31. Juli 2011

Bugün Pazar

Bugün 31.Temmuz 2011, günlerden Pazar.
Bundan tam 50 yıl önce annem Istanbul'da gözlerini dünyaya açmış. Ne diyebilirim ki, herkes için kendi annesi çok değerlidir tabiki. Benim içinde benim Annem  çok değerli.
Pek diyecek birşey yok aslında...

İyiki doğdun Anne iyiki varsın Varoluş sebebimsin, iyimi yaptın kötümü bilmiyorum ama SEN iyiki varsın

Seni çok seviyorum

30. Juli 2011

An Tagen wie diesen...

An Tagen wie diesen,wenn man nicht weiss, was man mit sich anfangen soll, fällt einem doch soviel ein, was man machen kann.

Als erstes bin ich stundenlang durch sämtliche Einkaufsläden in der Ortschaft gelaufen, was ich nicht empfehlen kann. Man gibt einfach zu viel Geld aus.

Danach musste man ja auch alles eingekaufte im Haushalt an die richtigen Stellen sortieren und dachte sich dabei , nebenbei neu um zu strukturieren und zu putzen.

Und zu guter Letzt habe ich die Waschmaschine mit der Mama auseinander genommen. Ja ich nehme auch Waschmaschinen auseinander :)

Aber nun ist Schluss. Bin fix und foxi... Der ruhige SamstagAbend kann kommen.

29. Juli 2011

Hüseyin amca... Onkel Hüseyin

An Tagen wie diesen, wenn man einen geliebten Menschen verloren hat, merkt man eigentlich , wie schwer es ist, in einem fremden Land, welches man als sein eigenes sieht, zu leben.
Man kann nicht direkt bei der Familie sein, um die zurückgebliebenen zu trösten, oder packt es nicht rechtzeitig zur Beerdigung. Ich habe gestern einen Verwandten verloren, bei dem ich mir wieder denke... Jeder Schmerz ist überwindbar, nur der Todesschmerz nicht.

Böyle sevdiği insanları kaybettiği günlerde, yabancı bir ülkede yaşamanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlıyor insan. istediğin zaman cenazede bulunamaman,yada geride kalanlara yardımcı olamaman üzüyor insanı. Ben dün yine sevdiğim bir insanı kaybettim... Ve bir kez daha anladım ki, her acı geçiyor ama ölüm acısı asla...


Aynada ki yansıma

Aynaya baktığımda ne görüyorum acaba ?

Bu soruyu kim bilir kaç kez sormuşumdur kendime.

Sanki kendimi yeniden tanımak ister gibi. Sanki bu güne kadar ben ben olmamışımda, aynadaki yansımanın hayatını yaşamışım gibi.

Bulunduğum nokta neresi ? yada bulunmak istediğim noktamıdır, şu an bulunduğum noktanın ta kendisi ?

Aynadan yansıyan bir çift kara göz… bazen nemli, bazen ise kendini keşfe çıkan birer çift yolcu sanki.

Bir şeylere ulaşmanın, bir yerlere varmanın telaşını yaşayan iki kara göz.

Sonra bir yürek, kanat çırpınan.

Nereye uçuyor ?

Varılacak nokta neresi ?

Yoksa tüm noktaları birleştirip adına uzun bir çizgimi çekmeli ?

18.07.2006 Mainz