır

Elleri nasır tutmuş.
Bir duvar dibinde oturuyor.
Yosun yeşili gözlerinden bir damla yaş süzülüyor.
Giden gençliğine ağlıyor.
Bir daha gelse bu dünyaya aynı yollardan yürürmüydü acaba?
Bir soru işareti aklında.
Hayat tuzaklar ile dolu, bunu erken yaşta öğrendi.
Dokunduğu kadınlar geliyor aklına.
Günaha girdiği geceler.
Sırtında ağır bir yük ...
Artık söyleyecek hiç bir sözü yok.
 
Gün 8. En sevdiğiniz şarkıyı alın, ismi ve sözleri yazınıza ilham olsun.

7. Dezember 2013

#blogfirtinasi - Ilkbahar

Hafif bir rüzgar. Saçların dalgalanıyor rüzgarlarimda.
Güneşin ilk ışınları sogutmuyor artık içini. Sıcacık oluyor için ona baktıkça.
Kış mevsimi yavaş yavaş kayboluyor.
Kapıyı örtüp gitti kış.
Nede olsa sene sonunda gelecek yine.
Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mi hiç?
Uyanmadiysan, çok şey kaçırdın demektir.
 
Gün 7. En sevdiğiniz mevsimi yazınızda okuyuculara da yaşatın.

#blogfirtinasi - Cam

Mutfakta penceremin önünde duruyorum. Hangi mutfağın cami açılmaz ki diye düşünüyorum. Yan binada oturan hanım zamanında kimse benim bahçeme bakamaz diye penceremizin açılmasına izin vermemiş, bu yüzden puslu bir cam.
Kendisi olup gıdelı çok oldu. Yanda ki evi yıkıldı, yenine başka bir bina kuruldu. Şimdi o cam ile o binanın arasında boşluk oluştu. Bir zamanlar bahçeye bakarız diye izin verilmeyen camın önüne duvar dikildi.
Kendisi ise çoktan toprak ile bir oldu.



Gün 6. “Mutfakta penceremin önünde duruyorum…” Başlangıç cümlesi bu, gerisi serbest.

#blogfirtinasi - Kabus


Ne zamandır denize girmemiştim. Ayaklarım su görmemişti. Doya doya yüzmek için gelmiştim buraya. Suyun dibinde kaybettim kendimi. Denizin dibinin güzelliklerine şaştım kaldım. Nefesimi tutabildigim kadar tuttum, derinlerde kalabilmek için.
Suyun üzerine çıktığımda, uzun siyah saçlarımdan damlayan su taneleri sırtıma vurduğunda üperdim.
Sudan çıktım. Herkes bana bakıyordu. Anlam veremedim.
Havlumu bıraktığım yere gidip havluyu elime aldım kurulanmak için. Havluyu almak için egildigim de fark ettim. Mayom kaymıştı ve göğüs uçlarım görünüyordu. insanların bana bakmasının sebebi buydu. Yerin dibine girdim, denizin dibine girmeyi yeglesem de.


Gün 5. Bir rüyanızı veya kabusunuzu hikaye şeklinde yazın.

#blogfirtinasi - Köprü

Sefilleri oynuyordu Aydan. Bir ümit ile geldiği İstanbul da üniversiteden de atılmıştı. Ailesi onu son sınıf öğrencisi biliyorlardı. Halen elleri ile bıraktıkları yurtta kaldığını düşünüyorlardı.
Halbu ki bu yurtta başına gelmediği kalmamıştı. Kapıcının bir akşam yurda döndügünde saldırısına uğramıştı.
Yapma demişti.
Etme demişti Aydan.
Dinletememisti. Gözü dönmüştü kapıcının. Aydanin güzelliği dillere destandi.
Korkusundan kimseye bir şey diyemeyeceğini de biliyordu. Sonuçta namus iki bacak arası, kadınlardan soruluyordu.
Yurttan ayrıldı Aydan. Sokaklarda, köprü altında kaldı. Para kazanmak istiyordu, her gittiği yerde laf dönüp dolaşıp güzelliğine geliyor, ondan faydalanmak isteyenlerden ibaret oluyordu dünya.
Sefilleri oynuyordu Aydan. Bir İstanbul köprü altı hikayesi daha yazılıyordu yıl 2013 olsa da.

Gün 4. Kafanızdan bir karakter atın ve onun hikayesini yazın.

#blogfirtinasi - Mümtaz Mahal


Sonunda çocukluğumdan beri hayalini kurduğum anı yaşıyordum. Kitaplardan hikayesini okumuştum. Bir çok aşk filimine meydan olmuştu burası.
Elimde sevdiğimin eli, Taj Mahal'in önünde duruyordum. Balayına nereye gidelim diye sorduğunda direk Hindistan demiştim. Gülümsemişti. Şaka yaptığımı zannediyordu. Hayatında uçağa hiç binmemisti ve 8 saatlik uçuşu nasıl atlatacağını düşünüyordu belli ki.
Sonunda buradaydik işte. Hep filimlerde gördüğüm bu banka oturup bizde fotoğraf cekilecektik birlikte.
Şah Cihan'in sevgili eşi Mümtaz için yaptırdığı bu devasa bina.
Sevginin büyük yapıtı. Burnumda curry kokusu. Elimde sevdiğimin eli. Mutluluk ...

Gün 3. Dünyada istediğiniz bir yere gidebilecek olsanız nereyi seçerdiniz, düşünün. Oradaki deneyiminizi yazın.

#blogfirtinasi - Diplomalı Köle

- Çünkü ben boyun eğmem, el etek öpmem - dedi ...
Babam beni bu günler için yetiştirmedi. Sen kendine hayat arkadaşı değil, köle arıyorsun - diye bağırdı nişanlısının gerçek yüzünü günden güne daha iyi gören kız.

- Her zaman ayaklarının üstünde kendin durmalisin. Oku ve paranı kendin kazan. Elinden her şeyini alabilirler ama diplomanı asla alamazlar - diye öğüt veriyordu ona babası.
Zamanında kendisi okuyamamisti. İstiyordu ki tüm yapamadıklarını kızı yapsın, tüm yaşayamadığı güzellikleri kendi kızı yaşasın.

Kız sevip aşık olmuştu.
- istediğine vereceğim seni, çünkü senin seçimin olacak - demişti babası.
Yarın öbür gün olur da mutsuz olursan, kendin ettin kendin buldun, bana suç atamazsın - cümlesini de eklemişti.

Şimdi bu sevip aşık olduğu ve nişanlandığı adamın günden güne farklı yönlerini görmeye başlıyordu.
Evlenince çalışmayacaksın. Kısa etek giymeyeceksin. Annem ile babamın önünde her zaman ayakta duracaksın. Ayrı eve çıkmayacağız. Annem ve babam ile yaşayacağız. El pençe divan durustu onun beklediği. Bunu anlamıştı kız.



Uzun uzun düşündü. Bu adam ile evlenemezdi. Nisanlanali daha bir kaç ay olmuştu. Nişanı attığı takdirde insanların konuşacaklarını biliyordu.
Fakat bile bile mutsuzluğa giden bu yolda bir adım bile atamazdı daha.
Kendin ettin kendin buldun - cümlesini söylettirmeyecekti babasına.
Kahve içtikleri pastanede - Sen kendine hayat arkadaşı değil, köle arıyorsun - diye bağırdı. Parmağında ki yüzüğü çıkardı, masaya bıraktı ve arkasına bakmadan çıktı pastaneden.
içinde büyük bir huzur ile.


Gün 2. Herhangi bir kitabın, herhangi bir sayfasını açın ve bir satır seçin. O satırla yazıya başlayın, gerisi sizden…
- Çünkü ben boyun eğmem, el etek öpmem - dedi ...  bu cümle Ömer Seyfettin'in Diyet kitabindan.

#blogfirtinasi - Adı Ahu Olsun

Bir varmış bir yokmuş ... Mayıs ayının yağmurlu bir akşam üstünde, saatler 21'i gösterdiğinde bu dünyaya gözlerini kara mi kara, ufak mi ufak bir kız çocuğu açmış.
Annesi rüyasında görmüş adının ne olacağını yıllar önce. Daha bekar bir kız iken, bir gece rüyasında kucağında bir kız bebeği olduğunu, bebeğe Ahu diye seslendiğini görmüş. Rüyadan uyandığında annesine "anne ben bu gece rüyamda kara bir kız çocuğu seviyordum, adı da Ahuymus" demiş.
Annesi de "o zaman aklında bulunsun, unutma. Yarın öbür gün bir kızın olunca adını Ahu koyarsın" demiş.
Böylece yıllar yılları kovalamış ve bu genç kız evlenip gurbet ele gelin gitmiş. İki yıl sonra bebeği yağmurlu bir akşam üstü dünyaya gelince, Almanya da yaşamak benim kaderim herhalde diye düşünmüş.
Rüyamda görmüştüm bebeğimin adı bari Ahu Kader olsun demiş. Böylece Ahu Kader'in bu dünyada ki serüveni başlamış.
 


Gün 1. Yazınıza “Bir varmış, bir yokmuş” ile başlayın.

#blogfirtinasi Etkinligi

Bu gün tanıştığım sevgili Matmazella'nin blogunda #blogfirtinasi diye bir şey keşfettim. www.tamamenanlatiyorum.com sitesinin sahibi Aralık ayı boyunca her gün bir yazı yazmak için kolları sıvamış. Sivamakla kalmamış, adını #blogfirtinasi koymuş ve bloggerleri de davet etmiş.
Çoğu zaman yazı yazmakta zorlandığımız dönemler oluyor hepimizin. Yazılarımızı yazarken, acaba yanlış anlasilirmiyim diye düşünüyoruz. Ben böyle düşünüyorum yani.
Bazen de içimden gelenleri yazmıyorum bile, sacmaladigimi düşünmesin kimse diye. Günlük yazıyorum, kimseyi sıkmak istemiyorum.
Bu yüzden bu etkinlik benim yazma sevkimi yerine getirir diye düşünüyorum. Katılmaya çalışacağım.

Şimdi burada anlatıyorum ki her gün farklı bir yazı okuduğunuzda bu kız ne diyor demeyin.

6. Dezember 2013

Kartpostal Geldi #10

Az önce bir kartpostal daha aldim. Rusyadan on yasinda bir kiz cocugu göndermis. Bunu da cok begendim.


Kartpostal Geldi #9

Almanya Berlin'den gönderilen bu kartpostal aslında bir İrlanda kartı. Janet bir kaç sene önce kız kardeşi ile İrlanda'ya gitmiş ve orada araba kiralayarak gezmiş. Bu kartpostalı da oradan almış ve bana göndermek nasip olmuş.

07. Ekim 2013

Belarus'tan gelen bu kartı çok sevdim. Baykuşlar bence güzel hayvanlar.
18. Ekim 2013

Ögreneceksin

Sırtımda ki hançerleri kendi ellerimle çıkardım ben. Sende öğreneceksin ihaneti zamanla canim benim

3. Dezember 2013

Kış Okuma Şenliği | Birinci Ay

Evet katıldığım okuma şenliğinde ilk ay bitti ve ben ancak üç kitap okudum. Bir kitaptan da puan alamayacağım çünkü 15. kategoriye dail. Olsun canım. Kindle aldım kendime. Oda gelmişken diğer aya azim ettim, daha çok okuyacağım.

1. Inci Aral - Ölü Erkek Kuslar
Kategori: Adinda bir hayvan ismi gecen bir kitap
Sayfa Sayisi: 428
Okuma Senligi: 10 Puan

2. Orjinal Adi: Fifty Shades of Grey


Okudugum Dil: Almanca - Geheimes Verlangen
Sayfa Sayisi: 603
Yayinevi: Goldmann Verlag
Puan: 3 kitap serisinin ilki oldugu icin puan yok ama sevgili Pinar belki sayfa sayimi sayar ;)

3. Bülbülü Öldürmek - Harper Lee
Kategori: Yasaklanmis bir kitap
Okuduğum Dil: Almanca
Yayınevi: Rowohlt Taschenbuch Verlag
Sayfa Sayısı: 406
Puan: 25 

Böylece bu bir ay icinde 35 puana ulastim ve tam tamina 2.303 sayfa okumus oldum.

Ben Kimim - Sen Kimsin

Sevgili Esra'nin blogunda gördüm az önce, hadi bende yapayim eksik kalmayayim dedim kendi kendime. Bunu da mim haline getirmiyorum korkmayin. ;)

En sevdiğiniz kelime?
Cannik (Annem ile babam birbirlerine böyle hitap ederler)
v   
Nefret ettiniz kelime?
Olmaz
v Ne sizi heyecanlandırır?
Posta kutusunu acip acaba mektup geldimi diye bakmak

v Heyecanınızı ne öldürür?
Heyecanim ile ilgili ters yorum yapanlar heyecanimi öldürür

v En sevdiğiniz ses?
Saatin tik tak sesi 

v Nefret ettiğiniz ses?
Gicirti
Yada bir seyin bir seye sürülürken cikarttigi tiz ses

v Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
Sekreterlik
v Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Düsünce okumak 
v Nerede yaşamak isterdiniz?
Yesil bir bag icinde müstakil bir evde 

v En önemli kusurunuz nedir?
Bir saniyeden diger saniyeye karar degistirmem. Bu beni bazen cok yoruyor. Ama ikizler burcuyum napayim? 

v Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?
Tonla makarna yemek, domatesli. Gerci bu aralar rejimdeyim. Ayrildik makarana ile. Anlasmali :)

v Kahramanınız kim?
Benim hic kahramanim olmadi. Ama babam ile annem gizli kahramanlarim benim.

v İlk aklınıza gelen küfür?
S*ktir
v Şu anki ruh haliniz nasıl?
Keyifli
v Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
Hele bir o gün gelsin. Babamin slogani :)

v Sizce mutsuzluğun tanımı nedir?
Saglikli olmak.

v Nasıl ölmek istersiniz?
Aksam uyumak ve uyanmamak.

v Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı’nın size kapıda ne söylemesini istersiniz?
Vay efendim, sizde mi buradaydiniz?

Bir Garip Ahu Gözlü

Okuduğum üniversitede öğrenci işlerinde çalışıyorum. Bunu biliyorsunuz artık.
Kontratim 28.02.2014 tarihine kadar. İsteseydim bir yarım sene daha uzatabilirdim. Kotratlari sadece iki yıllık uzatıyorlar. Memuriyet sayıldığından dolayı iki yılı geçtiği taktirde istifa vermeden temelli ise almak zorundalar.

Neyse efendim. Şubatın ilk haftasında benim iki tane sınavım var. İkisini de geçmek zorundayım. Başka bir alternatifim yok. Ya geçeceğim ikisini ve staja başlayacağım, yada kaybedeceğim ve okuldan elime s*ktirname verecekler.

Böylece iş yerinde ki kontratimi uzatamadim. Uzatsaydim eğer 2014 yılının Eylül ayına kadar çalışmak zorundayım ve ben aslında bu dönem zarfında staja gitmek istiyorum.

Kontratimi uzatamiyorum deyince patrona, o zaman fazla saatin var birde izin hakkın var daha gel bakalım, bir kaç gün evde kalman gerekiyor dedi.
Tamam dedik ajandalarimizi çıkardık. 12 gün izin hakkım var. Haftada iki gün çalıştığım için etti mi sana 6 hafta.
Sonra bir de 20 saat fazlam var. Haftada on saat çalıştığım için ettimi sana iki hafta. Ve gel gelelim sonuca.
Ben bu gün çalışıyorum. Haftaya salı da çalışıyorum ondan sonra işsizim lan.
Işsizim ama Şubatın sonuna kadar maaş alacağım.

Şimdi en geç yılbaşından sonra bir kaç yere CV göndermem gerekiyor. Staj yeri bulmam gerekiyor. Veri tabanı ile ilgili bir staj bulmak istiyorum. Aklımda bir kaç yer var. 31 yaşına geldim ve en tirstigim döneme giriyorum. Staj ve mesleğim ile ilgili iş hayatı.

Bir garip hissediyorum bu aralar kendimi.

11:48 Simdi baktim da is planina, kafam karismis. Subatin sonuna kadar sali günleri calismaya devam ediyorum.

2. Dezember 2013

Okudum Bitti: Bülbülü Öldürmek - Harper Lee

Açıklama:

Bu kitap Amerikan Kütüphaneciler Birliği'nce yüzyılın en iyi romanı seçilmiştir.Uzun süredir en çok aranan kitaplar arasında yer alan Bülbülü Öldürmek yeniden piyasada..."İstediğiniz kadar şakrak kuşu vurabilirsiniz ama bülbülü öldürmek günahtır, bunu asla unutmayın."Amerika'da 1930'ların Güney Eyaletleri'nden birinde bir zenci beyaz bir kızın ırzına geçmekle suçlanır. Önyargılar, şiddet ve riyakârlıkla beslenen Güneyli erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı konusundaki mantıksız yaklaşımlarını Scout ve Jem Finch adlarındaki iki çocuğun ağzından keyifli bir dille bize aktaran roman, aynı zamanda kent halkının vicdanına karşı tek başına karşı koyan bir erkeğin mücadelesini de anlatıyor.Tüm zamanların en çok sevilen klasiklerinden olan Bülbülü Öldürmek, 1960 yılında yayınlandığından bu yana birçok saygın ödül kazanmıştır.Pulitzer Ödülü de kazanan roman, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada otuz milyondan fazla satmış ve ünlü yıldızların başrolünü oynadığı film, Oscar kazanmıştır.- Library Journal 

Okuduğum Dil: Almanca
Yayınevi: Rowohlt Taschenbuch Verlag
Sayfa Sayısı: 406
Puan: 25



Bu kitabı okuma şenliği sayesinde yasaklanmış bir kitap kategorisinde okudum. Ayrıca İG sayesinde üyesi olduğum Kitap Ağacı ile okuduğum ikinci kitaptı.
Kitabı çok beğendim. Kardeş olan Scout ve Jem'in annesi küçük yaşta ölmüstür. Avukat olan babaları Atticus ile yaşamaktadırlar.
Evlerinde zenci bir yardımcıları vardır ve Atticus onsuz çocukları büyütemeyeceginin farkındadır. Genç yaşta baba olan Atticus, kardeşi Alexandraya kalırsa çocuklara berbat bir eğitim vermiştir. Hele ki kız olan Scout'un erkek çocuğu gibi davranmasını hiç hoş karşılamaz.
Zencilerden bir tanesi kasabada yaşayan bir genç kıza tecavüz ettiği için suçlanmaktadır ve Atticus Tom Robinson'un avukatlığını üstlenmiştir. Kasabada bir zenciyi desteklemesi dedikodulara ve konuşmalara yol acar.
Scout ve Jem aslında hiç bir zaman görmedikleri komşuları Boo Radley'i merak etmektedirler.
Bu güne kadar evden çıktığını görmemişlerdir. Aslında bir canavar olduğunu hayal ederler. Eve bir kaç kere yaklaşmaya çalışırlar ama olmaz.
Kitabın sonunda gelişen olaylar sayesinde Boo'nun onlara yardımcı olacağını hiç tahmin etmezler.
 

28. November 2013

27. November 2013

Okudum Bitti: E.L.James - Grinin Elli Tonu

Orjinal Adi: Fifty Shades of Grey
Okudugum Dil: Almanca - Geheimes Verlangen
Sayfa Sayisi: 603
Yayinevi: Goldmann Verlag

Ne zamandır merak ettiğim Grinin Elli Tonu serisinin ilk kitabını okuma şenliği kapsamında okumuş bulunuyorum.
Bu kitap ile ilgili fikirler çok uçuk noktalarda.
Kimileri vay anam vay bu nasıl bir hikayedir derken, diğerleri yazar sapık herhalde, iğrenç okumaya değmez diye yorumlar bırakmış sosyal medyada.
Anladım ki, bu kitabı ya seversiniz, yada sevmezsiniz. Bir sonraki bölümde ne olacak acaba diye okudum ve bitirdim kitabı. Vay anam vay diyorum bende ve beğendiğimi belirtmeliyim.
Erotik kitap okuyanlara sapık gözü ile bakılıyor galiba. Bu kitabın sapıklık ile ilgisi yok bence.

Kitap Aciklamasi:
Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey’le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana’nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır... Grey’in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen –çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır– Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian’ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

Kitap aciklamasi Vikitap.com'dan alinmistir. 

26. November 2013

Bebek Sesi


Bebek sesi.
Melek kokusu.
Saatler ...
Hastane koridorları.
Endişe, sevinç, hepsi bir arada.

Adı ne olsun?
Çocuk adı ile müsemma.
Ona göre sec adını.

28.11.2013
- Hayır, o bebek 25.11.2013 tarihinde dünyaya gelecek.
İlk günden içime doğdu.
Ben o gün gelecek dedim mi gelecek.

Dün akşam.
Saat onu on gece.
Bir WhatsApp mesajı.
Ekranda arkadaşımın adı.
Dedim, bebek geldi herhalde.

Bir bebek fotoğrafı.
Daha ufacık, minik bir şey.
Yarım saat olmuş dünyaya geleli.
Annemin şaşkın bakışları.
Dedin, dedin bu gün geldi bebek deyişi.

Ben birtek öleceğimi bilmem herhalde.
Hoşgeldin bebek.
Hoşgeldin melek kokulu.
Geldiğin dünya pekte öyle hoş değil.
İnsanlar ilginç.
Kararsız.
inatçı.
Sinsi.
Umarım hayatı güzel yaşarsın.

Yilbasi Karti


Çok eskiden mektup yazardım Erzincan da olan kuzenime. Oda geri yazardı. Beni daha çok bekletirdi. Kızardım Neslihana.
SOnra mektup yazmayı bıraktık. Kimi zaman mektuplar gelmedi, kimi zaman gönderdiğimiz ufak hediyelik eşyalar eksikti. Sırf bu yüzden benden çok beddua yemiştir PTT. Kartpostal gönderirdik bayramlarda, seyranlarda. Yılbaşı denince daha güzel olurdu.
Ben bu sene bu geleneği yeniden yaşatacağım ve yukarıda adı geçen blog arkadaşlarıma kartpostal göndereceğim.
Varmı birbirine kartpostal göndermek isteyen? Yorumlardan mail adreslerinizi, sonrada mail ile ev adreslerinizi takas edin. Her şeyi de bana söyletmeyin canım.

Anarşik Banner


Dün akşam Anarşi ile twitter de sohbet ederken baktım ki hanımefendi kendine şirin mi şirin bir banner yapmış. Yine yüzsüzlük edip "bana da yapsana" dedim. Kendisi beni hiç bir zaman kırmaz sağ olsun ve yaklaşık 15 dakika sonra bu üste görmüş olduğunuz güzelim banneri hazırladı bana.
Kahve, kitap, kalem dostu olduğum için birde sonsuzluk işaretini çok sevdiğim için kitaptan sarkan ipin ucuna sonsuzluk işaretini yerleştirecek kadar da detaycı benim canım arkadaşım.
Bu arada her zaman beğendiğim bir yazı stilini de ekledim bloguma. Umarım beğenirsiniz. Görüşlerinizi yorumlarda bildirirseniz sevinirim.
Şimdi elimde kahve fincanim ofisimden bu bannere bakarak bye bye diyorum size.

22. November 2013

Ayça (5. Bölüm)

Ayça (1. Bölüm)

Yıllar yılları kovaladı bu şekilde. Kızlar büyüdü serpildi. Çok iyi arkadaş oldular ve hiç bir zaman bu konu açılmadı. Sonra nedendir bilinmez ama bir sebepten dolayı Elanurun ailesi ve Ayça'nin ailesi Süheyla teyzlerle bozustu. Tahsin amcanın laubaliliklerinden, eşşek sakalarindan herkes bıkmıştı çünkü.

Bir gün Elanurlar Aycalari ziyarete gitmişti ve oturma odasında sohbet ediliyordu. Elanurun annesi nereden aklına geldiyse Tahsin beyin lafını etti. Elanur birden „Biliyormusunuz ben o adamı hiç sevmiyordum zaten“ dedi ve Aycada „Evet bende sevmiyordum, zorla insani sıkıştırıp seviyordu“ dedi.

Anneler şaşkın gözlerle birbirlerine baktı ve çocukların gözleri doldu. Bir daha bu konunun lafı geçmedi. Tahsin beyin adını kimse ağzına almadı. Ömer abiyle Nalan ablayı yolda gördüklerinde selam verdi kızlar sadece. Süheyla teyzeye acıdılar birde, böyle bir adamın karısı olduğu için.

Elanur şimdi 24 yaşında, Ayça ise 29. İkiside erkeklere uzun yıllar güvenemediler. Hep korkup sakladılar kendilerini. Şimdi ikiside mutlu mesut birer ilişki içerisinde ama hala içlerindeki sır ve gözlerinde ki nem kaybolmadı.

-SON-
kurgu, hikaye
ahukader

20. November 2013

İnci Aral: Ölü Erkek Kuşlar


Kitap Aciklamasi:
Suna'nın içinde iki ayrı kadın yaşar. Su uysal, uzlaşmacı, evcil, iyi anne ve eş olmaya koşullanmış yanı, Na ise bozuk saydığı her türlü düzene karşı çıkmaya hazır, asi ve cesur kimliğidir. Sürekli çatışma halinde olan çift benlik ve bölünmüşlüğü içinde, bir de kocası Ayhan'ın en yakın arkadaşı Onura aşık olunca Su-Nanın durumu daha da zorlaşır.

Ölü Erkek Kuşlar, bir kadının birine tutkulu bir aşk, ötekineyse köklü bir sevgi ve evlilik bağıyla bağlandığı iki erkek arasındaki yakıcı gidiş gelişlerini anlatırken bu üç kişinin çocukluktan kadın ve erkek olmaya uzanan yolda öngörmeler, koşullanmalar ve kurallarla biçimlenişlerini irdeliyor. Kadın-erkek ilişkilerinin, hem toplumsal tabu ve yargıların özündeki katılık ve şiddet hem de tarihsel bir dönemin baskı ortamında nasıl yorucu bir iletişimsizlik ve çözümsüzlüğe dönüştüğünü gösteriyor. Bu karmaşa içinde aşk çocuksu bir düş, evlilikse düzen sanılan bir düzensizliktir.


*** 

Bu kitap herhalde bir on yıldır okunacaklar arasında duruyor. Katıldığım okuma şenliği sayesinde adında bir hayvan olan bir kitap kategorisine ekledim ve okudum.
Şunu söylemeliyim ki daha önce okumadigima üzüldüm.
İnci Aral kitabında bir kadının evlilik ile bağlı olduğu bir adama, bir yandan da bu adamın en yakın arkadaşlarından olan başka bir adama beslegidi aşkı anlatıyor.
Suna karakteri kendi içinde sanki iki kimlik ile yaşıyor. Zaten kendisi de kendi ile konuşurken bilinç altında bir Su sese geliyor bir Na.
Kitap aslında bir türk kadının ister istemez gelenekler sayesinde nasıl bir kılıfa sokulduğunu, aslında bu kılıfın içinde hiçte rahat etmeyen mutsuz kadınlar olduğunu anlatıyor bence.
Yetim Suna yenge ve dayı yanında büyüyor. Sokakta oyun oynamasın, etek giymesin, erkek çocukları ile konuşmasın vs.
Bir an önce baş göz edelim, adımıza leke sürmesin vs.
Bir sürü örnek verebilirim.
Kesinlikle okuyun.

***
O kadar çok not aldım ki, hangi birini paylasacagimi şaşırdım. Buyurun not aldıklarım:








Sayfa Sayisi: 428
Okuma Senligi: 10 Puan

19. November 2013

Hakkımda 5 Bilgi - MiM

Sevgili Ayca blogunda facebookta gördüğü bir mim vari olayı anlatmış. Kendi hakkında beş bilgi vermiş. Benimde çok hoşuma gittiği için yeni bir mim yaratıyorum ve size beş bilgi veriyorum.

1# Çocukken bir çok kere elim bilegimden çıkıyordu. Kırık çıkıkçıya gidiyordum. Sonraları alıştım kendi bilegimi kendi yerine takar oldum.

2#
Bir kitap okumaya başlayınca son sayfasını acar, son cümlesini okur ondan sonra kitabı okumaya başlarım.

3#
Anne ve baba tarafından da ailede ilk torun benim.

4#
16 yaşıma bastigim günden beri part-time-job dedikleri işlerde çalışıyorum. En zevkli isim Real'de kasiyerlik yaptığım dönemdi. Ne paralar kazanmıştım be.

5#
Boyum 1,54. Hiç bir zaman bu yüzden kompleks yapmadım. Hatta aksine, ufak olmayı seviyorum.

İster mim sevin sevmeyin mimliyorum:
Anarşi
Pia
Uçan Karavan
Dondurma Delisi
Sonsuz
Safransari
Arya
Gece_Yürüyüşü
Asli Yilmaz

NeOkur.com

Bence GoodReads'i andiriyor bu site. Fakat Vikitap'tan daha cok begendigimi söyleyebilirim. Ayrica türkce kitaplari daha kolay ekleyebilecegimi düsündügüm icin üye oldum.

Sizde cok kitap okuyorsaniz, özel günlügünüz gibi kitaplarinizi kayit etmek istiyorsaniz NeOkur.com'a bir göz atin derim.

Olur da üye olursaniz beni de eklemeyi unutmayin. http://ahu-kader.neokur.com/

Hadi kalin sevgi ile.

Anonym Cümleler

Bizim kimse ile sorunumuz yok.
Onların sorunları kendileri ile.
Anladım ki her şey yanlış anlaşılmaya müsait.
Herkes birbirine bağırmaya hazır.
Anonym cümleler savruluyor etrafımda. Kendini gizli tutup naralar atmak ne kolay aslında.
Anladım ki herkes herkesi yerin dibine sokmaya, canı istediğinde tutup kolundan kaldırmaya müsait.
Ben yokum arkadaş.
Çok ters geliyor bana.

15. November 2013

Ayça (4. Bölüm)

Ayça (1. Bölüm) 

Her haftasonu Süheyla teyzeyi ziyarete gidiyorlardı. Yeni ev çok güzeldi. 3 katlıydı. Büyükler aşağıda büyük salonda otururken Ayça artık üst katta Nalan ablayla oturuyordu. Yaşı büyüdükçe Ömer abiden de çekinir olmuştu. Oda haftasonları genellikle evde olmuyordu zaten. O disco senin bu disco benim geziyordu. Çok yakın bir tanıdık aile daha vardı. Onlarda her haftasonu Süheyla teyzeyi ziyarete geliyorlardı. Ayçadan beş yaş küçük bir kız çocukları vardı, adı Elanurdu.

Bir gün Nalan ablanın odasında yalniz oynarlarken Elanur birden: „Biliyormusun Ayça abla, Tahsin amca beni her fırsatta sıkıştırıyor. Saçlarımı çekiyor, bacaklarimi okşuyor „ dedi. Aycanın boğazında büyük bir yumruk oluştu. Yutkundu ve hiç birşey diyemedi. Elanur gözlerini gözlerine dikti Aycanın. İkiside aynı sırrı sakladıklarını biliyordu …

kurgu, hikaye
ahukader 

 

Okunacaklar listesi

Okunacaklar listesi çoğaldıkça yazilacaklar listesi de çoğalıyor sanki. İster okunsun ister okunmasın yinede yazılması gerekiyor diyor içimde ki Luna. Sen kendin için yazıyorsun ilk önce unutma. Yıllar sonra siteni açacak, bu gün ne olmuştu ya diye bakacak bunu yazdığını gördüğünde gülümseyeceksin mesela.



***



Amazondan yanlış gelen kabin satıcısına mail attım dedim bu ne? Hemen evap veriş. Büyük bir yanlışlık oldu kabı geri göndermenize gerek yok ben size istediğiniz kabı hemen gönderiyorum dedi. Tamam dedim, keyfim yerine geldi. Haftaya cumartesi Doctro Who'nun 50. yıl kutlaması için yeni bölümü sinemada izleyeceğiz arkadaşlarım ile. O güne kadar gelirse artık arkadaşıma hediye ederim.

***

Annemi doktora götürdüm bu gün. Çok kötü bir şey yok. Rutin kontroller. idrarında kan bulunuyor. Bununla ilgili sorun oluşmasın diye devamlı kontrol altında. Umarım bu durum bir an önce geçer. Aşısı varmış bu hastalığın. Doktor antibijotik verdi. Bir kerelige mahsus içecek. Ocakta tekrar götüreceğim eğer düzelmemisse belki aşıyı düşünebiliriz dedi doktor. 3 iğne vuruyorlarmis bir ay ara ile. 100 Euro tutuyormuş. Aman varsın tutsun. Annemden önemli mi?

***

Doktora giderken arabayı park ettikten sonra çok tatlı bir yoldan geçiyoruz doktora her seferinde. Güneşte vurmuş binalara. Hava çok garip su an burada. Güneş var, fakat dönüyoruz. Rüzgar çok esiyor. Hava beş derece. Yinede bu şirin çay dükkânının üzerine vuran güneş çok güzel duruyordu.

Cay Dükkani

Cay dükkanindan sonra bir butigin önünde annecigim

Doktor doktor :)

Doktor doktor :)

***

Doktordan çıktıktan sonra her zaman tarladan gelmiş taze meyve ve sebze satan o bayanın yanına gittik yine.

Orada bir çiçek gördüm çok hoşuma gitti. Evde bana ait bir çiçek olsun istedim. Bardağı ile alırsan 2,50€ yoksa 1,95€ Hadi bardağı ile olsun dedim. Eve geldim saksıya ektim. Adının Atatürk çiçeği olduğunu biliyormuydunuz?
Bende annemden öğrendim. Sevgiler.



Bir şeyde düzgün gitse şaşarım

Vallahi bu aralar her şey ters gidiyor lan. Üniversiteden çok yakın arkadaşıma İngiltere'den bir cep telefon kabı ismarlamistim. Doctor Who dizisini bilenler bilir. Orada Doctor bir mavi polis kulübesi ile zamanda yolculuk yapar. Bende bu polis kulübesinin kabini ismarlamistim efendim.
Arkadaşım bana bu sene doğum günümde Doctor'un kullandığı tornavidayı hediye etmiş beni mutlu etmişti. Eh malum noel falan yaklaşıyor bende ona ufak bir hediye almış olayım dedim.
Şimdi paket geldi. Paketi sevinçle açtım. Güzelce paketlerim, nede olsa bu akşam buluşuyoruz veririm diye düşündüm. Hadi ordan ...
içinden tamamen başka bir kab çıktı.




Hemen internetten mesaj attım. Nerede Doctorun polis kulübesi, nerede bu iğrenç şey lan dedim?
Neyse umarım cevap verirler. Geri göndereceğim tabi ki. Hemde İngiltereye. Benim zaten isim gücüm yok ya.
Sinirlendim. Bu aralar internetten sipariş vermelere son vereceğim herhalde.
Kitap Ağacı ile okuyacağım ikinci kitabı (Bülbülü Öldürmek) da kullanılmış Amazon'dan aldım. Kitabın halini görseniz. Her moku yapmışlar bu kitapla her halde tövbe yarabbi.
Berbat bir durumda. Şok oldum.

Sayfalar katlı. Kapak kırık. Her yerinde isim yazıyor. Sağında, solunda, ön kapağında. Vallahi su an aklıma geldikçe yine sinirleniyorum. Ama dur ben sana öyle bir kötü not vereceğim ki netten, kimse bir daha senden kitap almayacak uyuz.

Bir Ince Ses

Aslında onu diğer blog arkadaşlarımdan takip ediyorum da bir türlü fırsat olmamıştı okuma listeme alayım, yok oturayim uzun uzun okuyayım falan. Benim ilginç huylarim vardır.
Mesela bir kitap okumaya başlayınca son sayfasını acar, son cümlesini okur öyle başlarım kitaba.
Son zamanlarda da ilgimi çeken bloglar varsa, blog arşivinden ilk yazılarını açıp okuyorum.
Bu gün sıra Bir İnce Ses'teydi. Bakın 2010'un Ağustosun'un on altısında neler demiş kendisi. Severek okuyacağım bir blog belli. Bu aralar tıkanmış yazamıyor herhalde. Yazmaya devam etsin bence.

Her üstüne sıçanı düşman sanma

Evet Kitap Yurdu'ndan kitap ismarladigimi beş günü gectigini yazmıştım. Hatta biraz sitem etmiştim. Sanki benim yazı yazdığımı hissetmiş gibi sihirli bir değnek mail kutuma bir mesaj bıraktı.
İsmarladigim kitap ellerinde olmadığı için gönderemediklerini ve bu yüzden ya beş ün daha beklemem gerektiğini yada istersem paramın banka hesabıma havale edilebileceğini yazmışlar.
Bende ikinci seçeneği seçtim ve paramı geri istedim.
Zaten kitabı ısmarladıktan sonra Amazon.de de aynı kitabı neredeyse 7 Euro daha az fiyata bulmuş, ah keşke ilk buraya bakıp alsaydım diye kahrolmustum.

Demek ki neymiş, her şeyde bir hayır varmış.
Bu arada dün akşam Pia İnstagram'da güzel bir fotoğraf paylaştı. Onu da paylaşarak aranızdan bu günlük ayrılıyorum.
Bu akşam arkadaşlarım ile biraz dışarı çıkacağım. Doğduğum şehirde (Mainz) bir restoranda yemeğe buluşacağız. Seviniyorum.


12. November 2013

Boş kalan posta kutuları


Okuma Şenliği için Altın Yayınlar yayınevinden çıkan kitaba ihtiyacım vardı.
Kitap Ağacı ile ikinci kitabı da okuyabilmem için bir kitaba ihtiyacım vardı.
Gönlümün senlenmesi için Ebru'nun, DüsKizi'nin ve Seda'nin mektupları gelmesi lazımdı.
KitapYurdu'ndan ismarladigim kitap 6 günü geçmesine rağmen gelmedi.
Kitap Ağacı için ismarladigim Bülbülü Öldürmek kitabı da gelmedi.
Mektuplar dersen hiç gelmedi.
Oy ben nedem, nerelere gidem.

Bu arada başlık bulmakta günden güne basarima başarı katiyorum :)

Görsel alintidir

Luna'ya Notlar #2


Buzul bir yolda yürüyorum sanki.
Ha kırıldı, ha kırılacak.
Ha düştü, ha düşecek gibi oluyorum.
Çocukluğumda yaptığım gibi ayak uclarimda yürüyorum usul usul.
Ve yeniden yeşili seviyorum.
Mavinin güzelliğine hayran kalıyorum.
İnsan ne zaman vaz geçiyor alışkanlıklarından?
Büyümeye başlayınca mi?
Kitapların son cümlesini ilk okuduğumu biliyormusun?
Nereden bileceksin ki.
Bu alışkanlığımı da unuttum zamanla.
Nereden aklıma geldi?
Yeniden son cümleler ile dokunuyorum kitaplara.
Bir hikayeyi yazmadan son cümlesini düşünen bir yazar misali ...
Günaydın Luna.

10. November 2013

Yıkın Heykellerimi

Buruk bir gündür bu benim hayatımda. 10 Kasım ... Rahat uyu Atam. Bu günlerde olanlar sayesinde ne kadar rahat uyuyabiliyorsan.
Kızlı erkekli andılar bu gün seni. İzindeyiz dediler.  




Yıkın Heykellerimi

Ey milletim
Ben Mustafa Kemal'im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazin gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ
Süleyman Apaydın

8. November 2013

DKMS - 30 milim kan


Ich habe heute eine Karte von der DKMS bekommen. Eine kleine Info darüber, dass Deniz (6 Jahre) alt, dank einem Spender geheilt werden konnte. Dann wurde ich noch darum gebeten, dass ich meine Kontaktdaten bei Änderung online auch ändern soll.

Die Typisierung damals war sehr leicht. Ich habe einfach nur 30ml Blut abgegeben.
Ich hoffe doch, dass ich irgendwann einen Brief erhalte, mit der Information, dass ich ein Leben retten kann.
Da ich Postkarten sammele, finde ich, dass das eine der schönsten Postkarten ist, die ich bekommen habe.
Lasst euch typisieren!

 ***

Deniz altı yaşında ve Almanya'da yaşıyor. Kan kanseriymis. Evlerden ırak olsun. Benimde üyesi olduğum DKMS (Deutsche Knochenmarkspenderdatei) yani kısaca alman kemik iliği bankasında üye olan bir donör sayesinde hastalığını yenmiş.
Kayıt çok basit. 30 milim kan verdim. Umarım bir gün gerçekten birine yardımcı olabilirim. Bu gün bu kartpostalı aldım. Bilgilendirme amaçlı ve adresimin değiştiğinde bildirmem ricası ile.
Umarım bir gün gerçekten aranılan ılık sizin diye bir mektupta alırım.

Ayça (3. Bölüm)


1. Bölüm 

Yıllar yılları kovaladı bu şekilde. Hep en son anda kurtuldu Ayça Tahsin amcanın elinden. Kimseye söyleyemedi olanları. İnanmayacaklarına emindi çünkü. O daha küçük bir çocuktu. 12 yaşına gelmişti artık annesi ona daha çok sokakta oynamasına izin veriyordu ve oda bunu bahane edip çok az uğruyordu Süheyla teyzeye. En çokta Tahsin amcanın çalıştığı saatleri seçiyordu. Gidip yine Ömer abi ile çizim yapıyordu yada Nalan ablayla oturma odasında göbek atıyordu. Tahsin amcanın çocuklarının bu kadar iyi olmasına şaşırıyordu. „Onlarda aslında canımı acıtması gerekiyor“ diye düşünüyordu. Nede olsa onlar onun çocuklarıydı.

Ayça 15 yaşına geldiğinde Süheyla teyzeyle Tahsin amca civar köylerden birinde bir ev satın alıp taşındılar. Ömer abiyi, Nalan ablayı, Süheyla teyzeyi artık o kadar sık göremeyeceği için üzülüyordu ama Tahsin amcanın tacizlerinden kurtulduğu için çok seviniyordu …

 kurgu, hikaye
ahukader