11. August 2011

Annem Beni Özlüyor

Evden sabah altı buçukta çıkıyorum, akşam yediye doğru geliyorum.

Annem beni özlüyor ama belli etmiyor.

Şimdi soruyorum size, aynı evin içinde yaşamalarına rağmen anne çocuğunu özlüyorsa, o çocuk özleyemez mi memleketini ?

Özleyemez mi Erzincan’in dağını taşını,mis gibi kokan kayısı dolu bacalarini, evin bahçesinde duran dut ağaçlarını. ?

Özleyemem mi bir bardak soğuk limonatayı, dört yoldan aldığım maraş dondurmasını ?

Özlemek yasakmi söyleyin, bir avuç memleket toprağını.?

Peki ya insanlarını memleketimin?

Sırtında yük taşıyan amcaları, at arabalarını , özleyemem mi ?

Özleyemem mi, tandurda kızartılan ekmeği, yerde yenilen yemekleri?

En çokta neyi özlüyorum biliyormusunuz …yargisiz bakan gözleri… tabiki çok nadir bu gözler.
Nede olsa ben almanciyim demi ? farklı olduğumu

zannediyorsunuz, yanılıyorsunuz ! Şunu anlayın, ne kadar iterseniz bizi, o kadar çoğalıyor memleket hasreti.

Özlüyorum bir parça toprağı , diyorsunuz ki, özlediğin şey bumu?

Anlayamazsinizki… Çekmeyen bilemez çekenin derdini… ey güzel yurdumun güzel insanları, bilemezsiniz burun direğini sızlatan memleket hasretini… Bana mi sordular adımı koyarken…

Sabah gidiyorum akşam geliyorum.

Annem beni özlüyor. Özlüyor memleketini, özlüyor annesinin babasının , mezarında ki bir avuç toprağı. Özleniliyor işte herşeyiyle birlikte… Özlemek yasakmi ????


Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen